YAYINLAMA 19 Ekim 2026 00:00
GÜNCELLEME 19 Ekim 2026 00:14
FERZAN ÇAKIR
Yapay zekâ kullanımı ve bulut hizmetlerine talep arttıkça şirketler veri merkezi yatırımlarına hız veriyor. Dünyada her gün yaklaşık 500 milyon terabayt veri üretildiği tahmin edilirken, bu verinin güvenli biçimde saklanması ve hızla işlenmesi ihtiyacı da büyüyor. 2023’te 260 milyar dolar seviyesinde olduğu hesaplanan küresel veri merkezi pazarının 2026’da 416 milyar dolara ulaşacağı, Türkiye pazarının ise 2023-2028 döneminde yıllık ortalama yüzde 14 büyüyeceği öngörülüyor. 2026-2030 dönemini kapsayan Yapay Zekâ Eylem Planı’yla Türkiye; veri merkezi kurulu gücünü en az 1 gigavata çıkarmayı, veri merkezi, bulut ve yapay zekâ altyapılarında özel sektör ağırlıklı en az 10 milyar dolarlık yatırımı harekete geçirmeyi hedefliyor.
Kredi Kayıt Bürosu (KKB), Anadolu Veri Merkezi’nin kabinet sayısını üç katına çıkarmaya hazırlanıyor. Aktif veri merkezi kapasitesini 54 megavata ulaştıran Turkcell de Google Cloud iş birliğiyle yeni tesisler kuruyor. Rönesans Altyapı ile Digital Realty ortaklığı ise Ankara ve İstanbul’da uzun vadede toplam 200 megavat bilişim kapasitesi ve 3 milyar dolara kadar yatırım öngörüyor.
KKB’de kabinet sayısı 3 katına çıkacak
KKB, ilk fazını 2016’da açtığı Anadolu Veri Merkezi’nde ikinci faz yatırımını bu yıl sonunda tamamlamayı planlıyor. Sorularımızı yanıtlayan KKB Genel Müdürü Gökhan Şahin, yatırımla toplam kapasitenin 1.000 kabinetten 3.000 kabinete çıkacağını açıkladı. Sunucuların yerleştirildiği kabinetlerin sayısı artarken tesisin elektrik altyapısı da genişletiliyor.
Şahin, “Veri merkezimizin kurulu güç kapasitesi bugün 8 MVA seviyesindeyken, ikinci fazın tamamlanmasıyla birlikte 2026 yılı sonunda 32 MVA’ya ulaşacak. İlerleyen yıllarda bu kapasiteyi daha da artırmayı hedefliyoruz” dedi.
Şirketlerin yapay zekâyı üretim planlaması, talep tahmini ve müşteri hizmetleri gibi alanlarda kullanması, veri depolamanın yanında işlem gücüne olan ihtiyacı da artırıyor. Bulut hizmetleri ise kurumların kendi sunucularını kurmadan bu kapasiteye erişmesini sağlıyor. Şahin; veri merkezleri, bulut hizmetleri ve yapay zekâ altyapısının giderek daha fazla birlikte kullanılacağını, yatırımı da gelecekteki ihtiyaçları gözeterek planladıklarını söyledi:
“Biz ikinci fazı yalnızca daha büyük bir veri merkezi oluşturmak için hayata geçirmiyoruz. Yeni ihtiyaçlara hazırlanıyoruz. Teknoloji yatırımlarında yalnızca bugünün ihtiyacına göre hareket ederseniz, yatırımınız tamamlandığında geride kalma riskiyle karşılaşabilirsiniz. Dolayısıyla bizim yaklaşımımız, yalnızca bugünü değil, önümüzdeki 10 yılı düşünerek altyapımızı hazırlamak.”
KKB’ye talep ağırlıklı olarak finans kurumlarından geliyor. Ancak enerji, sigorta, teknoloji şirketleri ve kamu kurumları da güvenli ve kesintisiz veri altyapısına ihtiyaç duyuyor. Şahin, kurumların hizmet seçiminde kapasite kadar verinin saklanma koşullarının da etkili olduğunu belirterek, “Verinin nerede tutulduğu, nasıl korunduğu, gerektiğinde ne kadar hızlı işlenebildiği ve mevzuata ne ölçüde uyumlu olduğu, kurumların teknoloji tercihlerinde giderek daha belirleyici hâle geliyor” dedi. Yapay Zekâ Eylem Planı’na da değinen Şahin, özellikle finans gibi hassas alanlarda verinin yetkilendirilmiş aktörler tarafından kontrollü ve denetlenebilir ortamlarda kullanılmasının öne çıkarıldığını belirtti.
Yılın yüzde 70’inde doğal soğutma, elektrikte yüzde 100 yenilenebilir kaynak
Veri merkezlerinde elektrik, sunucuların çalışmasının yanı sıra bu cihazların ürettiği ısının uzaklaştırılması için de kullanılıyor. Bu nedenle soğutma sistemleri, tesislerin enerji tüketiminde önemli yer tutuyor. Enerji verimliliğine de odaklandıklarını belirten Gökhan Şahin, Anadolu Veri Merkezi’nin LEED Platinum standartları esas alınarak tasarlandığını söyledi. Yılın yaklaşık yüzde 70’inde dış havadan yararlanan doğal soğutma sistemlerini kullanarak soğutma için harcanan enerjiyi azalttıklarını, tesisin elektrik tüketiminin tamamını da yenilenebilir kaynaklardan karşıladıklarını belirtti. Şahin, sektördeki rekabette enerji kullanımının da önem kazanacağını vurgulayarak şöyle konuştu:
“Önümüzdeki dönemde veri merkezleri alanındaki rekabetin yalnızca kapasite üzerinden şekillenmeyeceğini düşünüyorum. Aynı işlem gücünü ne kadar verimli enerji kullanarak sağladığınız, enerjinizi hangi kaynaklardan karşıladığınız ve çevresel etkinizi nasıl yönettiğiniz giderek daha belirleyici hâle gelecek.”
Turkcell’in aktif kapasitesi 54 megavata ulaştı
İlk yeni nesil veri merkezini 2016’da Gebze’de açan Turkcell’in bugün dört yeni nesil tesisinde yaklaşık 32 bin metrekare aktif sunucu alanı bulunuyor. Sorularımızı yanıtlayan Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç, bu yılın ikinci çeyreğinde devreye alınan yeni modülle aktif kapasitenin 54 megavata ulaştığını söyledi. Şirket, veri merkezi ve bulut çözümleriyle 4 binin üzerinde kuruma hizmet veriyor. Mevcut veri merkezlerinin kapasitesini artırmayı ve Google Cloud iş birliğiyle yeni tesisler kurmayı planladıklarını belirten Koç, inşaat sürecinin başladığını, yeni kapasitenin talebe göre aşamalar hâlinde devreye alınacağını açıkladı. İş birliğindeki görev dağılımını ve yatırımın sağlayacağı katkıyı şöyle anlattı:
“Veri merkezlerinin inşasını Turkcell üstlenecek. Enerji, bağlantı, fiziksel güvenlik ve tesis operasyonları TDC Veri Hizmetleri şirketimiz çatısı altında Turkcell tarafından yönetilecek. Google Cloud ise kendi bulut platformuna ilişkin sunucu ve teknoloji altyapısını sağlayacak ve bulut hizmetlerinin işletiminden sorumlu olacak. Türkiye’deki bölgede kullanıma açılacak yapay zekâ, siber güvenlik, veri depolama, veri işleme ve analitik gibi farklı hizmetler bu altyapı üzerinden sunulacak. Google Cloud ile hayata geçireceğimiz yatırımın Türkiye’nin veri merkezi ve bulut kapasitesinin yanı sıra yapay zekâ altyapısını da güçlendireceğine inanıyoruz.”
Kamu ve finanstaki yerel veri ihtiyacı
Turkcell’e gelen talepte bankacılık ve finans ile kamu başı çekiyor. Koç, bu alanlarda veri güvenliği, kesintisiz hizmet ve mevzuata uyumun belirleyici olduğunu söyledi. E-ticaret, yazılım, finans teknolojileri ve oyun şirketlerinin de değişen işlem hacimlerini karşılamak ve yeni hizmetlerini hızla devreye almak için buluttan yararlandığını belirtti.
Sağlık, ulaştırma, enerji ve tarımdaki dijitalleşmenin yanı sıra üniversiteler ve araştırma merkezlerindeki çalışmalar da kapasite ihtiyacını artırıyor. Yapay zekânın daha fazla sektörde kullanılmasının talebi büyüttüğünü vurgulayan Koç, “Asıl değer, bu teknolojinin sektörlerin gerçek ihtiyaçlarına uygulanmasıyla ortaya çıkıyor. Yapay zekâ uygulamalarının yaygınlaştığı her sektör aynı zamanda yeni bir işlem gücü, veri merkezi ve bulut kapasitesi ihtiyacı oluşturuyor” dedi.
Google Cloud iş birliğinin özellikle kamu ve finans kuruluşlarının yerel veri ihtiyaçlarına da yanıt vereceğini belirterek şöyle devam etti:
“İlgili hizmetlerin özellikleri ve düzenlemelerin izin verdiği ölçüde kurumlar verilerini Türkiye’de konumlandırabilecek; şifreleme ve anahtar yönetimi gibi güvenlik seçeneklerinden yararlanabilecek. Bu imkân, özellikle kamu kurumları ve düzenlemeye tabi sektörlerin ileri bulut hizmetlerine geçişini kolaylaştıracak. Turkcell olarak egemenliği; kritik veriyi, şifreleme anahtarlarını, iş yükünü ve operasyon kararını kendi hukuk alanında ve kendi kontrolünde tutabilme kapasitesi olarak görüyoruz. Türkiye’deki şirketlerin, girişimlerin ve araştırmacıların bu altyapının üzerinde kendi çözümlerini geliştirebilmesi gerekiyor. Yerli teknoloji girişimlerinin finansmanın yanında veriye, altyapıya, pazara ve kullanıcıya erişimi de bu nedenle önemli.”
“Coğrafi avantaj tek başına yeterli değil”
Türkiye’nin bölgesel veri merkezi olma potansiyelini de değerlendiren Koç, “Türkiye, coğrafi konumu ve büyük iç pazarı sayesinde yakın coğrafyaya dijital hizmet sunma konusunda önemli bir potansiyele sahip. Ancak bölgesel bir veri merkezi üssü hâline gelmek için coğrafi avantaj tek başına yeterli değil” dedi. Güçlü ve farklı güzergâhlardan sağlanan fiber bağlantılarını, kesintisiz enerji arzını, rekabetçi enerji maliyetlerini, nitelikli insan kaynağını ve öngörülebilir düzenlemeleri yatırım kararlarının temel unsurları arasında saydı. Bağlantıların hızına da dikkat çekerek, “Veri merkezinden modele, modelden uygulamaya uzanan bütün zincirin yüksek hız ve düşük gecikmeyle çalışması gerekiyor” diye konuştu.
Elektrik tüketimi 2030’da 950 teravatsaate yaklaşacak
Veri merkezi kapasitesi büyürken yüksek işlem gücüne sahip sunucuların elektrik ve soğutma ihtiyacı da artıyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın 2026 tarihli raporuna göre dünyadaki veri merkezlerinin elektrik tüketiminin 2025’teki 485 teravatsaatten 2030’da yaklaşık 950 teravatsaate çıkması bekleniyor. Yapay zekâ odaklı veri merkezlerinin tüketiminin ise aynı dönemde üç katına ulaşacağı öngörülüyor. Koç, Türkiye’de elektrik üretimi, iletimi, dağıtımı ve veri merkezi yatırımlarının eş güdüm içinde ilerlemesi gerektiğini söyledi. Özellikle yeni nesil tesislerde kesintisiz ve kapasite artışına uygun enerji erişiminin belirleyici olacağını vurguladı.
Turkcell’in rüzgâr ve güneş enerjisindeki aktif kurulu gücünün 99,1 megavata ulaştığını açıklayan Koç, enerji ihtiyacının daha büyük bölümünü kendi yenilenebilir enerji üretimlerinden karşılamayı hedeflediklerini belirtti. Yeni tesislerde enerji ve su tüketimini tasarım aşamasından itibaren dikkate aldıklarını; doğal soğutmaya uygun bölgelerin seçilmesi, su tüketiminin azaltılması, yağmur suyu ve atık suyun yeniden kullanılması gibi uygulamalardan yararlandıklarını aktardı. Verimliliğin kullanılan yapay zekâ modelinin seçimiyle de bağlantılı olduğuna dikkat çekerek, “Aynı işi ne kadar düşük işlem maliyetiyle ve ihtiyaca en uygun modelle gerçekleştirdiğimiz en az enerji tüketimi kadar önemli olacak” dedi.
Rönesans ortaklığında 3 milyar dolarlık yatırım potansiyeli
Rönesans Altyapı ile Digital Realty ortaklığının ilk yatırımı Ankara Temelli'de hayata geçiriliyor. İnşaatına başlanan veri merkezi kampüsünün ilk fazında 22 megavatın üzerinde bilişim kapasitesi ve 10 bin metrekareden fazla sunucu alanı planlanıyor. Tesisin 2028'de faaliyete geçmesi hedeflenirken İstanbul'da da yeni bir kampüs yatırımı öngörülüyor. Uzun vadede iki şehirde toplam 200 megavat bilişim kapasitesine ulaşmayı hedefleyen ortaklığın yatırım potansiyeli ise 3 milyar dolara kadar çıkıyor. Rönesans'ın yatırım, finansman ve mühendislik deneyimi ile Digital Realty'nin veri merkezi işletmeciliğini buluşturan projede Türkiye'deki şirketlere, kamu kurumlarına ve uluslararası bulut, teknoloji ve dijital hizmet sağlayıcılarına hizmet verilmesi amaçlanıyor.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.