3 Kasım 2026, Salı · 12:40 Piyasalar Açık
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Satın alma ve birleşmede sayı değil hacim büyüdü

Türkiye’de sekiz aylık dönemde 227 birleşme ve satın alma işleminde yaklaşık 12,5 milyar dolar büyüklüğe ulaşıldı. Holdinglerin portföy sadeleşme hamleleri, fonların artan iştahı ve yabancı yatırımcının yeniden sahaya in…

EKONOMİST YAZARI Talip Yılmaz tyilmaz@ekonomist.com.tr Profil Yazılar → Satın alma ve birleşmede sayı değil hacim büyüdü

Türkiye’de sekiz aylık dönemde 227 birleşme ve satın alma işleminde yaklaşık 12,5 milyar dolar büyüklüğe ulaşıldı. Holdinglerin portföy sadeleşme hamleleri, fonların artan iştahı ve yabancı yatırımcının yeniden sahaya inmesi, işlem hacminin artmasını sağladı.

03 Kasım 2026 | 11:10

Talip Yılmaz tyilmaz@ekonomist.com.tr
Sibel Atik satik@ekonomist.com.tr

Türkiye birleşme ve satın alma işlemleri 2026’nın sekiz ayında hacimde vites yükseltti. İşlem sayısı gerilerken milyar dolarlık satın almaların etkisiyle hacimde önemli artışlar gözleniyor. Yaptığımız görüşmelerden elde ettiğimiz çalışmaya göre, sekiz ayda 227 işlem gerçekleşti. Değeri açıklanan 142 işlemde 11,4 milyar dolar büyüklüğe ulaşıldı. Değeri açıklanmayan 85 işlemle birlikte işlem büyüklüğünün 12,5 milyar doları bulduğu tahmin ediliyor.

Ekonomist’in 11 - 24 Ekim 2026 tarihli sayısından

Haberimizin tablosunda değeri açıklanan ve işlem büyüklüğü 100 milyon doları geçen 23 işlemin olduğu ve burada hacmin -8,4 milyar dolara geldiği görülüyor. Daha az ama daha büyük işlemler, 2026’nın belirleyici eğilimi haline gelirken, işlemlerde sektörel bazda yenilenebilir enerji, madencilik, çimento, finansal kuruluşlar ve sigorta sektörleri öne çıktı.

Büyük işlemler bekleniyor

EY-Parthenon Türkiye Başkanı Özge Gürsoy Büyükavşar, kendi verilerine göre sekiz ayda açıklanan 117 işlem içinde değeri açıklananların toplam büyüklüğünün 9 milyar doları aştığını söylüyor. Büyükavşar, yılın kalan bölümüne ilişkin beklentilerin de güçlü olduğunu kaydediyor. Büyükavşar, faizlerde normalleşme beklentisi, şirket değerlemelerinde artan görünürlük ve yabancı yatırımcı ilgisindeki toparlanmanın işlem iştahını desteklediğini belirtiyor. Enerji, teknoloji, finansal hizmetler ve tüketici sektörlerinde hem stratejik yatırımcıların hem de özel sermaye fonlarının değerlendirdiği fırsatlar bulunduğunu ifade eden Büyükavşar, “Yıl sonuna kadar ses getirecek birkaç büyük ölçekli işlemin daha gerçekleşmesini bekliyoruz” diyor.

“Son çeyrekte işlemler hızlanacak”

İş Yatırım Kurumsal Finansman Müdürü Aydın Eralp de yılın son çeyreğinde şirket satın almalarının hız kazanmasını bekliyor. Geçen yıl ulaşılan 13 milyar dolarlık işlem büyüklüğünün 2026’da da yakalanabileceğini öngören Eralp, “Holding gruplarının iştiraklerinin satışları, yerli grupların yurtiçi rakiplerini satın almaları, bazı yabancıların Türkiye’deki işlerinden çıkması ve yeni yabancı satın almaları görebiliriz” diyor. Kamuda ise özellikle otoyol ve bazı altyapı projelerinin özelleştirilmesinin önemli işlem potansiyeli taşıdığına dikkat çekiyor.

Şirket değerlemelerinde sektörün görünümü, büyüme performansı ve finansal borç yükünün belirleyici hale geldiğini söyleyen Eralp, özellikle 2025’ten bu yana şirketlerin finansal yükümlülüklerini karşılamakta yaşadığı zorlukların değerlemeleri etkilediğini ifade ediyor. Yüksek borç yükünün şirketlerin gerçek değerinin ortaya çıkmasını zorlaştırdığına dikkat çeken Eralp’e göre ihracat pazarlarındaki daralma, yurt içindeki yüksek faiz ve reel büyümede yaşanan zorluklar da operasyonlar ve kâr marjları üzerinde baskı yaratıyor. Buna karşılık teknoloji, sağlık ve savunma sanayi gibi yüksek değerlemelere sahip sektörlerde ilginin sürmesi; daha yavaş büyüyen sanayi ve otomotiv gibi alanlarda ise değerlemelerin daha rekabetçi olması bekleniyor.

Holdinglerin portföyü sadeleşiyor

2026’da birleşme ve satın alma pazarına yön veren önemli başlıklardan biri de büyük grupların portföylerini yeniden şekillendirmesi oldu. Holdingler, stratejik önceliği azalan işlerden çıkarken kaynaklarını daha yüksek büyüme ve değer yaratma potansiyeli gördükleri alanlara yönlendiriyor. Sabancı Holding gibi büyük grupların attığı portföy sadeleştirme adımları da bu eğilimin önemli örnekleri arasında yer alıyor. EY-Parthenon Türkiye Başkanı Özge Gürsoy Büyükavşar, bu işlemlerin yalnızca varlık satışı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, uzun vadeli stratejik dönüşümün bir parçası olduğunu söylüyor. Büyükavşar, “Günümüzde büyük holdingler sermayelerini, yönetim kaynaklarını ve organizasyonel kapasitelerini en yüksek değer yaratabilecekleri alanlara yönlendirmeye çalışıyor. Bu nedenle olgunlaşmış, büyüme potansiyeli sınırlı veya stratejik önceliği azalan iş kollarından çıkışlar, küresel ölçekte de sıklıkla gördüğümüz bir eğilim” diyor.

Yatırımcı beklentilerinin de değiştiğine dikkat çeken Büyükavşar, piyasaların daha sade, şeffaf ve odaklı iş modellerini ödüllendirdiğini belirtiyor. Bu nedenle portföy optimizasyonu, çekirdek faaliyetlere odaklanma ve sermaye verimliliğini artırmaya yönelik işlemlerin önümüzdeki dönemde de süreceğini öngörüyor. Dijitalleşme, yapay zekâ, enerji dönüşümü ve sürdürülebilirlik yatırımlarının öne çıkması da holdinglerin kaynak dağılımını yeniden belirliyor.

Daha az ama büyük ölçekli işlemler

KPLaw Managing Partner Onur Küçük, Türkiye M&A pazarında 2026’nın sekiz ayında hareketliliğin korunduğunu, daha az sayıda fakat daha büyük ölçekli işlemlerin öne çıktığını söylüyor. Mergermarket verilerine göre yılın ilk yarısında işlem hacminin geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 24 artarak 9 milyar doları aştığını, buna karşılık işlem sayısının gerilediğini belirten Küçük, hacimdeki yükselişin yüksek değerli işlemden kaynaklandığına dikkat çekiyor. Orta ölçekli işlemlerdeki düzenli hareketliliğin ise pazarın geniş bir tabanda canlılığını koruduğunu gösterdiğini ifade eden Küçük, perakende, teknoloji ve enerji sektörlerine yönelik ilginin sürdüğünü belirtiyor.

Yabancı yatırımcıların Türkiye’ye ilgisinin devam ettiğini ancak daha seçici hareket ettiklerini söyleyen Küçük’e göre; ihracat kapasitesi yüksek, döviz geliri bulunan ve uluslararası tedarik zincirlerinde güçlü konuma sahip şirketler öne çıktığını belirtiyor. Özellikle yabancı yatırımcıların alıcı olduğu işlemlerde satıcının değerleme beklentisi ile alıcının teklifi arasındaki farkın açılması ise süreçlerin önündeki en önemli engellerden biri. Satın alma sonrası entegrasyon, yönetim yapısı ve kilit çalışanların şirkette tutulması da müzakerelerde ağırlığı artan başlıklar arasında yer alıyor. Küçük, mevcut ortamda doğru yatırım fırsatını ve doğru fiyatı bulmak kadar tarafların gerçekçi bir risk paylaşımında uzlaşmasının da kritik hale geldiğini vurguluyor. Alıcıların hukuki ve mali incelemelerde belirlenen risklere göre kısa ve orta vadeli farklı senaryolar oluşturduğunu belirten Küçük, bu risklerin etkisini fiyata yansıtabilecek sözleşmesel mekanizmaların işlemlerde giderek daha fazla tercih edildiğini söylüyor.

İK işlemin merkezine taşınıyor

Gilda&Partners Consulting Kurucusu Jilda Bal ise insan kaynağı planlamasının satın alma ve birleşme işlemlerinde başarıyı direkt etkilediğini söylüyor. İşlem süreçlerinin önceki yıllara göre uzamasının şirketlere insan kaynağını daha dikkatli inceleme fırsatı verdiğine dikkat çeken Bal, fakat belirsizlik süresinin uzamasının kilit çalışanların kaybedilmesi riskini de artırdığını belirtiyor. 2026’da yerli grupların yurt içindeki rakiplerini satın alması ve holdinglerin iştirak satışlarının öne çıktığını ifade eden Bal, bu işlem profilinin insan kaynağı planlamasını satın almaların merkezine taşıdığını vurguluyor. İK fonksiyonunun sürece imza sonrasında değil, satın alma öncesinde dahil edilmesi gerektiğini vurgulayan Bal, insan kaynağı planının finansal planla aynı masada ve aynı anda hazırlanması gerektiğini belirtiyor.

Özge Gürsoy Büyükavşar / EY-Parthenon Türkiye Başkanı
“Uzun vadeli büyüme hikayesine bakılıyor”
“M&A piyasasını destekleyen bir diğer unsur yabancı yatırımcıların Türkiye’ye yönelik ilgisindeki toparlanma. Son iki yılda yabancı yatırımcı ilgisinin kademeli olarak arttığını, Avrupa, Ortadoğu, Kuzey Amerika ve Asya kökenli yatırımcıların Türkiye’de aktif rol aldığını görüyoruz. Türkiye hâlâ büyük iç pazarı, genç nüfusu, güçlü sanayi altyapısı ve bölgesel konumu nedeniyle yatırımcılar açısından önemli fırsatlar sunuyor. Özellikle teknoloji, enerji, üretim, sağlık ve tüketici sektörlerinde yabancı yatırımcı ilgisinin devam ettiğini görüyoruz. Yatırımcılarla yaptığımız görüşmelerde Türkiye’nin kısa vadeli bir fırsattan çok orta ve uzun vadeli bir büyüme hikâyesi olarak yeniden değerlendirilmeye başlandığını görüyoruz.”

Aydın Eralp / İş Yatırım Kurumsal Finansman Müdürü
Yabancı yatırımcı seçici
Satın alma ve birleşme işlemlerine yabancı yatırımcı ilgisi sürerken, sermayenin artık daha seçici hareket ettiği de görülüyor. 2026’nın sekiz aylık sürecinde gerçekleşen 23 önemli işlemin altısı yabancı yatırımcılar tarafından gerçekleştirildi. Yabancı yatırımcının Türkiye’ye ilgisinin devam ettiğini ancak yatırım kararlarında geçmişe göre daha seçici davrandığını söyleyen İş Yatırım Kurumsal Finansman Müdürü Aydın Eralp, yatırımcıların doğru şirket, sektör ve ortaklık konusunda piyasadaki oyuncuları daha dikkatli incelediklerini söylüyor. Türkiye’nin güçlü sanayi altyapısı, kaliteli iş gücü ve oturmuş finansal kurumlarıyla hâlâ cazip bir pazar olduğunu belirten Eralp, yabancı satın almalarının devam edeceğini; teknoloji, fintech ve oyun sektörlerinin yanı sıra çimento, tüketici ürünleri, makine ve otomotiv sanayinde de yabancı yatırımcıların yeni işlemlerinin görülebileceğini aktarıyor.

Jilda Bal / Gilda&Partners Consulting Kurucusu
“İK planlaması işlemlerin başarısında önemli”
“İnsan kaynakları açısından satın alma birleşme süreçleri iyi okunmalı. Süreçlerin uzaması, şirketlere insan kaynağını daha dikkatli inceleme fırsatı veriyor ancak aynı zamanda çalışanların belirsizlik içinde geçirdiği süreyi de uzatıyor. Organizasyonlar üzerindeki etkiyi belirleyen ise işlem hacminden çok işlemlerin niteliğidir. 2026’da yerli grupların yurt içi rakiplerini satın alması ve holdinglerin iştirak satışları öne çıkıyor. Bir yabancı yatırımcının azınlık hissesi almasından farklı olarak bu işlemlerde iki şirketin organizasyon yapıları, benzer pozisyonlar ve farklı yönetim kültürleri doğrudan karşı karşıya geliyor. İki finans direktörü, iki satış ekibi, iki ayrı ücret ve performans sistemi aynı çatı altında buluşuyor. Dolayısıyla 2026’nın işlem profili, insan kaynağı planlamasını işlemin merkezine taşıyan bir profil. Araştırmalar anlaşmaların beklenen değeri üretememesinin ardında çoğunlukla insan ve kültür boyutunun olduğunu gösteriyor. PwC’nin kısa bir süre önce yayımladığı ve 530 üst düzey yöneticiyle yapılan M&A Entegrasyon Araştırması’na göre alıcıların yalnızca üçte biri işlem hedeflerine tam olarak ulaşabiliyor.”

EKONOMİST YAZARI Talip Yılmaz tyilmaz@ekonomist.com.tr Profil Yazılar →
İlgili Haberler
Makroekonomi ASELSAN'dan 1,1 milyar dolarlık dev anlaşma! CNN Türk Ekonomi · az önce Borsa Keşm Adası gerginliği petrol fiyatlarını yükseltti Uzmanpara · 1 dk önce Borsa Erdoğan: Güney Kore ile 15 milyar dolarlık ticaret hedefine ulaşacak adımları görüştük Foreks · 11 dk önce Makroekonomi Türkiye ile Güney Kore arasında nükleer enerji anlaşması! Hedef 15 milyar dolar CNBC-e · 12 dk önce Borsa Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Güney Kore ile ticarette 15 milyar dolar mesajı Ekonomim · 18 dk önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.