21 Ağustos 2026, Cuma · 01:52 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Avrupa'nın üretim lideri Türkiye maliyet ve korumacılıkla sınanıyor

Türkiye'nin Avrupa'nın en büyük çelik üreticisi konumunu korumasına karşın artan ithalat, yükselen maliyetler ve küresel korumacılık sektörün rekabet gücünü zorluyor. Üretici iç pazarda ithalatla, ihracatçı ise dış pazar…

YAYINLAMA 21 Ağustos 2026 00:00

GÜNCELLEME 21 Ağustos 2026 00:02

Ekonomim haberlerini Google'da daha sık görün Ekonomim'i tercih ettiğiniz kaynaklara ekleyerek nitelikli haberlere daha kolay ulaşın.

Takip Et

İMAM GÜNEŞ

Türkiye çelik sektörü, yüksek üretim kapasitesi ve güçlü ihracat kabiliyetine karşın artan maliyetler, ithalat baskısı ve dünya genelinde yükselen korumacı politikaların etkisiyle kritik bir dönemden geçiyor. Geçen yıl 38,1 milyon ton çelik üreten Türkiye, Avrupa’da Almanya’yı geride bırakarak birinci, dünyada ise yedinci büyük üretici konumuna yükseldi. Aynı zamanda dünyanın beşinci büyük çelik ihracatçısı ve dördüncü büyük ithalatçısı olan Türkiye, yaklaşık 20 milyon ton ihracata karşılık 23 milyon ton civarında ithalat gerçekleştiriyor.

Çelikte rekabeti kur değil, pazar erişimi belirliyor

Sektörün ihracat performansı ile ilgili düzenlenen basın toplantısında konuşan ÇİB Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Dalbeler, Türkiye çelik sektörünün temel sorununun yalnızca kur seviyesi olmadığını, küresel pazarlarda giderek artan korumacılık ve devlet desteklerinin rekabet koşullarını bozduğunu söyledi. “Bizim asıl pazarımız kurdan ziyade pazarlarımızın kapanması” diyen Dalbeler, şöyle devam etti:

“Bazı rakiplerimiz devlet varlığı ve desteğiyle rekabet ediyor. Dünyada yaklaşık 1,8 milyar ton çelik üretiliyor ve bunun yarısı Çin’de gerçekleşiyor. Çin’de üreticinin kâr etme endişesi bizimkiyle aynı değil. Devlet her fiyatı verebiliyor. Türkiye ise yüzde 100 özel sektör yapısına sahip. Biz yıl sonunda kâr etmek, verimliliğimizi artırmak ve rekabet edebilmek için yatırım yapmak zorundayız. Serbest ticarete karşı değiliz. Bizim itirazımız eşit olmayan rekabet koşullarına. Çin’den gelen ürün çok düşük fiyatlarla piyasaya girebiliyor. Türkiye’de çeliğin ton maliyeti 650-700 dolar seviyesindeyken Çin’de fiyat 500 dolara kadar inebiliyor. Siz 650 dolara mal ettiğiniz ürünü Çinli gelip 550 dolara teklif ettiği zaman yaşama şansınız kalmaz.”

Son beş yılda işçilik maliyeti dolar bazında yaklaşık üç katına çıktığını kaydeden Dalbeler, “Toplam maliyet içerisinde işçiliğin payı yüzde 15-20 arasında değişiyor. Geçmişte yüzde 5’in altındaydı. Avrupa ve Amerika ile kıyasladığımızda hâlâ görece düşük işçiliğimiz var. Ancak bizim rakiplerimiz artık onlar değil. Hintlilerle, Mısırlılarla, Pakistanlılarla, Vietnamlılarla, Endonezyalılarla ve Çinlilerle rekabet ediyoruz. Böyle olunca pahalı kalmaya başladık. Enerjiden kazandığımızı işçilikten kaybediyoruz” diye konuştu.

Yüksek maliyetlerin üretim tesislerinin yenilenmesini de zorlaştırdığını belirten Dalbeler, “Çelik üretimi yüksek sermaye gerektiren bir sektör. Yaklaşık 1.600 derece sıcaklıkta sıvı metalle çalışan makineler sürekli yıpranıyor ve her yıl yenileme yatırımı gerekiyor. Harcanacak parayı yaratamadığınız zaman tesisler eskiyor. Eskidikçe rekabet gücünü kaybediyor. Yurt dışında üretici her yeniliği uyguluyor, verimliliğini artırıyor ve maliyetini düşürüyor. Biz bunu yapamaz hâle geliyoruz” açıklamasını yaptı.

Maliyet duvarları yükseliyor

ÇİB Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Kamil Erciyas, döviz kurundaki baskı ve küresel korumacılığın ihracatçı üzerindeki maliyet yükünü artırdığını belirtti. Baskılanan döviz nedeniyle maliyetlerin katlandığını ifade eden Erciyas, “İçeride ve dışarıda rekabetçiliğimiz zayıflıyor. Dünyada koruma duvarları var ve bunun da ilave bir maliyeti oluşuyor. Buna rağmen nasıl ihracat yapıyor ve ayakta kalıyoruz diye Batılı üreticiler buraya gelecek. Biz de buna nasıl cevap verdiğimizi anlatacağız” dedi.

Avrupa Birliği’nin çelik ithalatında yaptığı yeni düzenlemenin Türkiye açısından önemli bir rekabet alanı oluşturduğunu söyleyen ÇİB Yönetim Kurulu Üyesi Adnan Aslan, “AB geçen yıl 37 milyon ton çelik ithal ederken yeni düzenlemeyle bu rakamı 18,5 milyon tona indirdi. Türkiye’ye başlangıçta 2,2 milyon ton kota verilmişti. Ticaret Bakanlığımızın çalışmalarıyla bu rakam 2,8 milyon tona çıktı. Diğerleri kategorisinden gelecek 300 bin tonla birlikte Türkiye’nin ulaşabileceği miktar 3,1 milyon tona kadar çıkıyor” şeklinde konuştu.

Çelik sektörünün Davos’u İstanbul’da yapılacak

Steel Networking Summits 2026, 25-27 Ekim'de İstanbul'da çelik sektörünün küresel temsilcilerini buluşturacak. Çelik İhracatçıları Birliği'nin (ÇİB) iş birliği ve desteğiyle Swissôtel The Bosphorus'ta düzenlenecek zirveye 80'den fazla ülkeden delegasyon, 400'ün üzerinde sektör temsilcisi ve 200'ün üzerinde uluslararası katılımcı katılacak. Program kapsamında 150'ye yakın firmanın yer alacağı alım heyetleri, B2B görüşmeleri ve 30 saati aşan networking programları gerçekleştirilecek. 30'dan fazla üst düzey konuşmacının katılacağı zirvede küresel çelik piyasaları, ticaret politikaları, korumacılık, uluslararası rekabet, yatırım fırsatları ve yeşil dönüşüm ele alınacak. Organizasyonun, İstanbul'u küresel çelik ticaretinde önemli bir buluşma merkezi haline getirmesi ve Türkiye'nin yeni ticari bağlantılar kurarak ihracatını artırmasına katkı sağlaması hedefleniyor.

Kaynak: Ekonomim
İlgili Haberler
Borsa AB’nin ‘çelik’ duvarı ihracatçıyı yeni rotaya itiyor Dünya Gazetesi · 1 saat önce Borsa Petrol var, tanker yok Ekonomim · 1 saat önce Borsa Suriye’ye ihracatta “yüksek risk sınıflaması” Dünya Gazetesi · 1 saat önce Borsa Altında kota darbesi büyüyor; hem ithalat hem ihracat geriliyor Ekonomim · 1 saat önce Makroekonomi 9 Borsa İstanbul şirketinden yeni iş ilişkisi: Milyon dolarlık anlaşmalar dikkat çekti CNBC-e · 3 saat önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.