TCMB Başkanı Fatih Karahan, TL'de tutulan kısa vadeli yatırımların 132 milyar dolara ulaşmasının risk oluşturduğu yönündeki soruya yanıt verdi. TL'nin payındaki artışın ekonomi politikalarına duyulan güveni gösterdiğini belirten Karahan, "Bunu bir risk değil, bir başarı unsuru olarak görüyorum" dedi.
Mutluhan Yıldız13 Ağustos 2026 11:38
13 Ağustos 2026 11:41
Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, İstanbul Finans Merkezi'nde yılın üçüncü Enflasyon Raporu'nu açıkladı. Sunumun ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Karahan, Türk lirasına yönelik talep ve kısa vadeli sermaye hareketlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Karahan, yılın üçüncü Enflasyon Raporu'nda Merkez Bankası'nın yıl sonu enflasyon tahmininin yüzde 28'e yükseltildiğini açıkladı. Enflasyonun 2027 yıl sonunda yüzde 15'e, 2028 yıl sonunda ise yüzde 9'a gerilemesini beklediklerini belirten Karahan, orta vadede ise yüzde 5'lik enflasyon hedefinde istikrar sağlanmasının öngörüldüğünü ifade etti.
132 milyar dolarlık "sıcak para" sorusu
Soru-cevap bölümünde Karahan'a, yerli ve yabancı yatırımcıların TL'de tuttuğu çok kısa vadeli yatırımların 132 milyar dolara ulaştığı belirtilerek, olası bir şok durumunda bu paranın çıkışa yönelmesine karşı Merkez Bankası'nın nasıl bir hazırlık yaptığı soruldu. Ayrıca söz konusu seviyenin TCMB'yi yüksek faize bağımlı hale getirip getirmediği gündeme getirildi.
Karahan, TL'nin payındaki yükselişin risk olarak değerlendirilmesine katılmadığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Bu ülkede yerel paranın payının artmasının risk olarak değerlendirilmesini ben çok anlamakta biraz zorlanıyorum. Finansal sistemi sağlıklı işleyen, ekonomi politikalarına ve yerel paraya güvenin olduğu sürdürülebilir bir ekonomide zaten bu oranın yüksek olması beklenir. Geçmişte düşüktü ama politikalar eşliğinde belli bir noktaya geldik. Bunu bir risk değil, bir başarı unsuru olarak görüyorum."
"Türk lirasının cazibesi korunmalı"
Sıkı para politikası döneminde TL'nin yatırımcılar açısından cazip olmasının normal olduğunu söyleyen Karahan, yakın geçmişte yaşanan oynaklıklara dikkat çekti.
Karahan, "Türk lirasına güvenin tesis edilmesini oldukça önemli buluyorum ve Türk lirasının cazibesinin de korunması gerektiğini düşünüyorum" dedi.
Soru: Net hata noksandaki revizyonların ardından birikimli net çıkışın 20 milyar dolara gerilediğini, cari açıkla birlikte finansman ihtiyacının ise 59 milyar dolara indiğini görüyoruz. Finansman desteği krediler ve rezervlerden gelirken, birikimli doğrudan yatırım girişi net 300 milyon dolara gerilemiş durumda. Yerli ve yabancı yatırımcıların TL'de tuttuğu çok kısa vadeli "sıcak para" ise uzun süreli yüksek faizle birlikte 132 milyar dolara ulaştı ve her ay artmaya devam ediyor. Bir "kara kuğu" durumunda ya da şubat ayında gördüğümüz savaş gibi yeni bir gelişmede bu sıcak para çıkmaya kalkarsa ne gibi bir hazırlığınız söz konusu? Bu seviyedeki sıcak paranın Merkez Bankası'nı yüksek faize bağımlı hale getirdiğini düşünüyor musunuz?
Karahan: Yerel paranın payının artmasını risk olarak görmüyorum
Fatih Karahan: Net hata noksanla ilgili önemli bir revizyon yaptık bugün. Onun detayları için sözü Başkan Yardımcımız Fatma Hanım'a vereceğim ancak ikinci kısmıyla ilgili kısa bir değerlendirme yapmak istiyorum.
Türk lirasının payının çok fazla artmasının bir risk oluşturduğu yönünde bir görüş ifade ettiniz. Açıkçası bu ülkede yerel paranın payının artmasının risk olarak değerlendirilmesini anlamakta biraz zorlanıyorum.
Finansal sistemi sağlıklı işleyen, ekonomi politikalarına ve yerel paraya güvenin olduğu sürdürülebilir bir ekonomide zaten bu oranın yüksek olması beklenir. Geçmişte düşüktü ancak politikalar eşliğinde belli bir noktaya geldik. Bunu bir risk değil, bir başarı unsuru olarak görüyorum.
"Türk lirasının cazibesi korunmalı"
Tabii ki Türk lirasının payının sıkı para politikası altında cazip olması anlaşılır bir durum. Tercih edilmesi normal. Yakın geçmişte çok fazla oynaklık yaşadık. Dolayısıyla Türk lirasına güvenin tesis edilmesini oldukça önemli buluyorum ve Türk lirasının cazibesinin de korunması gerektiğini düşünüyorum.
"Politika faizi yüzde 50'den yüzde 37'ye geldi"
Geçen seneden bu yana para politikası faizimiz yüzde 50'den yüzde 37'ye geldi. Şu anda mevcut enflasyona göre oldukça sıkıyız ve doğru bir sıkılığı sağladığımızı düşünüyoruz. Ancak bu süreçte ciddi faiz indirimleri de yapıldı.
"TL'nin payı azalmadı, tam tersine arttı"
Düşen getiriye rağmen aynı zamanda çok ciddi şoklarla da karşılaştık. Hem algıya yönelik şoklar hem cari açığı bozabilecek şoklar hem de küresel portföy akımlarını etkileyebilecek gelişmeler yaşandı. Bütün bu şoklara ve getirinin azalmasına rağmen Türk lirasının payının azalmadığını, tam tersine arttığını görüyoruz.
Bu da aslında politikalara olan güvenin arttığını gösteriyor. Dolayısıyla bunu bir risk unsuru değil, bir başarı unsuru olarak görüyorum.
Kaynak: HABER MERKEZİ
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.