İşte bu da, aldatmacaların fark edilmesini önlüyor. Bir gayrimenkul yatırım ortaklığının kısa süre önce açıklanan ikinci çeyrek bilançosunun ikinci sayfasında, bağımsız denetçinin koyduğu "şartlı görüş" adeta bir finansal illüzyonun perdesini araladı. Şirket, gelecekte ödeyeceği ertelenmiş vergi borcunu yasal olarak uygulaması gereken yüzde 30 oranı yerine, kendi işine geldiği gibi yüzde 10 üzerinden hesaplamış. Bilançodaki bugünün yüksek enflasyon ortamında artık sıradanlaşan, kimseyi heyecanlandırmayan 1,99 milyar liralık o kâr rakamı bile meğer bu “hokkabazlığın” sonucuymuş.
Oysa denetçinin tespiti çok net: Yasal oran uygulansaydı, şirketin vergi yükümlülüğü bir anda 26 milyar liranın üzerine fırlayacaktı. Bu düzeltme yapıldığı an, kâr rakamı buharlaşmakla kalmıyor; yerini 2,25 milyar liralık bir zarara bırakıyor. Zaten bağımsız denetçi, şartlı görüş ile “Şirketin yüzde 10 Kurumlar Vergisi ödemesine olanak sağlayacak yüzde 50 kar dağıtımına ilişkin henüz kesin bir genel kurul kararı veya kesinleşmiş bir durum yok. Muhafazakarlık gereği gelecekteki borcun yüzde 30 yasal oran üzerinden hesaplanması gerekirdi. Şirket bilançoyu süslemiştir.” demek istiyor. Ucuz sandığınız, piyasa çarpanlarına bakıp "fırsat" diye atladığımız hissenin “ucuzluk görüntüsü”- de böylelikle zayıflıyor.
Burada sadece teknik bir muhasebe yorumu yok; ciddi bir etik kriz var. Yatırımcı güvenini bu tür oyunlarla manipüle etmek, gerçeği saklamak finansal ahlaka sığmaz. Yapılan açıkça Sermaye Piyasası Kanunu’nun ilgili maddesinde düzenlenen "gerçeğe aykırı finansal tablo düzenlenmesi”. Bu iş, “ne yapalım yatırımcı bilançonun her satırını, her sayfasını okusaydı” deyip geçiştirilecek bir olay değil. Bu tür olaylarda yatırımcının korunması şart. Güvenin bittiği yerde, bilançolar sadece birer kâğıt parçasına dönüşür.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.