Ama inanın, 5 Kasım’dan bu yana Paris’te gördüklerim ve duyduklarım karşısında ben de çok şaşkınım.
Liselilerin protesto gösterileriyle başlayan süreçte giderek büyüyen olaylar nedeniyle ülke adeta yangın yerine dönmüş vaziyette.
Kamu binalarının ateşe verilmesinin, araçların yakılmasının, kent mobilyalarının kırılmasının, parçalanmasının, mağazaların yağmalanmasının günlük hayatın normali haline geldiği bir süreçten bahsediyorum.
Tüm bunların yerinde görmek ve Fransız siyasetinin öne çıkan isimleriyle konuşmak üzere Paris’e geldim.
Randevu almaya çalıştığım isimler arasında Cumhurbaşkanı Macron, cumhurbaşkanlığının en güçlü adayı Marine Le Pen ve solun adayı Melenchon da var.
Beklemem söylendi, ama Fransa’daki sıkıntılı gündem nedeniyle bu isimlerle röportaj yapma şansım şimdilik yüzde 50 civarında.
Her gün görüştüğüm danışmanları ellerinden geleni yapacaklarını söylüyor.
Üniversite eğitimimi yaptığım Fransa’nın altını üstüne getiren olayların, Nisan 2027’de yapılacak seçimlere etkilerini Türkiye’de iken tahmin edebiliyordum.
Katıldığım televizyon programlarında dile getirdiğim tahminlerimde ne kadar haklı olduğumu Paris’te daha iyi anladım.
İddiayla söylüyorum, Nisan 2027’de Fransa’da çok ama çok büyük bir değişiklik olacak ve bu, Avrupa Birliği’nde deprem etkisi yapacak.
Rassemblement National Partisi’nin (RN) lideri Marine Le Pen, seçimleri ikinci turda yüzde 60’la kazanarak Fransa’nın cumhurbaşkanı seçilecek.
İlk olarak, Fransa Senatosu’nda sözünün ağırlığı, yorumlarının değeri olan bazı senatörlerle konuştum.
Sağdaki ve soldaki bazı partilerin liderlerinden görüşler aldım.
Hemen hepsinin ortak düşüncesi Marine Le Pen’in Cumhurbaşkanı seçilmesinin kaçınılmaz olduğu yönünde.
Ve bu durumu “Fransa’da faşizmin geri dönüşü” olarak tanımlıyorlar.
Yüzde 60 oy oranını çok yüksek bulduğumu söyledim ve böyle bir sonuca varmalarındaki nedeni sordum.
Aldığım yanıt, “Çıkan olaylardaki şiddet ve yağma görüntüleri Marine Le Pen’in oy oranını hızla yükseltti ve kalıcı hale getirdi. Eskiden Le Pen’e çok uzak olan Fransızlar bile artık ona kurtarıcı gözüyle bakıyor. Bu iş artık yabancı düşmanlığını falan aştı” oldu.
Senatörler, daha önceki seçimlerde Marine Le Pen ilk turu önde tamamlasa da ikinci turda sağ ve sol partilerin ittifak yaparak Le Pen’e kaybettirdiğini anımsattılar.
Ama bu kez küçük sağ partilerin ikinci turda da Marine Le Pen’i destekleyeceğini söylediler.
Sağdaki partilerin liderlerinden eski Başbakan Édouard Phlippe (Parti Horizons) yüzde 9,5, David Lisnard (Nouvelle Energie) yüzde 7, eski Başbakan Gabriel Attal yüzde 5, Bruno Retailleau (Les Republicains) yüzde 4 oy oranına sahip.
İlk turu geçemeyeceklerini bilen merkez sağdaki bu isimler yine de Cumhurbaşkanı adayı olacaklar.
İkinci turda ise solun adayı Melenchon’u değil Marine Le Pen’i destekleyip kazandıracaklar.
Bunun nedenini sorduğumda bir kadın senatör, şu çarpıcı yorumu yaptı:
Çünkü bu partilerin tabanı solla ittifak yapılmasına şiddetle karşı çıkıyor. Çünkü Le Pen’in partisinde önemli bakanlıklara getireceği kapasitede siyasetçi yok. Merkez sağdaki liderler bunu bildikleri için Marine Le Pen’e verecekleri destek karşılığında her biri bakanlık alacak.
Aralarında iki eski başbakan da var. "Le Pen hangisine Başkanlık görevini verir?" soruma aldığım yanıtın ilk bakışta şaşkınlık yaratsa da biraz düşününce doğru olduğunu anladım.
Senatörler, Marine Len Pen’in Başbakanlık görevine, partinin ikinci adamı durumundaki Jordan Bardella’ya getireceğinin altını çizdiler.
Bunu yaparken de Le Pen’in “Yüzde 60 oy aldım, halk arkamda, bu yüzden çok radikal bir isim de olsa istediğimi Başbakan atama yetkim var” anlayışıyla hareket edeceğini kaydettiler.
Jordan Bardella ismini not edin, zira daha sonraki yazılarımda İsrail’le olan ilişkilerine ilişkin önemli bilgiler aktaracağım.
Marine Le Pen’in nasıl bir cumhurbaşkanı olacağı ve son zamanlarda yaşanan türden olaylar çıktığında nasıl davranacağını sordum.
Aldığım yanıtlar üç aşağı beş yukarı aynı yöndeydi:
Fransa Anayasa’nın 15. Maddesine göre Cumhurbaşkanı, silahlı kuvvetlerin de komutanıdır. Sol grupların ve göçmen asıllıların, yaşadıkları banliyölerde ve katıldıkları mitinglerde olay çıkarmaları, yakıp yıkmaları, yağma yapmaları, isyan etmeleri durumunda Marine Le Pen Anayasanın 36. Maddesi başta olmak üzere bazı maddelerinin kendisine verdiği hakları kullanarak, sıkıyönetim ilan edecek ve orduyu sahaya sürecek. Bunu yapma gerekçesini de Cumhuriyetin değerlerini ve demokrasiyi korumak olarak gösterecek. Bunun sinyallerini daha önceki birçok konuşmasında vermişti.
Senatörlerin bana göre en çarpıcı yorumlarından biri de Yahudi seçmenlerin siyasi tercihlerinin ne olacağına ilişkindi.
Fransa’da 1 milyon fazla Yahudi yaşıyor.
Artık Yahudi seçmenler de açıkça Le Pen’i destekliyor.
Oysa Marine Le Pen babası Jean Marie Le Pen, Yahudi soykırımı için “Tarihte küçük bir ayrıntı” tanımlamasını yapmıştı.
Bu yüzden Yahudiler Le Pen ailesinden nefret ediyordu.
Marine Le Pen ve sağ kolu Jordan Bardella’nın bu bakış açısını nasıl değiştirdiğini başka bir yazıda anlatacağım, ama şimdilik konumuzda kalalım.
Son olaylarda iş yeri ve mağazaları saldırıya uğrayan, artık başlarında kipayla gezmekten korkan Yahudiler oy tercihlerini radikal bir biçimde değiştirmiş.
Konuştuğum siyasiler, Le Pen’in Müslüman göçmenlere yönelik sertlik yanlısı politikalarının kendilerini koruyacağına inanan Yahudilerin Marine Le Pen’e oy vereceklerini artık her yerde yüksek sesle dile getirdiğini aktardılar.
Bunu teyit etmek için aradığım Yahudi cemaatinden bazı isimler de çok net bir şekilde Le Pen’e oy vereceklerini söylediler.
Siz bu yazıyı okurken ben liselilerin düzenlediği yeni protesto gösterilerini izlemek için alanda olacağım.
Orada edineceğim izlenimleri de ayrıca paylaşacağım.
Bir hafta boyunca sizlere, çok önemli olayların ve değişimlerin yaşandığı Fransa’nın başkenti Paris’ten, ilk kez bu köşede okuyacağınız ve hiçbir yerde bulamayacağınız bilgileri aktarmaya çalışacağım.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish
Hakkında daha ayrıntılı: fransafaşizmMarine Le Pengürbüz evren
DAHA FAZLA HABER OKU
Hasan Kanaatlı Teolojik kavga doğru değildir
Göktuğ Çalışkan 163 maddelik Ankara Beyannamesi: Türk dünyasında yeni bir düzen mi kuruluyor?
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.