Odakule’de ‘Akıl Merkezi’ kuracağız
İSTANBUL Sanayi Odası (İSO) Meclis Başkanı ve yeni dönem Yönetim Kurulu Başkanlığı adayı, Yılmaz Redüktör A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yılmaz, adaylığı konusunda düzenlediği sohbet toplantısında sanayi üretimi üzerinde durdu, şu çarpıcı mesajla söze girdi:
- Ekonomi ekranlardaki rakamlara veya finansal oyunlara terk edilemez. Güçlü ekonomi ancak bilgi, teknoloji ve alın teriyle oluşturulabilir.
Türkiye’nin düşük teknoloji yoğunluğundan çıkması için sonuç üreten adımlar atılması gerektiğini belirtti:
- Alın terinin ve bilginin yerine adam kayırmacılığın hüküm sürdüğü bir yapı, bir neslin ruhunu ve ülkenin yarınlarını gasp eder. Sanayinin geleceğini plansızlığa ve belirsizliğe bırakmamak gerekir.
70 yıllık bir sanayici ailenin mensubu olduğunu kaydetti:
- 1976 yılında CNC’yi Türkiye’ye ilk getiren sanayiciler arasındayız. Sonrasında bugün gelinen noktada robotlar devrede.
Bu noktada şu konunun altını çizdi:
- Sanayide hızlı geçiş olmaz. Hızlı geçiş olursa dağılırsınız.
Fon kriziyle birlikte ortaya dökülen rantları herkesin gördüğüne işaret etti:
- Biz paradan para değil, üretimden para kazanmak zorundayız. Çünkü, üretimi temel almadan hiçbir şekilde kalkınma olmaz.
Bugün ekonomide en büyük belanın enflasyon olduğunu vurguladı:
- Çevremizde yaşanan jeopolitik gelişmeleri enflasyonu olumsuz etkiliyor. Maliyetlerimizi artıracak etki yapıyor. Kur politikası ithalat ve ihracatta bizi zora sokuyor. Yüksek faiz de bir başka sorun olarak karşımızda duruyor.
Sanayide maliyet artışlarını şöyle değerlendirdi:
- Maliyet hesabı yaparken eskiden en büyük kalemleri sıralarken, “Enerji maliyetlerimizi çok yükseltiyor, lojistik maliyetlerimizi çok yükseltiyor, hele hammadde, hiç tutamıyoruz” diyorduk.
İşçiliği bu listede 3’üncü, 4’üncü sıraya koyduklarını anımsattı:
- Şu anda en sıkıntılı olduğumuz alan haline geldi.
İşgücü maliyetlerini iki kesimi de zora soktuğuna vurgu yapıp, anlattı:
- Çalışanlarımız, emekçilerimiz gerçekten çok zor durumda. Hayatın bu gerçeğini görmemiz, konuşmamız gerekiyor. Herkesin bir gelire ihtiyacı var. Aldıkları ücretler yetmiyor artık.
- Peki, biz sanayiciler? Rekabet edemiyoruz. İşgücü maliyetlerimiz eskiden toplam içinde yüzde 6’lar civarındaydı. Kendi işimden örnek vereyim. Toplam maliyetin içine işçiliğin payı yüzde 10-11’lerde idi, yüzde 43’lere geldik. Bu sürdürülebilir bir durum değil.
Bu noktada şu soruyu kendine sordu:
- Şimdi bu durum bizi nereye getiriyor?
Kendi sorusunu şöyle yanıtladı:
- Rekabetçi olamadığımızda ihracat pazarlarımızı kaybetmeye başladık. Rekabetçi olmak zorundayız ama fiyatlarımız çok yukarıda kalıyor artık.
Daha çok yurt içi satış ağırlıklı çalışanların durumuna dikkat çekti:
- Yurt içi ağırlıklı çalışanların karşısına da patlayan ithalat çıktı. Uygulanan kur politikası bazı alanlarda ithalatı patlattı.
Enflasyonla kur arasındaki korelasyonun bozulduğunu irdeledi:
- Biri aşağıda, biri yukarıda kaldı…
Kurun aşırı düzeyde yükselmesini istemediklerini kaydetti:
- Biz, öngörülebilir, rekabetçi bir kur düzeyi bekliyoruz. Biz de biliyoruz ülkemizde enflasyonu tetikleyen ana unsurlardan birinin döviz kuru olduğunu.
Bu noktada sanayici olarak kendilerine döndü:
- Çuvaldızı biraz da kendimize batırmamız gerekiyor. Daha yüksek verimlilikle, daha yüksek teknoloji ile üretime yönelmeliyiz.
Çuvaldızı kendilerine batırma noktasından yeniden “sanayisizleşme” tehlikesine odaklandı:
- Konkordato başvurularında artışlar oldu, iflaslarda artış yaşanıyor. Çeklerin dönmeme hızında artışlar yaşanıyor. Unutmayalım, sanayiyi kaybedersek ülkemiz bundan kayba uğrar.
Birebir konuştuklarında bütün sanayicilerin sıkıntılarını dile getirdiklerini aktardı:
- Gerçekten sıkıntılı bir süreçteyiz. Bu durumu hükümete, ilgili bakanlara bağırarak çağırarak değil, çözüm önerilerimizle birlikte anlatmamız gerekiyor.
Ender Yılmaz’ın, “Ekonomi finansal oyunlara terkedilemez” uyarısını dikkate almak, “sanayisizleşme tehlikesi” üzerinde önemle durmak gerekiyor…
Odakule’de ‘Akıl Merkezi’ kuracağız
ENDER Yılmaz, İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanlığına adaylık sürecinin başlangıç noktasını paylaştı:
- Adaylık kararımı fabrikalarda, üretim hatlarında ve biz sanayicilerin bizzat yaşadığı gerçeklerin içinde olgunlaştırdım.
Şu noktanın altını çizdi:
- Türkiye sanayisi ekonomik, yapısal, ahlaki ve kuşaklararası kritik bir sınavdan geçiyor. İSO, 74 yıllık birikimiyle bu ülkenin üretim hafızasıdır. Vizyonumuzun merkezinde tek bir kavram var: Güçlü Sanayi, Güçlü Türkiye.
Odakule’de bir “Akıl Merkezi” kurmayı düşündüğünü bildirdi:
- “Akıl Merkezi”nde İSO’nun, TOBB’un yanı sıra TÜSİAD, DEİK gibi iş dünyası STK’larının yer almasını öngörüyoruz. Bu merkezde sanayiye dair bilgi birikimi olan gençler, kadınlar da olacak.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.