15 Ağustos 2026, Cumartesi · 09:38 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Podyumda moda, şehirde milyarlar dönüyor

Paris, Milano, Londra ve Kopenhag’da düzenlenen moda haftaları artık yalnızca yeni sezon koleksiyonlarının tanıtıldığı organizasyonlar değil. Birkaç gün süren bu etkinlikler, otellerden restoranlara, mücevher evlerinden…

Podyumda moda, şehirde milyarlar dönüyor

Paris, Milano, Londra ve Kopenhag’da düzenlenen moda haftaları artık yalnızca yeni sezon koleksiyonlarının tanıtıldığı organizasyonlar değil. Birkaç gün süren bu etkinlikler, otellerden restoranlara, mücevher evlerinden sanat galerilerine kadar onlarca sektörü aynı anda harekete geçiren dev bir ekonomi yaratıyor. Podyumdaki gösteri 15 dakika sürüyor, şehirde bıraktığı hareket ise aylarca devam ediyor.

14 Ağustos 2026 00:00

14 Ağustos 2026 00:12

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Gülbin ÖZBEY BOZTEPE

Bir şehirde moda haftası başladığında değişen ilk şey vitrinler değil, şehrin temposu oluyor. Oteller doluyor, restoranlarda yer bulmak zorlaşıyor, siyah minibüsler bir defileden diğerine yetişmeye çalışan editörleri, satın almacıları ve stil danışmanlarını taşıyor. Dışarıdan bakınca herkes podyuma odaklanıyor. Oysa asıl hareket, kapalı kapılar ardında yaşanıyor. Çünkü moda haftaları artık lüks dünyasının en büyük ticaret buluşmalarından biri.

Bir moda defilesi ortalama 10-15 dakika sürüyor. Ancak o birkaç dakikalık gösteriye gelene kadar geçen hazırlık süreci bazen altı ayı buluyor. Her şey doğru mekânı bulmakla başlıyor. Bazen tarihi bir müze, bazen yüzyıllık bir saray, bazen de uzun yıllar kullanılmamış endüstriyel bir bina birkaç günlüğüne dünyanın en çok fotoğraflanan podyumuna dönüşüyor. Ardından yüzlerce kişilik ekip devreye giriyor. Dekor tasarımcıları, ışık ve ses ekipleri, kuaförler, makyaj sanatçıları, fotoğrafçılar... Defile günü geldiğinde maraton başlıyor.

Modayı en çok otelciler seviyor

Moda haftasının en büyük kazananı her zaman moda evleri olmuyor. Bazen beş yıldızlı bir otel, bazen köşedeki Michelin yıldızlı restoran, bazen de şoförlü araç hizmeti veren bir şirket o birkaç günden en az markalar kadar payını alıyor.

Paris'teki Ritz, Plaza Athénée, Le Meurice, Hôtel Costes ya da Four Seasons George V gibi oteller için moda haftası yılın en yoğun dönemlerinden biri. Rezervasyonlar aylar öncesinden kapanıyor, lobiler ise otelden çok uluslararası bir iş merkezini andırıyor. Benzer hareketlilik Milano'da da yaşanıyor. Quadrilatero della Moda çevresindeki oteller ve restoranlar gün boyunca dolup taşıyor. Kahvaltıda başlayan bir toplantının akşam milyonlarca euroluk bir siparişle sonuçlanması kimseyi şaşırtmıyor.

İşin rakamlara yansıyan tarafı da oldukça çarpıcı. 2025 Sonbahar Milano Moda Haftası'nın yalnızca birkaç gün içinde kent ekonomisine yaklaşık 239 milyon euro katkı sağlaması bekleniyordu. Bunun yaklaşık 110 milyon eurosu alışverişten, 93 milyon eurosu konaklama ve yeme içme sektöründen, kalan bölümü ise ulaşım ve diğer hizmetlerden geliyor.

Yani o hafta sadece yeni sezon kıyafetleri satılmıyor. Oteller tam kapasite çalışıyor, restoranlar haftalar öncesinden doluyor. Etkinlik ajansları, çiçekçiler, teknik ekipler ve güvenlik şirketleri de bu hareketliliğin doğal bir parçası haline geliyor. Podyumun ışıkları söndüğünde bile şehir çalışmaya devam ediyor.

Moda haftası değil lüks haftası

Moda haftasının resmi takvimine baktığınızda peş peşe sıralanmış defileler görüyorsunuz. Takvimin görünmeyen tarafında ise bambaşka bir şehir var. Çünkü bugün Paris Moda Haftası boyunca sadece Chanel, Dior ya da Saint Laurent yeni koleksiyonlarını tanıtmıyor. Aynı günlerde mücevher evleri yeni tasarımlarını en özel müşterileriyle buluşturuyor, saat markaları limitli üretim modellerini kapalı davetlerde sergiliyor, sanat galerileri önemli sergilerini açıyor, otomobil markaları ise kişiye özel üretim programlarını tanıtıyor. Bunun nedeni aslında oldukça basit: Dünyanın en güçlü müşterileri zaten o hafta Paris'te.

Bir mücevher markasının koleksiyonerleri tek tek dünyanın farklı ülkelerinden davet etmesine gerek kalmıyor. Çünkü hedef kitlenin büyük bölümü zaten birkaç günlüğüne aynı şehirde buluşmuş oluyor.

Bu yüzden Place Vendôme çevresi moda haftasında ayrı bir hareket kazanıyor. Cartier, Van Cleef & Arpels, Boucheron, Chaumet ve Bvlgari gibi dünyanın önde gelen mücevher evleri, defile takvimine paralel kendi programlarını yürütüyor. Gündüz özel sunumlar yapılıyor, akşam ise yalnızca davetlilerin katılabildiği yemekler ve lansmanlar düzenleniyor.

Benzer tablo otomobil dünyasında da yaşanıyor. Aston Martin, Bentley, Rolls-Royce ve Ferrari gibi markalar, kişiye özel üretim programlarını tanıtmak için çoğu zaman moda haftasını tercih ediyor. Çünkü couture koleksiyonu görmek için Paris'e gelen bir müşteri, ertesi gün kendisi için üretilecek bir otomobili de inceleyebiliyor.

Sanat dünyası da bu kalabalığın değerini iyi biliyor. Büyük galeriler yeni sergilerini bu döneme denk getiriyor, müzeler özel davetler düzenliyor, bağış yemekleri ve kokteyller peş peşe geliyor. Bir süre sonra şunu fark ediyorsunuz... Aslında şehirde moda haftası değil, lüks haftası yaşanıyor.

Defileler değil şehirler yarışıyor

Eskiden moda haftalarının en çok konuşulan konusu koleksiyonlardı. Kim sezonun yıldızı oldu? Hangi çanta "it bag" ilan edildi? Kim en çok alkış aldı? Bugün bunlar hâlâ önemli ama artık tek başına yeterli değil. Çünkü moda haftaları sadece markaların değil, şehirlerin de vitrini haline geldi.

Paris bunu yıllardır çok iyi yapıyor. Defile için gelen bir ziyaretçi aynı gün Louvre'u geziyor, akşam Avenue Montaigne'de alışveriş yapıyor, gece Place Vendôme'daki özel bir davete katılıyor. Şehir, modayı tarih, gastronomi, sanat ve alışverişle aynı hikâyenin içine yerleştiriyor.

Milano ise farklı bir kimlikle öne çıkıyor. "Made in Italy" yalnızca bir etiket değil; zanaatkârlığın, aile şirketlerinin ve üretim kültürünün bir simgesi. Moda haftası boyunca ziyaretçiler sadece defile izlemiyor, showroom'ları geziyor, atölyeleri ziyaret ediyor ve İtalyan tasarım geleneğini yerinde deneyimliyor.

Londra, genç tasarımcıları ve bağımsız markalarıyla farklılaşıyor. Kopenhag ise sürdürülebilirliği moda haftasının merkezine koyarak son yılların en dikkat çekici çıkışlarından birini yaptı. Defile takvimine girmek isteyen markalar için çevresel ve sosyal kriterler belirlemesi, kısa sürede bütün sektörün konuştuğu bir modele dönüştü.

Podyum 15 dakika, harcama 217 milyon euro

24 Şubat-2 Mart 2026 tarihleri arasında düzenlenen Milano Moda Haftası öncesinde yapılan tahminlere göre, organizasyonun kentte 217,4 milyon euroluk turizm harcaması yaratması bekleniyordu.

132.207 - Tahmini ziyaretçi sayısı

%44,7 - Yabancı ziyaretçilerin tahmini payı

1.644 EURO - Tahmini kişi başı turizm harcaması

100 MİLYON EURO - Alışveriş

84,8 MİLYON EURO - Konaklama ve yeme-içme

32,6 MİLYON EURO - Ulaşım

Kaynak: HABER MERKEZİ

Kaynak: Dünya Gazetesi
İlgili Haberler
Borsa Yaş, kilometre ve depozitoya sınır: Araç kiralamada yeni dönem başlıyor Döviz.com · 10 dk önce Borsa Alman otomotiv devi Türkiye için harekete geçti Mynet Finans · 11 dk önce Borsa Bangladeş, Türkiye'nin İHA gücünden yararlanacak! Borsanın Gündemi · 15 dk önce Borsa Vergi ödemekte ısrar eden pizza şubesi müdürü kovuldu Dünya Gazetesi · 15 dk önce Borsa Bu Hafta En Çok Hangi Yatırım Aracı Kazandırdı? Borsa, Altın, Dolar ve Euroda Son Durum Paranın Yönü · 16 dk önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.