Vladimir Putin'in Rusya'sı bu açıdan ilginç bir örnek. Putin, uzun süredir ekonomik baskı, savaş maliyeti ve Batı yaptırımları altında ülkesini yönetiyor. Buna rağmen iktidarının yakın zamanda sona erecekmiş gibi görünmediği söylenebilir. Buradaki çelişki önemli. Bir otoriter sistem zayıflayabilir. Fakat bu zayıflık lider değişikliğine hemen dönüşmeyebilir.
RUSI'de Ağustos 2026'da yayımlanan David Roche imzalı analiz bu soruya sistematik bir çerçeveyle yaklaşıyor. Çalışma, otoriter liderliğin kırılganlığını üç değişken üzerinden ölçüyor: ekonomik sistem stresi, elit parçalanma riski ve siyasi tetikleyici olayların varlığı.
Analizin amacı Putin'in ne zaman devrileceğini tahmin etmek değil. Daha sınırlı ve daha anlamlı bir soru soruyor: Rusya, liderlik değişikliğinin tarihsel olarak daha mümkün hale geldiği bir bölgeye giriyor mu?
Bence bu yaklaşımın en önemli tarafı burada. Çünkü otoriter rejimlerde ekonomik kriz ile siyasi kriz aynı şey değildir. Venezuela'da ağır ekonomik sorunlar iktidarın devam etmesini engellemedi. Mısır'da devlet yapısı korunurken lider değişti. 1998 Rusya'sında da ekonomik ve siyasi kriz yaşanmasına rağmen devlet varlığını sürdürdü.
Peki Putin açısından hangi gösterge daha önemli?
İlk gösterge ekonomi. RUSI'nin kullandığı modelde Rusya'nın ekonomik sistem stresi 10 üzerinden 7,8 olarak hesaplanıyor. Bu değer yüksek stres kategorisine karşılık geliyor.
Enflasyon, reel ücretlerdeki baskı, ücret gecikmeleri, bankacılık sistemindeki sorunlar, bütçe üzerindeki savunma yükü ve savaşın iş gücü piyasasına etkileri birlikte değerlendiriliyor. Analizin dikkat çektiği nokta ise resmî ekonomik veriler ile sahadaki ekonomik gerçeklik arasındaki farkın büyümesi.
Fakat otoriter liderlik açısından ekonomi kadar önemli başka bir soru var: Bu maliyetleri kim ödüyor?
Putin'in iktidarının dayanıklılığı, geniş halk desteğinden çok elit koalisyonunun bütünlüğüyle bağlantılı. Güvenlik bürokrasisi, ordu, ekonomik elitler ve bölgesel güç merkezleri mevcut düzenin kendileri açısından hâlâ sürdürülebilir olduğuna inanıyorsa ekonomik baskı uzun süre yönetilebilir.
Sorun, kaynakların daralmaya başlamasıyla ortaya çıkıyor. Bu durumda çıkar çatışmaları daha görünür hâle gelebilir.
RUSI'nin elit parçalanma riski için verdiği puan 6,9. Bu değer ekonomik stresten daha düşük görünse de kritik bir değişime işaret ediyor. Halefiyet belirsizliği, kaynaklara erişim mücadelesi ve askerî yükün artması iktidar koalisyonundaki uyumu zorlayabilir.
Analizin üzerinde durduğu noktalardan biri de Rusya'da bazı politikaların ve savaşın ekonomik maliyetlerinin daha açık biçimde tartışılmaya başlanması.
Burada otoriter sistemlerin temel paradoksu ortaya çıkıyor. Lider ne kadar uzun süre iktidarda kalırsa halefiyet meselesi o kadar önemli hâle geliyor.
Putin'in siyasi sisteminde iktidarın kişiselleşmesi düzenin istikrarını artırmış olabilir. Fakat aynı kişiselleşme Putin sonrasının belirsizliğini de büyütüyor. Lider değişimi yaklaşırken hangi kurumun, hangi grubun ve hangi güvenlik aktörünün üstün geleceği sorusu önem kazanıyor.
Peki bu gerilim ne zaman siyasi krize dönüşür?
Bunun için üçüncü değişken, yani tetikleyici olay gerekiyor. RUSI'nin Tetikleme Endeksi'nde Rusya'nın puanı 3,5. Bu değer ekonomik ve elit baskısına kıyasla düşük.
Askerî yenilgi, ciddi bir mali kriz, bankacılık sistemi sarsıntısı, kitlesel protestolar veya Kremlin içindeki açık bir iktidar mücadelesi gibi olaylar mevcut baskıyı siyasi harekete dönüştürebilir. Fakat henüz böyle bir olayın ortaya çıkmadığı değerlendirmesi yapılıyor.
Bu ayrım Putin'in siyasi ömrünü anlamak açısından belirleyici. Rusya'da sistemin bozulması bugün için daha çok yavaş ilerleyen bir süreç şeklinde görünüyor.
Çalışmadaki karşılaştırmaya göre ekonomik stres bir yıl içinde 6,5'ten 7,8'e yükselmiş. Elit parçalanma riski de 5,8'den 6,9'a çıkmış. Tetikleme baskısı ise 3'ten 3,5'e yükselmiş.
Yani yapısal baskılar hızla artıyor. Bunları siyasi krize çevirecek olay ise henüz ortaya çıkmış değil.
Tarih burada yeniden önem kazanıyor. Sovyetler Birliği'nin 1991'deki çöküşü, ekonomik sorunların tek başına sistemi yıkmadığını gösterdi. Ekonomik baskı, elit bölünmesi ve Ağustos 1991 darbe girişimi aynı dönemde birleştiğinde süreç hızlandı.
Romanya'da 1989'da olduğu gibi, belirleyici olan yalnızca toplumdaki hoşnutsuzluk değildi. İktidarın kendi içindeki çözülme, mevcut liderliğin artık sürdürülemeyeceği kanaatini güçlendirdi.
Putin açısından bugün henüz böyle bir eşik görünmüyor. Bu nedenle onun siyasi ömrünün sonuna ilişkin kesin tarihler vermek yanıltıcı olur. Daha doğru soru, Rusya'nın hangi koşullarda bu eşiğe yaklaşacağıdır.
En önemli risklerden biri savaşın toplumsal maliyetinin genişlemesi. Asker ihtiyacı arttıkça zorunlu askerlik meselesi kentli orta sınıfları ve ekonomik elitleri daha doğrudan etkileyebilir.
Savaşın bugüne kadar Rus toplumunun önemli bölümünden belirli bir mesafede tutulabilmiş olması Putin'in yönetim modelinin temel avantajlarından biriydi. Bu mesafe ortadan kalkarsa savaşın siyasi maliyeti değişebilir.
Yine de burada başka bir tehlike var. Zayıflayan otoriter lider her zaman daha uzlaşmacı hâle gelmez. İktidarını kaybetme korkusu arttıkça daha fazla risk alabilir.
Putin açısından Avrupa'da savaşı genişletme veya Ukrayna'ya verilen desteği zayıflatacak yeni baskı yöntemlerine başvurma ihtimali bu nedenle göz ardı edilemez.
Sonuçta Putin'in siyasi ömrünü ekonominin tek başına belirlemesi beklenmemeli. Asıl mesele, ekonomik baskının elit koalisyonunu ne zaman parçalayacağıdır. Bir diğer mesele de bu parçalanmayı siyasi bir olaya dönüştürecek tetikleyicinin ne zaman ortaya çıkacağıdır.
Bugünkü tablo Putin'in hemen gideceğini göstermiyor. Fakat sistemin eskisi kadar rahat olmadığını da gösteriyor.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish
Hakkında daha ayrıntılı: vladimir putinRusya
DAHA FAZLA HABER OKU
Gürsel Tokmakoğlu Türkiye-Mısır ekseninde yeni bölgesel düzen
Müjgan Halis Tahran’dan uzakta, geçmişe yakın: Bir aile neden geçmişinden kaçamaz?
Abdullah Demir Musa, Hızır ve iki epistemoloji
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.