4 Kasım 2026, Çarşamba · 06:22 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Coğrafi işaretli ürünler bir devlet politikası olmalı

Coğrafi işaretli ürün pazarında yüksek potansiyele rağmen beklenen ticaret hacmine ulaşılamadığını belirten İstanbul Bilgi Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Fikret Soner, coğrafi işaretli…

Coğrafi işaretli ürünler bir devlet politikası olmalı

Coğrafi işaretli ürün pazarında yüksek potansiyele rağmen beklenen ticaret hacmine ulaşılamadığını belirten İstanbul Bilgi Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Fikret Soner, coğrafi işaretli ürünlerin İtalya ve Fransa'da olduğu gibi bir devlet politikası olarak ele alınması gerektiğini vurguladı.

03 Kasım 2026 00:00 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Mehmet H. GÜLEL
mehmet.gulel@dunya.com

Bugün coğrafi işaretli ürünler pazarının glo­balde 300 milyar dola­rı aştığı tahmin ediliyor. Coğ­rafi işaretli ürünler, benzer­lerine oranla ortalama 2,5 kat daha yüksek fiyatla ve katma değerle alıcı bulabiliyor. Türk Patent ve Marka Kurumu’nun (TÜRKPATENT) verilerine göre, Türkiye’nin bin 903 adet tescilli coğrafi işaretli ürünü mevcutken, Avrupa Birliği’n­den onaylı 46 coğrafi işaretli ürünü bulunuyor. En çok coğ­rafi işaretli ürüne sahip ilk üç il ise Gaziantep, Konya ve Ha­tay şeklinde sıralanıyor.

Türkiye’nin coğrafi işaret­li ürün pazarında yüksek po­tansiyeline rağmen sınırlı ti­caret hacmine sahip olduğunu kaydeden İstanbul Bilgi Üni­versitesi Gastronomi ve Mut­fak Sanatları Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Fikret Soner, bu alanda önde gelen ülkeler geriden ta­kip edildiği için Türkiye’de de­neyim ve stratejinin geç oluştu­ğunu savundu. Örneğin Fransa ve İtalya’nın coğrafi işaretleri bir devlet politikası olarak ele aldığını ve 20’nci yüzyılın ilk yarısından bu yana çalışmalar yaptığını anlatan Soner, “Avru­pa’da ürünü küresel pazarda ti­cari olarak koruma ve denetle­me kapasitesi olan güçlü üre­tici birlikleri ve üst kurumsal yapılar, tescil başvuru ve dene­tim süreçlerini yönetiyor. Güç­lü ve yüksek bütçeli üretici bir­likleri sayesinde Avrupa ülke­leri, ürünlerini üst segmentte, lüks ürün olarak sunuyor. Tür­kiye’de ise başvurular genellik­le yerel ticaret odaları ve bele­diyeler tarafından yapılıyor. Bu kurumların ürünü koruma ve denetleme kapasiteleri sınırlı. Bu nedenle Avrupa’nın tescil­li ürünleri için gerçekleştirdi­ği denetimler bizde gerçekleş­tirilemediği için tescil sonrası koruma ve kalite standardizas­yonu zayıf kalıyor. Türkiye’de yerel üreticilerin örgütlenme sorunu ve yapısal zayıflığın ya­nında uluslararası pazarlama ağ ve olanaklarının eksikliğini de geride kalma nedenleri ara­sında” dedi.

Kurumlar arası koordinasyon zayıflığı ekonomik değeri engelliyor

Kalite garantisi ve tüketici bakımından da bir güven un­suru olması sebebiyle iyi işle­yen bir coğrafi işaret sistemi­nin herkesin yararına olacağına vurgu yapan Soner, Türkiye’de son yıllarda coğrafi işaret­li ürün sayısındaki artışın çok paydaşlı, birbirini besleyen ve giderek gelişen bütüncül bir ekosistemin gelişmesine da­yandığını söyledi. Coğrafi işa­retli ürünlerin ticaret hacmini artırmak için öncelikle bu alan­da yetkili kurumların koordi­nasyon ve yönetişim eksiklik­lerinin giderilmesi gerektiğine dikkat çeken Soner, “Ekonomik değere dönüşümü engelleyen nedenlerden en önemlisi ku­rumlar arası koordinasyonun zayıflığı. Bu zafiyetin gideril­mesi için kalite denetiminin ya­pılması, tanıtım, dijital satışta destek ve pazarlama alanların­da üreticiye ya da üretici birlik­lerine destek verilmesi gereki­yor. Coğrafi işaretli ürünlerden beklenen ekonomik değer ve etki yalnızca ihracat ya da satış rakamları ile ölçülmemeli. Kır­sal kalkınma açısından baktığı­mızda yerel halkın gelir dağılı­mı, kadın emeğinin değerlendi­rilmesi ve görünür hale gelmesi, yerelde istihdamın artırılması, göç gibi sosyo-ekonomik gös­tergeler de bu etkinin anlaşıl­ması bakımından son derece değerli” diye konuştu.

Soner, güçlü üretici birlikle­rinin varlığı ve bunların oluş­turduğu üst birliklerin, gerek tescil sürecinde gerekse son­rasında kalite denetimi, ta­nıtım ve pazarlama faaliyet­lerinde önemli roller üstle­nebileceğini belirtti. Soner, Özellikle Avrupa Birliği’ne ya­pılacak başvurularda gerekli teknik, mali ve hukuki koşul­ların sağlanması için tamam­lanması gereken şartname­lerin, analizlerin ve denetim­lerin güçlü üretici birlikleri tarafından yapılmasının daha kolay olduğunu ifade etti.

“AB, dünyanın en karmaşık yasal sistemine sahip”

Türkiye’de gastronomi ve coğrafi işaretli ürünlerin dünyaya tanıtmak için birçok organizasyon yapıldığını kaydeden Fikret Soner, ancak burada gözden kaçan kalite denetimi, standardizasyon, kurumsal yönetişim sorunlarının giderilmemesi gibi nedenlerle tanıtımlardan beklenen etkinin alınmadığını söyledi. “Avrupa Birliği gıda konusunda dünyanın en korumacı ve karmaşık yasal sistemine sahip” diyen Soner, “Ürettiğiniz ürün bu sisteme girebilecek ve orada kalabilecek kalitede olmak zorunda. Dolayısıyla coğrafi işaret konusu aslında pek çok katmanı olan, uzun vadeli altyapı çalışmaları gerektiren bir konu. Gıda güvenliği ve hijyen standartlarının karşılanması, etiketleme ve izlenebilirlik kurallarının uygulanması, resmi denetimlerin uluslararası alanda tanınacak ulusal resmi kurumlar tarafından gerçekleştirilmesi gerekir” dedi.

Kaynak: Dünya Gazetesi
İlgili Haberler
Borsa Resmi Gazete'de Bugün-4 Kasım Foreks · 1 saat önce Borsa 9 eyalette demokrat zaferi: ABD Senatosu’nda yeni dönem Finans Gündem (ing) · 1 saat önce Borsa ABD'de Kongre ara seçimlerinde ilk sandıklar kapandı Finans Gündem (ing) · 3 saat önce Borsa TARIM KREDİ 3 - 9 KASIM AKTÜEL KATALOĞU: Tarım Kredi Kooperatifi'nde Bu Hafta Ve Gelecek Hafta Neler Var? 3 - 9 Kasım Tarım Kredi Kooperatifi Aktüel Ürünler Kataloğu CNN Türk Para · 4 saat önce Borsa BİM 4 - 6 KASIM 2026 AKTÜEL KATALOĞU: Bu Hafta Hangi Ürünler İndirimde? BİM Aktüel Ürünler Kataloğu Yayımlandı! CNN Türk Para · 4 saat önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.