4 Kasım 2026, Çarşamba · 20:30 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

AB Komisyonu: Türkiye'nin üyelik hedefi ile demokratik kriterlerdeki gerilemesi arasındaki uçurum genişledi

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, 2026 Genişleme Paketi kapsamında hazırladığı 120 sayfalık Türkiye Raporu’nu yayımladı. 1 Eylül 2025 ile 1 Eylül 2026 arasındaki gelişmeleri kapsayan raporda, Türkiye’nin AB üyeliği hedefi i…

Raporda, Türkiye’de demokratik kurumların işleyişinin ciddi endişe kaynağı olmaya devam ettiği belirtilerek, Cumhurbaşkanlığı sisteminin yapısal sorunlarının ve yürütme ile yargı arasındaki kuvvetler ayrılığı eksikliğinin giderilmesine yönelik adım atılmadığı ifade edildi.

AB Komisyonu, Türkiye ile üyelik müzakerelerinin 2018’den bu yana durma noktasında kaldığını hatırlatarak, demokratik standartlar, yargı bağımsızlığı ve temel haklara saygı alanlarında yaşanan gerilemenin devam ettiğini kaydetti.

İmamoğlu’nun tutukluluğu ve davaları raporda yer aldı

Raporda, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğu ve hakkında açılan davalar da değerlendirildi. CHP’nin muhtemel cumhurbaşkanı adayı olarak görülen İmamoğlu’nun tutukluluğunun sürdüğü belirtilirken, yolsuzluk suçlamalarına dayanan davasının 9 Mart 2026’da başladığı aktarıldı.

İddianamede İmamoğlu hakkında 2 bin 430 yıla kadar hapis cezası öngörüldüğü belirtilen raporda, diploma iptaline karşı açılan idari davanın ilk derece mahkemesince reddedildiği ve istinaf aşamasında olduğu kaydedildi.

CHP kurultayının iptaline ilişkin karar eleştirildi

AB Komisyonu, Mayıs 2026’da bir istinaf mahkemesinin CHP’nin Kasım 2023’te düzenlenen 38. Olağan Kurultayı ile sonraki olağan ve olağanüstü kurultaylarını iptal etmesine de değindi.

YSK tarafından sonuçları onaylanan kurultayın üzerinden iki yıldan fazla zaman geçtikten sonra alınan kararın, yargı sisteminin bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin endişeleri güçlendirdiği belirtildi. Raporda, bu tür müdahalelerin muhalefet partilerinin eşit koşullarda siyaset yapma ve seçimlere katılma imkânını zayıflattığı ifade edildi.

Muhalefet belediyelerine yönelik baskılar sürdü

Raporda, kamu yönetiminin yüksek derecede siyasallaştığı belirtilerek, muhalefet belediye başkanları üzerindeki idari, mali ve yargısal baskıların devam ettiği kaydedildi.

Yargısal ve idari tedbirlerin ağırlıklı olarak CHP yönetimindeki belediyeleri hedef aldığına dikkat çekilen raporda, seçilmiş belediye başkanlarının yerine kayyım atanması ve mali kaynakların seçici biçimde kullandırılmamasının başlıca baskı araçları olarak kullanıldığı belirtildi.

Bazı belediye başkanlarının veya meclis üyelerinin AK Parti’ye geçmeye zorlandığı yönündeki endişelere de yer verildi.

AB, demokratikleşme sürecinin kapsamına ilişkin belirsizliğe dikkat çekti

Raporda, PKK’nin 2025’te kendisini feshetme kararının ardından oluşturulan TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu da değerlendirildi.

51 üyeli komisyonun Şubat 2026’da kabul ettiği nihai raporun sonraki yasama adımları için çerçeve sunduğu belirtilirken, sürecin daha geniş demokratikleşme ve temel haklar meselelerini kapsayacak şekilde ilerleyip ilerlemeyeceğinin belirsizliğini koruduğu ifade edildi.

Komisyonun nihai raporunda terörle mücadele mevzuatının gözden geçirilmesi, ifade özgürlüğünün güçlendirilmesi ve belediyelere kayyım atanması uygulamasına son verilmesi çağrılarının yer aldığı hatırlatıldı.

Osman Kavala’nın tahliye talebinin reddedilmesi rapora girdi

AB Komisyonu, Osman Kavala ve Gezi davasındaki diğer sanıkların, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Avrupa Konseyi kararlarına rağmen cezaevinde tutulmaya devam edildiğini belirtti.

Raporda, AİHM Büyük Dairesinin Ağustos 2026’da Kavala’nın derhal serbest bırakılması gerektiğine ilişkin nihai kararına rağmen, Ekim 2026’da bir Türk mahkemesinin tahliye başvurusunu reddettiği kaydedildi.

Yargı bağımsızlığı ve gizli tanık uygulaması eleştirildi

Raporda, yürütmenin yargı üzerindeki etkisinin Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) aracılığıyla sürdüğü belirtildi. HSK’nin siyasi saikli olduğu öne sürülen yargı süreçlerini ele almaması ve AİHM ile Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmamasının Kurulun güvenilirliğini zayıflattığı ifade edildi.

Yüksek profilli davalarda savunma haklarının zedelendiğine dikkat çekilen raporda, çapraz sorguya tabi tutulamayan gizli tanıkların kullanılmasına ilişkin ciddi endişelerin sürdüğü belirtildi. Bazı tanık ifadelerinin baskı altında alınmış olabileceğine yönelik iddialara da yer verildi.

AB: Bağımsız medyanın faaliyet alanı daraldı

Basın özgürlüğüne ilişkin değerlendirmelerde, gazetecilerin ve medya kuruluşlarının gözaltı, tutuklama, kovuşturma ve mahkûmiyet kararlarıyla karşı karşıya kaldığı belirtildi.

Raporda, Tele1 TV’ye Ekim 2025’te el konularak kayyım atandığı, Ekim 2026’da ise Halk TV’nin yönetim kurulu başkanı hakkında başlatılan ceza soruşturmasının ardından kanala Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından el konulduğu ve kayyım atandığı aktarıldı.

Bu gelişmeler sonucunda bağımsız medyanın faaliyet alanının çarpıcı biçimde daraldığı ifade edildi. Basın özgürlüğü alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarının verilerine göre, Eylül 2025 ile Eylül 2026 arasında 74 gazeteci ve medya çalışanının tutuklandığı, cezaevine konulduğu veya tutuklu yargılanmaya devam ettiği kaydedildi.

Dezenformasyon yasasının gazetecilere karşı kullanıldığı belirtildi

Raporda, dezenformasyon yasasının gazetecileri engellemek amacıyla orantısız biçimde kullanıldığı değerlendirmesi yapıldı.

RTÜK’ün bağımsızlık ve tarafsızlıktan yoksun olduğu belirtilirken, medya kuruluşları ve internet sitelerinin terör propagandası, müstehcenlik, Cumhurbaşkanına hakaret ve millî güvenliği tehlikeye atma gibi suçlamalarla hedef alındığı ifade edildi.

Hükümeti eleştiren içeriklerin sıklıkla cezalandırıldığı, ceza hukuku ve idari tedbirlerin yanı sıra gayriresmî baskıların da otosansürü güçlendirdiği kaydedildi.

Sosyal medya hesaplarına yönelik erişim engelleri eleştirildi

AB Komisyonu, gazetecilere, siyasetçilere, kadın ve gençlik gruplarına ait yüzlerce X hesabının kapatılmasının talep edildiğini belirtti.

Haziran-Eylül 2026 döneminde LGBTİQ+, feminist ve insan hakları örgütleri ile aktivistlerine ait veya bunlarla bağlantılı 100’den fazla sosyal medya hesabı ve URL’ye erişim engeli getirildiği aktarıldı. Bu uygulamaların ifade özgürlüğünü ve hak savunuculuğunu çevrim içi ortamda daha da kısıtladığı ifade edildi.

Sivil toplum kuruluşları üzerindeki baskılar devam ediyor

Raporda, sivil toplum kuruluşlarının siyasi, hukuki, mali ve idari sınırlamalarla karşı karşıya olduğu belirtildi. Özellikle kadın hakları, LGBTİQ+ meseleleri, çevrenin korunması, hayvan hakları ve insan hakları alanında çalışan kuruluşların idari taciz ve yargısal kovuşturmalarla karşılaştığı kaydedildi.

İşkence ve kötü muamele iddialarının da devam ettiği belirtilen raporda, bu vakaların etkili biçimde soruşturulması ve takibine yönelik mekanizmaların yetersiz kaldığı ifade edildi.

Eğitim sisteminde dini grupların etkisine dikkat çekildi

AB Komisyonu, Millî Eğitim Bakanlığının dini grupların ve tarikat bağlantılı yapıların eğitim sistemi içindeki etkisine giderek daha fazla olanak tanıdığını belirtti.

Bu eğilimin laik ve kaliteli eğitim sunumunu zayıflatma riski taşıdığı ifade edilen raporda, 2024-2025 eğitim öğretim yılında okul çağındaki yaklaşık 804 bin 250 çocuğun örgün eğitime kayıtlı olmadığı bilgisi paylaşıldı.

Madencilik düzenlemesi ve çevre politikaları eleştirildi

Raporda, tarım alanlarında, koruma altındaki bölgelerde, millî parklarda ve kıyı alanlarında madenciliğe izin veren düzenlemenin sivil toplum kuruluşları ve kamuoyu açısından endişe kaynağı olduğu belirtildi.

Türkiye’nin Aarhus Sözleşmesi’ne taraf olmadığı hatırlatılarak, halkın çevresel bilgilere erişimi, adalete ulaşması ve karar alma süreçlerine katılımı konusunda güçlüklerin sürdüğü kaydedildi.

AB’ye ihraç edilen gıdalarda pestisit uyarıları yüksek

Türkiye’den Avrupa Birliği’ne ihraç edilen meyve ve sebzelerdeki pestisit kalıntıları ile kuru incir, Antep fıstığı, otlar ve baharatlardaki kirleticilere ilişkin bildirimlerin yüksek seviyede kalmaya devam ettiği belirtildi.

Raporda ayrıca Türkiye’nin AB’nin dış politika açıklamaları ve yaptırım kararlarıyla uyum oranının 1 Eylül 2026 itibarıyla yüzde 4 seviyesinde kaldığı kaydedildi. Türkiye’nin Rusya’ya yönelik AB yaptırımlarına uyum sağlamaktan kaçındığı, ancak yaptırımların kendi toprakları üzerinden aşılmasını önlemek için AB ile kısmen işbirliği yaptığı ifade edildi.

ANKA

Hakkında daha ayrıntılı: AB KOMİSYONUTürkiye

DAHA FAZLA HABER OKU

Haber

CHP Sözcüsü Sarı'dan Özgür Özel'e: Neden Atatürk'ün partisini bölerek kendinize başka bir parti inşa ettiniz?

Haber

İBB davasında 104. gün... Gizli tanıklar "Gürgen" ve "Zeytin": Bizzat görmedim, duydum, bağ kurdum

Haber

Gazeteci İsmail Saymaz ile Murat Ağırel hakkında 14 yıl 10'ar ay hapis istemiyle iddianame

Haber

Sadettin Saran ve Ela Rümeysa Cebeci hakkında beraat kararı

İlgili Haberler
Makroekonomi Trump kaybetti, altın ne oldu? CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Aselsan'dan yeni ihracat rekoru CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi SON DAKİKA | Borsa çarşamba gününü yükselişle tamamladı CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi THY'den 3. çeyrekte 929 milyon dolarlık esas faaliyet kârı CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Şekib Avdagiç yeniden İTO Yönetim Kurulu Başkanlığına seçildi Sabah Ekonomi · 5 dk önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.