30 Ekim 2026, Cuma · 20:04 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Sosyal etkiyi bir yönetim disiplini olarak ele alan kurumlar öne çıkacak

İş dünyasında sosyal sorumluluk anlayışının hızla dönüştüğüne dikkat çeken Benchmark Ajans Başkanı Fadile Paksoy; bütçe, faaliyet ve erişim rakamlarına odaklanan geleneksel modellerin artık yetersiz kaldığını belirtti. G…

YAYINLAMA 30 Ekim 2026 14:55

GÜNCELLEME 30 Ekim 2026 14:57

Ekonomim haberlerini Google'da daha sık görün Ekonomim'i tercih ettiğiniz kaynaklara ekleyerek nitelikli haberlere daha kolay ulaşın.

Takip Et

Bugüne kadar değişim odaklı programlarla 5,2 milyonun üzerinde bireyin hayatına dokunan Benchmark Toplumsal Yatırım ve Sosyal Etki Yönetimi Ajans Başkanı Fadile Paksoy; küresel ölçekte derinleşen çevresel ve sosyal sorunların iş dünyasından beklenen sorumluluk alanını genişlettiğini belirtti.

Bilinçli tüketici, çalışan ve yatırımcıların artık yalnızca sosyal projelere ayrılan bütçelerle yetinmediğini ifade eden Paksoy, toplumsal beklentilerdeki bu köklü dönüşümün geleneksel kurumsal sosyal sorumluluk modellerini yetersiz kıldığına dikkat çekti.

İş dünyasının toplumsal yatırım çalışmalarında, tek seferlik projelerden uzun vadeli yatırımlara, erişim rakamlarından veriye dayalı ölçülebilir değişime ve çok paydaşlı iş birliği modellerine geçmesi gerektiğini vurgulayan Paksoy; önümüzdeki süreçte sosyal etkiyi bir yönetim disiplini olarak ele alarak toplumsal dönüşüme odaklanan kurumların öne çıkacağını söyledi.

“İş dünyası sosyal etkiyi bir raporlama girdisi olarak görmemeli”

Sosyal etkinin bir proje türü değil, stratejik bir karar mekanizması olduğunu vurgulayan Paksoy, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Sosyal etki; yapılan yatırımın kim için, nasıl ve ne ölçüde bir değişime dönüştüğünü gösteren bir yönetim disiplinidir. Burada temel mesele ‘ne yaptığımız’ değil, ‘neyi değiştirdiğimiz’dir. İş dünyası için sosyal etkiyi ölçmek sadece bir raporlama girdisi değildir; asıl değer, bu bilginin stratejik kararları beslemesi ve programı geliştirmesidir. Elde edilen veriyi doğru kararlar almak için kullanabildiğimizde etki ölçümü gerçek bir yönetim aracına dönüşür.”

“İyi niyet beyanları yetmiyor, veriye dayalı somut karşılık bekleniyor”

Şirketlerin toplumsal sorunlara dair iletişiminin arttığı bir dönemde, söylem ile sahadaki gerçeklik arasındaki farkın açılmasının ciddi bir güven kaybı yaratacağını belirten Paksoy, “social washing” tehlikesine de dikkat çekti:
“İş dünyasının bu dönüşüm sürecindeki en büyük risklerinden biri ‘social washing’ şüphesidir. Günümüzün bilinçli tüketicileri ve yatırımcıları artık yalnızca iyi niyet beyanlarıyla yetinmiyor; bu sözlerin arkasındaki veriye dayalı somut karşılığı görmek istiyor. Şirketlerin sosyal sorumluluk çalışmaları yalnızca bir iletişim söylemi olarak kaldığında tüketicilerde karşılık bulmuyor. Yapılan yatırımın yarattığı toplumsal değişim uluslararası standartlarla ölçüldüğünde ve şeffaf biçimde ortaya konduğunda gerçek değerine kavuşuyor.”

“Sosyal etki doğru anlaşılmazsa yalnızca iyi anlatılmış bir hikâyeye dönüşüyor”

İş dünyasının toplumsal yatırımlarında önümüzdeki dönemin temel ayrımının daha fazla proje üretmek değil, yapılan yatırımın yarattığı değişimi anlamak olduğuna işaret eden Paksoy, değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “Türkiye’de çok sayıda sosyal sorumluluk projesi yürütülüyor. Ancak asıl farkı yaratan; bu çalışmaların toplumsal ihtiyacı ne kadar doğru tanımladığı, paydaşları sürece nasıl dahil ettiği ve insanların hayatında hangi kalıcı değişimi sağladığıdır. Artık faaliyetleri saymanın ötesine geçip değişimi anlamamız; ölçümü de yapılan işi kanıtlayan bir raporlama aracı olmaktan çıkarıp kararlarımızı geliştiren bir yönetim aracına dönüştürmemiz gerekiyor. Bu yaklaşım doğru anlaşılmadığı takdirde sosyal etki de özünü kaybederek yalnızca iyi anlatılmış bir hikâyeye dönüşme riski taşıyor.”

“Sosyal etki projenin sonunda değil tasarım aşamasında başlıyor”

Social Value International'ın (SVI) sosyal değer ilkelerinin; paydaşların yaşadığı değişimin anlaşılmasını, sonuçların şeffaf biçimde paylaşılmasını ve kuruluşların yalnızca kendi yarattıkları etkiyi sahiplenmesini temel aldığını hatırlatan Paksoy, benimsedikleri metodolojiyi ise şu sözlerle paylaştı:
“Geleneksel yaklaşımda ölçüm, projenin sonunda hazırlanan bir “sonuç raporu” olarak görülüyordu. Oysa yeni nesil etki yönetiminde toplumsal ihtiyacın doğru belirlenmesi ve hedeflenen değişimin henüz tasarım aşamasında tanımlanması gerekiyor. Benchmark olarak programlarımızı Değişim Teorisi (Theory of Change) çerçevesinde kurguluyor; SROI (Sosyal Yatırım Getirisi) ve B4SI gibi küresel standartlar doğrultusunda izliyoruz. Bu yaklaşımla ölçümü, programın başarısını artıran dinamik bir yönetim aracına dönüştürüyoruz. Böylece etki; sabit bir sonuç olmaktan çıkıp, paydaş ihtiyaçlarına göre süreç içinde şekillenen yaşayan bir modele dönüşüyor.”

Kaynak: Ekonomim
İlgili Haberler
Makroekonomi AB'den yeni Ukrayna hazırlığı: Tam 45 milyar avro Star Ekonomi · 17 dk önce Borsa AB’den Ukrayna’ya 2027 için 45 milyar euroluk kaynak önerisi Finans Gündem (ing) · 22 dk önce Borsa Fitch: İngiltere'nin bütçe açığını azaltma hedefinde ciddi zorluklar var Foreks · 2 saat önce Makroekonomi Bakan Yumaklı: Hayvancılıkta son 24 yılda sağlanan destekler 663 milyar liraya ulaştı AA Ekonomi · 2 saat önce Borsa Bakan Yumaklı açıkladı: Hayvancılık destek bütçesi bir yılda 38,5 milyar TL’ye çıktı Ekonomim · 3 saat önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.