Demokratların zaferi mi, Trump’ın yenilgisi mi? Teksas’tan Michigan’a, Kansas’tan Iowa’ya... Senato’ya ilk Müslüman üye Temsilciler Meclisi de Demokratların kontrolünde Trump’ın son iki yılı çok zor geçecek Azil süreci başlar mı? Mavi tsunaminin dış politikaya olası etkileri “Trump’la iş bitirme” devrinin sonu mu? 2028'de Demokrat başkan garanti değil
Demokratların Başkan Trump’a karşı azil süreci yerine, Kongre soruşturmaları yöntemine gitmeleri daha gerçekçi ve etkili bir seçenek. Bu soruşturmalarla İran savaşı, askerî harcamalar, yabancı ülkelerle ilişkiler ve yönetim çevresindeki olası çıkar çatışmaları için kapsamlı inceleme yolu açılabilir.
ABD’de 3 Kasım ara seçimleri, Trump için siyasi bir deprem oldu. Demokratlar hem Temsilciler Meclisi’ni hem Senato’yu Cumhuriyetçilerin elinden aldı. Beklenen mavi dalga, Trump’ın iktidarının son iki yılını gölgeleyen bir tsunamiye dönüştü.
Demokratların zaferi mi, Trump’ın yenilgisi mi?
Sandıktan çıkan sonucu “Demokrat Parti’nin zaferi” yerine, “Cumhuriyetçi Başkan Trump’ın yenilgisi” olarak adlandırmak daha doğru gibi.
ABD’de Beyaz Saray’daki başkanın partisi, Temsilciler Meclisi’nin 435 sandalyesinin tamamının, Senato’nun ise yaklaşık üçte birinin seçildiği ara seçimlerde çoğunlukla oy ve sandalye kaybediyor. Ancak 2026 seçimlerinde ortaya çıkan tablo, sıradan bir iktidar yıpranmasının çok ötesinde.
Seçmenin bu tepkisinde hayat pahalılığı ve ekonomiye ilişkin memnuniyetsizliğin etkisi büyük. Trump, 2024 seçim kampanyasında Amerikalılara yaşam maliyetini düşürme, enflasyonu kontrol altına alma ve ülkeyi yeni savaşlara sokmama sözü vermişti. Ancak bu vaatlerin tam tersini yaptı. İran’da savaşa girdi, bu savaş da ABD’deki enerji fiyatlarındaki yükselişi ve günlük yaşamın maliyetindeki artışı tetikledi. 2024’te Trump’a oy veren siyah, Latino ve genç seçmenler büyük ölçüde yüzlerini Demokratlara çevirdi. Geleneksel Cumhuriyetçi seçmen ise Trump yönetimine ders vermek için sandığa gitmemeyi tercih etti.
Teksas’tan Michigan’a, Kansas’tan Iowa’ya...
Ara seçimlerin en kritik sonucu Senato’da yaşandı. Seçim öncesinde Cumhuriyetçilerin 53’e 47 çoğunluğuna sahip olduğu Senato’da Demokratlar Cumhuriyetçilerin elindeki en az yedi koltuğu kazanıp çoğunluğu ele geçirdiler.
Demokratların kazandığı yedi Cumhuriyetçi koltuğun coğrafi dağılımı:
Kuzey Carolina: Eski vali Roy Cooper, Cumhuriyetçilerin adayı ve eski Cumhuriyetçi Ulusal Komite Başkanı Michael Whatley’i geride bırakarak Senato’ya girdi.
Teksas: James Talarico’nun zaferiyle Demokratların yaklaşık dört on yıldır kazanamadığı senatörlük koltuğunun el değiştirmesi, seçim gecesinin en önemli sonuçlarından biri.
Kansas: Demokrat aday Adam Hamilton, Cumhuriyetçi senatör Roger Marshall’ı yenerek yaklaşık bir asırlık Cumhuriyetçi Senato hâkimiyetini sona erdirdi. Metodist kilisesi geçmişi bulunan Hamilton’ın muhafazakâr seçmenlere de hitap edebilen profili, bu sonucun önemli unsurlarından biri oldu.
Iowa: Trump’ın 2024’te 13 puan farkla kazandığı Iowa’daki zafer, Demokratların yalnızca kıyı eyaletlerinde veya büyük kentlerde güçlenmediğini ortaya koydu.
Ohio: Sanayi işçileri ve sendikalı kesimlerle güçlü ilişkiler kuran Brown’ın başarısı, Demokratların işçi sınıfı seçmenleriyle yeniden bağ kurma çabasının önemli bir örneği oldu.
Maine: Demokrat Troy Jackson kampanyasını çalışan kesimlerin sorunları üzerine kurdu.
Güney Carolina: Cumhuriyetçilerin güçlü olduğu bu eyalette yaşanan değişim, Demokratların başarısının geleneksel rekabetçi eyaletlerle sınırlı kalmadığının bir başka göstergesi oldu.
Senato’ya ilk Müslüman üye
Senato seçimlerinin bir diğer önemli sonucu Michigan’da yaşandı. Demokrat Abdul El-Sayed, Cumhuriyetçi Mike Rogers’ı yenerek ABD tarihinde seçimle Senato’ya giren ilk Müslüman siyasetçi oldu.
Mısır göçmeni bir ailenin çocuğu olan, daha önce Michigan’da kamu sağlığı yöneticiliği yapan El-Sayed, Demokrat Parti içinde de tartışmalı bir adaydı.
El-Sayed’in zaferi iki açıdan kritik önemde: Birincisi, ABD’deki Müslüman ve Arap kökenli seçmenlerin siyasi temsilinde tarihî bir eşik aşılmış oldu. İkincisi, Demokrat Parti içinde ilerici kanadın, merkez yönetimin itirazlarına rağmen rekabetçi bir eyalette seçim kazanabileceği görüldü. Bu sonucun, 2028 başkanlık seçimlerinde Demokrat başkan adayının belirlenmesinde de etkisi kaçınılmaz olacak.
New York Belediye Başkanlığı’nda Mamdani’nin zaferinin ardından Michigan’da El-Sayed’in senatörlük koltuğunu kazanması, ABD’deki İsrail karşıtı hissiyatın da giderek yayılmakta olduğunun göstergesi. Üstelik Temsilciler Meclisi seçimlerinde de İsrail’in Gazze’de soykırıma varan operasyonlarını sert şekilde eleştiren pek çok Demokrat siyasetçi seçilmeyi başardı.
Minnesota’da Peggy Flanagan’ın zaferi de dikkat çekici: Flanagan, ABD tarihinde Senato’ya seçilen ilk Amerikan yerlisi kadın siyasetçi oldu.
Temsilciler Meclisi de Demokratların kontrolünde
Temsilciler Meclisi’nde de Cumhuriyetçilerin çoğunluğu sona erdi. Üstelik Demokratlar, Trump’ın 2024’te çift haneli farklarla kazandığı bazı seçim bölgelerinde bile koltuğu kapmayı başardı.
Yeni Kongre 3 Ocak 2027’de göreve başlayacak. Demokratların Temsilciler Meclisi’ndeki lideri Hakeem Jeffries’in, Temsilciler Meclisi Başkanlığı koltuğuna oturması bekleniyor. Bu gerçekleşirse Jeffries, ABD tarihinde Temsilciler Meclisi Başkanlığı görevini üstlenen ilk siyah siyasetçi olacak.
Trump’ın son iki yılı çok zor geçecek
ABD sisteminde başkanın yürütme yetkileri geniş olsa da Kongre’nin bütçe, yasama, atama ve denetim üzerindeki ağırlığı önemli. Temsilciler Meclisi’nde Dış İlişkiler, Silahlı Kuvvetler, Gözetim ve Ödenekler komitelerinde çoğunluğa sahip olmak, Trump yönetiminin kararlarının incelenmesi ve harcamalarının denetlenmesi bakımından Demokratlara güçlü araçlar sağlayacak.
Senato’daki Demokrat çoğunluk ise başkanın atamalarını etkileyebilecek. Bakanlar ve büyükelçilerin yanı sıra federal yargı atamalarının onaylanması da Senato’nun yetkisinde.
Bununla birlikte Demokratların Kongre’de çoğunluğu elde etmesi, Trump’ın bütün kararlarını durdurabilecekleri anlamına gelmiyor. Başkanın veto yetkisi var. Ayrıca Senato’da birçok yasanın kabulü için 60 oya ihtiyaç duyulması, Demokratların basit çoğunlukla her istedikleri düzenlemeyi geçiremeyeceği anlamına geliyor.
Azil süreci başlar mı?
Demokratların Temsilciler Meclisi’ni kazanmasının ardından Trump’a karşı yeni bir azil sürecinin gündeme gelip gelmeyeceği, uluslararası alanda da en çok merak edilen mesele.
Anayasal açıdan Temsilciler Meclisi’nde azil sürecini başlatmak için basit çoğunluk yeterli. Ancak başkanın görevden alınabilmesi için Senato’da hazır bulunan üyelerin üçte ikisinin desteği gerekiyor. Demokratların tek başına bu sonucu elde etmesi mümkün değil. Dolayısıyla Demokratların başkanın azil süreci yerine Kongre soruşturmalarına gitmeleri çok daha gerçekçi ve etkili bir seçenek. Bu soruşturmalarla İran savaşı, askerî harcamalar, yabancı ülkelerle ilişkiler ve yönetim çevresindeki olası çıkar çatışmaları için kapsamlı inceleme yolu açılabilir.
Özellikle Trump ailesinin ticari faaliyetleri Demokratların mercek altına alabileceği dosyalar arasında: Damat Jared Kushner’ın Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri ile finansal ilişkileri, büyük oğul Donald Trump Jr.’ın Polymarket ve 1789 Capital ile ilişkileri çıkar çatışması tartışmalarını yeniden gündeme taşıyabilir. Hatta küçük oğul Barron Trump’ın şaibeli borsa ve fon işlem iddiaları bile inceleme konusu hâline gelebilir.
Trump’ın başkanlık görevi Ocak 2029’da sona erecek. Başkanlık dönemindeki resmî işlemler bakımından sahip olduğu anayasal dokunulmazlık, kişisel ticari faaliyetlerini otomatik olarak korumuyor. Kongre’de başlatılacak soruşturmalar, görev süresinin sonrasına, bizzat başkana uzanabilecek hukuki ve siyasi sonuçlar doğurabilir.
Mavi tsunaminin dış politikaya olası etkileri
İran savaşı bu açıdan ilk büyük sınav olacak. Kongre, ödenekler üzerinden askerî operasyonların kapsamını sınırlandırmaya da çalışabilir. Ancak başkanın “başkomutan” sıfatıyla sahip olduğu yetkiler devam ediyor. Bu nedenle Demokratların çoğunluğu, Trump’ın dış politikadaki geniş hareket alanını ortadan kaldırmayacak.
Üstelik Demokrat Parti’nin kendi içinde de dış politika konusunda ciddi görüş ayrılıkları bulunuyor. İsrail’e askerî yardım, İran politikası ve Orta Doğu’daki Amerikan varlığı konusunda partinin merkez kanadı ile ilerici kanadı aynı noktada değil.
“Trump’la iş bitirme” devrinin sonu mu?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Amerikan Başkanı arasındaki kişisel ilişki, Trump’ın kalan son iki yılında Ankara-Washington temasının önemli kanallarından biri olmaya devam eder. Ancak Kongre’nin iki kanadının da Demokratlara geçmesi, ABD’nin Türkiye yaklaşımını derinden etkileyebilir.
Türkiye’nin önündeki en önemli başlıklardan biri CAATSA yaptırımları olacaktır.
Trump, temmuz ayında Ankara’daki NATO Zirvesi sırasında Türkiye’ye yaptırım uygulamak istemediklerini ve CAATSA konusunun artık çözülmesi gerektiğini söylemişti. Türkiye’nin F-35 savaş uçağı satın alabilmesi için de olumlu mesajlar vermişti.
Demokratların çoğunluğu ele geçirmesiyle bu düzenlemelerin zora gireceğini tahmin etmek güç değil.
İsrail ile Türkiye arasındaki gerilim, Yunanistan ile ilişkiler ve Kıbrıs meselesi, insan hakları ve ifade özgürlüğü konuları da Demokratların kontrolündeki komitelerde gündeme gelebilir. Ankara artık Washington’dan daha çok eleştirel ses duymaya hazır olmalı.
Silah satışları açısından da benzer bir tablo söz konusu: Türkiye’nin KAAN projesinde kullanmayı planladığı motorlar, savunma sanayii iş birliği ve diğer askerî tedarik başlıkları, Kongre’deki denetim ve onay süreçlerinden etkilenebilir.
Demokratların Kongre’deki çoğunluğu, ABD ile Türkiye arasındaki bütün askerî ve diplomatik ilişkilerin kesileceği anlamına gelmiyor. Türkiye’nin NATO üyeliği, Karadeniz’deki konumu, Orta Doğu’daki, özellikle Suriye’deki etkisi ve Avrupa güvenliği açısından taşıdığı önem, Washington’da dikkate alınmak zorunda.
Ancak Ankara’nın yalnızca Trump-Erdoğan ilişkisine güvenerek sonuç alabileceği siyasi ortamın sona erdiğini söylemek yanlış olmaz: Ankara artık kilit meselelerde Kongre’nin desteğini de kazanmak zorunda.
2028'de Demokrat başkan garanti değil
ABD'de 3 Kasım ara seçimleri, Trump'ın ikinci başkanlık döneminin geri kalanını önemli ölçüde değiştirdi. Demokratlar, Kongre'deki çoğunluğu kullanarak Trump yönetiminin politikalarına karşı alternatiflerini ortaya koyabilecekleri bir siyasi zemin kazandı. Ancak Kongre'de çoğunluk elde etmek, Demokrat parti içindeki merkez ve ilerici kanat arasındaki görüş ayrılıklarını ortadan kaldırmıyor.
2028'de Beyaz Saray'ı kazanmak için yalnızca Trump karşıtlığına dayanan bir siyasetin yeterli olmayacağı ortada. Demokratların ekonomi, göç, sağlık, dış politika ve toplumsal güvenlik konularında seçmene somut bir program sunmaları gerekecek.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.