5 Kasım 2026, Perşembe · 08:40 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Vatandaş enflasyon oranlarına niye mi inanmıyor?

Vatandaş enflasyon oranlarına niye mi inanmıyor?

Enflasyon-pahalılık karmaşası Ama ya tersi ise? Enflasyon 25’e düştüğünde…

Açıklanan enflasyon oranlarına inanan vatandaş neredeyse yok. Yalnızca TÜİK’in oranlarına değil, diğer oranlara da… Bu konuya dünkü köşe yazımda değinmiş ve bunun temelinde de TÜİK’e güvensizlik kadar enflasyon ile hayat pahalılığı kavramlarının karıştırılmasının yattığını belirtmiştim. Bu kavram karışıklığı öyle bir boyuta ulaştı ki TÜİK artık hani ağzıyla kuş tutsa topluma inandırıcı bir oran sunabilme şansına sahip değil. Çünkü sorun TÜİK’i çoktan aşmışa benziyor. Hatta biraz önce de belirttiğim gibi enflasyon hesaplaması yapan ve bir dönem pek gözde olan, adeta el üstünde tutulan birilerinin açıkladığı oranlar da eskisi kadar itibar görmüyor. Çünkü onların ortaya koyduğu oranlar da gerçeği yansıtmaktan uzak bulunuyor.

Açıklanan oranlara gerçeği yansıtmaktan uzak kaldığı için mi inanılmıyor, yoksa vatandaş enflasyon ile hayat pahalılığı kavramlarını aynıymış gibi düşündüğü için mi böyle oluyor?

İkisi de; ancak temel sorun ikincisi.

Bir kere vatandaşın açıklanan oranları düşük bulduğu bir gerçek. Daha önce de defalarca belirtildiği gibi herkese tam uyan bir enflasyon oranı hesaplanamaz. Herkesin yaşadığı enflasyon farklıdır. Enflasyon, Türkiye ortalamasındaki durumu gösterir. Oysa büyük kentte oturanın yaşadığı oran farklıdır, küçük bir kentteki vatandaşın hissettiği farklıdır; aynı yerde oturan ancak yaşam biçimi farklı olanın enflasyonu farklıdır. Kimi sigara içer, kimi içmez; kiminin çocuğu okula gidiyordur, kiminin çalışmaya başlamıştır, kiminin çocuğu devlet okuluna gidiyordur, kiminin özel okula; gibi gibi… O yüzden de herkese özel dikim elbise gibi oturan bir enflasyon oranı olamaz.

Enflasyon-pahalılık karmaşası

Yukarıda aktardıklarım hissedilen enflasyonun açıklanandan niye farklı olabileceğini gösteren örnekler.

Ama temel sorun başka… Temel sorun hayat pahalılığının enflasyon zannedilmesi ve pahalılığın karşılığının enflasyon oranında aranması.

Emekli vatandaş pazara gidiyor ve sokak röportajlarına da çokça yansıdığı gibi doğru dürüst bir şey alamadan evine dönmek durumunda kaldığını söylüyor, fiyatların yüksekliğinden yakınıyor. Haklı, çünkü fiyatlar elde ettiği gelire göre yüksek.

Ama fiyat son dönem mi çok yükseldi, yoksa zaten uzunca bir süredir mi yüksekti, bunun üstünde çok durulmuyor.

“Fiyatlar çok yüksek, gelirim yetmiyor, demek ki enflasyon çok yüksek” diye düşünülüyor.

Böyle de olabilir, enflasyon son dönemde çok hızlandığı için fiyatların yüksekliği bundan da kaynaklanmış olabilir.

Ama ya tersi ise?

Türkiye’de enflasyon yüksek seyrediyor, bu da çarşıya pazara yansıyor, doğru. Ama bu kısmen doğru. Asıl sorun bu değil artık. Kemikleşen ve geçmişten gelen çok büyük bir pahalılık var. Son dönemde enflasyon tümüyle hız kesse, hatta olmaz ya sıfıra inse bile hayat pahalılığı sona ermeyecek ki.

Türkiye’de son dönemde, hani şu meşhur dezenflasyon sürecinde yaşananlara bakalım.

Yeni ekonomi yönetiminin 2023’ün haziranında göreve geldiğinde devraldığı enflasyon, yani 2023’ün mayısı itibarıyla yıllık enflasyon yaklaşık yüzde 40’tı. Arada çok yüksek oranlar görüldü, şimdi inilen, inilebilen enflasyon kaç, yaklaşık yüzde 30. Tam oranları da vereyim; devralınan yüzde 39,59’du, şimdiki yüzde 29,77. Yani topu topu 10 puanlık bir düşüş var.

Hele hele son bir yıl… İkinci grafikte görüyorsunuz; enflasyon artık yatay. Yüzde 30’a adeta çakılıp kalmış. Kötüye gidiş yok ama iyiye gidiş de yok.

2023’ün mayısından bu yılın ekim sonuna kadar geçen yaklaşık üç buçuk yılın özetini aktardım; enflasyon 40’tan 30’a indirilebilmiş.

Enflasyon düşmüşken peki vatandaş niye yakınıyor, “Çok pahalı” diyerek pazardan eli boş dönüyor.

Çünkü vatandaş enflasyon yüzde 40 düzeyindeyken, yani 2023’ün mayısında 100 liraya aldığı bir ürüne şimdi bu yılın ekiminde 345 lira vermek durumunda.

100 ve 345 ne mi; 2023’ün mayısında 100 olan TÜFE, bu yıl ekimde 345’e çıktı, yani yüzde 245’lik artış var.

Gerçek endeks değerlerini de aktarayım. TÜİK’in tüketici fiyat endeksi Mayıs 2023’te 40,86 düzeyindeydi. Endeks bu ekimde 140,77’ye çıktı.

Son üç buçuk yılda fiyatlar yüzde 245 arttı ama gelirlerde bu oranda artış oldu mu? Tabi ki olmadı, zaten olsa vatandaş bu kadar yakınır mı?

Bu hesaplamayı yaparken kullandığım TÜİK’in TÜFE’sine dönük tartışmaları bir kenara koyuyorum. Bu endeks doğruyu yansıtıyordur, yansıtmıyordur o çok başka bir konu.

Ama hesaplama eksiksiz yapılıyor olsa bile ortadaki gerçek çok çarpıcı. Fiyat artış hızının başlangıç ve bitiş tarihleri itibarıyla yüzde 40’tan yüzde 30’a ancak indirildiği bu süreçte fiyatlar tam yüzde 245 arttı.

Pahalılık kemikleşti kaldı. Bundan sonra enflasyon isterse yüzde 20’ye, yüzde 10’a, hatta hayal oran niteliğindeki yüzde 5’e indirilsin.

Fiyatlar 100 liradan 345 liraya geldi bir kere ve 345’ten aşağı inmeyecek. Hatta enflasyon düşmeye devam etse bile fiyatlar artmayı sürdürecek.

Enflasyon 25’e düştüğünde…

2027’nin enflasyon hedefi yüzde 21 ya… Diyelim 2027’nin ekiminde yıllık enflasyon yüzde 25’e indirildi, yıl sonunda da 21 gerçekleşecek.

Yani şu durumda bu yıl ekimdeki fiyatlar önümüzdeki bir yılda yüzde 25 arttı. Bunun anlamı şu:

“Bu ekimde 345 olan fiyat düzeyi seneye ekimde 431’e çıkacak.”

Ekimden ekime bir yılda gelirler yüzde 25 artarsa şimdiki hayat pahalılığı aynen kalacak; ne artacak, ne azalacak. Yok eğer fiyatlar yüzde 25 artarken gelirler yüzde 20 artarsa pahalılık daha çok fazla hissedilecek. Tersi olursa refah az da olsa artacak.

Enflasyon yüzde 25 olduğunda, gelir de aynı oranda arttığında vatandaş için hiçbir şey değişmeyecek ama “Dezenflasyon başarıyla sürüyor, amacımız enflasyonu tek haneye düşürmek, bunun için var gücümüzle çalışıyoruz” gibi açıklamalar yapılmaya devam edilecek.

İlgili Haberler
Makroekonomi Emekliye seyyanen zam formülü: 10-15 bin TL gündemde CNN Türk Ekonomi · az önce Borsa Emekli zammında hesap değişti: En düşük maaş için yeni tahmin Ekonomim · 22 dk önce Makroekonomi Dolar endeksinde 5 haftanın en düşük seviyesi: Piyasaların önü açıldı CNBC-e · 49 dk önce Makroekonomi Yavaş ilerleyen dezenflasyonun dayanılmaz ağırlığı Ekonomi Gazetesi · 54 dk önce Makroekonomi Altında "Demokrat" coşkusu: Kayıpları telafi etti, üstüne ekledi CNBC-e · 1 saat önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.