YAYINLAMA 19 Ağustos 2026 00:00
GÜNCELLEME 19 Ağustos 2026 00:03
İMAM GÜNEŞ / İSTANBUL
Türkiye’nin dış ticaret endekslerinde son üç yıllık hareketli ortalamalar, ihracattaki değer artışının sipariş ve üretimden çok maliyet baskısından kaynaklandığını ortaya koydu. Özellikle kur-enflasyon makasının açıldığı dönemde enerji, işçilik ve hammadde maliyetlerindeki yükseliş ihracat fiyatlarına yansırken, ihracat miktarındaki gerileme katma değerli bir büyümenin oluşmadığını gösterdi.
EKONOMİ’nin TÜİK verilerinden yaptığı hesaplamaya göre ihracat birim değer endeksinin 36 aylık hareketli ortalaması 2023 başında yaklaşık 113 seviyesindeyken 2026 Haziran ayında 129,3’e yükseldi. Aynı dönemde ihracat miktar endeksinin hareketli ortalaması 150 seviyesinden 142,5’e geriledi. Son aylarda miktar endeksindeki zayıf seyrin sürmesi dikkat çekti.
Yıllık ortalamalar da aynı tabloyu destekledi. İhracat birim değer endeksi 2023’te 113,3, 2024’te 114,3 iken 2025’te 121,6’ya çıktı. 2026 Haziran itibarıyla hareketli ortalama 129,3 seviyesine yükseldi. Buna karşılık ihracat miktar endeksi 2023’te 149,6, 2024’te 151,7 olurken 2026 Haziran’da 142,5’e geriledi.
Bu tablo, ihracat gelirlerindeki artışın daha fazla mal satılmasından değil, aynı malın daha yüksek fiyattan satılmasından kaynaklandığını gösterdi. Başka bir ifadeyle ihracatçı daha çok kazanıyor gibi görünse de bunun önemli bölümü maliyet artışının satış fiyatına yansıtılmasından oluştu.
Birim değerdeki yükselişin arkasında maliyet geçişkenliği var
Endeksin 36 aylık ortalaması 2023 Ocak ayında 113,1 seviyesindeyken 2023 sonunda 113,3, 2024 sonunda 121,6 ve 2026 Haziran’da 129,3 seviyesine yükseldi. Yaklaşık 3,5 yılda yaşanan 16 puana yakın artış, ihracat fiyatlarının kalıcı biçimde yukarı yönlü hareket ettiğini gösterdi.
Ancak aynı dönemde ihracat miktar endeksinin hareketli ortalaması 2024 ortasında 153,5 ile zirve yaptıktan sonra aşağı yönlü eğilime girdi ve 2026 Haziran’da 142,5 seviyesine geriledi. Başka bir ifadeyle ihracatçı daha yüksek fiyattan satış yaptı, fakat daha fazla mal satamadı. Fiyat endeksi yükselirken miktar endeksinin gerilemesi, gelir artışının hacim artışından değil fiyat ayarlamalarından kaynaklandığını ortaya koydu.
Endeksteki hızlanma özellikle 2025 sonrasında belirginleşti. Bu dönem, enerji, işçilik ve hammadde maliyetlerindeki artışın satış fiyatlarına daha güçlü yansıtıldığı döneme denk geldi. 2026’nın ilk altı ayında birim değer endeksinin 129,3 seviyesine çıkması, maliyet baskısının halen sürdüğünü gösterdi. Bu nedenle birim değerdeki yükseliş tek başına ihracatın niteliğinin arttığı anlamına gelmedi. Veriler, ihracatta değer artışının önemli bölümünün maliyet telafisinden kaynaklandığını, miktar endeksindeki gerilemenin ise fiyat artışının sipariş ve hacim kaybını telafi etmeye yetmediğini ortaya koydu. Özellikle emek yoğun sektörlerde görülen sipariş daralması, birim değer artışının katma değerli dönüşümden çok maliyet geçişkenliğiyle açıklanabileceğini güçlendirdi.
İthalat artışında petrol ve altın etkisi
İthalat miktar endeksinin hareketli ortalaması 2023 başındaki 117 seviyesinden 2023 sonunda 130,2 ile zirveye çıktıktan sonra kademeli olarak geriledi. Endeks 2026 Haziran’da 124,9 seviyesine inerek son dönemin düşük seviyelerinde kalmaya devam etti. Bu görünüm, ithalatta hacmin zayıfladığını ve talep tarafında temkinli bir eğilimin öne çıktığını ortaya koydu.
Buna karşılık ithalat birim değer endeksinin hareketli ortalaması yüksek seyrini korudu. 2023 yılı başında 148,2’de olan endeks, 2023 ve 2024’te kademeli gerilemenin ardından 2025’ten itibaren yeniden yukarı yönlü eğilime girdi ve 2026 Haziran’da 140,2 seviyesine çıktı. Miktar endeksi son dönemde gerilerken birim değer endeksinin yükselmeyi sürdürmesi, ithalat faturasındaki baskının büyük ölçüde fiyat kaynaklı devam ettiğini gösterdi.
İthalat tarafındaki sert aylık hareketler de dikkat çekti. Son üç yılda ithalat birim değer endeksinde dönem dönem görülen güçlü yükselişler, petrol ve altın fiyatlarındaki hareketlerle aynı döneme denk geldi. Enerji fiyatlarındaki artış, altın ve kıymetli metal ithalatındaki sıçramalar, toplam ithalat endeksini kısa sürelerde belirgin biçimde yukarı taşıdı. İthalat miktar endeksinde görülen keskin düşüşlerin tamamı da ekonomik aktivitedeki ani zayıflamayla örtüşmedi. Özellikle Ramazan ve Kurban Bayramı’nın üretim ve lojistik akışını etkilediği aylarda çalışma günü sayısının azalması, endekslerde geçici gerilemelere yol açtı. Takvim etkisinin güçlü olduğu dönemlerin ardından sonraki aylarda hızlı toparlanmalar yaşandı.
Rekabet gücü maliyet baskısıyla eridi
Hareketli ortalamalar, ihracatın nominal olarak büyüdüğü ancak reel olarak güç kaybettiği yorumlarını destekledi. İhracatçıların birim başına daha yüksek gelir elde etmesi ilk bakışta olumlu görünse de bunun önemli bölümünün maliyet telafisinden kaynaklanması rekabet gücündeki aşınmayı gizliyor. İhracatçılara göre mevcut tabloda öncelik, katma değer tartışmasından önce fiyat rekabetçiliğinin yeniden tesis edilmesi.
Sektör temsilcileri, son dönemde yaptıkları açıklamalarda kur-enflasyon dengesinin ihracatçı lehine iyileştirilmesi, döviz dönüşüm desteğinin artırılması, reeskont kredi faizlerinin yüzde 15 seviyesine çekilmesi ve uzun vadeli düşük maliyetli finansman imkanlarının genişletilmesi gerektiğini vurguluyor. İhracatçılara göre, üretim maliyetlerini dengeleyecek bu tür destekler sağlanmadığı sürece ihracat gelirlerindeki artışın sürdürülebilir olmayacağı, sipariş hacmindeki daralmanın ise üretim, istihdam ve yatırım üzerinde baskı yaratmaya devam edeceği ifade ediliyor.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.