Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, “Son bir yılda enflasyonun yüzde 30 seviyelerinde adeta sıkışıp kalması, dezenflasyon sürecinde ciddi bir dirençle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor Enflasyonla mücadele programında dördüncü yıldayız. Ancak geldiğimiz noktada uygulamaya konulan tedbirler kalıcı bir ekonomi politikasına dönüşmüştür” dedi.
03 Kasım 2026 00:00 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!Ferit PARLAK/ANTALYA
ferit.parlak@dunya.com
Ankara Sanayi Odası (ASO) Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı, Antalya'da gerçekleşti. Burada konuşan Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, son bir yılda enflasyonun yüzde 30 seviyelerinde sıkışıp kalmasına vurgu yaparak, “Dezenflasyon sürecinde ciddi bir dirençle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Enflasyonla mücadele programında dördüncü yıldayız. Ancak geldiğimiz noktada uygulamaya konulan tedbirler kalıcı bir ekonomi politikasına dönüşmüştür” dedi.
Yüksek finansman maliyetleri, baskılanan iç talep ve ertelenen yatırımlar, bir geçiş döneminin koşulları olmaktan çıkıp sanayicinin taşıyamayacağı bir yüke dönüştüğünü dile getiren Ardıç, “Enflasyonla mücadelede kalıcı olması gereken, sıkılaşmanın kendisi değil, fiyat istikrarıdır. Bu mücadelede başarıyı, enflasyonu düşürürken üretimi, yatırımı ve istihdamı ne kadar koruyabildiğimizle ölçmeliyiz” diye konuştu.
“Katma değer üreten bir konuma yükselmeliyiz”
Seyit Ardıç, “Ekonomik büyümenin kalıcı hâle gelebilmesi için yalnızca talebin değil, üretim kapasitesinin ve toplam faktör verimliliğinin de artması gerekir. Üretkenlik artışı, aynı miktarda emek ve sermayeyle daha fazla katma değer üretebilmemizi sağlar” dedi. Teknoloji ve verimlilik yatırımlarının yalnızca şirketlerin rekabet gücü açısından değil, makroekonomik istikrar açısından da önemli olduğunu vurgulayan Ardıç, “Daha yüksek üretkenlik; güçlü ihracat kapasitesi, daha düşük birim maliyet baskısı, sürdürülebilir büyüme ve kalıcı refah artışı anlamına gelir. Bugün sanayide önümüzde duran temel görev, küresel dönüşüme yalnızca uyum sağlamak değil, bu dönüşümde daha yüksek katma değer üreten bir konuma yükselmektir. Çünkü yeni küresel ekonomide kazananlar, daha verimli, daha teknolojik ve daha dayanıklı üretenler olacaktır” şeklinde konuştu.
Enflasyonla mücadele fabrikaları sessizleştirdi
Enflasyonun ekonominin işleyişini belirleyen kronik bir soruna dönüşmesine önlem almak gerektiğini ifade eden Seyit Ardıç, “Çünkü yüksek enflasyon üretim maliyetlerini artırıyor, yatırım kararlarını erteliyor, önümüzü görmemizi zorlaştırıyor. Bu baskı sürdükçe sanayimizin rekabet gücü de zayıflıyor; üretim yavaşlıyor, fabrikalar sessizleşiyor” dedi.
ASO Başkanı Ardıç konuşmasına şöyle devam etti: “Enflasyonla mücadelede hedefimiz, fiyat istikrarıyla birlikte maliyet baskısının hafiflediği, yatırımların canlandığı ve üretim çarklarının yeniden hızlandığı güçlü bir ekonomi olmalı. Yaşadığımız zorlukları imalat sanayimizin bilanço verilerinde de görüyoruz. 2023-2025 döneminde imalat sanayimizin toplam aktifleri reel olarak yüzde 6,6, öz kaynakları yüzde 17,6 azaldı. Aynı dönemde toplam borçları ise yüzde 5,8 arttı.”
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Nefes Kredisi'nin 50 milyar liralık yeni kredi hacmine değinen Ardıç, “Başvurularda firma başına kredi limiti 5 milyon lira olacak. Önceki dilimlerden yararlanan işletmelerimiz de toplam kredi tutarını 5 milyon liraya tamamlayabilecek. Sanayicilerimizin işletme sermayesi ihtiyacının arttığı bu dönemde, özellikle KOBİ'lerimize uygun koşullarda finansman sağlayacak bu adımı çok kıymetli buluyorum” ifadelerini kullandı.
“Desteklerin etkisi azalıyor”
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) ihracattan elde edilen dövizin Türk lirasına çevrilmesini teşvik etmek için yüzde 3 döviz dönüşüm desteği verdiğini anımsatan Ardıç, şöyle devam etti: “Ancak son düzenlemeyle desteğin hesaplandığı döviz tutarının, firmanın yarattığı katma değerle sınırlandırılması, ihracatçımızın alacağı desteği önemli ölçüde azalttı. Destek oranı yüzde 3 olarak yıl sonuna kadar devam edecek, 2027 yılında ise yüzde 2'ye düşecektir. Üstelik yıllık 100 milyon liralık destek tavanı özellikle yüksek ihracat hacmine sahip firmalarımızı sınırlıyor, ilave bürokratik yükümlülükler de desteğe erişimi zorlaştırıyor. Türk lirasına dönüşümü teşvik etme ve daha fazla işletmeyi destekleme hedefini tabii ki doğru buluyoruz. Ancak sanayicimizin yüksek faizle, artan maliyetlerle, kur baskısıyla mücadele ettiği bir dönemde desteklerin etkisini azaltan düzenlemeler yükü daha da ağırlaştırıyor.”
“KOBİ’lere yeşil dönüşüm desteği sağlanmalı”
Avrupa Birliği'nin (AB) "Made in Europe" yaklaşımını dikkatle takip ettiklerini bildiren Ardıç, Türkiye ve Avrupa'nın ortak üretim gücünün yeni düzenlemelerde açık ve kalıcı güvencelerle tanınması gerektiğini söyledi. Türkiye'nin, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin 31. Taraflar Konferansı'na (COP31) ev sahipliği yapmaya hazırlandığını aktaran Ardıç, “Bu önemli organizasyonu yalnızca küresel iklim politikalarının tartışılacağı uluslararası bir toplantı olarak değil, Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınma ve sanayide yeşil dönüşüm vizyonunu dünyaya taşıyacağı stratejik bir toplantı olarak değerlendiriyoruz” diye konuştu. Ardıç, yeşil dönüşümün, sanayi üzerinde yeni bir maliyet baskısına dönüşmesini önlemeyi amaçladıklarını da dile getirerek, “Bunun için özellikle KOBİ'lerimizin uygun maliyetli yeşil finansmana erişiminin sağlanması, temiz enerji yatırımlarının desteklenmesi ve karbon emisyonlarının ölçülmesine yönelik teknik kapasitenin geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. COP31'in Türkiye açısından kalıcı başarısı da yalnızca uluslararası müzakerelerde elde edilecek sonuçlarla değil, bu sürecin fabrikalarımıza, yatırımlarımıza ve ihracatımıza sağlayacağı somut kazanımlarla ölçülmelidir” ifadelerini kullandı.
“Yol sisli ama kontağı kapatacak halimiz yok”
Sanayicinin önünde, belirsizliklerin yoğun olduğu ve üretimden ticarete kadar iş yapma koşullarının köklü biçimde değiştiği bir dönem olduğunu belirten Ardıç, şunları kaydetti: “Ben bunu sisli bir yola benzetiyorum. Ama sis var diye kontağı kapatıp bekleyecek halimiz yok, sisli havada da yol almayı bilmek zorundayız, riskleri ve fırsatları doğru değerlendirerek yönümüzü kaybetmeden ilerlemeliyiz. Birbirimizi dinleyerek, fikirlerimize değer vererek ve omuz omuza çalışarak bu birikimi yeni başarılara dönüştüreceğiz. Üreten, yatırım yapan, istihdam sağlayan ve ülkemize değer katan bütün sanayicilerimiz için aynı kararlılıkla çalışmayı sürdüreceğiz.”
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.