Olayın gelişimi
Barrack’a göre süreç şöyle işledi: İsrail, Türkiye’nin Ebu Zuhur üssüne askerî unsur veya ekipman konuşlandıracağı yönünde istihbarat aldığını ABD’ye iletti. Washington istihbarat kurumlarına danıştı ve iddianın doğru olmadığını tespit etti. Aynı dönemde Suriye Dışişleri Bakanı ile Mossad Başkanı arasında yaklaşık iki saat süren bir arka kanal görüşmesi yapıldı; Suriye tarafı üste Türk askeri, konvoy veya silah bulunmadığını açıkça belirtti.
fazla okuBu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Bu netleştirmelere rağmen İsrail, hem ABD’ye hem de Türkiye’ye önceden haber vermeden üssün pistlerine saldırdı. Türkiye, İsrail uçaklarının kendi sınırına doğru yaklaştığını radarlarında gördü. Uçakların hedefi ve niyeti bilinmediği için Türk ordusu savaş uçaklarını havalandırma seçeneğini değerlendirdi. Sakin bir yaklaşımla olası bir çatışmanın önüne geçildi.
Barrack, İsrail’in bu riski neden aldığını iki ihtimalle açıkladı: Birincisi, Mossad, IDF ve Netanyahu ofisi arasında ciddi bir iletişim ve koordinasyon arızası. İkincisi ise Türkiye’yi kışkırtma veya sınama amacı.
Her iki durumda da sonuç aynı: İsrail çok büyüyebilecek ve tarihî nitelik alabilecek bir hatanın sahibi.
Aşağıda Tom Barrack’ın söylediklerinden çıkarılanlar bir analiz şeklinde sunulmuştur:
Stratejik arka plan
Barrack’ın vurguladığı daha derin bir nokta var. İsrail, Suriye hava sahasını İran’a karşı operasyonlarında “açık görüş hattı” (clear line of sight) olarak görmek istiyor. Yeni Suriye yönetiminin Türkiye ile güvenlik iş birliği geliştirmesi ve bölgesel güvenlik mimarisine dâhil olması, İsrail açısından bu serbestiyi kısıtlama potansiyeli taşıyor. Ebu Zuhur saldırısı, bu stratejik fay hattının ilk somut yansımalarından biri olarak okunabilir.
Fakat Netanyahu ve ekibinin açıklamasına bakılırsa bu, bir anlamda diplomasi dilinin ötesindeki konu; çünkü Türkiye hedefimizdi dediler. Neden Türkiye hedef? Bunun açıklamasını jeopolitik, tarihî, güç dengeleri vb. çok geniş biçimde açıklamak mümkün.
Türkiye’nin tutumu ise net: Bölgesel istikrar ve çatışmasızlık önceliği. Türkiye, yeni Suriye yönetimine yapıcı destek verirken, kendi güvenlik çıkarlarını da koruyor. Saldırı anında uçakları havalandırmama kararı, hem olgunluğu hem de risk yönetimindeki disiplini gösteriyor.
Türkiye olgun davrandı, çünkü köklü devlet geleneği bunu gerektirir.
ABD ve İsrail tepkileri
ABD tarafı, saldırıyı nadir görülen bir açıklıkla “gereksiz tırmanma” (unnecessary escalation) olarak niteledi. Barrack, yeni Suriye yönetiminin saldırgan bir tutum sergilemediğini, vekil (proxy) güçler barındırmadığını ve gerilimi düşürme (de-escalation) iradesi taşıdığını özellikle vurguladı. Washington, Türkiye–İsrail–Suriye arasında kalıcı bir çatışmayı önleme (deconfliction) mekanizması kurmak için çalıştığını açıkladı.
İsrail tarafı ise saldırıyı “statüko ihlalinin önlenmesi” olarak savundu. Netanyahu ofisi, Suriye’nin Türkiye’ye üs vererek mevcut güvenlik mutabakatını bozma eşiğinde olduğunu, uyarıların dinlenmediğini ve “mesajın daha iyi anlaşılması” için operasyonun yapıldığını iddia etti. Retorik hızla yükseldi; Netanyahu’nun Erdoğan’a yönelik yakışık almayan çıkışı, meselenin askerî boyutunun ötesine taşındığını gösterdi.
Öne çıkan hususlar
Barrack’ın anlattıkları ile mevcut tablo bir araya getirildiğinde birkaç nokta netleşiyor:
Birincisi, “istihbarat kalitesi ve karar alma”. İsrail’in elindeki bilginin ABD ve Suriye tarafından çürütülmesine rağmen operasyona geçilmesi, sistemik bir soruna işaret ediyor. Yanlış istihbarata dayalı operasyonlar geçmişte de yaşanmış olabilir; bu durum İsrail’in bölgesel güvenilirliğini zedeliyor.
İkincisi, “risk algısı ve kışkırtma ihtimali”. Türkiye’nin uçaklarını havalandırma eşiğine gelmesi, 2015’te Rus uçağının düşürülmesi deneyimini hatırlatıyor. “Kazaen” bir çatışmanın başlaması, iki Amerikan müttefikini karşı karşıya getirebilirdi.
Üçüncüsü, “Esad sonrası döneminin yapısal gerilimi”. İsrail’in “serbest operasyon alanı” talebi ile Türkiye’nin yeni Suriye’yi istikrarlı ve güvenli kılma çabası çatışıyor. Bu gerilim yönetilmezse benzer krizler tekrarlanabilir.
Dördüncüsü, “ABD’nin tutumu”. Trump yönetiminin “gereksiz tırmanma”ya karşı açık eleştirisi ve çatışmasızlık mekanizması arayışı, İsrail’in tek taraflı hareket alanının sınırsız olmadığını gösteriyor.
Beşincisi, “Türkiye’nin pozisyonu”. Ankara, hem bölgesel barış ve istikrar dilini koruyor hem de gerekli güvenlik tedbirlerini almaktan geri durmuyor. Bu denge, olayın yönetiminde belirleyici oldu.
Son olarak, “Suriye-İsrail barışı ve gerçek statüko inşası”. İsrail, Arap-İsrail Savaşları ile başlayan olumsuz süreci bir türlü kapamak istemiyor, özellikle Lübnan ve Suriye kesimlerinde. Buradaki zayıflıklardan istifadeyle kendine gelişme imkânı bulduğunu düşünüyor. Ama bu bütünüyle bölgesel istikrarsızlığın devam etmesi demek oluyor. Türkiye ve ABD başta Avrupa ülkeleri de bundan rahatsız. Hâlbuki en azından Suriye-İsrail arasında bir barış olması hâlinde gerçek statüko inşası mümkün olabilecek. Bu asıl hedef olmalı.
Sonuç
Ebu Zuhur saldırısı, teknik olarak bir hava üssüne yapılan sınırlı bir operasyon gibi görünebilir. Ancak Barrack’ın anlatımı, olayın aslında istihbarat arızası, karar mekanizması sorunu, stratejik fay hattı ve yanlış hesap risklerini bir araya getirdiğini ortaya koyuyor. İsrail, Türkiye’nin “sağlam duvarına” çarptı. Bu çarpışmanın dersleri hem Tel Aviv hem Washington hem de bölge aktörleri tarafından dikkatle okunmalıdır.
Bundan sonra asıl sınav, çatışmasızlık mekanizmasının gerçekten kurulup kurulamayacağı ve benzer riskli hamlelerin tekrarlanıp tekrarlanmayacağıdır. Bölgesel istikrar, tek taraflı mesajlarla değil, doğru istihbarat, şeffaf iletişim ve karşılıklı sorumlulukla inşa edilir.
Fakat asıl mesele İsrail’in yeni Suriye ile gerçek bir barış yapması ve gerçek bir statüko inşa etmesi. Bu olmadıkça, bölgesel kırılganlıkların üzerine giderek genişleyebileceğini düşünen İsrail, bir de bunlara yanlış istihbarat ve politik niyet bozuklukları eklenecek, böyle bir atmosferde bölgesel istikrarsızlığın sürecek demektir. Dolayısıyla Türkiye’nin de bu olasılığı dikkate alarak bölgedeki politikalarını tahkim etmek istemesi gayet anlaşılırdır.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish
DAHA FAZLA OKUHakkında daha ayrıntılı: İsrailEbu Zuhur Askerî Hava ÜssüTom Barrack
DAHA FAZLA HABER OKU
Bıçaklı saldırıda yaralanan YENİ Parti Milletvekili Melih Meriç entübe edildi
Mazlum Abdi’den Türkiye mesajı: Olumlu sinyaller var, şartlar olgunlaşırsa gidebilirim
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.