Benim gördüğüm kadarıyla Vergi Denetim Kurulu, Türkiye’de, hatta dünyada yapay zekâ alanındaki gelişmelere en hızlı uyum sağlayan kamu kurumlarının başında geliyor. Eski bir mensubu olarak bunu görmekten ayrıca gurur duyuyorum.
Yapay zekâ şirketleri yeni modeller üretirken VDK da vergi kayıp ve kaçağını büyümeden belirlemek, denetim süresini kısaltmak ve riskli işlemlere daha erken müdahale etmek amacıyla yeni sistemler geliştiriyor.
Denetim 3.0 ve VDK’nın dijital sistemleri
VDK’nın dijital denetim yapısı, Denetim 3.0 adı verilen bilişsel dönüşüm stratejisi altında ilerliyor. Bu yapı yalnızca verileri elektronik ortamda toplamakla yetinmiyor; büyük veri analitiği, makine öğrenmesi ve yapay zekâ yardımıyla veriyi anlamlandırmayı, riskleri önceden belirlemeyi ve vergi müfettişlerine karar desteği sağlamayı amaçlıyor.
KAŞİF, RADAR ve SARP gibi risk analiz araçları olağan dışı işlemlerin, mali verilerdeki uyumsuzlukların ve sahte belge risklerinin belirlenmesinde kullanılıyor. KURGAN cari işlemleri tarayarak sahte belge risklerine odaklanıyor. VDK-ROS, inceleme bulgularını rapora dönüştürme sürecini otomasyona taşıyor. VDK-VİS mükellefleri ortakları, yöneticileri, müşterileri, tedarikçileri, vekilleri ve mali müşavirleriyle birlikte bir ilişki ağı içinde değerlendirmek üzere geliştiriliyor. BİLİNÇ Platformu ise tespit edilen riskleri inceleme başlamadan önce mükellefe bildirerek gönüllü düzeltmeye imkân vermeyi amaçlıyor.
Bu sistemlere son olarak VDK-MİHENK eklendi.
MİHENK ne yapacak?
“Mihenk”, bir şeyin değerini ve doğruluğunu ölçmeye yarayan ölçüt anlamına geliyor. Kelime, altın ve gümüşün saflığını belirlemek için kullanılan mihenk taşından geliyor. VDK’nın sisteme bu adı vermesi de yaptığı işle örtüşüyor.
MİHENK, başta e-belgeler olmak üzere kurulun kullanımındaki mali verileri yapay zekâ ve büyük veri analitiğiyle inceleyen bir risk analiz sistemi. Sistemin başlıca kullanım alanı transfer fiyatlandırması ve emsallere uygunluk olacak.
Aynı veya benzer mal ve hizmetlere ait çok sayıdaki gerçek işlem birlikte değerlendirilecek. İlişkili kişiler arasındaki işlemlerde uygulanan fiyatların, benzer şartlarda bağımsız kişiler arasında oluşan fiyatlardan anlamlı biçimde ayrışıp ayrışmadığı araştırılacak.
Bugüne kadar emsal çalışmalarında şirketlerden alınan bilgiler, sınırlı sayıdaki işlemler ve ticari veri tabanları kullanılıyordu. MİHENK ise VDK’nın elindeki geniş e-belge verisini bir çeşit emsal fiyat veri tabanı olarak kullanabilecek.
Sistem yalnızca emsalinden yüksek fiyatları aramayacak. Düşük fiyatlanan işlemler de analize girecek. Çünkü kazanç aktarımı, ilişkili kişiden yüksek bedelle alım yapılması kadar ilişkili kişiye düşük bedelle satış yapılması yoluyla da gerçekleştirilebilir.
Örneğin bir şirketin bağımsız müşterilerine 1.000 TL’ye sattığı ürünü ilişkili şirkete 600 TL’ye vermesi risk göstergesi oluşturabilir. Piyasadan 1.000 TL’ye alınabilecek bir hizmetin ilişkili şirketten 1.600 TL’ye alınması da aynı şekilde incelenebilir.
Dört günlük verilerle analiz
E-belge verilerinin sisteme kısa sürede yansıması sayesinde belirli mal veya hizmetlere ilişkin işlemler yaklaşık dört günlük veri gecikmesiyle analiz edilebilecek. Sistem Türkiye geneli yanında il, ilçe ve bölge düzeyinde karşılaştırma yapabilecek.
İşlemin miktarı, tarihi, vadesi, ticari şartları, maliyet yapısı ve işletme ölçeği gibi fiyatı etkileyen unsurlar da dikkate alınacak. Çünkü aynı ürünün peşin ve bir yıl vadeli satış fiyatı veya toptan ve perakende satış fiyatı aynı olmayabilir.
Bu nedenle MİHENK’in tespit ettiği fiyat farkı tek başına vergi ziyaı veya örtülü kazanç dağıtımı anlamına gelmiyor. Sistemin ürettiği sonuç nihai vergisel tespit değil; hangi işlem ve mükelleflerin daha yakından inceleneceğini gösteren bir risk çıktısı.
İkinci aşamada kâr marjları karşılaştırılacak
MİHENK’in ikinci fazında sektörel kâr marjı analizleri devreye alınacak. Benzer sektör, faaliyet ve ekonomik koşullardaki işletmelerin kârlılıkları karşılaştırılacak. Emsallerinden belirgin biçimde ayrışan şirketler transfer fiyatlandırması yönünden değerlendirilebilecek.
Düşük kârlılık tek başına vergi kaybının kanıtı değildir. Yeni yatırım, kapasite düşüklüğü, kur farkı, finansman gideri veya uygulanan fiyat politikası kâr marjını düşürebilir. Ancak şirketin bu farkın nedenini belgeyle açıklayabilmesi gerekir.
Şirketler ne yapmalı?
İlişkili kişilerle işlem yapan şirketler transfer fiyatlandırmasını yalnızca yılsonunda hazırlanacak bir rapor olarak görmemeli. Fiyat belirlenirken kullanılan yöntem, emsal işlemler, iskonto gerekçeleri, vade farkları, miktar avantajları ve bölgesel koşullar işlem tarihinde belgelenmeli.
Grup içi hizmetlerde hizmetin gerçekten verildiği ve şirkete sağladığı fayda gösterilmeli. Emsalden düşük satış veya yüksek alış varsa ticari gerekçesi sözleşme, fiyat listesi, yazışma ve hesaplamalarla ortaya konulmalı. Sektör ortalamasından ayrışan kârlılık da dönem bitmeden analiz edilmeli.
İdare dört günlük verilerle risk analizi yaparken şirketin fiyatlama gerekçesini dört yıl sonra oluşturmaya çalışması artık yeterli olmayacaktır.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.