Türkiye’nin 3 Baltık ülkesi ile 2 milyar doların üzerinde bir dış ticaret hacmi bulunurken bölge, Türk yatırımcıları için de kritik bir cazibe merkezine dönüşüyor. Sadece “mal satan” değil iş birliği fırsatı da yakalayan Türk firmaları, Avrupa’daki rekabet gücünü artırıp, vergi avantajlarını garanti altına alabilecek.
19 Ekim 2026 00:00 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!Nurdoğan A. ERGÜN
nurdogan.arslan@dunya.com
Küresel ticaret rotalarının ve tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemde, Baltık coğrafyası kritik bir bölge haline geliyor. Baltık ülkeleri, sadece kendi pazar ölçeğiyle değil, Avrupa Birliği ve İskandinavya coğrafyasına sunduğu stratejik erişim imkânlarıyla Türk yatırımcıları için kritik bir cazibe merkezine dönüşüyor. Gelişmiş dijital altyapısı, cazip serbest bölge teşvikleri, nitelikli ve rekabetçi iş gücü maliyetlerinin yanı sıra AB’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ve karayolu kotaları gibi korumacılık engellerini aşma imkânı sunan Litvanya, Letonya ve Estonya, yüksek teknolojiden savunma sanayine, yeşil enerjiden lojistik ve depolamaya kadar pek çok stratejik sektörde güvenli ve sürdürülebilir bir yatırım üssü niteliği taşıyor. Türkiye’nin Vilnius Büyükelçisi Esra Topçu ve Riga Büyükelçisi Ahmet Cemil Miroğlu’nun değerlendirmeleri, Litvanya ve Letonya’nın barındırdıkları stratejik değerle AB pazarına girişte kilit rol oynadığını ortaya koyuyor. Avrupa Birliği’nin artan korumacılık politikaları, SKDM ve karayolu kotaları karşısında Baltık ülkeleri, gelişmiş dijital altyapıları, serbest ekonomi bölgeleri, uygun maliyetli ve eğitimli iş güçleriyle Türk şirketlerine “Made in Europe” ve İskandinavya pazarına doğrudan erişim imkânı sunuyor. Büyükelçilerin ortak mesajında, Litvanya ve Letonya’nın sıfıra yakın bürokratik engelleri ve Türkiye’ye duyulan güçlü siyasi güvenle en doğru yatırım adreslerinden biri olduğu ifade edildi. Türk şirketlerinin Baltıklarda sadece “mal satan ihracatçı” konumunda kalmaması gerektiğine işaret eden Büyükelçiler, bölgede ortak üretim, stratejik depolama, montaj ve bölgesel dağıtım odaklı tesisler kurmanın Türk markalarının Avrupa pazarındaki kalıcılığını, rekabet gücünü ve vergi avantajlarını garanti altına alacak en kritik hamle olacağına dikkat çekti.
Litvanya’da pazara giriş için 2027 fırsat olacak
Türkiye’nin Vilnius Büyükelçisi Esra Topçu, Baltık ülkesi Litvanya’nın nüfus ölçeğinin ötesinde taşıdığı stratejik değere dikkat çekerek Türk yatırımcılarını ve iş dünyasını bölgedeki fırsatları değerlendirmeye çağırdı. Büyükelçi Topçu, Litvanya’nın Avrupa Birliği (AB) pazarına geçişte kritik bir eşik olduğunu vurgulayarak, özellikle yüksek teknoloji, yeşil enerji, savunma sanayii ve lojistik alanlarında ortak yatırım potansiyeli olduğunu belirtti. İki ülke arasındaki ticari ilişkilerin son derece dengeli ilerlediğini belirten Büyükelçi Topçu, ticaret hacminin 2022’den bu yana 1 milyar dolar eşiğini aşarak geçtiğimiz yıl 1,1 milyar dolara ulaştığını hatırlattı. Türkiye-Litvanya Karma Ekonomik ve Ticaret Komitesi (JETCO) toplantısında yeni hedeflerin belirlendiğini kaydeden Topçu, “Hedefimizi 1,5- 2 milyar dolar seviyesine çıkardık. Mevcut ticarette çelik sektörü belkemiğini oluşturuyor ancak bu ilişkiyi farklı sektörlerle çeşitlendirmemiz şart” dedi. Litvanya’nın 2027 yılında AB Konsey Dönem Başkanlığı’nı üstleneceğini hatırlatan Büyükelçi Esra Topçu, bu dönemde ülkede uluslararası ölçekte birçok iş forumu, konferans ve ticari etkinliğin düzenleneceğini belirtti. Türk şirketlerinin AB korumacılık politikaları ve Sınırda Karbon Düzenlemelerine (SKDM) karşı katma değerli ve düşük emisyonlu üretim gücüyle Litvanya’da avantaj yakalayabileceğini vurgulayan Topçu, “Litvanya küçük bir ülke gibi görünebilir ancak stratejik değeri ve teşvikleri çok yüksek. AB pazarına erişim, serbest ekonomi bölgeleri ve iş yapma kolaylığı açısından önemli bir pencere. Hem Büyükelçilik hem de Ticaret Müşavirliği olarak temas kurmak ve adım atmak isteyen tüm firmalarımızın yanındayız” ifadelerini kullandı.
Letonya, Avrupa’ya açılan lojistik merkezi olabilir
Türkiye’nin Riga Büyükelçisi Ahmet Cemil Miroğlu ise Letonya’nın yüzölçümü ve nüfus ölçeği itibarıyla küçük görünmesine rağmen, gelişmiş dijital altyapısı, stratejik konumu ve sunduğu maliyet avantajlarıyla Türk iş dünyası için önemli fırsatlar barındırdığını belirtti. Büyükelçi Miroğlu ve ticaret heyetinin değerlendirmelerinde, Türk firmalarının Avrupa Birliği’nin korumacılık önlemlerine karşı Letonya’yı bir üs olarak kullanabileceği vurgulandı. Letonya’nın 1,8 milyonluk nüfusuna rağmen Kuzey Avrupa ve İskandinav coğrafyasına açılan güçlü bir pazar olduğunu belirten Miroğlu, iki ülke arasındaki ticaret hacminin yaklaşık 440 milyon dolar seviyesinde ve karşılıklı olarak dengeli ilerlediğini belirterek, mevcut rakamların gerçek potansiyelin çok altında kaldığını ifade etti. Miroğlu’na göre, planlanan Karma Ekonomik ve Ticaret Komitesi (JETCO) toplantıları ve yeni hükümetin özel sektöre ön açan reformcu yaklaşımıyla ilk aşamada 1 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefleniyor. AB’nin karayolu kotaları ve SKDM kısıtlamalarına karşı Letonya’nın, Türk ihraç ürünleri için mükemmel bir depolama ve dağıtım üssü niteliğinde olduğunu söyleyen Miroğlu, “Letonya’da 3-4 dil bilen, üniversite mezunu, dijital çağa adapte iş gücünün net maaş bandı 1.400-1.500 euro civarında. İskandinavya’ya kıyasla sağlanan bu yüzde 40-50 maliyet avantajı, depolama ve imalat yatırımlarında Türk yatırımcıya büyük kolaylık sağlıyor” dedi.
Yatırımcılara sağlanan devlet desteği ve teşvikler
TC Ticaret Bakanlığı destekleri: Türk firmalarının Letonya ve Litvanya’da açacağı depo, showroom ve mağazaların kira giderlerinin %50’si 5 yıl boyunca devlet tarafından karşılanıyor.
Vergi muafiyetleri ve serbest ekonomi bölgeleri: Serbest ekonomi bölgelerinde en az 1 milyon euro sermaye ile imalat yatırımı yapan şirketler 10 yıl boyunca kurumlar vergisinden muaf tutuluyor, takip eden 6-7 yıl boyunca ise %50 indirimden yararlanıyor.
Küçük iletmeler ve stratejik hibeler: Cirosu 300 bin euro’ya kadar olan yeni şirketler ilk 2 yıl vergi ödemezken; savunma sanayii gibi stratejik alanlarda büyük ölçekli yatırımlar için müzakere usulüle %15- %20 oranında hibe imkânı sağlanabiliyor.
Hangi sektörlerde yatırım fırsatı bulunuyor?
Savunma sanayii:
Litvanya fırsat alanları: Bütçesinin %5,38’ini savunmaya ayıran ülkede, savunma teknolojileri ve bu alandaki startuplar hızla büyüyor. Letonya fırsat alanları: Bölgesel güvenlik en önemli gündem maddesi. NATO müttefikliği çerçevesinde acil ekipman ve modernizasyon ihtiyacı var.
Türk şirketleri için avantaj: Türk savunma sanayinin pratik, hızlı ve yüksek teknolojili çözümleri ikili ticaret hacmini katlama potansiyeli taşıyor.
Yeşil enerji ve dönüşüm:
Litvanya fırsat alanları: 2025’te Rus şebekesinden ayrılarak tamamen AB elektrik şebekesine bağlandı. Elektriğinin %70’e yakınını yeşil enerjiden karşılıyor.
Letonya fırsat alanları: Enerji bağımsızlığı, altyapı dönüşümü ve yenilenebilir enerji yatırımları devam ediyor.
Türk şirketleri için avantaj: Yenilenebilir enerji, GES/RES projeleri, altyapı ve şebeke modernizasyonunda ortak yatırım imkânları mevcut.
Yüksek teknoloji, fintech ve bilişim:
Litvanya fırsat alanları: 11,5 milyar euroluk startup ekosistemine sahip. Yapay zekâ, fintech, yazılım ve büyük veri odaklı Tech Valley projeleri yürütülüyor.
Letonya fırsat alanları: İleri seviye dijital altyapıya sahip; Baltık ve Kuzey Avrupa pazarlarına entegre dijital ağlar sunuyor.
Türk şirketleri için avantaj: Türk teknoparkları ve bilişim firmaları için ortak AR-GE, yazılım ihracatı ve FinTech hub ortaklıkları için uygun zemin bulunuyor.
Lojistik, depolama ve altyapı:
Litvanya fırsat alanları: Avrupa ile Baltıkları bağlayan Rail Baltica demiryolu projesi ihaleleri ve küresel Klaipėda Limanı bağlantıları öne çıkıyor.
Letonya fırsat alanları: İskandinavya ve Kuzey Avrupa’ya kıyasla %40-%50 daha ucuz depolama ve iş gücü maliyetine sahip.
Türk şirketleri için avantaj: AB karayolu kotalarını ve CBAM (Sınırda Karbon) engellerini aşmak için Baltıklar bölgesel dağıtım üssü (hub) olarak kullanılabilir.
Demir-çelik ve metal sanayii:
Litvanya fırsat alanları: Türkiye’nin yaptığı ithalatın %62’sini hurda metal oluşturuyor, ikili ticaretin belkemiği.
Letonya fırsat alanları: Türkiye’nin yaptığı ithalatın %50’sinden fazlasını hurda metal oluşturuyor.
Türk şirketleri için avantaj: Baltıklardan temin edilen hurda metal, Türkiye’deki elektrikli ark ocaklarında işlenip düşük karbon emisyonuyla vergisiz olarak yeniden AB pazarına ihraç ediliyor.
Biyoteknoloji ve yaşam bilimleri:
Litvanya fırsat alanları: Biyoteknoloji ve yaşam bilimlerine özel ihtisas sanayi parkları ve teknoloji vadileri bulunuyor. Letonya fırsat alanları: Sağlık teknolojileri ve araştırma merkezleri altyapısı gelişiyor. Türk şirketleri için avantaj: Bilişim Vadisi, üniversiteler ve teknoparklar düzeyinde ortak klinik, araştırma ve AR-GE projeleri yürütülebilir.
Turizm ve hizmet sektörü:
Litvanya fırsat alanları: Yılda 307 bin Litvanyalı Türkiye’yi ziyaret ediyor, THY haftalık 12 sefer düzenliyor. Letonya fırsat alanları: Türkiye’yi tercih edenlerin %87’si Antalya’ya gidiyor, yeni destinasyon arayışı sürüyor. Türk şirketleri için avantaj: Deniz-kum-güneş turizminin yanı sıra Kapadokya, İstanbul, Ege, kültür, sağlık ve gastronomi turizmini çeşitlendirme potansiyeli yüksek.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.