Savaş ve enerji krizinin Avrupa piyasalarını geride bırakacağı beklentisi tutmadı. Avrupa hisselerine haftalık para girişi yaklaşık altı ayın zirvesine çıkarken şirket kârlarındaki güçlü artış ve Wall Street'e göre yüzde 26'lık değerleme farkı yatırımcının rotasını değiştirdi.
Murat Ali Oral21 Ağustos 2026 07:34
21 Ağustos 2026 07:42
Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!ABD-İran savaşının başlamasıyla Avrupa için çizilen karamsar senaryo yerini farklı bir tabloya bırakıyor. Enerji maliyetlerindeki artışa rağmen ekonomi beklenenden dirençli kalırken Avrupa şirketlerinin kârları hızlandı, euro güçlendi ve uluslararası yatırımcı yeniden Avrupa hisselerine yönelmeye başladı.
Avrupa'ya 2,44 milyar dolar girdi
LSEG/Lipper verilerine göre Avrupa hisselerine yatırım yapan fonlar 12 Ağustos'ta sona eren haftada net 2,44 milyar dolar giriş çekti.
Bu rakam, 25 Şubat haftasından bu yana görülen en güçlü para girişine işaret ediyor. Başka bir ifadeyle yatırımcı ilgisi, ABD-İran savaşının başlamasından hemen önceki seviyelerine yeniden ulaşmış durumda.
Savaşın ilk günlerinde enerji fiyatlarında yaşanabilecek sert yükselişin Avrupa ekonomisini vuracağı ve enflasyonu yeniden hızlandıracağı endişeleri yatırımcıların bölgeden uzaklaşmasına neden olmuştu.
Yaklaşık altı ay sonra ise aynı yatırımcıların Avrupa'ya yeniden dönmeye başlaması, piyasanın savaşın ekonomik etkisine ilişkin beklentilerinin önemli ölçüde değiştiğini gösteriyor.
Şirket kârlarında dört yılın en güçlü dönemi
Para akışındaki dönüşün arkasında yalnızca düşük değerlemeler bulunmuyor. Avrupa şirketlerinin bilançoları da beklentilerin üzerinde geliyor.
STOXX 600 şirketlerinin ikinci çeyrekte toplam kârlarını geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 24,1 artırması bekleniyor. Tahmin gerçekleşirse bu, yaklaşık dört yılın en güçlü kâr büyümesi olacak.
Üstelik yükseliş yalnızca enerji şirketlerinden kaynaklanmıyor. Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki artış enerji grubunun sonuçlarını güçlü biçimde desteklese de sanayi, temel kaynaklar ve diğer döngüsel sektörlerde de kâr tahminleri yukarı yönlü revize ediliyor.
Son bilanço verilerinde sonuçlarını açıklayan şirketlerin yaklaşık yüzde 60'ının analist beklentilerini aşması da Avrupa piyasasına ilişkin algının değişmesini destekliyor.
Avrupa şirketlerinin enerji sektörü hariç tutulduğunda dahi ikinci çeyrek kârlarının çift haneli büyümesi bekleniyor.
Wall Street'e göre hâlâ yüzde 26 ucuz
Yatırımcıların Avrupa'ya dönmesinin en güçlü gerekçelerinden biri ise fiyatlarda ortaya çıkıyor.
STOXX 600 şirketleri önümüzdeki 12 aylık kâr beklentilerinin yaklaşık 15 katı değerleme ile işlem görüyor. Bu rakam Avrupa hisselerinin S&P 500 şirketlerine kıyasla yaklaşık yüzde 26 daha düşük değerlemeye sahip olduğunu gösteriyor.
Fark geçmişe göre daralmış durumda. Avrupa'nın Wall Street'e göre iskontosu Kasım 2024'te yüzde 41 ile rekor seviyeye kadar çıkmıştı.
Ancak yüzde 26'lık mevcut fark bile ABD hisselerindeki yüksek değerlemelerden rahatsız olan yatırımcı açısından önemli bir alternatif oluşturuyor.
Avrupa piyasalarının yılbaşından bu yana yaklaşık yüzde 10 yükselmesine rağmen Wall Street karşısındaki fiyat avantajını tamamen kaybetmemesi de yeni para girişlerinin önünü açıyor.
Yapay zekâdaki oynaklık Avrupa'ya yaradı
Son yıllarda Avrupa'nın en büyük zayıflıklarından biri olarak görülen teknoloji şirketlerinin düşük ağırlığı bu kez avantaj haline gelmiş durumda.
Teknoloji şirketleri STOXX 600 Endeksi'nin yalnızca yaklaşık yüzde 10'unu oluşturuyor. Endekste finans, sanayi ve sağlık şirketlerinin ağırlığı daha yüksek.
Bu yapı Avrupa'yı yapay zekâ hisselerinde son dönemde yaşanan sert fiyat hareketlerinden kısmen korudu.
ABD ve Asya piyasalarında teknoloji ve yapay zekâ şirketlerinin değerlemeleri yatırımcıların en büyük tartışma konularından biri haline gelirken Avrupa daha geniş bir sektör dağılımı sunuyor.
Bankalar, elektrik altyapısı, sanayi şirketleri ve yarı iletken üretim ekipmanı sağlayıcıları yatırımcıların Avrupa'da özellikle ilgilendiği alanlar arasında bulunuyor.
Euro da yönünü yukarı çevirdi
Dönüş yalnızca hisse senedi piyasasında yaşanmıyor. Euro, haziran ortasında gördüğü 13 ayın en düşük seviyesinden bu yana dolar karşısında yaklaşık yüzde 3 değer kazandı ve 1,17 dolar çevresine yükseldi.
Avrupa'dan gelen ekonomik verilerin beklentileri aşması eurodaki toparlanmayı destekleyen unsurlardan biri oldu.
Citi'nin Avrupa ekonomik sürpriz endeksi, açıklanan verilerin beklentilerin ne ölçüde üzerinde veya altında kaldığını gösteriyor. Endeks son dönemde üç yılı aşkın sürenin en yüksek seviyesine çıktı.
Euro Bölgesi'nde ekonomik faaliyet de temmuz ayında sekiz ayın en güçlü seviyesine ulaştı.
Bu görünüm, savaş nedeniyle Avrupa ekonomisinde sert yavaşlama bekleyen yatırımcıların tahminlerinin şimdilik gerçekleşmediğini gösteriyor.
Avrupa Merkez Bankası'nın yolu daha net
Avrupa'nın yatırımcı açısından bir başka avantajı merkez bankası politikasındaki görece görünürlük oldu.
Enerji maliyetlerinin oluşturduğu enflasyon baskısı nedeniyle Euro Bölgesi'nde yeni faiz artırımları tamamen gündemden çıkmış değil. Buna karşın Avrupa Merkez Bankası'nın iletişimi, ABD Merkez Bankası ve diğer büyük merkez bankalarına kıyasla yatırımcı açısından daha öngörülebilir görülüyor.
ABD tarafında ise enflasyon, büyüme ve uzun vadeli tahvil faizleri arasındaki gerilim para politikasının yönüne ilişkin belirsizliği artırıyor.
Bu farklılık, küresel portföylerde Avrupa'nın yeniden daha fazla ağırlık kazanmasını destekleyen faktörlerden biri haline geldi.
ABD'nin borç sorunu Avrupa'nın avantajına dönüştü
Yatırımcının iki bölge arasında yaptığı karşılaştırmada kamu maliyesi de giderek daha önemli hale geliyor.
ABD'de kamu borcunun milli gelire oranı yaklaşık yüzde 120 düzeyinde bulunurken Almanya'da oran yüzde 60'ın biraz üzerinde.
Almanya da altyapı ve savunma harcamalarını finanse etmek amacıyla tahvil ihracını artırıyor. Ancak yatırımcıların ABD'nin uzun vadeli borç sürdürülebilirliğine ilişkin endişeleri çok daha belirgin hale gelmiş durumda.
ABD uzun vadeli tahvil faizlerinde son haftalarda yaşanan yükseliş ve Hazine'nin piyasaya yönelik geri alım adımları bu tartışmayı daha da büyüttü.
ABD ekonomisinin ilerleyen dönemde yavaşlaması ve kamu borcunun sürdürülebilirliğine ilişkin kaygıların artması halinde Wall Street ile Avrupa arasındaki para hareketinin daha belirgin hale gelebileceği değerlendiriliyor.
Avrupa henüz Wall Street'i geçmedi
Bütün olumlu göstergelere rağmen yılın tamamına bakıldığında Wall Street hâlâ performans açısından önde.
Avrupa hisseleri 2026 başından bu yana yaklaşık yüzde 10 yükselirken S&P 500 yaklaşık yüzde 13 değer kazanmış durumda. MSCI Dünya Endeksi'ndeki artış da yüzde 13 civarında bulunuyor.
Dolayısıyla son para girişi Avrupa'nın ABD piyasalarını geçtiği anlamına gelmiyor. Ancak yatırımcının yalnızca ABD teknoloji şirketlerinin büyümesine odaklandığı dönemin ardından portföyünü daha geniş bir alana yaymaya başladığını gösteriyor.
Avrupa'nın daha düşük değerlemeleri, güçlü şirket kârları ve teknoloji hisselerindeki oynaklığa daha az bağımlı yapısı bu değişimin temel nedenleri arasında yer alıyor.
Yeni para için üç sektör öne çıkıyor
Avrupa'ya yönelen yatırımcıların tercihleri de piyasadaki dönüşün nerelerde yoğunlaşabileceğine ilişkin ipucu veriyor.
Bankalar yüksek faiz ortamından destek alırken sanayi şirketleri altyapı ve savunma harcamalarındaki artıştan yararlanıyor. Elektrifikasyon ve yarı iletken üretim ekipmanları da yatırım yöneticilerinin öne çıkardığı alanlar arasında bulunuyor.
Buna karşılık savaşın enerji maliyetlerini yeniden yukarı taşıması Avrupa açısından en önemli risklerden biri olmaya devam ediyor.
Enflasyonun ekonomik büyümeyi baskılayacak ölçüde yükselmesi veya merkez bankasının beklenenden daha sert faiz artışlarına yönelmesi halinde son dönemdeki para girişlerinin hızı azalabilir.
Şimdilik ise tablo ters yönde. Savaşın ilk günlerinde Avrupa'dan uzaklaşan yatırımcı, şirket kârlarının güçlendiği, euronun toparlandığı ve Wall Street'e göre değerleme farkının hâlâ yüksek olduğu bir piyasaya yeniden para aktarmaya başladı.
Kaynak: HABER MERKEZİ
Avrupa Birliği ABD
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.