19 Ağustos 2026, Çarşamba · 01:32 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

YENİ Partili Taşcıer açıkladı: Yoksulluk bütçesi 285 milyar liraya ulaştı

YENİ Parti Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer, sosyal yardım harcamalarındaki artışa dikkat çekerek, yılın ilk 7 ayında 285 milyar 33 milyon lira harcandığını ve aylık harcama tutarının sadece 6 ay içinde yüzde 72 artarak…

YAYINLAMA 19 Ağustos 2026 00:09

GÜNCELLEME 19 Ağustos 2026 00:09

Ekonomim haberlerini Google'da daha sık görün Ekonomim'i tercih ettiğiniz kaynaklara ekleyerek nitelikli haberlere daha kolay ulaşın.

Takip Et

YENİ Parti Parti Meclisi üyesi ve Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer, 2026 yılı bütçe gerçekleşmelerine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Yoksullukla Mücadele ve Sosyal Yardımlaşma Programı kapsamında, yılın 7 ayında 285 milyar 33 milyon lira harcandığını, program için 2026 yılı başında 553 milyar 584 milyon liralık ödenek ayrıldığını aktaran Taşcıer, bu ödeneğin yüzde 51,5’inin temmuz ayı sonunda kullanıldığını belirtti.

Taşcıer, aylık harcamalardaki artışa dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Yoksullukla mücadele ve sosyal yardımlaşma kapsamında ocak ayında 28,1 milyar lira olan harcama, temmuz ayında 48,4 milyar liraya yükseldi. Böylece aylık harcama tutarı yalnızca altı ay içinde yüzde 72 arttı. Temmuz ayında yoksullukla mücadele için harcanan tutar ocak ayının yaklaşık 1,7 katına ulaştı. Kamu bütçesinin giderek daha büyük bir bölümü, milyonlarca yurttaşın temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için sosyal transferlere ayrılıyor. Türkiye’de sosyal yardımlara duyulan ihtiyacın neden bu kadar büyüdüğünü tartışmak gerekiyor. Ücretlerin geçim maliyetinin gerisinde kaldığı, emekli aylıklarının temel ihtiyaçları karşılamakta zorlandığı, güvencesiz ve düşük ücretli çalışmanın yaygınlaştığı bir ekonomik düzende sosyal yardım harcamalarının yükselmesi şaşırtıcı bir sonuç sayılmaz. Sosyal yardım bütçesindeki artış, aynı zamanda emek gelirlerinin yetersizliğinin bütçeye yansıyan yüzüdür. Asıl sorun, çalışanların ve emeklilerin düzenli gelirlerinin insanca yaşamaya yetmemesi ve giderek daha geniş toplum kesimlerinin kamusal desteğe ihtiyaç duymasıdır. Çalışan yoksulluğunun yaygınlaştığı bir ülkede istihdam sahibi olmak da yoksulluktan kurtulmaya yetmiyor."

Taşcıer, sosyal politika anlayışının yönünün de tartışılması gerektiğini belirterek, "Ücret politikasıyla sağlanamayan gelir, sosyal yardım mekanizmalarıyla tamamlanmaya çalışılıyor. Emekli aylıklarıyla sağlanamayan geçim güvencesinin bir bölümü çeşitli desteklerle karşılanıyor. Hak temelli ve düzenli gelir politikalarının alanı daraldıkça, ihtiyaç tespitine dayalı sosyal transferlerin önemi büyüyor. Böyle bir yapı yoksulluğun ortadan kaldırılmasından çok, yoksulluğun kamu kaynaklarıyla idare edilmesi sonucunu doğuruyor" değerlendirmesini yaptı.

Yoksullukla mücadelede kalıcı sonuçların sosyal yardımların azaltılmasıyla sağlanamayacağını, sosyal korumanın güçlendirilmesi gerektiğini ifade eden Taşcıer, "Asgari ücretin insanca yaşam düzeyine yükseltilmesi, emekli aylıklarının gerçek geçim koşullarına göre belirlenmesi, sendikal hakların güçlendirilmesi, kayıt dışı ve güvencesiz çalışmanın azaltılması ve gelir dağılımının emek lehine değiştirilmesi" gerektiğini belirtti.

"AK Parti’nin sosyal politika modeli yoksulluğu ortadan kaldırmak yerine yönetmek"

Taşcıer, şunları kaydetti:

"Bir ülkede yoksullukla mücadele için ayrılan kaynak büyürken yoksulluk gerilemiyorsa, tartışılması gereken, sosyal yardım alan yurttaşlar değil, onları sosyal yardıma muhtaç bırakan ekonomik düzendir. AKP döneminde sosyal politika giderek yurttaşı düzenli, güvenceli ve hak temelli gelir mekanizmalarıyla güçlendirmek yerine, düşük gelirleri çok sayıda sosyal yardım programıyla tamamlayan bir yapıya dönüştü. Yoksulluk böylece ortadan kaldırılması gereken toplumsal bir sorun olmaktan çıkarılarak, sürekli yönetilmesi gereken bir alana dönüştürüldü. Bu modelin temelinde önemli bir tercih yatıyor: Ücreti baskıla, emekliyi düşük aylığa mahkum et, sendikal örgütlenmeyi zayıflat, ardından ortaya çıkan gelir açığını sosyal yardımlarla kapat. Böylece yurttaş kendi emeğinden ve sosyal güvenlik hakkından elde etmesi gereken gelirin bir bölümünü, ihtiyaç tespitine bağlı kamu transferleri aracılığıyla almaya başlıyor. Sorun, sosyal yardımın düşük ücret ve düşük emekli aylığı politikasının tamamlayıcısı haline getirilmesinde ortaya çıkıyor.

Sosyal devlet yurttaşa lütufta bulunmaz; hak sağlar. Güvenceli çalışma, yeterli ücret, sendikal örgütlenme, sosyal güvenlik, emeklilik, sağlık, eğitim ve barınma haklarını güvence altına alır. Yurttaşı siyasi iktidarın takdirine mümkün olduğunca az bağımlı kılar. Yardım ağırlıklı model ise gelir dağılımının yarattığı eşitsizliği kaynağında düzeltmek yerine sonuçlarını transferlerle hafifletmeye çalışır. Sosyal yardım alan yurttaş bu düzenin sorumlusu değil, ağır ekonomik koşulların doğrudan mağdurudur. Yardımın kesilmesini veya azaltılmasını savunmak, yoksulluğun faturasını yeniden yoksula çıkarmak anlamına gelir. Eleştirinin adresi yardım alan milyonlar değil; insanları yardıma ihtiyaç duyar hale getiren ve ardından bu bağımlılığı kendi sosyal politika anlayışının merkezine yerleştiren iktidar tercihidir."

"Kamu kaynağı iktidarın lütfu gibi sunulamaz"

Sosyal politika ile siyasi iktidar arasındaki ilişkinin de tartışılması gerektiğini belirten Taşcıer, "Sosyal hakların kurumsal ve evrensel niteliği zayıfladığında, kamu kaynaklarının dağıtımı ile siyasi iktidar arasındaki mesafe de daralıyor. Sosyal politika yurttaşın devletten talep edebildiği bir hak alanı olmaktan uzaklaşıp iktidarın ‘verdiği’ yardım biçiminde sunulduğunda, devletin kaynağı siyasi iktidarın cömertliği gibi gösterilebiliyor. Oysa dağıtılan para iktidar partisinin kasasından çıkmıyor; vergilerden ve kamu kaynaklarından oluşan bütçeden karşılanıyor" ifadelerini kullandı.

Taşcıer, kamu kaynaklarıyla yapılan sosyal transferlerin yurttaşa tanınmış kamusal bir hak ve sosyal koruma mekanizması olarak anlatılması gerektiğini belirterek "Sosyal politika ile siyasi sadakat arasında son derece sakıncalı bir bağ kurulmasının zemini oluşuyor. Yoksulluk artık ekonomik politikanın çözmesi gereken bir sorun olmanın ötesinde, yönetilebilir ve siyasal olarak kullanılabilir bir bağımlılık ilişkisine dönüşüyor" değerlendirmesini yaptı.

Kaynak: Ekonomim
İlgili Haberler
Makroekonomi Bütçede akaryakıt ve ceza makası açıldı: ÖTV kaybının faturası trafik cezalarına yansıdı Cumhuriyet Ekonomi · 9 saat önce Makroekonomi Elektrikli otomobile geçişte seçenekler artıyor: Her bütçeye alternatif var CNBC-e · 9 saat önce Borsa Atina’dan Ege ve Akdeniz hattında stratejik hamle: Yunanistan tedarik süreçlerini hızlandırıyor Ekonomim · 10 saat önce Makroekonomi Yeni eğitim yılı öncesi okul alışverişinde zam sağanağı: Çantayı doldurmanın maliyeti uçtu Cumhuriyet Ekonomi · 11 saat önce Makroekonomi Acun Ilıcalı İngiliz basınına konuştu: Hull City’de 200 milyon sterlinlik Premier Lig hesabı CNBC-e · 11 saat önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.