5 Kasım 2026, Perşembe · 14:16 Piyasalar Açık
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Piyasalardaki güven kaybının ekonomik verilere etkisi

Piyasalardaki güven kaybının ekonomik verilere etkisi

Eylül başında yaklaşık 11 trilyon TL toplam portföy değerine sahip olan yatırım fon piyasası, Kasım başında 1.5 trilyon TL tutarında düşüş ile birlikte 9.5 trilyon TL büyüklüğe geriledi.

Emeklilik gözetim merkezinin (EGM) yayınlamakta olduğu verilere göre bireysel emeklilik sistemine fon dolandırıcılığı öncesinde 11 Eylül 2026 itibarıyla kayıtlı bulunan 10 milyon 351 bin 286 katılımcının 2.1 trilyon TL fon portföy tutarı bulunmaktadır. 23 Ekim 2026 itibarıyla sistemde 10 milyon 387 bin 4 katılımcının 2.08 trilyon TL tutarında bireysel emeklilik yatırımı bulunmaktadır. Katılımcıların emeklilik portföylerindeki düşüş 80 milyar TL büyüklüğündedir. Fon dolandırıcılığı olayının katılımcılar nezdinde sistemden çıkış şeklinde bir eğilim yaratmadığını söyleyebiliriz.

Eylül başından itibaren yatırım fon piyasasından net 1 trilyon TL’nin üzerinde para çıkışının olduğunu portföy değerindeki düşüş ile birlikte toplam etkinin 1,5 trilyon TL civarında olduğunu tespit etmekteyiz.

Fon dolandırıcılığından direkt olarak etkilenen 455 bin yatırımcıdan çok daha fazlasının (6,7 Milyon) geçtiğimiz 2 ay boyunda sürekli düşüş kaydeden BİST borsa yatırımcısı olduğunu görmekteyiz. BİST 100 endeksi Eylül-Kasım döneminde %33 düzeyinde gerilerken BİST100 dışındaki şirketleri içeren XTUMY endeksindeki gerileme %55 düzeyinde olmuştur.

Bu dönemde borsadaki şirketlerin toplam değer kayıp miktarı da $173 milyar düzeyindedir. Bu şiddette bir portföy değerindeki gerilemeyi en son 2008 ABD kredi krizi döneminde yaşamıştık. Ancak o dönemki krizin ABD’de 3-4 yıl, Güney Avrupa ülkelerinde 7-8 yıl gibi oldukça uzun bir zaman dilimine yayıldığını göz önüne aldığımızda içinden geçtiğimiz fonzi sürecinin şiddeti ve süresi oldukça yüksek boyuttadır.

Son 2 ay içerisinde para piyasaları fonlarından 1 trilyon TL’ye yakın tutarda portföy çıkışı olurken, TCMB’nin döviz rezervinde 24 milyar dolar civarında gerileme yaşanmıştır. Yatırım fonlarında yaşanan portföy çıkışının yeni adresi bankalarda TL mevduatı şeklinde olmuştur.

Makro tarafta en son açıklanan PMI İmalat endeksi, Eylül’de 48,1’den 47,9’a gerileyerek sektördeki daralmanın halen devam ettiğini göstermektedir. Özellikle üreticilerin karşı karşıya oldukları zayıf talep ortamı ve müşteri siparişlerindeki düşüş genel olarak üretimi sıkıştırırken, şirketlerin istihdam ve satın alma faaliyetlerini düşürmeleri nedeniyle ekonomideki daralmanın arttığı sinyalini vermektedir.

2023 yılından bugüne kadar uygulanan makroekonomik politikalardan en olumsuz etkilenen ihracatçı sanayi şirketlerinin durumu önümüzdeki seneden itibaren AB tarafından devreye alınması planlanan “Made in Europe” hadisesi ile daha da sıkıntılı bir noktaya doğru evrilebilir.

Sektörde sanayi üretim endeksinin takvim ve mevsim etkisinden arındırılmış seri görüntüsü üretim sıkışması problemini 2022’den bugüne kadar ki durumunu net bir şekilde vermektedir. düzeyinde bulunan Eylül 2026 toplam sanayi üretim verisi Mart 2026’dan bugüne kadar 12 Aylık hareketli ortalama serisinin altında (kırmızıçizgi) hareket etmektedir. Bu arada Makro Ekonomi Platformu (MacroHub) teknik ekibine yeni yazılım dönüşümlerinde başarılar dilerim.

Diğer taraftan haftalık bazda yüksek frekansta yayınlanan banka ve kredi kartı harcamaları verilerine göz attığımızda özellikle araç satış, kiralama, seyahat, konaklama, yeme-içme gibi hizmet sektörlerinde son 2 aydır belirgin ölçüde bir geriye çekiliş trendi göze çarpmaktadır.

Büyümenin kaynaklarını harcamalar yöntemiyle incelediğimizde son 2 çeyrekte özel ve kamu tüketiminin zayıf bir eğilim sergilediğini büyümeye en büyük katkının stok azaltımı ile birlikte net ihracat yönlerinden geldiğini görmüştük.

Son 2 aydır yaşamakta olduğumuz fon hadisesi azalmakta olan tüketici harcamaları, kredi kartı harcamaları, otomotiv ve konut satışları gibi ana kalemler sebebiyle büyüme trendini üçüncü çeyrekte ve dördüncü çeyrekte aşağıya çekecektir. 2026 büyüme beklentisinin orta vadeli planda (OVP) yazıldığı şekliyle %3,3 düzeyinde gerçekleşmesi mümkün değildir. Gerçek zamanlı tahminler ile yapılan ölçümlerde %2,5 seviyesinde gözüken yıllık büyüme tahmininde risklerin aşağı yönde artmakta olduğunu görmekteyiz.

**

(1) Kaynak: MacroHub (Makro Ekonomi Platormu)

İlgili Haberler
Makroekonomi Gazprom, Çin'e doğal gaz sevkiyatında kasım ayında üçüncü kez rekor kırdı CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Bölgesel kalkınmaya 18,6 milyar liralık kaynak: GAP, DAP, DOKAP ve KOP'a yatırım CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi SON DAKİKA | Bakan Şimşek: 15 fonda 542 bin 975 hesaba toplam 62.2 milyar TL ödeme yapıldı CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Türkiye ve Çin'den yeşil dönüşüm hamlesi: 9 Kasım'da iş forumu düzenlenecek CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Bankaların faiz hesabında kritik ayrıntı! 1 Milyon TL'nin tamamına faiz yok CNN Türk Ekonomi · az önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.