Ve eylül… Reel sektörün tahmini Üç puan dolayında düşüş oldu
Merkez Bankası her ay reel sektöre gelecek üç aylık dönemdeki kısa vadeli kredi faizlerinin seyrine ilişkin görüşlerini soruyor. Yıla girilirken tablo şöyle oluşmuştu:
Ocak ve şubat aylarında faizin artacağını bekleyen neredeyse kalmamıştı. Faiz artacak diyenlerin oranı ocakta yüzde 5,7 düzeyindeydi, bu görüşü koruyanların oranı şubatta biraz daha azaldı ve yüzde 5,2’ye indi.
Reel sektörün kalanı adeta iki görüşe bölünmüştü. Bir kesim faizin düşeceğini, bir kesim ise aynı kalacağını söylüyordu. Yani genel hava olumluydu; faiz ya düşecekti ya aynı kalacaktı.
Ancak şubatın sonunda ABD ve İsrail’in İran’a saldırarak başlattıkları savaş tüm beklentilerin bozulmasına yol açtı. Merkez Bankası savaş başlar başlamaz proaktif bir tutum sergileyerek 1 Mart’ta haftalık repo ihalelerini durdurduğunu ve fonlamayı gecelik kanaldan yapacağını duyurdu. Bu, fonlamada yüzde 37 kanalının kapatıldığı, bunun yerine faizin yüzde 40’a çıkarıldığı anlamına geliyordu.
Savaş ve Merkez Bankası’nın bu kararı kredi faizine ilişkin beklentileri doğal olarak bir anda değiştirdi. Şubatta yüzde 45 olan kredi faizlerinin düşeceğini söyleyenlerin oranı martta bir anda yüzde 21’e indi. Buna karşılık faizde artış bekleyenlerin ve değişiklik olmayacağını dile getirenlerin oranında artış kaydedildi.
Nisan, kredi faizine ilişkini düşüş umutlarının iyice kırıldığı ay oldu. Faizde düşüş bekleyenlerin oranı yüzde 7,7’ye inmişti. Daha ocak ayında yüzde 48 olan oran, nisanda artık yalnızca yüzde 7,7 idi.
Ve eylül…
Reel sektörün faizin düşeceğine dönük beklentisi nisandan sonraki dönemde yavaş yavaş arttı ama yine de ağustosta ancak yüzde 15-16 düzeyine gelindi. Yüzde 10’luk bir kesim faizlerin artacağı görüşünü dile getiriyordu. Her dört reel sektör kuruluşun üçü ise faizlerin sabit kalacağı görüşündeydi.
Merkez Bankası faizleri aylardır değiştirmiyor; kağıt üstündeki faiz yüzde 37 olmakla birlikte piyasa gecelik kanaldan yüzde 40 faizle fonlanıyordu. Bu da yakın zamanda faizlerde bir gerileme olacağı beklentisini köreltiyordu.
Ama Merkez Bankası 23 Ağustos’ta yaptığı açıklamada bir hafta vadeli repo ihalelerine yeniden başlanacağını duyurdu. Faizin fiili olarak yüzde 40’tan yüzde 37’ye indirilmesi anlamına gelen bu karar tüm piyasalarda genel olarak bir faiz indiriminin ilk işareti olarak okundu.
Her ne kadar yüzde 37’nin altına inilmesi beklenmiyorduysa da ve nitekim Merkez Bankası eylül ayı PPK toplantısında bir indirim kararı almadıysa da tüm piyasalarda faizin yönünü artık aşağı çevirdiği tahmini ağır basmaya başladı.
Reel sektörün tahmini
Merkez Bankası’nın iktisadi yönelim anketi kapsamında yönelttiği “Gelecek üç aylık dönemde kısa vadeli Türk Lirası faiz oranı beklentiniz nedir” sorusuna verilen yanıt Merkez Bankası’nın söz konusu kararından sonra bir anda değişti.
Ağustos ayında yüzde 10 olan kredi faizlerinin artacağını söyleyenlerin oranı eylülde neredeyse yarıya inerek yüzde 5,8 oldu.
Faizlerin düşeceğini dile getirenlerin oranı ise bir kat artarak yüzde 15,7’den yüzde 30,2’ye yükseldi. Yüzde 30,2, bu yılın ocak ve şubat aylarından sonraki en yüksek oran.
Üç puan dolayında düşüş oldu
Merkez Bankası’nın fiili faizi üç puan aşağı çekmesinden sonra banka kredilerinde de hemen hemen aynı düzeyde gerilemeler görüldü.
Bankadan bankaya değişmek üzere kredi faizlerinde 2,5-3,0 puan dolayında gerilemeler yaşandı.
Bu gerilemenin aynı boyutta devam edeceği tabii ki beklenmiyor. En azından Merkez Bankası’nın 22 Ekim’deki PPK toplantısında halen yüzde 37 olan haftalık repo ihale faizini çok az da olsa aşağı çekmesi halinde kredi faizlerinin bir miktar daha düşeceği tahmin ediliyor ama tabii ki artık bundan sonra fiili faizde üç puan gibi bir indirim yaşanmayacağı için kredi faizlerindeki geri çekilme de sınırlı olacak. Kaldı ki Merkez Bankası’nın 22 Ekim’deki PPK toplantısında faizde mutlaka indirime gideceğini söylemek de zor. Toplantıya daha bir ay var ve köprülerin altından çok sular akar.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.