X’te @madmenilker mahlasıyla paylaşım yapan stratejist ve yatırımcı, geçtiğimiz günlerdeki bir tweet serisiyle bu riske çok doğru bir açıdan yaklaştı. Özetleyerek aktarıyorum:
“Bir yatırımcı düşünün. Bilançoyu, kârı, borcu, nakit akışını didik didik etmiş; tekniğe, takasa, sektöre, makroya ve jeopolitiğe bakmış. Hisse bütün testlerden geçiyor, şirket kaya gibi sağlam görünüyor. Sonra bir sabah mali operasyon haberi düşüyor. Arama ve el koyma kararı çıkan şirketlerin arasında, yatırımcının günlerce analiz ettiği halka açık şirket de var. Hisse dakikalar içinde tabana kilitleniyor. Satamıyor, KAP’tan da açıklama gelmemiş. Yatırımcı hem içeride kilitli hem karanlıkta. Buradaki soru basit: Analiz defterine bir satır daha mı eklemek gerekiyor? Şirketin arkasındakiler kim? Hangi yapılarla anılıyorlar, hukuki veya itibari riskleri ne? Evet eklemek gerekiyor. Üstelik bu sadece bize özgü değil.
Bir şirket sadece bilançodan ibaret değil. Bilanço şirketin bugününü söylerken, ortaklık yapısı yarın başına ne gelebileceğini fısıldıyor. Üstelik sahiplik riski ne bilanço dipnotunda yazar, ne grafikte görünür ne de yatırımcı sunumunda karşınıza çıkar. Sabah haberle gelir, akşam tahtayı tabanda bırakır.
Böyle bir risk karşısında sonuç ise “daha çok araştırın” değil. Çünkü göremeyeceğiniz riski araştıramazsınız. Elinizdeki en gerçek sigorta, pozisyon büyüklüğünü doğru ayarlamak ve paranızı tek bir tahtaya gömmeyip çeşitlendirmektir.”
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.