YAYINLAMA 14 Ağustos 2026 10:06
GÜNCELLEME 14 Ağustos 2026 10:33
Doç. Dr. Filiz Eryılmaz, TCMB’nin yıl sonu enflasyon tahminini %26’dan %28’e çıkarmasını, piyasa beklentilerine yaklaşan ve gerçekliği kabul eden bir adım olarak nitelendirdi. Bu 2 puanlık yukarı yönlü revizyona rağmen, orta vadeli 'çıpa' niteliğindeki hedeflerin değişmemesinin piyasa tarafından inandırıcılık açısından bir sorun olarak görülmediğini belirtti. 2025 yılı tahmini olan %15'in sabit tutulmasını ise eylül ayında açıklanacak olan Orta Vadeli Program (OVP) ile uyum sağlama çabası olarak yorumladı.
Doç. Dr. Eryılmaz’a göre dünkü toplantının en kritik mesajı, yakın vadede para politikasında normalleşmeye geçilecek olmasıdır. TCMB Başkanı Fatih Karahan’ın açıklamalarından yola çıkarak, piyasada ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin gecelik fonlamadan haftalık repoya kaydırılacağını öngörüyor. Bu kapsamda, 10 Eylül’deki toplantı sonrasında fonlama maliyetinin %40’tan %37’ye çekilmesini beklediğini ifade etti.
Faiz indirim patikası ve ‘temkinli güvercin’ duruşu
Normalleşme adımlarının doğrudan bir faiz indirimi döngüsü olarak okunmaması gerektiğini hatırlatan Doç. Dr. Eryılmaz, TCMB’nin ‘veri bağımlı’ duruşunu koruduğunu belirtti. Kendi projeksiyonlarına göre, jeopolitik risklerin artmadığı bir senaryoda ekim ayında 100 baz puanlık bir indirim gündeme gelebilir. Ancak aralık ayı için, geçen yılın düşük baz etkisi ve Ocak 2027’deki yönetilen/yönlendirilen fiyat artışları nedeniyle daha temkinli bir yaklaşım sergilenmesi gerektiğini vurguladı.
Piyasanın 13 Ağustos tarihinde verilen mesajlar konusunda bir miktar kafa karışıklığı yaşadığını ifade eden Doç. Dr. Eryılmaz, TCMB'nin duruşunu ‘temkinli güvercin’ olarak tanımladı. Enflasyon tahmininin yükseltilmesinin şahin bir duruşu, fonlamada normalleşme sinyalinin ise güvercin bir mesajı andırdığını belirtti.TCMB'nin, enflasyon düştükçe reel faizi ayarlayarak sıkı duruşu sürdürme stratejisi izlediğinin altını çizdi.
Rezerv birikimi ve CDS puanındaki düşüş
Türkiye’nin rezervlerinin 178 milyar dolar seviyesine ulaşmasını son derece olumlu karşılayan Doç. Dr. Eryılmaz, bu durumun TL’nin dış şoklara karşı dayanıklılığını artırdığını söyledi. Özellikle yabancı girişlerinin rezerv biriktirme sürecini güçlendirdiğini ve bu durumun CDS puanlarını 221 seviyelerine kadar gerilettiğini belirtti. Finansal istikrar açısından rezervlerin, faiz kararlarında en az enflasyon kadar belirleyici bir tampon görevi gördüğünü ifade etti.
Yabancı yatırımcıların Türkiye piyasasında kalmaya devam ettiğini ancak pozisyon değiştirdiğini belirten Doç. Dr. Eryılmaz, hisse senetlerinden ziyade Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) tarafına bir kayış olduğunu gözlemledi. Tahvil tarafında yabancı payının %7.3 seviyelerine çıktığını hatırlatarak, yabancıların son çeyrekteki faiz indirimlerini şimdiden fiyatlamaya başladığını dile getirdi.
Borsa İstanbul ve küresel piyasalar
Borsa İstanbul'un seyri hakkında da değerlendirmelerde bulunan Doç. Dr. Eryılmaz, BIST 100 endeksinde 14.200 - 14.300 seviyelerinin kritik bir direnç olduğunu belirtti. Satış baskısının azalması için bu seviyelerin üzerinde kalıcılık sağlanması gerektiğini, aksi takdirde ‘testere piyasası’ olarak adlandırılan dalgalı seyrin devam edebileceğini öngördü. Bankacılık hisselerinin ise faiz indirim patikasındaki belirsizlikler nedeniyle bir miktar baskı altında kaldığını ifade etti.
Son olarak küresel piyasaları ve ABD Merkez Bankası’nın (Fed) olası adımlarını değerlendiren Doç. Dr. Eryılmaz, ABD tarafında istihdam verilerindeki zayıflama ve enflasyondaki iyileşme emareleri nedeniyle Fed’in eylül ayında faiz artırmasını beklemediğini söyledi. Verilerin Fed’in elini rahatlattığını belirten Eryılmaz, piyasa konsensüsüyle paralel bir şekilde bekle-gör politikasının ağır basacağını öngördü.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.