YAYINLAMA 20 Ağustos 2026 12:25
GÜNCELLEME 20 Ağustos 2026 12:27
19 Ağustos’ta yaptığı açıklamada ABD Hazinesi, uzun vadeli sabit kuponlu devlet tahvillerine (10-20 yıl ve 20-30 yıl vadeli segmentler) yönelik likidite destekli geri alım işlemlerinin büyüklüğünü en az iki katına çıkaracağını duyurdu. Buna göre, işlemler için mevcut 2 milyar dolarlık azami büyüklük en az 4 milyar dolara yükseltilecek. Değişiklik 9 Eylül’de yürürlüğe girecek ve 4 Kasım’a kadar geçerli olacak.
ABD Hazinesi’nin resmi gerekçesi piyasa likiditesini desteklemek. Ancak zamanlaması dikkat çekici. Zira Hazine sadece iki hafta önce mevcut çeyreğe ilişkin geri alım planlarını açıklamıştı. Bu nedenle piyasalarda söz konusu geri alım, uzun vadeli tahvil faizlerindeki yükselişi sınırlamaya yönelik bir sinyal olarak yorumlandı.
Açıklama, son dönemde özellikle ABD tahvil getiri eğrisinin uzun ucunda görülen faiz yükselişine verilmiş güçlü bir mesaj niteliğinde. Hazine adeta piyasaya, "Gelişmeleri yakından takip ediyoruz ve gerekirse daha fazla adım atabiliriz" mesajını vermiş oldu.
Nitekim açıklama öncesinde ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi %4.75 seviyesine yakınken, sonrasında %4.64’e geriledi. 30 yıllık tahvil faizi ise %5.34 ile Haziran 2007’den bu yana en yüksek seviyesini gördükten sonra %5.19 seviyelerine çekildi. Dolayısıyla piyasanın tepkisi olumlu oldu.
Bununla birlikte, ABD’nin uzun vadeli tahvil faizlerindeki yükseliş eğiliminin kalıcı olarak tersine döndüğünü söylemek için erken. Zira duyurulan geri alım hacmi, ABD tahvil piyasasının toplam büyüklüğü dikkate alındığında oldukça sınırlı kalıyor.
Yine de bu adım, piyasalara kısa vadede bir miktar nefes aldırabilir ve uzun vadeli faizler üzerindeki yukarı yönlü baskıyı azaltabilir. Daha da önemlisi, ABD Hazinesi’nin gerektiğinde geri alım programını yeniden büyütebileceği mesajını vermiş olması. Dolayısıyla uzun vadeli faizlerde yeni ve sert bir yükseliş dalgası görülmesi halinde piyasalar ilave müdahale ihtimalini göz önünde bulundurabilir. Ancak bu hamle tek başına uzun vadeli faizlerin genel eğilimini değiştirecek gibi görünmüyor.
ABD Hazinesi’nin uzun vadeli tahvillerde geri alım tutarını artırma kararı sonrasında tahvil faizleri geriledi, dolar değer kaybetti, ons altın ve hisse endeksleri yükseldi.
EURUSD paritesi yükselerek 1.1680 seviyesini test etti. Böylelikle EURUSD paritesinde 200 günlük basit hareketli ortalamanın bulunduğu 1.1631 seviyesi aşılmış oldu. Paritede 1.1700-1.1725 aralığının önemli direnç olacağı söylenebilir. Destek olarak ise daha önce direnç olan 1.1631 seviyesi ve 1.1590 takip edilebilir.
Ons altın da yükselerek US$ 4,527 seviyesine çıktıktan sonra 20 Ağustos sabahı itibarıyla US$ 4,488 seviyesine yakın seyrediyor. Ons altında US$ 4,527 ve US$ 4,577 (Bollinger’ın üst bandı) seviyeleri direnç; US$ 4,438 ve US$ 4,407 seviyeleri de destek olarak izlenebilir.
29 Temmuz’da sonuçlanan FOMC toplantısına ilişkin 19 Ağustos’ta yayımlanan tutanaklar, üç üyenin 25 baz puanlık faiz artışı yönünde oy kullanmış olması nedeniyle yakından takip ediliyordu. Tutanaklarda birçok yetkili, enflasyonun beklenen hızda gerilememesi halinde ilave faiz artışlarının gündeme gelebileceğini belirtirken; enerji fiyatları, Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmeler ve yapay zekâ kaynaklı yatırım harcamaları enflasyon açısından öne çıkan risk unsurları oldu.
Buna karşın üyelerin çoğunluğu politika faizinin sabit tutulmasını destekledi. Ayrıca tutanakların, son dönemde açıklanan zayıf istihdam verileri, ılımlı enflasyon görünümü ve yavaşlayan tüketici talebini henüz yansıtmadığı da dikkate alınmalı.
Dolayısıyla tutanaklar kısa vadede şahin olarak algılanabilecek mesajlar içerse de, mevcut makroekonomik görünüm Fed’in bekle-gör yaklaşımını sürdürmeye devam edeceğine işaret ediyor.
27-29 Ağustos tarihlerinde düzenlenecek Jackson Hole Sempozyumu ile 31 Ağustos-1 Eylül tarihlerindeki G20 Maliye Bakanları ve Merkez Bankası Başkanları Toplantısı, yetkililerden gelecek mesajlar açısından önem taşıyacak.
13 Ağustos’ta yayımlanan Enflasyon Raporu’nda TCMB, enflasyonun 2026 yıl sonunda %28; 2027 yıl sonunda ise %15 olarak gerçekleşeceğini tahmin ettiğini belirtti. Piyasa Katılımcıları Anketi’nin Ağustos ayı sonuçlarında ise katılımcıların 2026 sonu TÜFE beklentisi %29.43. Dolayısıyla TCMB’nin güncellediği 2026 yıl sonu TÜFE tahmini ile piyasa katılımcılarının tahmininin yakınsadığı görüldü. Basın toplantısında Başkan, orta vadeli enflasyon görünümü üzerindeki risklerin azaldığını düşündüklerini, bir hafta vadeli repoya dönüşün gündemlerinde olduğunu belirtti. Bu söylemin de etkisiyle tahvil getiri eğrisinin nispeten kısa tarafındaki faizlerde gerileme gözlendi. 12 Ağustos kapanışında %41.60 seviyesinde olan 2 yıllık tahvilin bileşik faizi, 20 Ağustos sabahında %40.80 seviyesinde bulunuyor.
BIST 100 endeksinde, 14,380, 14,269 ve 14,208 puan seviyeleri destek; 14,551, 14,630 ve 14,700 puan seviyeleri direnç olarak takip edilebilir.
Önümüzdeki günlerde piyasaların odağında Jackson Hole Sempozyumu ve G20 toplantısından gelecek mesajlar olacak. ABD tahvil faizlerinin seyri, Fed’e ilişkin beklentiler ve küresel risk iştahındaki değişimlerin; döviz piyasalarından emtia fiyatlarına, hisse senetlerinden gelişmekte olan ülke varlıklarına kadar geniş bir yelpazede fiyatlamaları etkilemeye devam etmesi beklenebilir. Özellikle Jackson Hole’dan çıkacak mesajlar, yalnızca Fed’in faiz patikasına ilişkin beklentileri değil, küresel tahvil faizlerinin yönünü ve risk iştahını da şekillendirebilir.
Not: “Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.