Coğrafi işaretli ürün pazarında yüksek potansiyele rağmen beklenen ticaret hacmine ulaşılamadığını belirten İstanbul Bilgi Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Fikret Soner, coğrafi işaretli ürünlerin İtalya ve Fransa'da olduğu gibi bir devlet politikası olarak ele alınması gerektiğini vurguladı.
03 Kasım 2026 00:00 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!Mehmet H. GÜLEL
mehmet.gulel@dunya.com
Bugün coğrafi işaretli ürünler pazarının globalde 300 milyar doları aştığı tahmin ediliyor. Coğrafi işaretli ürünler, benzerlerine oranla ortalama 2,5 kat daha yüksek fiyatla ve katma değerle alıcı bulabiliyor. Türk Patent ve Marka Kurumu’nun (TÜRKPATENT) verilerine göre, Türkiye’nin bin 903 adet tescilli coğrafi işaretli ürünü mevcutken, Avrupa Birliği’nden onaylı 46 coğrafi işaretli ürünü bulunuyor. En çok coğrafi işaretli ürüne sahip ilk üç il ise Gaziantep, Konya ve Hatay şeklinde sıralanıyor.
Türkiye’nin coğrafi işaretli ürün pazarında yüksek potansiyeline rağmen sınırlı ticaret hacmine sahip olduğunu kaydeden İstanbul Bilgi Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Fikret Soner, bu alanda önde gelen ülkeler geriden takip edildiği için Türkiye’de deneyim ve stratejinin geç oluştuğunu savundu. Örneğin Fransa ve İtalya’nın coğrafi işaretleri bir devlet politikası olarak ele aldığını ve 20’nci yüzyılın ilk yarısından bu yana çalışmalar yaptığını anlatan Soner, “Avrupa’da ürünü küresel pazarda ticari olarak koruma ve denetleme kapasitesi olan güçlü üretici birlikleri ve üst kurumsal yapılar, tescil başvuru ve denetim süreçlerini yönetiyor. Güçlü ve yüksek bütçeli üretici birlikleri sayesinde Avrupa ülkeleri, ürünlerini üst segmentte, lüks ürün olarak sunuyor. Türkiye’de ise başvurular genellikle yerel ticaret odaları ve belediyeler tarafından yapılıyor. Bu kurumların ürünü koruma ve denetleme kapasiteleri sınırlı. Bu nedenle Avrupa’nın tescilli ürünleri için gerçekleştirdiği denetimler bizde gerçekleştirilemediği için tescil sonrası koruma ve kalite standardizasyonu zayıf kalıyor. Türkiye’de yerel üreticilerin örgütlenme sorunu ve yapısal zayıflığın yanında uluslararası pazarlama ağ ve olanaklarının eksikliğini de geride kalma nedenleri arasında” dedi.
Kurumlar arası koordinasyon zayıflığı ekonomik değeri engelliyor
Kalite garantisi ve tüketici bakımından da bir güven unsuru olması sebebiyle iyi işleyen bir coğrafi işaret sisteminin herkesin yararına olacağına vurgu yapan Soner, Türkiye’de son yıllarda coğrafi işaretli ürün sayısındaki artışın çok paydaşlı, birbirini besleyen ve giderek gelişen bütüncül bir ekosistemin gelişmesine dayandığını söyledi. Coğrafi işaretli ürünlerin ticaret hacmini artırmak için öncelikle bu alanda yetkili kurumların koordinasyon ve yönetişim eksikliklerinin giderilmesi gerektiğine dikkat çeken Soner, “Ekonomik değere dönüşümü engelleyen nedenlerden en önemlisi kurumlar arası koordinasyonun zayıflığı. Bu zafiyetin giderilmesi için kalite denetiminin yapılması, tanıtım, dijital satışta destek ve pazarlama alanlarında üreticiye ya da üretici birliklerine destek verilmesi gerekiyor. Coğrafi işaretli ürünlerden beklenen ekonomik değer ve etki yalnızca ihracat ya da satış rakamları ile ölçülmemeli. Kırsal kalkınma açısından baktığımızda yerel halkın gelir dağılımı, kadın emeğinin değerlendirilmesi ve görünür hale gelmesi, yerelde istihdamın artırılması, göç gibi sosyo-ekonomik göstergeler de bu etkinin anlaşılması bakımından son derece değerli” diye konuştu.
Soner, güçlü üretici birliklerinin varlığı ve bunların oluşturduğu üst birliklerin, gerek tescil sürecinde gerekse sonrasında kalite denetimi, tanıtım ve pazarlama faaliyetlerinde önemli roller üstlenebileceğini belirtti. Soner, Özellikle Avrupa Birliği’ne yapılacak başvurularda gerekli teknik, mali ve hukuki koşulların sağlanması için tamamlanması gereken şartnamelerin, analizlerin ve denetimlerin güçlü üretici birlikleri tarafından yapılmasının daha kolay olduğunu ifade etti.
“AB, dünyanın en karmaşık yasal sistemine sahip”
Türkiye’de gastronomi ve coğrafi işaretli ürünlerin dünyaya tanıtmak için birçok organizasyon yapıldığını kaydeden Fikret Soner, ancak burada gözden kaçan kalite denetimi, standardizasyon, kurumsal yönetişim sorunlarının giderilmemesi gibi nedenlerle tanıtımlardan beklenen etkinin alınmadığını söyledi. “Avrupa Birliği gıda konusunda dünyanın en korumacı ve karmaşık yasal sistemine sahip” diyen Soner, “Ürettiğiniz ürün bu sisteme girebilecek ve orada kalabilecek kalitede olmak zorunda. Dolayısıyla coğrafi işaret konusu aslında pek çok katmanı olan, uzun vadeli altyapı çalışmaları gerektiren bir konu. Gıda güvenliği ve hijyen standartlarının karşılanması, etiketleme ve izlenebilirlik kurallarının uygulanması, resmi denetimlerin uluslararası alanda tanınacak ulusal resmi kurumlar tarafından gerçekleştirilmesi gerekir” dedi.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.