17 Ağustos 2026, Pazartesi · 01:49 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Hyundai Motor Europe Başkanı Xavier Martinet: Türkiye dışarıda kalırsa Avrupa da kaybeder

Türkiye’nin ‘Made in Europe’ kapsamı dışında kalması Avrupa’da da maliyetleri arttıracak. Henüz alınmış bir karar olmadığını söyleyen Hyundai Motor Europe Başkanı Xavier Martinet, Türkiye’nin 30 yıldır Avrupa’nın en önem…

Hyundai Motor Europe Başkanı Xavier Martinet: Türkiye dışarıda kalırsa Avrupa da kaybeder

Türkiye’nin ‘Made in Europe’ kapsamı dışında kalması Avrupa’da da maliyetleri arttıracak. Henüz alınmış bir karar olmadığını söyleyen Hyundai Motor Europe Başkanı Xavier Martinet, Türkiye’nin 30 yıldır Avrupa’nın en önemli ortaklarından biri olduğunu söyleyerek, aksi durumda tablo ‘kazan-kazan’dan ‘kaybet-kaybet’e döner” dedi.

Ali Yıldırım

17 Ağustos 2026 00:00

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Türkiye’de uluslararası bir otomotiv şirketi ilk kez yüzde 100 elektrikli araç üretimine başladı. Geçen hafta Sanayi ve Teknoloji Bakanı Meh­met Fatih Kacır’ın katılımıy­la ilk seri üretim modeller bant­tan inerken, kafalardaki tek so­ru ‘Made in Europe’ konusu oldu. Hyundai’nin İzmit tesislerinde gerçekleştirilen tören için Tür­kiye’ye ziyarette bulunan Hyun­dai Motor Europe Başkanı Xavier Martinet’e Türkiye’de elektrikli bir otomobil üretiminin ‘Avrupa’ kararlarından dolayı risk yaratıp yaratmadığını sordum. Marti­net’in cevabı ise şöyle oldu: “Bu­rada üretim yapmak bence çok iyi bir yöntem. Hala da böyle düşü­nüyoruz. Tabi bu Avrupa’da nasıl değerlendirilecek. Bunun cevabı­nı ilerleyen dönemlerde alacağız. Türkiye’nin ‘Made In Europe’ dı­şında kalmasının oldukça olum­suz sonuçları olur. Türkiye’nin aslında Avrupa’nın önde gelen ortaklarından biri olarak değer­lendirilmesi gerektiğini göste­ren birçok neden var. Avrupa ile Türkiye arasındaki ticari denge­ye baktığınızda, aslında oldukça dengeli bir tablo görüyorsunuz. Avrupa, Türkiye’den gelen yük­sek miktardaki ithalat nedeniyle ciddi bir dengesizlik yaşamıyor. Otomobil ticaretine baktığınızda da benzer bir durum söz konusu. AB’den Türkiye’ye ihraç edilen araçlarla Türkiye’den AB’ye ihraç edilen araçların akışları da birbi­rine oldukça yakın. Yani burada zaten mevcut olan bir karşılıklı­lık söz konusu. Ayrıca Türkiye ile Avrupa Birliği arasında 30 yılı aş­kın süredir devam eden bir Güm­rük Birliği bulunuyor. Dolayısıyla Türkiye’nin bu yönde değerlen­dirilmesini destekleyen çok sayı­da unsur var. Bizim tüm bu gerek­çelere dayanarak umudumuz ve beklentimiz, Türkiye’ye adil bir yaklaşım sergilenmesi ve Türki­ye’nin IAA kapsamındaki gerek­liliklere dahil edilmesi.”

“En rasyonel yaklaşım dahil edilmesi”

Eğer aksi bir durum gerçekle­şirse bunun sonuçları olacağı­na değinen Xavier Martinet, “Açıkçası bununla ilgili senaryolarımızı şim­diden geliştirdik. An­cak henüz herhangi bir düğmeye basmı­yoruz. Çünkü bunlar aynı zamanda yapı­sal kararlar. Burada sa­dece bir aracın üretimi­ni başka bir yere taşımaktan bahsetmiyoruz. Aslında bir eko­sistemin taşınmasından söz edi­yoruz. Bir otomobil ürettiğinizde sadece otomobil fabrikası yoktur; fabrikanın çevresinde çok sayıda tedarikçi bulunur ve onların da kendi tedarikçileri vardır. Ortada gerçek anlamda bir üretim eko­sistemi oluşur. Bunu değiştirmek kolay değildir. Bu nedenle tekrar söylüyorum: Bize göre en rasyo­nel yaklaşım, Türkiye’nin bu kap­samına dahil edilmesi olacaktır. Bunun herkes açısından çok da­ha anlamlı olacağını düşünüyo­rum” dedi.

“Aksi olursa kaybet-kaybet durumu yaşanır”

“Eğer dahil edilmezse, alter­natif senaryolara bakmak zorun­da kalacağız” diyen Xavier Martinet, “Ancak bu­nun herkes için ka­zan-kazan değil, kaybet-kaybet du­rumu yaratacağı­nı düşünüyorum. Çünkü aynı zaman­da karbon emisyonla­rını azaltmaya ve yerel­leşmeye çalışıyorsunuz. Fa­kat bunun yanında erişilebilirlik ve uygun fiyat hedefini de göz et­meniz gerekiyor. Eğer Türkiye’de üretilebilecek bazı araçları Avru­pa’da üretmek zorunda kalırsanız, bunun maliyetleri artırdığından oldukça eminim. Sonuçta müşte­riler Avrupa’da bazı araçları da­ha yüksek fiyatlar nedeniyle satın alamaz hale gelirse, bu durumda sadece müşteriler değil, Avrupa da kaybedebilir” yorumunu yaptı.

Üretim tesisleri artık daha proaktif

Hyundai’nin Türkiye’de uyguladığı üretim modelinin temelinde farklı güç aktarma sistemleri arasında esneklik bulunuyor. Martinet, müşterilerin elektrikli araç talebinin yükselmesi halinde İzmit’te daha fazla IONIQ 3 üretilebileceğini, elektrikli araç talebinin beklenenden düşük olması halinde ise içten yanmalı motorlu veya hibrit araç üretiminin artırılabileceğini belirtti. “Eğer yarın müşteriler daha fazla elektrikli araç isterse, daha fazla IONIQ 3 üretiriz” diyen Martinet, üreticilerin müşterilerin satın alamayacağı araçları üretmesinin ekonomik açıdan anlamlı olmadığını söyledi.

“Gelecekte hidrojenli üretim var”

“Bizim bakışımız Türkiye’ye kısa vadeli değil” diyen Xavier Martinet, Türkiye’nin yaklaşık 30 yıldır Avrupa operasyonları açısından stratejik bir varlık olduğunu söyledi. Geçmişte Türkiye’de daha çok küçük hacimli içten yanmalı motorlu araçların üretildiğini belirten Martinet, 2026 itibarıyla elektrikli araçlarla yeni bir dönemin başladığını ve gelecekte hidrojen, elektrikli araçlar ile diğer güç aktarma sistemlerini kapsayan daha geniş bir teknoloji yapısının ortaya çıkacağını ifade etti. Martinet, Türkiye’nin endüstriyel açıdan Hyundai’nin küresel organizasyonunun temel parçalarından biri olduğunu söyledi.

Vergi sisteminizi çok yaratıcı buluyorum bütün otomobil satıcıları uzman oldu

Türkiye’de yaşanan vergi sisteminin otomotiv şirketlerini fiyatlandırma konusunda oldukça hassas kararlar almasına neden olduğunu anlatan Martinet, vergi dilimi değişiminin yalnızca eşik üzerinde kalan kısma değil, aracın toplam fiyatına etkisinin bulunduğuna dikkat çekti. Martinet, bu nedenle vergi eşiklerinin fiyatlandırma stratejisinin en önemli unsurlarından biri olduğunu söyledi. Otomobil üreticilerinin her model ve versiyon için sürekli optimizasyon yaptığını belirten Martinet, hedefin üretici, bayi ve müşterinin birlikte kazanacağı bir yapı oluşturmak olduğunu ifade etti. Martinet, bunun yalnızca “en ucuz fiyat” stratejisi olmadığını, müşterinin rekabetçi ve adil bir fiyatla otomobile ulaşmasını, üreticinin ve bayinin de sürdürülebilir şekilde kâr edebilmesini hedeflediklerini söyledi. Martinet, “Vergi sisteminiz konusunda oldukça yaratıcı olduğunuzu söyleyebilirim. Herkes araç için doğru fiyat seviyesini bulmaya çalışan adeta birer uzman haline geldi” dedi.

Türkiye değer zincirinin ana parçası

Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Eroldu, Türkiye’nin Avrupa otomotiv değer zincirinin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirterek, Avrupa Birliği’nin Sanayi Hızlandırma Yasası (IAA) kapsamında Türkiye’nin ana ve tedarik sanayisiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Eroldu, bazı fabrikalarda yeni model ve kapasite yatırımları nedeniyle üretim hatlarında geçiş hazırlıkları yapıldığını kaydetti. Eroldu, bu yatırımların ilerleyen dönemde Türkiye’nin üretim ve ihracatına önemli katkı sağlayacağını söyledi. İç pazarda yerli üretim payının geçen yıl yüzde 29 iken bu yıl yüzde 34’e yükseldiğini belirten Eroldu, yeni modellerin üretim temposunun artmasıyla yerli payında daha belirgin bir yükseliş beklediklerini dile getirdi. 2027 yılında sektörün en önemli gündemlerinden birinin Avrupa Birliği’nin IAA düzenlemesi olacağını vurgulayan Eroldu, Türkiye’nin otomotiv ihracatının yaklaşık yüzde 70’ini Avrupa’ya gerçekleştirdiğini hatırlattı. Türkiye ile Avrupa arasındaki yaklaşık 30 yıllık entegrasyonun yalnızca ticaretten ibaret olmadığını belirten Eroldu, üretim, yatırım ve tedarik zincirlerinin birbirine bağlı olduğuna dikkat çekti. Eroldu, IAA’nın Türkiye’nin mevcut yatırımlarını ve gelecekte yapılacak yeni model, kapasite ve teknoloji yatırımlarını doğrudan etkileyebileceğini belirterek, Türkiye’nin Gümrük Birliği ortağı ve Avrupa otomotiv değer zincirinin ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirilmesini beklediklerini söyledi. Sektörün 2026 yılını da değerlendiren Eroldu, üretim ve ihracatın 2025’in bir miktar altında ancak yakın seviyelerde gerçekleşmesini beklediklerini açıkladı. 2027’de ise Avrupa’daki talep, Çin kaynaklı rekabet, maliyet baskıları, finansmana erişim ve kapasite fazlasının sektörün temel gündemleri arasında yer alacağını belirtti.

Kaynak: Dünya Gazetesi
İlgili Haberler
Borsa Trump politikaları ve belirsizlikler Alman yatırımlarını yavaşlattı Ekonomim · 5 saat önce Borsa PASIFIK EURASIA LOJISTIK (PASEU) 17 Ağustos Pazartesi 2026 Günlük Teknik Analiz Mynet Finans · 5 saat önce Makroekonomi Alman şirketlerinin ABD yatırımları 3 yılın dibine geriledi Paratic · 7 saat önce Kripto MiCA's cleanup is creating a new scam wave across the European Union CoinDesk Türkçe · 8 saat önce Makroekonomi Trump etkisi Alman yatırımlarını vurdu: Yeni sermaye girişleri 3 yılın dibinde CNBC-e · 11 saat önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.