8 Kasım 2026, Pazar · 11:48 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Fon Krizi Sadece Fon Krizi Değil!

Dünyada petrol fiyatları yükselmeye devam ediyor. Hisse senedi piyasaları ise yapay zekâ yatırımları ve borçlanmalarıyla bağlantılı olarak bıçak sırtında. Para yüksek getirili Amerikan tahvillerine kaçıyor. Ancak dış piy…

Hakan Güldağ: Sohbete politik gelişmelerin ekonomiye etkileriyle başlayalım.

Mete Belovacıklı: Öne çıkan üç konu var. Birincisi, uluslararası ilişkiler. İkincisi, siyasi partiler arasındaki yeni arayışlar. Üçüncüsü anayasa değişikliği başta olmak üzere birtakım yenileşmelerin olup olmayacağı.

Hakan Güldağ: Geçen Diyarbakır'daydık. Beklenti, “Terörsüz Türkiye” konusunda adımların hızlanması. Seçim sonrasına bırakılmaması...

Mete Belovacıklı: Dışarıdaki gelişmelerle başlarsak, Mekke Antlaşması ve Libya ile yapılan anlaşma, ortalığı biraz karıştırdı. Avrupa'nın enerji hatlarını Yunanistan üzerinden nasıl gerçekleştiririz arayışı var. Libya-Türkiye anlaşmasından rahatsızlar. Çünkü Libya-Türkiye anlaşması enerji kaynaklarının Akdeniz üzerinden Yunanistan ve oradan da Avrupa'ya ulaşmasını engelliyor.

Ali Ağaoğlu: Libya meselesi teknik olarak nereyi engelledi ki?

Mete Belovacıklı: Anlaşmayla Akdeniz kuzeyden güneye tam bölmüş hâle geliyor. Avrupa Birliği'nin sınırlarını da bölmüş oluyor dolayısıyla. Bu aynı zamanda Akdeniz enerji kaynaklarının Akdeniz kullanılarak geçişini de engelleyecek bir anlaşma olarak görülüyor.

Ali Ağaoğlu: O zaman Montrö gibi bir şey olacak ileride. Önemli bir gelişme o noktada...

Mete Belovacıklı: Doğu Akdeniz'den denizaltı hatlarla, mesela Girit'te bir stopover verip yukarıya Adriyatik'e yahut Yunanistan'a giderek boru hattı bağlayalım projelerinin de önünü kesen bir durum bu aynı zamanda. O yüzden tepki Avrupa Birliği'nden başlayarak geldi. Bence Türkiye açısından konjonktürel anlamda iyi bir adım oldu.

Hakan Güldağ: Bu yeni sorun çıkarır mı?

Mete Belovacıklı: Sıcak çatışma anlamında şu anda risk görülmüyor. Tepkilere rağmen Libya ile yapılan anlaşma geçerliliğini koruyacak görünüyor.

Hakan Güldağ: Mekke Paktı'nda neler beklemeliyiz?

Mete Belovacıklı: Türkiye'nin göndereceği gerek askerî unsurlar gerekse cephane ve malzeme tedariki karşısında 50 milyar dolarlık bir bütçe sağlanacağı söyleniyor. Bu paranın ne zaman ve nasıl geleceği bir karara bağlanmış değil ama savunma konularına yakın kaynaklar peyderpey önümüzdeki günlerde gelmeye başlayacağını ifade ediyor.

Hakan Güldağ: Peki, devam ederiz. Gündemimizde fon krizi ya da “fonzi” meselesi var. Merkez Bankası'nın politika faizini serbest bırakması var.

Ali Ağaoğlu: Önce Merkez Bankası'ndan başlayayım. Çünkü borsanın hızlı düşüşüyle ilgili, “Merkez Bankası faiz düşürdü, borsa çöktü” gibi yorumlar vardı. Üzülüyorum gerçekten. Çünkü zinhar bir alakası yok.

Tam tersine... Eğer Merkez Bankası'nın faiz indirimiyle ilgili bir borsa hareketi olsaydı bu normalde yükseliş yönünde olması lazımdı. Faizlerin düştüğü bir ortamda en azından şirket değerlemeleri için kullanılan faiz oranı indiği için hisse senetlerinin fiyatlarının yükselmesi gerekir. İndirgenmiş nakit akış hikâyesinden dolayı.

Hakan Güldağ: Devamında ne beklemek gerekir?

Ali Ağaoğlu: Benim gördüğüm petrol meselesi çok daha can sıkıcı hâle gelecek. Merkez Bankası bundan sonra 100 mü, 150 mi, yoksa 200 mü indirecek tartışmasından önce ilk ve en önemli yapılması gereken iş stopaj oranlarının indirilmesi. Şimdi bunu fona da bağlayacağım müsaadenle. Çünkü şu andaki stopaj oranları yüzde 17,5 düzeyinde.

Hakan Güldağ: Ama zaten mevduata akıyor para...

Ali Ağaoğlu: Fon, güvensizliğin bu derece yüksek olduğu bir ortamda ister istemez bankalara akıyor. Hatta BES'ten çıkanlar var. Ki BES, devletin yüzde 20'lik katkısı sayesinde hâlâ çok önemli. Güven ile ilgili bir problem var. İhtiyaçlar da var.

Hakan Güldağ: Kredi piyasasını nasıl etkiler indirim?

Ali Ağaoğlu: Politika faizi haftalık repo. Şimdi 36'ya göre bakınca yıllık bileşiği 43,15'e geliyor. Bu enflasyona göre yüksek bir getiridir hâlen daha.

Hakan Güldağ: Mevduat faizi 30'lara doğru geriliyor...

Ali Ağaoğlu: Onun için diyorum ki, stopajı bir an önce kaldırmak ya da azaltmak gerekir. Çünkü mevduat sahibinin eline geçen çok daha düşük olacak demek bu.

Faizleri yüksek tutmamızın sebebi ne? Talebi baskılamak. Talebi baskılamak için diyoruz ki insanlara; tasarruf yapın ki talebiniz azalsın. Talebiniz azalsın ki biz fiyatları kontrol edebilelim veya fiyatlar üzerindeki talep baskısı ortadan kalksın. Ana amaç bu.

Fakat bizim şu anda uyguladığımız mevduat faizi tasarrufu teşvik etmekten uzak. Para politikasının etkinliğini azaltıcı çok ciddi bir unsur bu.

Hakan Güldağ: Fon krizi nasıl çözümlenecek? Tasfiye edilecek 131 fon 47'ye indi. İyi güzel ama bunlar işin kolay kısmıydı sanki...

Ali Ağaoğlu: Turbun büyüğü heybede. Tasfiye edilen rakam büyük kısmı değil. Güven kesinlikle yerine gelmedi piyasada. Süre uzadıkça da borsada ana kâğıtlarda önemli satışlar oluyor.

Bu satışların arkasında yurt dışındaki yatırımcıların kolaylıkla hisse senetlerini borç alıp borsada açığa satmaları var. Bunlar ister bıyıklı yabancı olsun ister gerçek yabancı olsun, borsada açığa satışı çok rahatlıkla yapabiliyor.

Yurt içinde açığa satış son derece zor, yurt dışından açığa satış son derece kolay. Ve çok ciddi bir açığa satış var. Çünkü borsada herhangi bir alıcı yok, ihtimali de az.

Hakan Güldağ: Engellemenin yolu yok mu?

Ali Ağaoğlu: Cezalandırma imkânınız yok. Ama meydanı boş bırakmamanız lazım. Açığa satış yapanların bu açıklarını kapatmaya zorlanması gerekiyor.

Yapılabilecek birkaç şey var. Bir tanesi saklamacı kuruluşlar. Bu yabancı yatırımcıların saklamacı kuruluşlarının borç verdiği fon veya kişilerle ilgili raporlama talep edilir. Böylelikle kim açığa satıyor, açığa satılıyor mu diye bunu kontrol edilebilir, rahatlıkla.

İkincisi, 40 yıldır bu piyasanın içindeyim. İlk defa “kamu müdahale etsin” diyeceğim.

Hakan Güldağ: Neden?

Ali Ağaoğlu: Çin'de de oldu böyle bir dönem. Çin Borsası hızlı düştüğü dönemlerde, Çin Millî Marşı'yla Merkez Bankası'nı ve diğer kamu otoritelerini davet ediyordu.

Bizim borsada yok öyle bir korbey, o tip bir aksiyon alamazsınız belki ama Varlık Fonu bu sefer gerçekten gelip piyasa düzenleyicisi olarak görev alabilir.

Bu arada açığa satış yapanların bir miktar cezalandırılması değil de onların bu açıklarını kapatmaya zorlanması gerekiyor.

Hilmi Güvenal: İyi de senin düzenleyici kurumların var. Onlar uyurken, biz kalkıp yeni kuralların peşine mi düşeceğiz? Kamu gelsin dövsün bunları diye...

Ali Ağaoğlu: Bu öneride bulunurken söylemeye çalıştığım şu; bu fon kriziyle dehşetengiz bir hasar ortaya çıktı. Tedavisi ve telafisi çok zor olacak. Onun için burada kanamayı önce bir durduralım.

Hilmi Güvenal: Düzenleyici kurumlar çalışmazsa devlet elinde balyozu alsın girişsin diyemeyiz. Bir tarafta fiyatı bir yere getirenler varsa buna yol verenler de var. Gözetip denetlemesi gerekenlerle, yol verenler de esas itibarıyla bürokrasi ve belki de bazı siyasetteki ayakları...

Hakan Güldağ: Ali Ağaoğlu'nun da söylediği gibi...

Hilmi Güvenal: Evet, Ali'nin söylediği gibi bir şey yapılmadı henüz. Yapılanlarla ilgili şu yanlıştı denmedi. Mehmet Şimşek'in uyardığı günden sonrasını kendisi dahil niye takip edilmedi diye soranlar var. Görevi o olanların niye yapmadığı konusu henüz daha çözümlenmedi. Niye 10 ay buna göz yumuldu?

Hakan Güldağ: Reel sektöre de ciddi zararları oldu. Bir yandan, hisselerini teminat göstererek kredi alan halka açık şirketler, hisseleri çok düştüğü için bankaların “teminatını tamamla” baskısı yaşıyor.

Diğer yandan, “Nakit akışımı fonlara yatırdığım paralardan takviye ediyordum. Maaşları oradan ayarlıyordum” diyen şirketlerden telefonlar alıyoruz.

Hilmi Güvenal: Esas problem de 100 milyonluk şirketlerde zaten. Maaşı fonda çevirip de ödeyenler. Şimdi patronların paraları takılı kaldı. Nakit sorunu ağırlaştı.

İlk defa bu tür bir problemli şirket krizi yaşayacak Türkiye. Önceden şirketlerin işleri takılı kalırdı. “Patron ne yapsın” derdik. Şimdi ise şirketler tıkır tıkır çalışacak ama maaş ödenemeyecek.

Hakan Güldağ: İşte bu sıkıntı bir sarmala dönüştürmeden, belki piyasada bir ödeme krizine yol açmadan Ağaoğlu'nun önerdiği gibi müdahale ederek duruma çeki düzen vermek yanlış bir politika mı olur?

Hilmi Güvenal: Çok doğru bir yol olur. Çünkü başka alanlara sıçrama meselesi var. Bunun faktoring'i var, özel sektör tahvili çıkaranlar var. Çıkarmış, vadesi gelmiş, ödeyememe tehlikesi baş göstermiş...

Hakan Güldağ: Merkez Bankası biraz rahatlattı aldığı kararla, ÖTS tarafını. Orada da 1 trilyon lira var...

Hilmi Güvenal: O nedenle fon krizini sadece fon krizi olarak görmek doğru değil.

Fonda içeride yakalanan insanları klase etmesi lazım uygulamacıların. Bizim bu işlerdeki en önemli kısım bu ameliyathane koridorlarında yapılan triyaj denen kısımdır.

Yani hangi hastanın durumu kritik, önce ameliyathaneye girecek. Yani bir otobüs kaza yapıp dağıldığında hastaneye gelen 44 kişiden hangisi ameliyathaneye ilk girecek?

Bu triyajı yapmasını bilen de tecrübeli acilcidir. İyi okumuşu değil, tecrübelisi bu triyajı yapar. O vakti boşa geçiriyoruz.

Hakan Güldağ: Neden boşa geçiriyoruz?

Hilmi Güvenal: İşte “kimi uzanırsa uzansın arkasından gideceğiz” diyoruz da, biz listeyi bilmiyoruz. Yüzlerce kişilik bir listeden bahsediliyor.

Bu listenin içerisine kime uzanırsa uzansın denince, “Açıkçası acaba yakınlarımızdan, ailemizden birileri mi var? O yüzden mi bu listeler açıklanmıyor?” diyorum.

Hakan Güldağ: Kişisel verileri koruma...

Hilmi Güvenal: Birisi de söyledi. Kişisel Verileri Koruma Kanunu dolayısıyla listeler açıklanmıyormuş.

“Valla” dedim, “yanlış anlaşılmasın da, insanların iç çamaşırları konuşuluyor. Dolayısıyla kişisel verilerin korunması kanununa çarptığımızı zannetmiyorum.”

Sayın Cumhurbaşkanımız geçen gün, “Biz her türlü eleştiriye açığız” dedi.

Halka arzlarla ilgili olarak “çantacılar şirket şirket dolaşıyor” diye ne zamandır söylüyoruz. Sonunda buraya geldik.

Şimdi kimse kızmasın ama bugün Türkiye'de iki kurumun acilen yeniden kurularak bu badireden çıkmasında fayda var.

Biri Türkiye Futbol Federasyonu, ikincisi ise konumuzun göbeğindeki SPK. Bu sadece bir başkanın emekli olmasıyla ya da görevden alınmasıyla sınırlandırılacak bir konu değil.

Hakan Güldağ: Peki, biraz da yatırım tarafına bakalım. Bu süreçte yatırımcılara neler önerilebilir?

Hilmi Güvenal: TL'nin ötesinde önerilebilecek bir başka alan görmüyorum. Dövizle ilgili Türkiye'nin şu anda bir sıkıntısı yok. Onun için kurlar cephesinde hemen bir hareketlenme beklemiyorum.

Tabii, borçluluk tarafını yakından izlemek gerekecek. Özel sektörün açık pozisyonu 213 milyar dolara gelmiş. Ama artık artış hızı da yavaşladı.

Rakam olarak 300'leri göreceğimizi pek düşünmüyorum. Bunun tabii iki sebebi var. Bir, borçluların korkması. İkincisi, borç verenin korkması.

Galiba sonuna geldik. “Bu ekonomi çatlama sesleri veriyor.” Dışarıdan işin gözüken şekli bu hâle gelmeye başladı.

Borç alan da bunu düşünüyor ve yavaş yavaş kapanmaya başlıyor. Zaten kur da hızlanırsa o yüzden hızlanabilir.

Ama önce bu fon rezaletinde bunun ucu kime giderse gitsin lafının gereği yerine getirilsin. Bugün Türkiye'de bu belirsizlik piyasaları çok fena etkiliyor.

Hakan Güldağ: Piyasa tarafında neler beklenebilir?

Ali Ağaoğlu: Maalesef kötü haberim var. O da petrol tarafında. 114 dolar aralık kontratı. Benim için eşik 111 dolarda.

Euro/dolar paritesinde 1,1111 gibi bir destek vardı. Petrolde de bu eşik benim için 111 dolar.

Daha kötüsü Mart kontratına kadar, yani aralık, ocak, şubat dahil dört aylık kontratlarda, 100 doların üzerinde işlem görüyor şu anda Brent petrolü. Bu yüksek fiyatın kalıcı olacağı anlamına geliyor.

Hilmi Güvenal: Peki hikâyenin altında ne var?

Ali Ağaoğlu: Seçimden sonra İran'a saldırma hikâyesi var. Petrol tarafında bu dört aylık dört kontrat artışının yüksek olması da bu açıdan kötü bir haber.

Dünya için gerçekten çok kötü bir haber. Eğer İran'a saldıracak olursa seçimlerden sonra İsrail ve Amerika birlikteliği, petrolün çok rahatlıkla 120 doları hızlı aşıp 150 dolara geldiği bir dünyayı görebiliriz.

Hakan Güldağ: Rafineri marjları da yükseliyor mu?

Ali Ağaoğlu: Yok. İyi haber de o. Rafineri marjları biraz düştü. Ama nereden düştü dersen, 65-70 dolardan 55-60 dolara düştü. Hâlen de çok yüksek. Dizel tarafında da sıkıntılar sürmeye devam ediyor.

Hakan Güldağ: Başka iyi haber yok mu?

Ali Ağaoğlu: Amerika'da 5,35'lere çıkan 10 yıllık tahvil getirileri, 5'in altına indi.

Ama bunun arkasında Amerika'daki bu süper ölçekli teknoloji şirketlerine gelen satış veya onların borçlanmaları nedeniyle artan endişe satışları var.

Bu gelişmeler, güvenli liman arayışı nedeniyle bir kısım yatırımcıyı tahvile yöneltti.

Hakan Güldağ: Altın ve gümüşte beklentiler nedir?

Ali Ağaoğlu: Altın tarafında 4 bin dolar kritik eşik. Aynı zamanda psikolojik kritik eşik. Benim için asıl eşik 3.950.

Altında bu yıl yeni bir zirve görülmeyeceği yönündeki beklentim devam ediyor. Aksine, 3.950'nin altı 3.850. Eğer onun altına inerse de 3.650-3.700 bandı var ki, oraya kadar inilebileceğini de düşünüyorum.

Hakan Güldağ: Altın için acele etmeye gerek yok yani...

Ali Ağaoğlu: Hayır, aceleye gerek yok şu anda.

Hakan Güldağ: Çünkü içeride bu hava var. Fondan bir kurtulsam altına yöneleyim diye...

Ali Ağaoğlu: Bence beklemekte hiç sakınca yok. Öyle uçup kaçmayacak. Gümüşün işi ise altından daha karmaşık.

54 doların da altına inildi. Daha aşağıya doğru sarkma potansiyeli de altından daha yüksek gümüşün.

Hakan Güldağ: Peki tahvil tarafına tekrar bakarsak, Japonya faizleri yükseltmedi. Neler beklenebilir?

Ali Ağaoğlu: Amerikan hazine bonoları iki işe yarar. Biri, Amerika'nın kamu açığını finanse etmeye yarar.

Bir de cari açık verdiği ülkelere, “Benden kazandığınız parayı getirin buraya yatırın” diye ellerine verdiği bir banka hesabı gibidir.

Şimdi bu tarifeler meselesi, gümrük vergilerinde değişiklik dünyanın ticaret dengelerini değiştiriyor. Ve Amerika bir taraftan gümrük vergilerinden kazandığının bedelini hazine bonolarının fiyatıyla ödüyor.

Hilmi Güvenal: Ancak Amerika'nın böyle hâlini bahsettiği gibi tekrar güvenli liman hâline gelmesi, şu son iki yıldaki yapay zekâ ve yapay zekânın altyapısına yapılan yatırımlara kaçan paranın kaçmasının durması, azalmasıyla biraz mümkün.

O da nedir? Bu 5-10 büyük yatırımcı bu sene 850 milyar dolar yatırmışlar yapay zekâ altyapı yatırımlarına.

Ve bu paraları çıkarması için de yapay zekâ gelirlerinin şu anda tahmin edilmeyen kadar çarpılması gerekiyor ki bu paraları çıkarsınlar. Şimdi bunu...

Hakan Güldağ: Değerlemeler düşmeye başladı.

Hilmi Güvenal: Evet, değerlemeleri düşüyor. 2 trilyon dolardan halka açılmayı planlayan Anthropic'in ne olacağı hâlâ, yani Claude'u çıkaran firmanın ne olacağı belli değil.

Ama geçen hafta Ali'nin bahsettiği nispeten ufak bir bulut hizmeti veren, ama ufak dediğimizde yine 60-70 milyar dolar borç takmayı başarmış bir şirket piyasaya, bunun bu yatırımlarını devam ettirmesi için gerekli borçlanmayı yapamayacağı anlaşılmış.

Ki sizin programda da galiba söylenmişti bu 9,5'la falan borçlanan bir şirketti. Ve ne faiz verirse versin borçlanamayacağı, o verdiği faizi de ödeyemeyeceği anlaşılınca ciddi bir satış yedi.

Bu genele yayılabilir. Yani bahsettiğimiz büyük internet şirketleri, yani yapay zekâya yatırım yapan eski büyük internet şirketleri, Google bu sene mesela eksi nakit akışında.

Yani kendi işinden, reklam gelirlerinden yarattığı gelirden fazlasını yapay zekâ altyapı yatırımlarına ödüyor.

Çok yüksek bir faiz olmasa da ama sonuçta Amerikan borçlanma faizinin üzerinde bir faiz veriyor. O faizi de çıkarabilecek mi acaba?

Yani “Bu şirketlere bir şey olmaz” denen beş büyük şirket ile ilgili bile soru işareti var.

Bu da tabii insanların, “Biz bu şirketlerin de hisselerinden ve tahvillerinden ufak ufak kaçalım, yüzde 5 veren Amerikan hazine bonosuna gidelim, 30 yıl yüzde 5'imizi alalım” gibi bir vaat şu anda alınabilecek en iyi vaat deniyor.

Buradan da hareket ediyorum ki Türkiye'nin yaşadığı farklı bir kriz döneminde, şirketlerin sermayelerinde özel bir çaba gösteren şirketler haricinde, özel bir hikâyesi olan şirketler haricinde borsaya talep gelmesi ihtimali yok.

Ama büyük holdinglerimiz neredeyse öz kaynaklarının 50 kuruşuna satıldı. Yani 1 lira öz kaynağı olan şirketin borsa değeri 50 kuruş.

Ben bilhassa holdinglerde pozisyon alınabileceğini düşünüyorum. Hâlâ serbest nakdim var ne yapayım, bir kısmını borsaya yatırmak istiyorum diyen varsa büyük holdinglerin fiyatları gayet makul yerlerde.

Kendinin çocuğunun geleceği için dengeli bir portföy yapayım diyorsa 5 ve 10 yıllık hazine bonolarımızın fiyatları iyi yerlerde. Oradan 5 yıl yatırım yapılır.

10 yıllık tahvil faizinde küçük bir düşüş var, 2 yıllıkta küçük bir düşüş var. Birkaç faiz indirimi daha bekliyor piyasa. O birkaç faiz indirimi gelmezse sıkıntı olur.

Amerika'da da Türkiye'de de şu programda olduğu düşünülen, Türkiye'de 200 puan daha galiba programda olduğu düşünülüyor yıl sonuna kadar. Amerika'da da iki tane 0,25 indirim galiba programda olduğu düşünülüyor.

Hakan Güldağ: Zaten bir tane kaldı faiz toplantısı. Ama belki 200 baz puan yapabilir indirim.

Hilmi Güvenal: Türkiye 200 yapabilir ama o da petrol fiyatına bağlı.

Türkiye'deki sıkıntı şu; enflasyon düşmeye devam edecek. Faizi çok düşüremeyeceğiz başka sebeplerle. Reel faiz hep yüksek kalacak.

Hakan Güldağ: Enflasyon düşmeye devam edecek ama beklenen hızda da değil galiba.

Hilmi Güvenal: Tüketici güveni sert düşüyor. Tüketici güveninin düştüğü yerde enflasyon zıplamaz. Kimse evini durduk yerde değiştirmez. Ama satıp da paramı faize koyayım diyebilir.

Hakan Güldağ: Tüketici güveni sert düştü mü, ben sadece ekonomi gazeteciliği tarafından bakıyorum, her seferinde böyle 70'lere doğru yaklaştı mı ya da 70'in azıcık altına doğru geldi mi hemen orada bir ekonomi paketi gelir.

Hemen bir başka önlem devreye girer çünkü bunun siyasetle çok ciddi bir bağlantısı vardır. O bir çığlıktır yani.

Hilmi Güvenal: Benim orada beklediğim sinyal nisan ayında yüzde 2'nin altında aylık faizle ipotekli kredilerin açılması.

Nisan'da öyle bir sinyal bekliyorum. O bizi 2028 seçimlerine taşıyacak olan paketin başlangıcı olacaktır.

Ev finansmanına bir sübvanse faiz gelmesi, insanlara tekrar bir evlerini değiştirmek veya ev sahibi olmayanlara yeni ev almaları için bir hareket gelecektir.

Yoksa ben seçimlere çok çok büyük para harcayacağını düşünmüyorum.

Hakan Güldağ: Evet, normalde öyle. Ama eğer bu trend aşağıya doğru gelirse ya iktidar fazla kıpırdayacak yeri kalmayınca başka şeyler devreye sokabilir. Hani siyasi mühendislik...

Hilmi Güvenal: Mete'nin konusu ama siyasi mühendislik artık ekonomi üzerinden yapılmıyor. Dolayısıyla orası daha az belirsiz.

Hakan Güldağ: Burası her şeyi yaptırabilir, politikayı bile değiştirir. Benim görüşüm. Son söz sende Mete.

Mete Belovacıklı: Kaldığı yerden devam edeyim o zaman. Muhtemelen önümüzdeki dönemde çoğu siyasi mühendisliğin örneklerini görüyor olacağız biz.

Milletvekili transferleri, partiler arasında yeni ilişkiler, oradan oraya kayışlar vs.

Ve muhalefet tarafının seçime gitmemesini sağlamak üzere yapılacak olan derin bir umutsuzluk propagandası zannediyorum siyasi mühendisliğin örnekleri olacak işte.

Hakan Güldağ: Peki. Her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Güzel böyle tartışmalı da… Ama gündem de bizi tartışmaya itiyor, ne yapalım yapacak bir şey yok, Norveç ikliminde de yaşamıyoruz…

Hilmi Güvenal: Norveç fonunda para batırıyoruz. Norveç ikliminde yaşıyoruz aslında.

Hakan Güldağ: Soğukluk anlamında dedim. Adam da (Norveç fonu) “Mağduruz” demiş.

Ali Ağaoğlu: Hem haklılar hem de değiller.

Hilmi Güvenal: Bu fon krizi öncesi mağdurdular. Orada haklılar.

Hakan Güldağ: Ama bize de yakışan bu. Norveçlileri bile…

Ali Ağaoğlu: Onları bile yoldan çıkarmışız demektir. Haksızlar; bir değil üç değil on üç tane danışmanla çalışsınlar. Onların yeterince paraları var.

Hakan Güldağ: Efendim sağlıkla kalın. Gelecek ay tekrar görüşmek üzere. Konjonktürel Sohbetler'e burada bir noktalı virgül koyuyoruz.

Kaynak: Paranın Yönü
İlgili Haberler
Makroekonomi ABD'nin seçim haftasında altın yükselişe geçerken Brent petrol geriledi Sözcü Ekonomi · 24 dk önce Borsa Altın ve petrolde seçim etkisi: Değerli metaller yükseldi, petrol düştü Ekonomim · 25 dk önce Makroekonomi Zarfı bozuk mektuplar: İran savaşı yapay zekâya ne öğretti? Independent Türkçe · 47 dk önce Makroekonomi TPAO'nun bir ilde petrol arama ruhsat süresi uzatıldı Sabah Ekonomi · 1 saat önce Borsa Hürmüz Boğazı'nda iki petrol tankerinde patlama: İran, gemilerin mayına çarptığını açıkladı Foreks · 1 saat önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.