YAYINLAMA 03 Kasım 2026 14:24
GÜNCELLEME 03 Kasım 2026 14:27
Küresel Piyasalarda Yeni Haftanın Gündemi: ABD Ara Seçimleri, İstihdam Verileri ve Bilanço Sezonu
Geçen hafta küresel piyasalar oldukça yoğun veri ve haber akışını geride bıraktı. Fed, ECB ve BoJ faiz kararları, ABD ekonomisine ilişkin büyüme ve enflasyon verileri ile üçüncü çeyrek bilanço sezonu piyasalara yön veren başlıca gelişmelerdi. Bunların yanı sıra Orta Doğu’da devam eden jeopolitik gerilimler ve petrol fiyatlarındaki hareketler de yatırımcıların yakından izlediği başlıklar arasında yer aldı.
Yeni haftada ise odak noktası ABD Kongre seçimleri nedeniyle kısmen para politikasından siyasete kayacak. Bu hafta ayrıca, ABD istihdam verileri, teknoloji şirketlerinden gelecek bilanço sonuçları ve merkez bankalarının toplantıları, yatırımcıların yılın son kısmına yönelik beklentilerini şekillendirecek gelişmeler olarak öne çıkıyor.
Geçen haftaya bakış
Geçen hafta beklenildiği üzere Fed politika faizini sabit tuttu, ancak karar metninde ABD ekonomisine ilişkin değerlendirmesini daha olumlu bir noktaya taşıdı. Bu durum, büyümenin yüksek faizlere rağmen dirençli kaldığı görüşünü destekledi. ECB ve BoJ da politika faizlerinde değişikliğe gitmezken, küresel merkez bankalarının genel olarak enflasyon konusunda temkinli duruşlarını korudukları görüldü.
Makro veri tarafında ise ABD’de üçüncü çeyrek büyüme verisi ekonomik aktivitenin güçlü seyrini sürdürdüğüne işaret ederken, çekirdek PCE enflasyonu fiyat baskılarının tamamen ortadan kalkmadığını gösterdi. Böylece piyasalarda faizlerin bir süre daha yüksek kalabileceği görüşü destek bulmaya devam etti.
Bu durum özellikle tahvil piyasalarında yakından takip edildi. Bir yandan güçlü büyüme verileri ekonomik görünüme ilişkin iyimserliği desteklerken, diğer yandan enflasyondaki katılık merkez bankalarının hareket alanını sınırlayan temel unsur olmayı sürdürdü.
Piyasa fiyatlamaları tarafında ise ABD ekonomisinin güçlü kalmaya devam ettiğine işaret eden veriler ve Fed’in görece şahin tonu doların güçlü görünümünü destekledi. Buna bağlı olarak EUR/USD paritesindeki aşağı yönlü baskı sürerken, ABD tahvil faizlerinde sınırlı bir gerileme yaşansa da faizler yüksek seviyelerini korudu. Güçlü dolar ve yüksek reel faizler ons altın üzerinde baskı yaratırken, ABD-İran başlıklı gelişmeler ve Orta Doğu kaynaklı haber akışı petrol piyasasında oynaklığın devam etmesine neden oldu. Genel olarak geçen hafta piyasalarda büyümenin dirençli kaldığı, ancak faizlerin de uzun süre yüksek kalabileceği senaryosunun fiyatlandığı görüldü.
Bilanço sezonunda gözler yapay zekâ temasında
Geçen hafta açıklanan bilanço sonuçları teknoloji hisseleri açısından önemli bir sınav niteliğindeydi. Son iki yıldır piyasalardaki yükselişin önemli bir bölümü yapay zekâ yatırımlarına ilişkin beklentiler tarafından desteklenirken, bu yatırımların şirket kârlılıklarına ne ölçüde katkı sağladığı sorgulanmaya başlandı.
Özellikle Alphabet, Amazon ve Intel’in sonuçlarının ardından piyasalarda yapay zekâ harcamalarının geri dönüş süresine yönelik tartışmalar arttı. Şirketlerin yüksek yatırım harcamalarını sürdürmelerine karşın gelir ve kârlılık tarafında beklentileri ne ölçüde karşılayabildikleri daha fazla önem kazandı.
Bu değişim, teknoloji sektöründe değerlemelerin artık yalnızca büyüme hikâyesine değil, aynı zamanda kârlılığın sürdürülebilirliğine de bağlı hale geldiğini gösteriyor.
Petrol piyasası jeopolitik gelişmelere duyarlı kalmayı sürdürüyor
ABD-İran başlıklı haber akışı ve Orta Doğu’daki gelişmeler enerji piyasaları üzerinde etkili olmaya devam etti. Piyasalar bir taraftan diplomatik temasların artırılabileceği ihtimalini değerlendirirken, diğer taraftan gerilimin yeniden tırmanma riskini göz önünde bulundurdu.
Petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki hareketler özellikle Avrupa’da enflasyon görünümü üzerinde belirleyici olmayı sürdürüyor. Bu nedenle Orta Doğu kaynaklı gelişmeler, ECB’nin ve İngiltere Merkez Bankası’nın önümüzdeki dönemdeki politika duruşları açısından da yakından izleniyor.
Bu haftanın ana gündemi: ABD Kongre seçimleri
Haftanın en önemli gelişmesi ABD’de bugün gerçekleştirilecek Kongre seçimleri olacak. Temsilciler Meclisi’nin tamamı ile Senato’nun bir bölümünün yenileneceği seçimler, önümüzdeki iki yılda Washington’daki siyasi dengeyi belirleyecek.
Piyasalar açısından seçimlerin önemi yalnızca siyasi sonuçlarla sınırlı değil. Seçim sonucu; maliye politikası, kamu harcamaları, ticaret politikaları, savunma harcamaları ve düzenleyici politikalar üzerinde etkili olabilir.
Temel senaryolardan birisi, Demokratların Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu sağlarken, Senato’nun Cumhuriyetçilerde kalması. Böyle bir sonuç, Trump yönetiminin iç politika alanındaki hareket alanını sınırlandırırken, ticaret ve dış politika başlıklarının daha fazla öne çıkmasına neden olabilir. Bu durumda dolarda ve ABD’nin 10 yıllık tahvil faizlerinde yatay bir seyir görülebilir.
Buna karşılık Cumhuriyetçilerin Kongre’deki mevcut üstünlüklerini koruması durumunda daha geniş mali harcamalar ve daha yüksek bütçe açıkları beklentileri gündeme gelebilir. Bu senaryo dolar ve uzun vadeli ABD tahvil faizleri üzerinde yukarı yönlü baskı yaratabilecek bir görünüm olarak değerlendiriliyor.
Demokratların her iki kanatta da üstünlük sağlaması ise ABD iç politikasında yeni bir denge oluştururken, teknoloji, finans ve yapay zekâ alanındaki düzenlemelerin daha fazla gündeme gelmesine yol açabilir. Ara seçimlerde bu yönde bir sonuç alınması, dolarda değer kaybına ve ABD’nin 10 yıllık tahvil faizlerinde hafif yukarı bir seyre neden olabilir.
Bu seçimlerin dikkat çekici yönlerinden birisi de yapay zekâ yatırımlarının artık yalnızca ekonomik değil, siyasi bir konu haline gelmeye başlaması.
Özellikle veri merkezlerinin enerji tüketimi, altyapı ihtiyaçları ve yerel çevresel etkileri bazı bölgelerde seçmen davranışını etkileyen unsurlar arasında sayılıyor. Kısa vadede yapay zekâ yatırımlarını sınırlayacak kapsamlı adımlar beklenmese de, seçim sonuçları teknoloji yatırımlarına yönelik siyasi yaklaşım hakkında önemli sinyaller verebilir.
Bu durum özellikle son yıllarda yapay zekâ teması etrafında yoğunlaşan ABD teknoloji hisseleri açısından yakından izlenecek.
İstihdam verisi Fed beklentilerini test edecek
Haftanın bir diğer kritik gündemi ise Cuma günü açıklanacak ABD tarım dışı istihdam verisi olacak. Piyasa beklentileri istihdam artışının yavaşlamakla birlikte pozitif bölgede kalmaya devam edeceği yönünde. İşsizlik oranının ise %4.2 olarak korunması bekleniyor.
Bu nedenle istihdam verisi yalnızca işgücü piyasasının görünümü açısından değil, Fed’in Aralık toplantısına ilişkin beklentilerin yeniden şekillenip şekillenmeyeceği açısından da yakından izlenecek.
Bu hafta açıklanacak önemli bilançolar
Makro gündemin yoğunluğuna rağmen bilanço sezonu da piyasaların odağında kalmaya devam edecek. ABD tarafında; Apple, AMD, Qualcomm sonuçları özellikle teknoloji sektörü açısından yakından izlenecek. Bu şirketlerden gelecek mesajlar, akıllı telefon talebi, yarı iletken sektörü görünümü ve yapay zekâ yatırımlarının seyri hakkında önemli ipuçları verebilir.
Avrupa’da ise; BMW, Mercedes-Benz, Ferrari, Lufthansa, Ryanair, IAG bilançoları öne çıkıyor. Sonuçlar, Avrupa’da tüketim eğilimi, seyahat talebi ve şirketlerin yüksek enerji maliyetlerine karşı dayanıklılığı konusunda fikir verecek.
Merkez bankaları gündemde kalmaya devam ediyor
Fed, ECB ve BoJ toplantılarının ardından bu hafta gözler İngiltere Merkez Bankası’na çevrilmiş durumda. Piyasalar BoE’nin faiz artırmasını beklerken, kararın kaç üyenin oyuyla alındığı ve gelecek döneme dair bir yönlendirme olup olmayacağı önem taşıyor.
ABD Hazinesi’nin Borçlanma Stratejisinde Değişiklik Sinyali
ABD Hazinesi’nin 4 Kasım’da açıklayacağı yeni borçlanma programında piyasanın odak noktası, önümüzdeki dönemde ihale büyüklüklerinde değişikliğe gidilip gidilmeyeceği olacak. Ağustos ayında kullanılan dil, önceki açıklamalara kıyasla daha temkinliydi ve bu durum, Hazine’nin özellikle 20 yıllık ve 30 yıllık tahvil ihraçlarını azaltabileceği yönündeki beklentileri güçlendirdi.
Son dönemde uzun vadeli tahvil faizlerinin yükselmesi ve bu vadelerde borçlanma maliyetlerinin artması nedeniyle ABD Hazinesi’nin finansman ihtiyacını daha fazla kısa ve orta vadeli tahviller ile Hazine bonoları aracılığıyla karşılamayı değerlendirdiği düşünülüyor. Piyasa beklentileri, olası ihraç artışlarının ağırlıklı olarak 2 ila 7 yıl vadeli tahvillerde gerçekleşebileceğine işaret ediyor.
Böyle bir değişiklik, uzun vadeli tahvil arzının azalması nedeniyle özellikle 20 yıl ve 30 yıl vadeli ABD tahvil faizleri üzerinde aşağı yönlü baskı yaratabilir. Kısa vadeli tahvillere olan yatırımcı talebi halen oldukça güçlü. Bu nedenle kısa vadeli borçlanma ilk etapta finansman açısından avantaj sağlayabilir. Ancak bunun bir karşılığı da bulunuyor. Borcun vadesi kısaldıkça Hazine’nin daha sık refinansman yapması gerekiyor ve gelecekte faizlerin yüksek seyretmesi durumunda finansman maliyeti yeniden artabiliyor. Dolayısıyla bu strateji kısa vadede maliyet avantajı sağlasa da, orta vadede refinansman riskini artırabilecek bir tercih olarak değerlendiriliyor.
Yurt içinde Ekim’de TÜFE %2.58 ile %2.40 olan ortalama beklentinin üzerinde arttı.
Yurt içi gündemde ise bu hafta enflasyon verileri öne çıktı. Ekim’de TÜFE %2.58 ile %2.40 olan ortalama beklentinin üzerinde arttı. Yıllık TÜFE artışı hafif yükselişle %29.77 oldu. Aylık TÜFE artışına en büyük katkılar %0.84 puanla Gıda ve Alkolsüz İçecekler Grubu’ndan, ve %0.82 puanla Giyim ve Ayakkabı Grubu’ndan geldi. TCMB, 12 Kasım’da yayımlayacağı Enflasyon Raporu’nda güncel varsayımlarını ve yıl sonu tahminlerini paylaşacak.
Özetle; geçen hafta merkez bankaları, büyüme verileri ve bilanço sonuçları ön plandayken, bu hafta piyasaların odağı daha geniş bir çerçevede siyasi gelişmelere ve bunların ekonomik sonuçlarına yönelmiş durumda. ABD Kongre seçimleri kısa vadede Washington’daki güç dengesini belirleyecek olsa da, yatırımcılar seçim sonrasında maliye politikasının, ticaret politikalarının ve jeopolitik risklerin nasıl şekilleneceğine daha fazla odaklanıyor.
ABD istihdam verisi haftanın veri gündeminde öne çıkarken, Apple, AMD ve Qualcomm gibi şirketlerden gelecek sonuçlar ise yapay zekâ temasının piyasalardaki gücünü test edecek. Orta Doğu kaynaklı enerji riskleri, Avrupa’daki enflasyon görünümü ve merkez bankalarının para politikası duruşu da önemini korumayı sürdürüyor. Kısaca söylemek gerekirse, yılın son bölümüne yaklaşılırken piyasalarda sadece ekonomik veriler değil, siyasetin, teknolojinin ve jeopolitiğin iç içe geçtiği daha karmaşık bir hikâye fiyatlanmaya devam ediyor.
Not: “Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.