14 Ağustos 2026, Cuma · 18:24 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Kim kimi, neye, nasıl ikna ediyor?

Kim kimi, neye, nasıl ikna ediyor?

Amerikan Kongre üyesi Alexandria Ocasio-Cortez’in kameralar önünde kendisine iğne yapması ya da Başkan Donald Trump’ın sosyal medya platformunu aleni bir şekilde sunması, hakkında konuşması, burada yaşanan ticari hareketlik ve en zengin Başkan olması... yetmez; bu konuda aleyhine ticari dava açılması!

Saymakla bitmiyor; dün makyaj videoları çekenler bugün bahis platformu pazarlayan Başkan, hormon tavsiye eden Bakan, kadın sağlığını ve doğurganlığını bedeni üzerinde test eden Senatör… Etiketleri başka ama gün sonunda “influencer” sayılmazlar mı?

Geçtiğimiz hafta gazeteci ve iletişim stratejisti Zeynep Tınaz Redmond'ı Portekiz'den Fikir Buluşmaları yayınıma konuk ettim. Gazeteci kökenliyiz. Farklı coğrafyalarda liderlere ve kurumlara iletişim danışmanlığı veriyoruz. Yaygın şekliyle influencer diye dilimize yapışan “etki” konseptine iletişimci olarak yaklaştık, gazeteci gözüyle örneklerle açtık. Ortaya çıkan tablo, kavramın sınırlarının hayal dünyamızı aştığını gösterdi.

Takipçi mi, etki mi?

Etkinin en önemli unsuru ulaşmak. Bu yüzden yılmadan sayıyoruz; kaç takipçi, kaç görüntülenme, kaç beğeni, kaç paylaşım? Yanlış şeyi sayıyor olabilir miyiz? Kaba bir hesapla ne demek istediğimi aktarayım;

Bir milyon kişiye ulaşmak “erişim”. O bir milyonun içindeki “doğru” bin kişinin davranışını değiştirmek “etki”. Topu topu 20 bin kişinin takip ettiği bir teknoloji uzmanı 100 şirketin yatırım kararını değiştirebiliyor. Beş milyon takipçili bir yaşam tarzı fenomeninin aynı karar üzerindeki etkisi sıfıra yakın olabiliyor. Neden?

Redmont yayında şunun altını çizdi; “Şirketler bazen 15-20 milyon kişiye ulaşan isim yerine, 10 bin kişilik topluluğunda gerçekten ağırlığı olan kişiyi tercih ediyor. Mesele trafik değil; kanaat, güven ve davranış.”

Etki nerede biter, manipülasyon nerede başlar?

Gazeteci, politikacı, bilim insanı influencer’ın kafamızı karıştırması bir yana etki çeşitleri arasında ayırım yapamaz olduk. Etkiyle manipülasyon birbiriyle karıştırılıyor. Tehlikeli buluyorum bunu. İkisi de aynı malzemeleri kullanabiliyor; duyguya, otoriteye, tekrara, sosyal kanıta başvurabiliyor. Etki kararınızı değiştirmeye çalışırken manipülasyon karar verme koşullarınızı değiştiriyor. Etki “hayır” deme alanı bırakıyor; manipülasyon neyi bilip neyi bilmediğinizi kontrol ederek o alanı daraltıyor. İletişim ekonomisinin önemli sınırlarından biri bu. Örnekler vererek aktarmak istiyorum;

“High-T Department of War.”

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, 30 yaş ve üzerindeki askerlerin yıllık sağlık değerlendirmelerine testosteron taramasının ekleneceğini açıkladı. Başlığı kendi koydu: “High-T Department of War.” Kabaca, “Yüksek testosteronlu Savaş Bakanlığı.”

Pentagon diye anılan ABD Savunma Bakanlığı'nın adının 2025'te Savaş Bakanlığı'na çevrilmiş olması başlı başına bir iletişim tercihi. Hegseth, iletişim terminolojisine testosteronu da ekledi Bu hormonun adıyla; savaşçı ruh, performans, dayanıklılık ve güç aynı anlatının içinde birleşiyor. Testosteron kas, kemik, libido, sperm ve kırmızı kan hücrelerinin üretimi gibi birçok fizyolojik süreçte rol oynuyor; “testosteron önemlidir” demekle “yüksek testosteron daha iyi savaşçı yaratır” demek aynı şey değil. İletişimin marifeti de bu. Hegseth, yeni bir hormon keşfetmedi, var olana yeni anlam yükledi.

Protein Influencer’ı kim?

Savunma ve sağlık sorumluluk isteyen, kontrolü yüksek alanlar. Koruma duvarlarının popüler kültür ve iletişim teknikleriyle teker teker yıkılmasına şahit oluyoruz, tehlikeyi gözden kaçırmayalım. Günlük diyetimizin kahramanı proteinden örnek vereyim…

Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi EFSA'nın sağlıklı yetişkinler için referansı günlük kilogram başına 0,83 gram. EFSA'nın protein için referans değerlerine https://www.efsa.europa.eu/en/press/news/120209 linkinden ulaşılabilir. Bilimsel cümlelerdeki değişime dikkatinizi çekmek istiyorum. “Yeterli protein önemli” yerine “daha fazla protein daha iyi” demeye başladık.

Protein’i GLP-1 zayıflama ilaçları takip etti. Malum, kilo verirken kas kaybetme endişesi büyüyor. Buradan devreye giren farklı sektörler, konseptler ve netice yaratılan algıya da dikkat kesilelim; Wellness kültürü devreye giriyor. Gıda şirketleri fırsatı görüyor. Kahvenin, suyun, atıştırmalığın, kahvaltının önüne aynı sıfat geliyor: proteinli. Sonunda “protein” kelimesi ürün sattırıryor. Besin maddesi sağlık bilgisinden çıkıp pazarlama diline dönüşüyor? Testosteronda influencer gösterebildik… Proteinde kimi göstereceğimizi şaşırıyoruz. Burada bizi doktor mu, fitness fenomeni mi, gıda şirketi mi, algoritma mı, kim etkiliyor?

18 bin dolarlık ıstakoz

Louis Vuitton’un Erkek Giyim Kreatif Direktörü Pharrell Williams ve Japon tasarımcı NIGO “Lobster Bag” tasarladı ve sundu; yaklaşık 18 bin dolar. Görmesem inanmam; ıstakoz biçiminde.

İçimden “Kim alır bunu?” dedim. Çantanın iletişim başarısını kaç kişinin satın aldığıyla ölçersek resmi kaçırabiliriz. Kaç kişinin çantayı gördüğü, arkadaşına gönderdiği, fiyatına inanamadığı ya da hakkında konuştuğu daha önemli olabilir.

Aynı çanta 180 dolar olsaydı haber olur muydu? Muhtemelen hayır. Demek ki 18 bin dolar yalnız fiyat değil, içeriğin kendisi. Burada influencer insan değil, ürün. Lüks marka ürün üretirken aynı anda konuşulacak malzeme üretiyor. Sizi şaşırtmaya devam etmek istiyorum; ıstakozdan hamamböceğine geçelim.

“Madem hamam böceğiyiz...”

Hindistan'da Mayıs ayında “cockroach”, yani hamam böceği kelimesi popüler oldu. Ülkenin önemli bir figürü işsiz gençleri, “hamam böcekleri ve parazitler” diye nitelendirdi. Sözleri sosyal medyada yayıldı. Eğitimini ABD Boston Üniversitesi'nde tamamlamak üzere olan Abhijeet Dipke isimli genç, sosyal medya mesajı yazdı; “Madem hamam böceğiyiz, tüm hamam böcekleri buluşalım birlik olalım”. O gün bugündür hamam böcekleri istilası yaşanıyor; bir gaf, bir mesajdan “Cockroach Janta Party” doğdu. Hareketin Instagram kitlesi 22 milyonu aştı. Eğitim sistemindeki sınav skandallarıyla birleşen protestolar yayıldı. Eğitim Bakanı Dharmendra Pradhan'ın istifası istendi ve sonunda Pradhan görevinden ayrıldı. Financial Times’ın, “Cockroach Rebellion” başlıklı haberi toparlayıcı, https://www.ft.com/content/5133e936-a257-4541-b708-a9141732f5ad?syn-25a6b1a6=1 linkinden ulaşabilirsiniz.

Kongre üyesi yumurtalarını dondururken video çekti

Alexandria Ocasio-Cortez, 36 yaşında Amerikan Kongre üyesi. Geleceği olan tanınmış bir siyasetçi, yumurtalarını dondurma sürecini Instagram'da paylaştı. Hikayede iğnesini kendisi yapıyor. Kamera son zamanların popüler açısı olan dikey çekiyor. Görüntü özel ve mahrem. Cortez, eyleminde kadınların çocuk sahibi olup olmama ya da ne zaman çocuk sahibi olacağı ya da üreme sağlığı konusunda korkularını dile getiriyor. “Kimse bize ne yapacağımızı söylememeli”, diyor. Bir Kongre üyesi neden bunu yapar?

Siyasi iletişimde politikacının ne söylediği ve ne gösterdiği tabii önemli. Ama kameralar önünde kendisine iğne yapması ayrı bir mesaj. Influencer kültürünün kişiselleştirme yaklaşımı siyasete de girmiş. Politikacı artık seçmenine yalnız kürsüden seslenmiyor, telefon ekranından hayatına giriyor. Cortez'in yumurta dondurma süreciyle ilgili haberine https://www.theguardian.com/us-news/2026/aug/12/aoc-egg-freezing-maga-responses linkinden ulaşabilirsiniz.

Kişiselleştirme bir iletişim tekniği oldu

“Kişiselleştirme” etkiyi kendi üzerinde taşımak diyebilirim. Etkisini kişiselleştirme metoduyla besleyen göz boyuyor. Gazeteciler bu türün canlı örneği; haberlerini show’a dönüştürmeye başladılar. Gazeteci-influencer, bugün hiç çekinmeden koşarken haber anlatıyor, mutfağından yayın yapıyor, ne yediğini gösteriyor. İzleyenle samimi ilişki kuruyor. Sayıları hızla artıyor. Ne denli etkili oldukları anlaşılmış herhalde, siyasiler de taklit ediyor.

Ceuta: Kriz bitiyor, görüntü kalıyor

30 Temmuz'da Fas'tan İspanya'nın Kuzey Afrika'daki toprağı Ceuta'ya olağanüstü büyüklükte bir insan hareketi başladı. Farklı kaynaklarda rakamlar farklı, ben Reuters'ın son verilerinde yaklaşık 72 bin kişinin Ceuta'ya geçtiği bilgisini kullanacağım. Göç hareketi, sosyal medyada yayınlanan; sınırın açıldığı, İspanya'ya geçtiklerinde geri gönderilemeyecekleri yönündeki paylaşımlar yüzünden arttı. Can kaybı yaşandı, olay trajik bir hal aldı. Haber haberi kovaladı, bilanço yükseldi. Gerçek zaten ağırken, yayınlanan görüntüler kontrol altına alınamadığından ortaya adeta savaş alanı görüntüsü koydu.

Clarissa Ward: 436 bin mi, doğru 436 bin mi?

CNN'in tanınmış dış haber muhabiri Clarissa Ward, Ceuta görüntüleri üzerinden evinde oturma odasından yayın yaptı. Yayında şu soruyu sordu: “Bu görüntüler beynimize ne yapıyor?” Ben o sırada onun günlük ev kıyafeti giyisisinden tutun arkasındaki görüntü, kameraya sanki arkadaşının kulağına sır veriyormuş gibi fısıldama görüntülerinin benim beynime ne yaptığını da düşündüm. Gösterdiği görüntülerde sel gibi akan göçmenler vardı. Ward videosunun başlığı “identifiable victim effect”, tanımlanabilir mağdur etkisini anlattı. Mağdur kim sorduk; göçenler mi, İspanya halkı mı; karışıklık daha sonra diplomasi kanallarına taşındı.

“Görüntüler beynimize ne yapıyor?” sorusu bir şey anlatıyor; bir insan görürsek hikâye görüyoruz. Kitle büyüdükçe insanın yüzü kayboluyor; empati azalabiliyor, tehdit algısı büyüyebiliyor. Anlatılmaya çalışılan iç içe geçen manipülatif haberlerdi. Ne gerçek ne yalan…

Ward'ın Instagram'da yaklaşık 436 bin takipçisi var. Cristiano Ronaldo'nun yüz milyonlarıyla karşılaştırırsanız hiçbir şey. Ward'ı diplomatlar, gazeteciler, akademisyenler, uluslararası politika çevreleri ve karar vericiler izliyor. Doğru ağın merkezindeki 400 bin kişi, rastgele 40 milyondan daha etkili olabiliyor. Özetle, Ward ve diğer influencer’lar üzerinden olana bitene daha fazla anlam verdik, en azından “Burada alışılmadık ne oluyor?” diye sormayı akıl ettik.

Trump'ın birkaç saniyesi kaç para?

ABD Başkanı Donald Trump'ın Truth Social'ı, Truth API adlı bir hizmet satıyor. Şöyle demem gerek “zaman” satıyor. Biraz açıklamalıyım;

Truth Social'ın önemli hesaplarından gelen paylaşımlar bankalara, hedge fonlara ve yüksek frekanslı işlem şirketlerine, sizin benim gibi standart kullanıcılardan daha hızlı ulaştırılıyor. 11 Ağustos itibarıyla Wall Street Journal'ın aktardığı rakam aylık 60 bin ile 100 bin dolar arasında. Hizmetin 10'dan fazla müşterisi var ve bunların çoğu yüksek frekanslı işlem şirketleri. Bir şirket neden yılda bir milyon dolara yakın para ödesin?

Trump'ın ticaret, İran, savaş, tarifeler veya ekonomi üzerine birkaç kelimesi piyasayı hareket ettirebiliyor.

Çok güncel bir gelişmeyi paylaşmadan noktalayamayacağım. Bu çabalardan elde edilen gelir o kadar yüksek ki, özel kurumlar devlet başkanını dava etme cesareti gösteriyor. The Intercept ve Freedom of the Press Foundation, Trump ve ekibine federal dava açtı. Davanın temel iddiası, Başkan’ın resmi açıklamalarına daha hızlı erişimin Trump’ın özel şirketi üzerinden aylık 100 bin dolara kadar satılmasının yarattığı hak ihlali. Dava kazanç üzerine, etik değerlere rastlamadım.

Hikâyenin başka enteresan açıları da var. Başkan’a yakın olmak her düzeyde avantaj. Trump'ın teleprompter'ını yöneten çalışan, Başkan'ın konuşmalarında geçen kelimeleri sayarak Kalshi adlı tahmin borsasında bahis oynamış.

Haber, adres değiştiriyor

Reuters Institute'ın Digital News Report 2026 araştırması 48 coğrafyadan elde edilen verilere göre sosyal medya ve video ağları üzerine çarpıcı sonuçlar yakalamış; insanların yüzde 54'ünün haber kaynakları arasında yer alıyor. Televizyon yüzde 52'de kalmış, düşünün. Yapay zekâ sohbet motorlarını da eklediğimizde üçüncü taraf platformların oranı yüzde 56'ya çıkıyor. Tarihte ilk kez sosyal ve video platformları haber erişim biçimlerinin önüne geçti. Küresel veri.

Habere güven yüzde 37, sosyal medyada görülen habere güven yüzde 22, yapay zekâ sohbet motorlarından alınan habere güven yüzde 20. Tuhaf değil mi: İnsanlar daha az güvendikleri yere doğru gidiyorlar. “Gençler haber okumuyor” cümlesini doğru bulmuyorum. Haber tüketiyorlar, bizim tükettiğimiz şekilde değil. Reuters araştırmasındaki en çarpıcı bulgulardan biri 18-24 yaş grubundakilerin yüzde 56'sının hayatında hiç düzenli gazete okumamış olması. Gazeteye hiç başlamamış bir kuşak. Reuters Institute'ın Digital News Report 2026 çalışmasına buradan ulaşabilirsiniz.

Influencer'ı yanlış yerde arıyoruz

Etkinin gücü doğru bilginin güvenilir kişiyle, doğru toplulukla ve doğru formatla buluşmasından geliyor. Algoritmik dağıtım ya büyütüyor ya da görünmez kılıyor. Haber okuryazarlığı iyi eğitimli insan meziyeti değil, hayatta kalabilmek için gerekli farkındalık. Ben biraz ileri gidip vatandaş olma hali diyorum. Haberi bana kimin getirdiğini, neden tam bu haberi seçtiğini, benden ne yapmamı istediğini ve algoritmanın neden tam o anda karşıma çıkardığını sormak zorundayım.

İlgili Haberler
Makroekonomi İstanbul'da su alarmı: Barajlardaki doluluk yüzde 49,94'e geriledi CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Hizmet üretim endeksi haziranda yüzde 1,3 arttı CNN Türk Ekonomi · 18 dk önce Makroekonomi SDTTR’ye %1000 Bedelsiz Sermaye Artırımı Onayı: Sermaye 11 Katına Çıkıyor Haber.com Ekonomi · 24 dk önce Makroekonomi Tether ilk tam kapsamlı finansal denetimden geçti Paratic · 25 dk önce Makroekonomi BP'den Venezuela'da dikkat çeken enerji hamlesi: Dev doğalgaz sahası için lisans aldı CNBC-e · 30 dk önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.