Neden Yükseldi ? Tümünü Göster >Trabzonspor’un Salah hamlesi piyasaları salladı >VESTL ve VESBE yapılandırma hamlesiyle tavan oldu >Petrol fiyatlarındaki düşüş risk iştahını destekliyor >Borsa kayıplarını büyük ölçüde geri aldı: Gözler 14 bin direncinde >Borsada Aziz Yıldırım rüzgarı: Fenerbahçe hisseleri uçtu!
Neden Düştü ? Tümünü Göster >Soruşturma haberi Göknur Gıda’yı vurdu: Hisseler devre kesti >LPG operasyonu DITAS'ı vurdu, hisse tabana oturdu >Beyaz et operasyonu Banvit hisselerini etkiledi >FENER’e son dakika golü: Hisseler taban oldu >Gübretaş hisselerinde 'Razi' düşüşü
ARACI KURUM RAPORLARI TCMB faiz kararını açıkladı: Verilen mesaj ne? Petrol alev aldı, piyasalar tetikte, gözler Merkez Bankası'nda TCMB için faiz indirimi uyarısı SPK'nın son düzenlemesi ne anlama geliyor? Borsada yeni dönem Borsalarda rallinin arkasındaki gizli tehlike Tümünü Göster
HİSSE ÖNERİLERİ Özsermayesini güçlendirirken borsada da yükselen 19 sanayi şirketi Madencilik ve kıymetli maden hisselerinde çifte büyüme! Elektrik sektöründe esas faaliyet kârını artıran 8 şirket Hem temettü ödüyor hem kazandırıyor! Yılbaşından bu yana getiri sağlayan 22 hisse 7 hissede yükseliş yüzde 10'u aştı: 592 milyar TL'lik dev de listede! Tümünü Göster
TEKNİK ANALİZ BİST'te para hareketinde üç ayrı lider! Teknik puanlarda Anadolu Efes 35, Arçelik 33,25 ile ilk iki sırada 10 hissede 4 kriter birlikte yükseldi Anel Elektrik’te hacim yüzde 775 arttı 23 şirkette 4 kriter birden sağlandı: 7 şirkette net kâr büyümesi yüzde 300’ü aştı Bilanço büyümesine piyasa kaç kat değer biçiyor? BIST 30’dan 4 şirket Tümünü Göster
Takip EtE-bültenimize abone olarak
en son bilgilere ve haberlere ulaşabilirsiniz.
11 Eylül 2026 - 08:02 borsaningundemi.com
A1 Capital günlük bültenine göre, TCMB faizi sabit tutarken enflasyonun ana eğilimindeki gerilemeye dikkat çekti. Ancak yüksek enerji fiyatları, faiz indirimi konusunda Banka’nın temkinli duruşunu korumasına neden oluyor.
Dünün Merkez Bankaları kararları ve ABD ÜFE verisini birlikte değerlendirdiğimizde, küresel para politikasında belirgin bir ton değişimi görüyoruz. TCMB faizi değiştirmedi, ECB faiz artırdı, ABD’de ise ÜFE Fed’in yeniden faiz artırabileceği beklentisini güçlendirdi. Üç gelişmenin ortak paydası ise enerji fiyatları ve jeopolitik riskler.
Türkiye tarafında TCMB politika faizini %37’de, gecelik borç verme faizini %40’ta ve borçlanma faizini %35,5’te tuttu. Fakat kararın asıl önemli tarafı faiz seviyesinden çok metindeki değişikliklerdi. TCMB, temmuz toplantısında enflasyonun ana eğilimindeki gerilemeyi sınırlı olarak tanımlarken ve temmuzda geçici bir yükseliş beklerken, bugün son dönem gerçekleşmeleri ve öncü göstergelerin enflasyonun ana eğiliminin gerilediğini açık biçimde söyledi. Bu, Türkiye açısından olumlu taraf. İç talebin zayıf seyretmesi de dezenflasyonu destekliyor. Ancak TCMB aynı paragrafta jeopolitik gelişmeler nedeniyle yüksek seyreden enerji fiyatlarını doğrudan yukarı yönlü enflasyon riski olarak tanımlıyor. Dolayısıyla Banka'nın mesajını, “yurt içinde dezenflasyon doğru yönde ilerliyor ama dışarıdan gelen enerji şoku nedeniyle henüz faiz indirimi konusunda rahat değiliz” şeklinde.
Bu nedenle TCMB kararını güvercin değil, temkinli şahin olarak değerlendiriyorum. Banka faiz indiriminin kapısını kapatmıyor; hatta enflasyonun ana eğilimindeki gerilemenin devam etmesi ilerleyen toplantılarda indirim alanı yaratabilir. Fakat enerji fiyatlarının yüksek kalması, kur geçişkenliği veya beklentilerde bozulma bu süreci erteleyebilir. Nitekim TCMB, enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması halinde yeniden sıkılaştırma yapılabileceğini açık biçimde koruyor
Avrupa tarafında ise durum daha ileri bir aşamada. ECB mevduat faizini 25 baz puan artırarak %2,50’ye çıkardı. Bu yılın ikinci faiz artırımı. Kararın temel nedeni yine enerji. Orta Doğu kaynaklı arz sorunları petrol ve doğalgaz fiyatlarını yukarı taşırken Euro Bölgesi'nde enflasyon riskleri yeniden belirginleşiyor. ECB Başkanı Lagarde da enflasyon risklerinin yukarı yönlü olduğunu ve fiyat baskılarının hedefin üzerinde daha uzun süre kalabileceğini söyledi.
ECB'nin faiz artırmasını “petrol fiyatını faizle düşürmeye çalışıyor” şeklinde değerlendirmemek gerekiyor. ECB petrolü kontrol edemez. Müdahale ettiği nokta enerji şokunun ikinci tur etkileri. Enerji maliyetlerinin şirket fiyatlamalarına, ücretlere, hizmet enflasyonuna ve enflasyon beklentilerine yerleşmesini önlemek istiyor. ECB'nin kendi çalışmaları da 2026'daki enflasyon yükselişinde enerji arz şokunun baskın rol oynadığını gösteriyor. Dolayısıyla ECB tarafında mesaj TCMB'den daha şahin: “Enflasyon riskinin kalıcılaşmasını beklemeyeceğim, gerekirse önceden müdahale edeceğim.”
ABD tarafında ise ÜFE verisi Fed'in karar denkleminde önemli bir değişiklik yarattı. Ağustos ayında üretici fiyatları aylık %0,4 arttı ve yıllık ÜFE %5,4’e yükseldi. Yıllık rakam piyasanın %5,3 civarındaki beklentisinin hafif üzerinde ve temmuzdaki %4,8'in belirgin üzerinde. Burada yine enerji öne çıkıyor. Ağustos ayında enerji fiyatları aylık %4,2 arttı. Üretici mal fiyatları %1,1 yükselirken hizmet fiyatlarındaki artış yalnızca %0,1 oldu. Yani ABD'deki ÜFE şoku da şu aşamada ağırlıklı olarak geniş tabanlı bir talep enflasyonundan ziyade enerji ve maliyet tarafından geliyor. Bununla birlikte ulaştırma, depolama, hastane hizmetleri ve uçak biletleri gibi bazı kalemlerdeki yükseliş, maliyet baskısının başka alanlara yayılabileceğine işaret ediyor.
Fed açısından problem de tam burada başlıyor. Fed de ECB gibi petrol fiyatını faiz artırarak düşüremez. Fakat enerji şokunun çekirdek enflasyona, PCE'ye ve beklentilere yerleşmesine izin vermek istemez. Bu nedenle ÜFE sonrasında piyasanın Fed beklentileri şahinleşti. Eylül toplantısında 25 baz puanlık faiz artırımı ihtimali veri öncesindeki yaklaşık %64–65 seviyelerinden yaklaşık %70–74 bölgesine yükseldi. İki yıllık ABD tahvil faizi %4,5'in üzerine çıkarken 10 yıllık tahvil faizi de %4,9 civarına yükseldi.
Ancak Fed açısından son sözü dünkü ÜFE değil, bugünkü TÜFE söyleyecek. Piyasa ağustos ayında manşet TÜFE'nin aylık %0,4, çekirdek TÜFE'nin ise %0,2 artmasını bekliyor. Eğer çekirdek TÜFE beklenti civarında veya altında kalırsa Fed, enerji şokunun henüz ekonominin geneline yayılmadığını düşünerek bekleyebilir. Buna karşılık çekirdek TÜFE'nin %0,3 veya üzerinde gelmesi, bugünkü güçlü ÜFE ile birlikte düşünüldüğünde eylül toplantısında faiz artırımını çok daha güçlü bir ana senaryo haline getirir.
Bütün resmi bir araya getirdiğimizde bence piyasaların aldığı mesaj; Küresel dezenflasyon süreci bitmiş değil ama enerji şoku merkez bankalarının işini ciddi biçimde zorlaştırıyordur.
TCMB'de enflasyonun ana eğilimi aşağı geliyor ama petrol ve enerji fiyatları faiz indirim alanını sınırlıyor. ECB'de enerji şoku artık doğrudan faiz artırımına dönüşmüş durumda. Fed tarafında ise aynı enerji şoku önce üretici fiyatlarında görülmeye başladı ve bugün tüketici fiyatlarına ne ölçüde geçtiğini göreceğiz.
Dolayısıyla para politikasında birkaç ay önce konuşulan “kim ne kadar hızlı faiz indirecek?” tartışmasının yerini giderek “kim faizleri daha uzun süre yüksek tutacak ve kim yeniden artırmak zorunda kalacak?” tartışması alıyor.
Tahvil piyasasında özellikle uzun vadeli faizlerin yüksek kalması şaşırtıcı olmaz. Çünkü piyasa yalnızca merkez bankası faizini değil, daha yüksek enflasyon ve enerji risk primini de fiyatlıyor.
Hisse senetlerinde yüksek faiz ve yükselen tahvil getirileri özellikle yüksek değerlemeli büyüme şirketleri üzerinde baskı oluşturabilir. Yüksek finansman maliyetine duyarlı şirketler açısından da faizlerin beklenenden uzun süre yüksek kalması negatif. Dolar tarafında Fed'in yeniden faiz artırma ihtimali kısa vadede destekleyici. EUR/USD açısından ECB'nin faiz artırması tek başına euroyu yukarı taşımaya yetmeyebilir; Fed'in ne yapacağı daha önemli hale geliyor. İki merkez bankası birlikte şahinleşirse paritenin yönünü ECB–Fed arasındaki göreli faiz farkı belirleyecek.
Türkiye açısından ise bu küresel gelişmelerin ayrıca bir maliyeti var. Yüksek petrol fiyatı Türkiye'yi hem enflasyon hem cari açık üzerinden etkiliyor; yükselen ABD tahvil faizleri ise gelişmekte olan ülkelere sermaye akımlarını zorlaştırıyor. Yani TCMB'nin karşısında yalnızca içerideki enflasyon değil, dışarıdan gelen petrol, küresel faiz, dolar üçlüsü bulunuyor.
Sonuç olarak bugünkü üç gelişmenin ortak mesajı, küresel para politikasında erken gevşeme beklentisinin yeniden sorgulanmaya başlamasıdır. Ben bu tabloyu “yeni bir küresel faiz artırım döngüsü kesin olarak başladı” şeklinde okumam. Fakat artık merkez bankalarının reaksiyon fonksiyonunda aşağı yönlü faiz hareketinden çok enflasyon riskine karşı sigorta sıkılaştırması ön plana çıkıyor. Bu yüzden bugünkü ABD TÜFE verisi yalnızca Fed açısından değil, küresel piyasaların tamamı açısından kritik. (M. BAKİ ATILAL)
Sayfada yer alan bilgiler tavsiye niteliği taşımayıp yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırımcı profilinize uymayabilir.
ETİKETLER :
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.