Okyanus yüzey sıcaklıklarında yaşanan tarihi sapmalar ve ivme kazanan aşırı hava olayları, küresel tarım rekoltesinden enerji maliyetlerine kadar tüm ekonomik parametreleri tehdit ediyor. Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası kuraklık riskleriyle yüzleşirken, deniz sıcaklıkları tedarik zincirleri ve gıda enflasyonunda baskıyı artırıyor.
18 Ağustos 2026 00:00
Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!Başak Nur GÖKÇAM
basaknur.gokcam@dunya.com
İklim krizinin derinleşen etkileri ve aşırı hava olayları, yalnızca ekosistemleri değil, gıda güvenliğinden enerji maliyetlerine kadar küresel ve ulusal ekonomileri temelinden sarsmaya devam ediyor. Konuyla ilgili açıklamada bulunan Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz, güçlenmesi beklenen El Nino'nun küresel sıcaklıklarda artışa yol açabileceğini, Pozitif Hint Okyanusu Dipolü ile aynı döneme denk gelmesinin ise bölgesel riskleri artırabileceğini belirtti. Deniz yüzeyi sıcaklığı anomalilerinin Haziran ayında uzun dönem ortalamasının 1,55 derece üzerine yükseldiğini belirten veriler, iklim rejimindeki sapmanın artık ekonomik sürdürülebilirlik açısından yönetilmesi gereken en büyük risk kalemine dönüştüğünü gösteriyor.
Türkiye risk hattında
Sıcaklık anomalilerinin ve kuraklık baskısının en hissedilir olduğu coğrafyalardan biri olan Akdeniz Havzası’nda yer alan Türkiye, iklimsel dalgalanmaların tarımsal rekolte ve su kaynakları üzerindeki doğrudan baskısıyla karşı karşıya. Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz, "Veriler El Nino'nun dikkat çekici bir hızlanma sürecine girebileceğini gösteriyor" uyarısında bulunarak Türkiye ve etrafındaki bölgesel risklerin ciddiyetini vurguluyor. Yerel düzeyde hidrolojik kuraklık riskinin artması; enerji üretim maliyetlerini tırmandırırken, tarım sektöründeki rekolte kayıpları gıda enflasyonunu tetikleme potansiyeli taşıyor. Yeşil dönüşüm süreçlerinde iklim dayanıklılığı yatırımlarına öncelik verilmemesi, ulusal ölçekte ekonomik maliyetleri katlayarak artırıyor.
Küresel ölçekte bakıldığında ise okyanus sıcaklıklarındaki rekor artışlar tüm dünya ekonomisi için alarm veriyor. Columbia Üniversitesine bağlı Uluslararası İklim ve Toplum Araştırma Enstitüsüne göre, El Nino koşulları Tropikal Pasifik'te güçlenirken, Pasifik'te 5 derece kuzey ve 5 derece güney enlemleri ile 170 derece ve 120 derece batı boylamları arasındaki okyanus şeridini tanımlayan Nino 3.4 bölgesindeki deniz yüzeyi sıcaklığı anomalilerinde sürekli yükseliş eğilimi gözlemleniyor. Deniz yüzeyi sıcaklığı anomalileri, Nisan-Mayıs 2026 döneminde uzun dönem ortalamasının 0,98 derece üzerinde ölçülürken, bu fark Haziran'da 1,55 dereceye yükseldi. Son ölçümlerde deniz yüzeyi sıcaklığı ise uzun dönem ortalamasının 2,1 derece üzerine çıktı. Pasifik Okyanusu'ndaki deniz yüzeyi sıcaklığı ölçümleri, El Nino koşullarının güçlenmeye devam ettiğini ve çok güçlü bir El Nino'ya doğru gidildiğini gösteriyor.
Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) verileri ise El Nino'nun, Ağustos-Ekim 2026 sezonunda küresel iklim modellerine hakim olabileceği ve bu durumun dünyanın büyük bölümünde normalin üzerinde sıcaklık olasılığını artırırken, yağış modellerinde değişikliklere yol açabileceğine dikkati çekiyor. El Nino'ya ek olarak, Hint Okyanusu'nun batısının normalden daha sıcak, doğusunun ise normalden daha soğuk olduğu bir örüntü olarak tanımlanan Pozitif Hint Okyanusu Dipolü oluşması da bekleniyor. Bütün bu okyanus odaklı meteorolojik kırılmalar, küresel tedarik zincirlerinden sigorta primlerine kadar geniş bir yelpazede maliyet artışlarını beraberinde getiriyor.
Okyanus anomalisinin ekonomi-politiği
Okyanus yüzey sıcaklıklarındaki her 1 derecelik artış, küresel tarımsal emtia piyasalarında zincirleme fiyat dalgalanmalarına yol açıyor. Deniz ekosistemlerinin bozulması ve aşırı buharlaşma; balıkçılık, deniz ulaşımı ve kıyı turizmi gibi doğrudan okyanus ekonomisine bağlı sektörlerde yıllık milyarlarca dolarlık kayıpları tetikliyor. İklim finansmanının acilen uyum politikalarına yönlendirilmesi gerekiyor.
Çifte iklim basıncı: Dipol riski
Hint Okyanusu Dipolü’nin pozitif fazı ile El Nino’nun aynı zamana denk gelmesi, Doğu Afrika’dan Avustralya’ya kadar uzanan geniş bir hat üzerinde yıkıcı sel veya şiddetli kuraklık riskini ikiye katlıyor. Bu ikili basınç, tarımsal ihracatçı ülkelerin üretim kapasitesini düşürürken gıda güvencesizliğini küresel çapta derinleştiriyor.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.