Bu yazının kaleme alındığı an itibarıyla (2 Kasım) henüz ABD ara seçimleri gerçekleşmedi. Ancak, kuvvetle ihtimal, okumaya başladığınızda sürecin son aşaması, belki de sonuçları takip edilecek. Ara seçimler öncesindeki görüntü; kuvvetli Amerikan doları temasının korunduğu, tahvil faizlerindeki geri çekilmenin risk algısındaki değişimden kaynaklandığı, hisse senetlerinin zirve değerlerden geri çekildiği ve negatif aylık kapanışlar yaptığı, emtia fiyatlarındaki yukarı yönlü risklerin canlı kaldığı ve bölgesel risklerin -muhtemelen seçim sonrasında da artarak devam edeceği- masadaki yerini koruduğu bir görüntüyü karşımıza çıkarıyor. Ekim’de, ABD dahil olarak hesapladığımız global endekslerin performansı %2’ye yakın değer kaybı ile sonlanırken, ABD’yi ayıkladığımızda kayıp %3’e yakınsıyor. Gelişmekte olan ülkelerde ise %8’lik düşüş, Haziran-Temmuz döneminden bu yana ilk kez iki ay üst üste geri çekilmeyi işaret ediyor. Kısa ve uzun vadeli ABD kıymetlerindeki faiz düşüşleri Ekim’de 30bp olurken, yakın dönem zirvelerinden güvenli liman arayışı destekli çekilme gösterdiler.
Yerel gündem, dışarıdaki fırtınadan bağımsız, kendi olumsuz akışı ile değer kaybını genişletiyor. BIST, son hafta kapanışı ile birlikte eksi kapanış serisini yedinci haftasına taşırken; genele yayılan satış baskısı, piyasadaki alıcıların çok ciddi anlamda aradan çekilmesi, tek yönlü işlemlerin satış emirleri ile birlikte volatiliteyi artırması ve süregelen haber akışı trafiğinde yavaşlama olmamasının etkisiyle, kısa vadede henüz soluklanma ve denge arayışı safhasına geçebilmiş değil. Bu nedenle nakde dönüş isteği hala daha canlı ve geri dönüş için sinyal arayışları cevapsız. İçerisinde bulunduğumuz 3Ç finansallarının açıklanma dönemi, beklediğimiz şekilde, şirketlere ait rakamlar ve beklentilerden uzak şekilde devam ederken, aranan-beklenen katalizörün hangi aşamada, hangi başlık üzerinden devreye gireceği sorusuna yanıt vermek kolay ve mümkün değil. Tüm bunların ötesinde, yatırımcı psikolojisinde oluşan hasar, portföylerdeki değer kayıpları ile karşılaştırıldığında daha ağır basıyor ve psikolojinin yönettiği işlemler hata/kayıp sarmalını genişletiyor.
Böylesi sis bulutunun genişlediği zamanlarda çarpanlar üzerinden iskonto/prim hesaplaması yapmak, tarihi işlemlerden istatistik arayışına girme ya da dip arayışını kestirmek maalesef sağlıklı değil. Zira geçmişin piyasa tepkilerini o dönemin kendi koşulları içerisinde değerlendirmek ve bugünü ona göre ayarlamak gerekiyor. Elbette hiçbir döngü sonsuza dek yükseliş/düşüş şeklinde devam etmiyor. Ancak, dönüş için her şeyden önce ihtiyaç duyulan, haber akışındaki sakinleme ve bir adım sonrasını düne göre daha net görebilir olmak. Eylül ortasından bu yana gerçekleşen satış baskısı, doğal olarak yatırımcı psikolojisini de etkiledi ve temkini öne çıkardı. Bir süre daha devam etmesi şaşırtıcı olmaz. Öte yandan şu aşamada zor olduğunun bilinci ile, elden geldiğince bardağın ‘dolmaya başlayan’ kısımlarını da yarın için biriktirmekte fayda var.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.