8 Eylül 2026, Salı · 12:46 Piyasalar Açık
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Uzman isim detayları anlattı: TCMB faizi indirirse ekonomiye ne olur?

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın perşembe günü açıklayacağı faiz kararı piyasaların odağında. Prof. Dr. Abdulkadir Develi, küresel enflasyonist baskılar, yükselen petrol fiyatları ve FED’in faiz politikası nedeniyle…

Buse Güngör | CNNTurk.com Muhabiri

buse.gungor@cnnturk.com.tr

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın perşembe günü açıklayacağı faiz kararı piyasaların odağında. Prof. Dr. Abdulkadir Develi, küresel enflasyonist baskılar, yükselen petrol fiyatları ve FED’in faiz politikası nedeniyle Merkez Bankası’nın faiz indirimine gitmesini zor görüyor. Develi’ye göre TL’deki istikrarın korunması kritik olurken, eylül enflasyonu da önümüzdeki dönemde faiz kararları açısından belirleyici olacak. Altın tarafında ise FED’in faiz politikası ve jeopolitik riskler yakından izleniyor. Merkez bankalarının artan altın talebinin uzun vadede fiyatları destekleyebileceğini belirten Develi, ons altında 4 bin ve 5 bin dolar olmak üzere iki farklı senaryonun gündemde olduğunu söyledi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, perşembe günü faiz kararını açıklayacak. Piyasaların gözü, Merkez Bankası'nın politika faizinde değişikliğe gidip gitmeyeceğine çevrilmiş durumda.

Olası bir faiz indiriminin Türkiye ekonomisine etkileri de merak edilirken, altın fiyatları 7 bin liranın altında seyrediyor. Yakın vadede altının yeniden yükselişe geçip geçmeyeceği de gündemde.

Çin Merkez Bankası'nın 2023'ten bu yana rezervlerine en büyük miktarda altın eklemesi de altın piyasasındaki hareketlilik açısından dikkat çekiyor. Bankanın altın rezervleri 650 bin ons arttı.

“FAİZ İNDİRİMİ KOLAY DEĞİL”

Prof. Dr. Abdulkadir Develi, Merkez Bankası'nın faiz politikasına ilişkin değerlendirmesinde, enflasyon odaklı bir program yürütüldüğüne dikkat çekti:

“Faiz dinamiklerini bu noktada anlamak oldukça önemli. Çünkü burada enflasyon odaklı yürütülen bir program var. Aylık bazda enflasyona bakılarak Merkez Bankası politika faiziyle ilgili kararını veriyor. Geçtiğimiz günlerde, bilindiği üzere, repo alımları günlük yapılıyordu. Bunu haftalara döndürdü ve yüzde 37'ye düştü. Yani burada zımni olarak 3 puanlık bir düşüş durumu söz konusu oldu. Bu da aslında piyasada ‘Acaba faiz indirimleri geliyor mu?’ noktasında bir düşünceye yol açtı. Fakat içeride biz faiz indirimini konuşurken dışarıda da enflasyon, petrol fiyatları ve aynı zamanda FED'in alacağı karar konuşuluyor. Çünkü önümüzdeki hafta FED de politika faiziyle ilgili bir karar alacak. Faizi artırma ihtimali bu noktada gündemde. Japonya'nın faiz artırma durumu da gündemde. Enerji fiyatları bu noktada artıyor. Böyle bir konjonktürde aslında faiz indirmek hiç de kolay değil. Tabii içeride bu yönde bir beklenti var. Artık reel sektör, yüksek borçlanma maliyetinden dolayı yoruldu. Ama diğer taraftan da savaşın getirmiş olduğu bir durum söz konusu. OVP'yi takip ettik. Oradaki hem Cevdet Yılmaz Bey'in hem de Mehmet Şimşek Bey'in konuşmalarını dinledik.”

“FAİZ İNDİRİMİNİ ZOR BULUYORUM”

Develi, ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadeleye devam edeceği mesajını verdiğini belirterek, mevcut küresel koşullarda faiz indiriminin kolay olmadığını söyledi:

“Oradan almış olduğumuz tona, aynı şekilde Sayın Cumhurbaşkanımızın dünkü konuşmasına baktığımız zaman, enflasyon odaklı, yani enflasyonla mücadele devam edecek. Şimdi enflasyonla mücadele devam ederken olası bir faiz indiriminin sonucu ne olur? Buna bakmak lazım. Tabii gönlümüzden geçen bu noktada faizlerin düşmesi, borçlanma maliyetinin düşmesi ve yatırımın bu noktada hızlanması. Fakat öyle bir konjonktürdeyiz ki, dediğim gibi, önümüzdeki hafta belki FED faiz artıracak. Yüzde 61 ihtimal var. Japonya Merkez Bankası'nın faiz artırma ihtimali var. Petrol fiyatları 98-99 dolar bandında. 100 dolara doğru giden bir petrol fiyatı var şu anda. Yani dünyada jeopolitik risklerin getirmiş olduğu belirsizlikler ve petrol fiyatlarının getirmiş olduğu enflasyonist bir baskı var. Şimdi burada Merkez Bankası'nın faizle ilgili bir tavır değişikliği yapacağını düşünmüyorum. Yani bir pas geçme durumu söz konusu olabilir.”

“1 PUANLIK SEMBOLİK İNDİRİM OLUR MU BİLMİYORUM”

Develi, Merkez Bankası'nın politika faizini değiştirmeyebileceğini, ancak piyasaya mesaj vermek amacıyla sembolik bir indirim ihtimalinin de tamamen göz ardı edilemeyeceğini belirtti:

“Politika faizini değiştirme durumu söz konusu olabilir. Değiştirmeme durumu da söz konusu olabilir. Bu çok güçlü bir ihtimal. Ama piyasaya mesaj verme noktasında 1 puanlık sembolik bir indirim olur mu, onu bilmiyorum. Ama şu anki konjonktürde ben faiz indirimini zor buluyorum. Çünkü bir taraftan da biz ne yapmak durumundayız? TL'deki istikrarı korumak durumundayız. Yani enflasyona karşı hep ifade etmiş olduğumuz en önemli parametre, TL'deki istikrarlı seyrin devam etmesi.”

“TL'DEKİ İSTİKRARLI SEYRİ BOZMAMAK GEREKİYOR”

Döviz kurundaki hareketliliğin de enflasyon açısından önemli olduğunu vurgulayan Develi, TL'deki istikrarlı seyrin korunması gerektiğini söyledi:

“Döviz ve dolar tarafında yavaş bir artış durumu söz konusu. Zaman zaman aylık enflasyonun gerisinde, zaman zaman aylık enflasyonun ötesinde. Fakat böyle kademeli bir yükseliş var. Dolayısıyla burayı bozmamak gerekiyor. Çünkü döviz tarafındaki artışa bağlı olarak enerji fiyatları bu noktada oldukça yüksek. MTA fiyatları da, dışarıdan gelen ham madde fiyatları da dolar cinsinden fiyatlandığından dolayı içeride ilave bir enflasyonist baskı oluşturabilir.”

“TEMKİNLİ DURUŞLA SÜRECİ YÖNETMEK GEREKİYOR”

Develi, ekonomi yönetiminin döviz tarafındaki gelişmeleri yakından takip ettiğini ve sürecin temkinli bir duruşla yönetilmesi gerektiğini ifade etti:

“Dolayısıyla burada ekonomi yönetiminin gözü, kulağı TL-dolar tarafında. Yani orayı ürkütmeden süreci yönetmek gerekiyor. Peki bu nasıl olacak? Temkinli duruş ile olacak. Yine söylemler bu noktada oldukça sıkı. Dolayısıyla ben ciddi bir faiz artırımı, daha doğrusu faizlerde bir düşüş beklemiyorum. Faizler bir noktada stabil gidecektir. Fakat eylül ayı enflasyonu bu açıdan oldukça önemli.”

EYLÜL ENFLASYONU FAİZ KARARINDA BELİRLEYİCİ OLACAK

Uluslararası kuruluşların tahminlerini sık sık değiştirdiğini belirten Develi, Türkiye'nin kendi ekonomik patikasına odaklanması gerektiğini söyledi:

“Toplantı bazlı uluslararası kuruluşların tahminleri var. Fakat uluslararası kuruluşlar bu yıl tahminlerini o kadar çok değiştirdi ki... Altınla olsun, büyümeyle olsun, petrol fiyatlarıyla olsun o kadar çok değişiklikler oldu. Çünkü öngörülebilir bir noktada değiliz. O yüzden biz kendi patikamıza bakacağız. Nedir bizim gerçekliğimiz? Eylül ayında enflasyon ne olacak? Ağustos'u gördük. Yüzde 1,8. Yüzde 30'un üzerinde bir enflasyon durumu söz konusu var ki yine OVP hedefinde bu yıl için hedef yüzde 28,4. Yani bu aynı zamanda Merkez Bankası'nın ara hedefinin yüzde 24 olduğunu gösteriyor. Bu da bize şunu söylüyor: ‘Ben 2026 yılında sıkı duruşa devam edeceğim.’ Tabii burada Merkez Bankası, dediğim gibi, bu gelişmeler ölçüsünde hareket edecek. Ticaret savaşları var. Diğer tarafta Rusya-Ukrayna Savaşı devam ediyor. Petrol fiyatları 100 dolar bandında.”

“EYLÜL ENFLASYONU YÜKSEK GELİRSE FAİZ İNDİRİMİNİ KONUŞMAK ZORLAŞIR”

Eylül ayında enflasyonun nasıl gerçekleşeceğinin kritik olduğunu belirten Develi, yüksek bir enflasyon verisinin önümüzdeki aylarda faiz indirimi beklentilerini de zayıflatabileceğini söyledi:

“Yani ben burada kendi patikamıza bakmak durumundayım. Olduğumuzu düşünüyorum. Eylül ayı... Okullar açıldı, açılacak. İşte bu gelen harcamalar, eğitim harcamaları ne olacak? Eylül ayı enflasyonu yüksek gelirse burada önümüzdeki aylarda da faiz indirimini konuşmamız zor olacak. Dediğim gibi, şu anki konjonktür hakikaten Merkez Bankalarını ciddi anlamda sınıyor. Faiz indirim seçeneği birçok ülkede bence masada bile değil.”

ALTINDA GÖZLER ABD VERİLERİNDE

Develi, altındaki hareketliliğin savaş, ABD Merkez Bankası'nın faiz politikası ve doların seyriyle yakından bağlantılı olduğunu belirtti:

“Geleneksel olarak altının değerlenmesine yönelik okumalarımızda da bir değişiklik oldu. Neden oldu? Çünkü savaş yine etkili oldu. Savaşın getirmiş olduğu enflasyonist baskıya karşı Merkez Bankaları ve özellikle FED'in faizi yüksek tutması, altına olan rağbeti düşürdü ve 28 Şubat'tan sonra, yani savaşın başladığı tarihten sonra, altında ciddi bir gerileme durumu söz konusu oldu. Fakat ağustos ayında toparlandı.”

DOLAR GERİLEYİNCE ALTIN TOPARLANDI

Develi, ABD'de likiditenin artması ve doların değer kaybetmesinin altındaki yükselişte etkili olduğunu ifade etti:

“Tahvilleri geri aldı ABD. Yani içeride likiditeyi artırdı. Dolar değer kaybetti ve buna karşı olarak altın yükseldi. Çünkü doların değer kazanmasıyla altında bir düşüş, doların değer kaybetmesiyle altında bir güçlenme durumu söz konusu. Yani burada dolar ve altın arasında negatif bir ilişki durumu söz konusu. Likidite arttıkça doların değeri düştü. Doların değeri düştükçe altında bir toparlanma oldu ki ağustos ayında aynı zamanda enflasyon görünümünde de bir yavaşlama olmuştu.”

ALTIN 4 BİN 440 DOLARA KADAR YÜKSELDİ

Ons altının 4 bin dolara kadar geriledikten sonra 4 bin 440 dolara kadar yükseldiğini belirten Develi, sonrasında ABD'den gelen güçlü istihdam verisinin altın üzerinde baskı oluşturduğunu söyledi:

“Bunlar altında bir toparlanmaya yol açtı. 4 bin dolara kadar inen ons, 4 bin 440 dolara kadar yükseldi ve sonrasında tekrar bir gerçeklikle karşı karşıya kaldık. Nedir bu? Tarım dışı istihdam verisi geçtiğimiz hafta güçlü geldi. Bu ne anlama geliyor? Yani ABD'de istihdam piyasası oldukça güçlü. ABD'de FED şuna bakar: İşlerin yolunda olup olmadığını ekonomik tarafta, reel tarafta istihdam verilerine bakarak değerlendirir. Eğer burada veriler güçlü gelirse ‘Tamam, reel sektörde bir sıkıntı yok. O zaman benim elimde ne var?’”

FED KARARI ALTIN İÇİN KRİTİK

ABD'de bu hafta açıklanacak üretici ve tüketici fiyatları verilerinin FED'in faiz kararını etkileyebileceğini belirten Develi, faiz artırım ihtimalinin güçlenmesi halinde altın üzerindeki baskının artabileceğini ifade etti:

“Enflasyon var. O zaman bunu düşürmeliyim. Düşürmek için ne yapmalıyım? Bu defa da faizi artırabilirim diyor. Çünkü reel taraf güçlü, istihdam tarafı güçlü. O zaman faizi artırabilirim seçeneği ortaya çıkmaya başlayınca bu defa altın oradan darbe yedi ve bir düşüş durumu söz konusu oldu. Peki bu haftaki veriler neler? ÜFE açıklanacak perşembe günü. Cuma günü de aynı şekilde TÜFE açıklanacak. Üretici fiyatları ve tüketici fiyatları ABD tarafında açıklanacak.”

“FED FAİZ ARTIRIRSA ALTINI BASKILAR”

Develi, ABD'de TÜFE'de yüzde 0,4'lük artış beklendiğini belirterek, açıklanacak verilerin FED'in önümüzdeki haftaki kararında etkili olacağını söyledi:

“Bu aynı zamanda bize şunu gösteriyor: TÜFE'de yüzde 0,4'lük bir artış bekleniyor. Enflasyondaki bu görünüm, aynı zamanda önümüzdeki haftaki FED'in kararını da etkileyecektir. Bakın, az önce söyledim. Yüzde 60 oranında faiz artırma ihtimali olabilir. Peki FED faizi artırırsa veya bu haftaki verilerle birlikte FED'in faiz artırma ihtimali güçlenirse bunu ne yapar? Altını bu noktada baskılar. Baskılamaya devam eder.”

MERKEZ BANKALARI NEDEN ALTIN TOPLUYOR?

Çin'in uzun süredir altın alımına devam ettiğine dikkat çeken Develi, merkez bankalarının altın talebinin jeopolitik gelişmelerle bağlantılı olduğunu söyledi:

“Yani altın burada bir soluklanma durumu söz konusu. Tabii Çin, 22 aydır sizin de söylediğiniz üzere altın alımına devam ediyor. Peki Merkez Bankaları neden altın alımına devam ediyor? Çünkü Dünya Altın Konseyi'nin yapmış olduğu anketlerde de 2026 boyunca altın alımının devam edeceği görülüyor. Yani bunun aslında jeopolitik bir okumaya ihtiyacı olduğunu söyleyebilirim. Çünkü dünyada altının rezerv olarak payı giderek artıyor.”

“DÜNYADA ALTININ REZERV OLARAK PAYI ARTIYOR”

Ticaret savaşları, savaşlar ve jeopolitik belirsizliklerin merkez bankalarını altına yönelttiğini belirten Develi, Çin ve Hindistan'daki altın talebine de dikkat çekti:

“Yani ticaret savaşları, savaşlar, jeopolitik belirsizlikler... Bu geçiş dönemlerinde en sağlam olan yatırım aracına Merkez Bankaları yöneliyor, yöneltiyor. Bu da aynı zamanda altın. Çin bu noktada ciddi anlamda sadece Çin Merkez Bankası değil, Çin'deki hane halkı da aynı şekilde, Hindistan da aynı şekilde altın alıyor. Tabii Hindistan ithal ettiği için cari dengeyi biraz yoruyor. O yüzden bazı uyarılar geldi Hindistan tarafından. Yani dünya altın almaya devam ediyor ve aynı zamanda sadece altın almıyor.”

BAZI ÜLKELER ALTINLARINI ABD'DEN ÇEKİYOR

Develi, bazı Avrupa ülkelerinin ABD'de bulunan altın rezervlerini başka merkezlere taşımaya başladığını da belirtti:

“Altınların da dağılımını mesela burada Fransa ve Hollanda ne yaptı? ABD'deki altınlarını yavaş yavaş çekmeye başladılar. Londra'ya doğru çekmeye başladılar. İtalya ve Almanya da aynı şekilde. Yani sadece altın talebi artmıyor, aynı zamanda ülkeler altınlarını da Merkez Bankaları açısından kendilerince daha güvenli görmüş oldukları limanlara çekmeye başladılar. Yani bu aslında jeopolitik bir sonuç. Tabii bu alımlar bize şunu gösteriyor: Altın talebi devam edecek.”

“ALTIN UZUN VADEDE TALEP GÖRECEK”

Altının uzun vadede talep görmeye devam edeceğini belirten Develi, ancak petrol fiyatları ve jeopolitik gelişmelerin kısa vadede altın üzerinde baskı oluşturabileceğini söyledi:

“Yani altın bir şekilde uzun vadede talep görecek ve bu yüksek talep olduğu zaman da kazancı artacaktır, getirisi artacaktır. Yani altındaki değer yükselecektir, daha doğrusu. Tabii burada Hürmüz'ün şu an baskısı var. Petrolün getirmiş olduğu bir baskı var altın üzerinde. Bu baskı ortadan kalktığı zaman... Ama bu ortadan kalkar mı, onu da bilmiyoruz. Çünkü Rusya-Ukrayna Savaşı 5 yıldır devam ediyor.”

ALTINDA 4 BİN VE 5 BİN DOLAR SENARYOLARI

Hürmüz Boğazı'ndaki durumun ve bölgedeki savaşın ne kadar süreceğinin bilinmediğini belirten Develi, altının geleceğine ilişkin farklı senaryolar bulunduğunu ifade etti:

“İran, ABD ve İsrail arasındaki bu savaşın ne kadar süreceğini, Hürmüz'ün ne kadar kilitli kalacağını bu noktada kimse bilmiyor. Yani burada petrolün getirmiş olduğu bir baskılama ile aslında belki altın bu düzeyde kalabilir. Altınla ilgili iki farklı yorum yapılıyor. Bir yorum, tekrar 4 bin dolarlara gerileyeceği yönünde. Diğerleri ise mesela tekrar 5 bin dolara kadar hızlı çıkacağı noktasında. Ama dediğim gibi, o kadar çok jeopolitik oynaklık var ki bu noktada.”

Develi, büyük finans kuruluşlarının da değişen koşullar nedeniyle tahminlerini sık sık revize ettiğini belirterek değerlendirmesini şöyle tamamladı:

“finans kuruluşları sürekli olarak kendi tahminlerini çok kısa vadelerde revize ediyorlar. Ama hep şunu söylüyoruz: Altını bu noktada daha uzun vadede düşünmekte fayda olduğunu, faydalı olduğunu söyleyebiliriz.”

ETİKETLER:SıradakiHaber
İlgili Haberler
Borsa Almanya`nın ihracatı temmuzda azaldı Uzmanpara · az önce Borsa Brent petrolün varili 98 dolardan işlem görüyor Uzmanpara · az önce Makroekonomi BOJ faiz tartışmaları “Kayıp On Yıl” sorusuyla alevleniyor! Paratic · 18 dk önce Borsa Dövizde yükseliş hızlandı! İki kurdan peş peşe rekor Finans Gündem (ing) · 19 dk önce Makroekonomi Küresel riskler ve jeopolitik gelişmeler petrolü gündemde tutuyor İşin Detayı Ekonomi · 58 dk önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.