Geçtiğimiz hafta bir basın buluşmasında karşılaştığım Rabia Deniz Kılınçkaya bu yeni nesil girişimcilerden birisi. Sakura ve Sirtaki markalarının sahibi olan Kılınçkaya, başarılı bir grafik çizerek ilerliyor. Kılınçkaya’nın ilham veren öyküsü, Muğla Sıtkı Koçman Peyzaj ve Süs Bitkileri Bölümü’nden mezun olur olmaz başlıyor.
Aldığı eğitim onu peyzaj tasarımı ve uygulama çalışmalarına yönlendiriyor. Peyzaj projelerinde kullanabileceği özgün ürünler geliştirmek amacıyla plastik kapları kalıp olarak kullanarak çeşitli beton çözümler geliştiriyor. Daha sonra kurduğu Bodrum Kaktüs Evi’nde ithal saksı ve kaktüs satışları yapmaya başlıyor. Bu dönemde başladığı el yapımı seramik üretimi sonucunda Çamurda markası doğuyor. Peyzaj bilgisini bitki ve saksı seçimiyle birleştiren Kılınçkaya, zamanla işletmesini büyüterek Bodrum’da peyzaj ve dekorasyon alanına yönelik geniş bir ürün seçkisi oluşturuyor.
12 yıl süren bu çalışma sırasında seramik alanında denemeler yapan Kılınçkaya, evler, ofisler ve restoranlar için seramik tuğlalar tasarlıyor. Farklı renklerdeki seramik modüllerin montajı konusunda da çözüm geliştiriyor. Böylece, Türkiye’nin ilk seramik separatör markası Sakura Seramik’in yolculuğu başlıyor.
Rabia Deniz Kılınçkaya, Sakura’yı dış pazarlara açmak için çalışmalar yapıyor. Tasarımlarını daha geniş pazarlara ulaştırmak ve Türk seramiğinin el işçiliğine dayanan özgün üretim gücünü uluslararası alanda daha görünür hale getirmek için çalıştığını ifade ediyor.
Sakura Seramik nasıl doğdu?
Pandemi birçok işletme gibi Bodrum Kaktüs Evi için de zorlu bir süreci beraberinde getirdi. Tedarik zincirinde yaşadığımız sorunlar, ithalatın zorlaşması ve değişen piyasa koşulları, iş modelimi yeniden değerlendirmeye yöneltti. Bu dönemde ticari açıdan zorlandık. Ancak, aynı zamanda dışa bağımlı olmadan kendi tasarladığım ürünleri üretme fikrim de güç kazandı. güçlendiği önemli bir dönüm noktası oldu. Tam da bu dönemin ardından, kızım Mavi dünyaya geldi. Onun doğumuyla birlikte seramik de hayatıma girdi.
Seramik tutkusu nasıl gelişti?
Başlangıçta kendime yeni bir alan açmak ve üretmenin verdiği duyguyla yeniden bağ kurmak amacıyla başladığım seramik, kısa süre içerisinde bir hobinin ötesine geçti. Peyzaj projelerinde edindiğim tasarım ve uygulama bilgisi, yıllar önce betonla yaptığı üretim denemeleri ve saksı ticaretinden kazandığım pazar deneyimi, seramikle birleşerek yeni bir profesyonel üretim alanına dönüştü.
Neler ürettiniz?
Hazır ve ithal ürünler yerine, saksıları kendim tasarlamaya ve seramikten üretmeye başladım. Böylece daha önce betonla gerçekleştirmeye çalıştığım tasarımları, seramiğin sunduğu renk, doku ve biçim olanaklarıyla yeniden yorumlama imkanı buldum. Bu dönüşüm, benim için yalnızca yeni bir ürün alanı değil, peyzaj, tasarım, ticaret ve üretimi aynı çatı altında buluşturan yeni bir girişimcilik modelinin de başlangıcı oldu. Zaman içerisinde el yapımı tasarım ürünlerinin yer aldığı Çamurda markası doğdu.
Çamurda Sakura’ya yol açtı bir bakıma…
Evet. Mimari mekânlara yönelik özgün ve işlevsel çözümler geliştirme arayışına başladım. En çok ilgimi çeken seramik separatörler geliştirme fikri oldu. Özgün ve işlevsel bir tasarım ortaya çıktı.
Talep nasıl gelişti?
Marka hızla büyümeye devam ediyor. Artan talebi karşılamak ve üretim kapasitemizi artırmak amacıyla Kütahya’daki 16 farklı atölyeyi üretim ağımıza dahil ettik. Böylece ürün yelpazemizi genişletme imkanı buluyoruz. Ayrıca, işimizin büyümesi birlikte çalıştığımız seramik atölyelerinin de gelişmesine katkı sağlıyor.
Türkiye’de dev seramik üreticileri var. El yapısı üretimde durum nasıl?
Küresel seramik pazarında en büyük avantajımızın el işçiliği olduğunu düşünüyorum. Küresel pazarın büyük oyuncularıyla rekabet ediyoruz. Türkiye seramik sektöründe büyük ölçekli firmaların yatırımları devam ediyor. Ancak, küçük ve orta ölçekli atölyeler yoğun maliyet baskısı ve fiyat rekabetiyle karşı karşıyalar. Sektörün geleceği açısından el emeğiyle katma değer üreten üreticilerin korunması gerekiyor. Bu üreticiler, seramik kültürümüzü yaşatıyorlar ve sektöre özgünlük kazandırıyorlar. Nesilden nesile aktarılan ustalık, detaylara verilen önem ve insan emeği Türk seramiğini standart seri üretimden ayırıyor.
Üretim rakamlarınız ne durumda?
Seramik alanındaki üretimimiz yalnızca Türkiye ile sınırlı değil. Yeme-içme sektörüne yönelik tasarladığımız seramik ürünleri İsviçre ve Almanya’daki restoranlara da ulaştırıyoruz. Firma olarak 2025 yılında, bir önceki yıla göre üretim hacmimiz iki kat arttı. 300 bin adet Sirtaki tabak ürettik.
Sakura Seramik’te hedefleriniz ne?
Sakura markalı seramik separatörlerde günde 10 metrekare, ayda yaklaşık 260 metrekarelik üretebilecek bir kapasiteye sahibiz. Önümüzdeki dönemde günlük separatör üretim kapasitemizi 10 metrekareden 50 metrekareye çıkarmayı hedefliyoruz. Niş bir alanda faaliyet gösteriyoruz ve hedefimiz, daha fazla üretmek uğruna ürünün karakterini kaybetmek değil; el işçiliğini koruyarak daha fazla projeye ve ihracat pazarına ulaşmak.
Separatörlerin tamamını el işçiliğiyle ürettiğimiz için kapasite artışını yalnızca rakamsal bir büyüme olarak değerlendirmiyoruz. Her ürünle birebir ilgilenmek, el yapımı niteliğini korumak ve kaliteden ödün vermemek bizim için öncelikli. Bu nedenle üretimimizi kontrollü ve sürdürülebilir bir anlayışla büyütüyoruz.
İhracat yapan bir Türk üretici olarak, bu deneyimimizi Sakura Seramik markasına da taşımaya hazırlanıyoruz. Ürünlerimizin farklı ülkelerdeki mimari ve dekorasyon projelerinde yer alması için çalışmalarımız sürüyor.
Seramikte trendler nasıl gelişiyor?
Günümüzde tüketici yalnızca ürünü değil, ürünün hikâyesini, üreticisini ve arkasındaki emeği de satın alıyor. Küresel başarı için güçlü bir tasarım kadar etkili iletişim ve doğru tanıtımda gerekiyor. Yerli üretim küresel trendlerle yeniden şekilleniyor Doğal malzemeler, sürdürülebilirlik, el işçiliği ve kişiye özel üretim gibi küresel eğilimler Türkiye’deki tasarım ve üretim anlayışını da etkiliyor. Bu yaklaşımların birebir kopyalanması yerine Türkiye’nin güçlü zanaatkarlık geleneğiyle yeniden yorumlanması gerektiğini düşünüyorum.
Seramikte teknolojinin rolü artıyor mu?
Teknoloji, tasarımın önünü açıyor. Seramik üretiminde el işçiliğinin önemini koruyor tabii. Ancak, teknolojinin sunduğu imkanlardan da yararlanıyoruz. Örneğin, yapay zekânın tasarım süreçlerimizde önemli bir dönüşüm yaratıyor. Müşteri beklentilerini daha doğru anlayabiliyoruz. Fikirlerin kısa sürede gerçeğe yakın görsellere dönüştürülmesinin tasarım sürecini kolaylaştırıyor. Teknoloji ile zanaatkarlığın bir araya gelmesi, seramik ürünlere daha fazla özgünlük ve katma değer kazandırabilecek önemli bir potansiyel taşıyor.
Türkiye’nin seramikte rekabet gücünün artması için sizce ne gerekiyor?
Ülkemizin sahip olduğu üretim gücü ve köklü el işçiliği kültürü önemli bir potansiyel.
Güçlü tasarım markaları oluşturabilecek önemli bir üretim birikimine sahibiz. Tasarımımız güçlü ama hikâyemizi yeterince anlatamıyoruz. Ürettiklerimizi doğru bir marka hikâyesiyle uluslararası pazarlara anlatabilmemiz gerekiyor.
Hedefiniz ne?
Geliştirdiğimiz tasarımları daha geniş pazarlara ulaştırmak ve Türk seramiğinin el işçiliğine dayanan özgün üretim gücünü uluslararası alanda daha görünür hale getirmek için çalışıyoruz.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.