4 Kasım 2026, Çarşamba · 05:19 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Enflasyonla mücadele programında dördüncü yıl: “Alınan tedbirler kalıcı politikaya dönüştü”

Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, “Son bir yılda enflasyonun yüzde 30 seviyelerinde adeta sıkışıp kalması, dezenflasyon sürecinde ciddi bir dirençle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor Enflasyonla mücadele program…

Enflasyonla mücadele programında dördüncü yıl: “Alınan tedbirler kalıcı politikaya dönüştü”

Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, “Son bir yılda enflasyonun yüzde 30 seviyelerinde adeta sıkışıp kalması, dezenflasyon sürecinde ciddi bir dirençle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor Enflasyonla mücadele programında dördüncü yıldayız. Ancak geldiğimiz noktada uygulamaya konulan tedbirler kalıcı bir ekonomi politikasına dönüşmüştür” dedi.

03 Kasım 2026 00:00 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Ferit PARLAK/ANTALYA
ferit.parlak@dunya.com

Ankara Sanayi Odası (ASO) Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı, Antalya'da ger­çekleşti. Burada konuşan Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, son bir yılda enflasyonun yüzde 30 seviyelerinde sıkışıp kalması­na vurgu yaparak, “Dezenflasyon sürecinde ciddi bir dirençle kar­şı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Enflasyonla mücadele programın­da dördüncü yıldayız. Ancak gel­diğimiz noktada uygulamaya ko­nulan tedbirler kalıcı bir ekonomi politikasına dönüşmüştür” dedi.

Yüksek finansman maliyetle­ri, baskılanan iç talep ve ertele­nen yatırımlar, bir geçiş dönemi­nin koşulları olmaktan çıkıp sa­nayicinin taşıyamayacağı bir yüke dönüştüğünü dile getiren Ardıç, “Enflasyonla mücadelede kalı­cı olması gereken, sıkılaşmanın kendisi değil, fiyat istikrarıdır. Bu mücadelede başarıyı, enflasyonu düşürürken üretimi, yatırımı ve istihdamı ne kadar koruyabildi­ğimizle ölçmeliyiz” diye konuştu.

“Katma değer üreten bir konuma yükselmeliyiz”

Seyit Ardıç, “Ekonomik büyü­menin kalıcı hâle gelebilmesi için yalnızca talebin değil, üretim ka­pasitesinin ve toplam faktör ve­rimliliğinin de artması gerekir. Üretkenlik artışı, aynı miktarda emek ve sermayeyle daha fazla katma değer üretebilmemizi sağ­lar” dedi. Teknoloji ve verimlilik yatırımlarının yalnızca şirketle­rin rekabet gücü açısından değil, makroekonomik istikrar açısın­dan da önemli olduğunu vurgula­yan Ardıç, “Daha yüksek üretken­lik; güçlü ihracat kapasitesi, daha düşük birim maliyet baskısı, sür­dürülebilir büyüme ve kalıcı refah artışı anlamına gelir. Bugün sana­yide önümüzde duran temel görev, küresel dönüşüme yalnızca uyum sağlamak değil, bu dönüşümde da­ha yüksek katma değer üreten bir konuma yükselmektir. Çünkü ye­ni küresel ekonomide kazananlar, daha verimli, daha teknolojik ve daha dayanıklı üretenler olacak­tır” şeklinde konuştu.

Enflasyonla mücadele fabrikaları sessizleştirdi

Enflasyonun ekonominin işle­yişini belirleyen kronik bir soru­na dönüşmesine önlem almak ge­rektiğini ifade eden Seyit Ardıç, “Çünkü yüksek enflasyon üretim maliyetlerini artırıyor, yatırım ka­rarlarını erteliyor, önümüzü gör­memizi zorlaştırıyor. Bu baskı sürdükçe sanayimizin rekabet gü­cü de zayıflıyor; üretim yavaşlıyor, fabrikalar sessizleşiyor” dedi.

ASO Başkanı Ardıç konuşması­na şöyle devam etti: “Enflasyonla mücadelede hedefimiz, fiyat istik­rarıyla birlikte maliyet baskısının hafiflediği, yatırımların canlandı­ğı ve üretim çarklarının yeniden hızlandığı güçlü bir ekonomi ol­malı. Yaşadığımız zorlukları ima­lat sanayimizin bilanço verilerin­de de görüyoruz. 2023-2025 döne­minde imalat sanayimizin toplam aktifleri reel olarak yüzde 6,6, öz kaynakları yüzde 17,6 azaldı. Aynı dönemde toplam borçları ise yüz­de 5,8 arttı.”

Türkiye Odalar ve Borsalar Bir­liği (TOBB) Nefes Kredisi'nin 50 milyar liralık yeni kredi hacmine değinen Ardıç, “Başvurularda fir­ma başına kredi limiti 5 milyon li­ra olacak. Önceki dilimlerden ya­rarlanan işletmelerimiz de top­lam kredi tutarını 5 milyon liraya tamamlayabilecek. Sanayicileri­mizin işletme sermayesi ihtiyacı­nın arttığı bu dönemde, özellikle KOBİ'lerimize uygun koşullarda finansman sağlayacak bu adımı çok kıymetli buluyorum” ifadele­rini kullandı.

“Desteklerin etkisi azalıyor”

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) ihracattan elde edilen dövizin Türk lirası­na çevrilmesini teşvik etmek için yüzde 3 döviz dönüşüm desteği verdiğini anımsatan Ardıç, şöyle devam etti: “Ancak son düzenle­meyle desteğin hesaplandığı dö­viz tutarının, firmanın yarattığı katma değerle sınırlandırılma­sı, ihracatçımızın alacağı desteği önemli ölçüde azalttı. Destek ora­nı yüzde 3 olarak yıl sonuna kadar devam edecek, 2027 yılında ise yüzde 2'ye düşecektir. Üstelik yıl­lık 100 milyon liralık destek tava­nı özellikle yüksek ihracat hacmi­ne sahip firmalarımızı sınırlıyor, ilave bürokratik yükümlülükler de desteğe erişimi zorlaştırıyor. Türk lirasına dönüşümü teşvik et­me ve daha fazla işletmeyi destek­leme hedefini tabii ki doğru bulu­yoruz. Ancak sanayicimizin yük­sek faizle, artan maliyetlerle, kur baskısıyla mücadele ettiği bir dö­nemde desteklerin etkisini azal­tan düzenlemeler yükü daha da ağırlaştırıyor.”

“KOBİ’lere yeşil dönüşüm desteği sağlanmalı”

Avrupa Birliği'nin (AB) "Made in Europe" yaklaşımını dikkatle takip ettiklerini bildiren Ardıç, Türkiye ve Avrupa'nın ortak üretim gücünün yeni düzenlemelerde açık ve kalıcı güvencelerle tanınması gerektiğini söyledi. Türkiye'nin, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin 31. Taraflar Konferansı'na (COP31) ev sahipliği yapmaya hazırlandığını aktaran Ardıç, “Bu önemli organizasyonu yalnızca küresel iklim politikalarının tartışılacağı uluslararası bir toplantı olarak değil, Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınma ve sanayide yeşil dönüşüm vizyonunu dünyaya taşıyacağı stratejik bir toplantı olarak değerlendiriyoruz” diye konuştu. Ardıç, yeşil dönüşümün, sanayi üzerinde yeni bir maliyet baskısına dönüşmesini önlemeyi amaçladıklarını da dile getirerek, “Bunun için özellikle KOBİ'lerimizin uygun maliyetli yeşil finansmana erişiminin sağlanması, temiz enerji yatırımlarının desteklenmesi ve karbon emisyonlarının ölçülmesine yönelik teknik kapasitenin geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. COP31'in Türkiye açısından kalıcı başarısı da yalnızca uluslararası müzakerelerde elde edilecek sonuçlarla değil, bu sürecin fabrikalarımıza, yatırımlarımıza ve ihracatımıza sağlayacağı somut kazanımlarla ölçülmelidir” ifadelerini kullandı.

“Yol sisli ama kontağı kapatacak halimiz yok”

Sanayicinin önünde, belirsizliklerin yoğun olduğu ve üretimden ticarete kadar iş yapma koşullarının köklü biçimde değiştiği bir dönem olduğunu belirten Ardıç, şunları kaydetti: “Ben bunu sisli bir yola benzetiyorum. Ama sis var diye kontağı kapatıp bekleyecek halimiz yok, sisli havada da yol almayı bilmek zorundayız, riskleri ve fırsatları doğru değerlendirerek yönümüzü kaybetmeden ilerlemeliyiz. Birbirimizi dinleyerek, fikirlerimize değer vererek ve omuz omuza çalışarak bu birikimi yeni başarılara dönüştüreceğiz. Üreten, yatırım yapan, istihdam sağlayan ve ülkemize değer katan bütün sanayicilerimiz için aynı kararlılıkla çalışmayı sürdüreceğiz.”

Kaynak: Dünya Gazetesi
İlgili Haberler
Borsa Enflasyon ekimde hızlandı Ekonomim · 5 saat önce Borsa Yeniden değerleme oranı 2027 için 27,83 Ekonomim · 5 saat önce Makroekonomi Enflasyon açıklandı, SSK ve Bağ-Kur emeklisi zammı ne oldu? CNN Türk Ekonomi · 6 saat önce Makroekonomi Şimşek ekonomide yeni hedefleri açıkladı Habertürk Ekonomi · 6 saat önce Makroekonomi Yeniden değerleme oranı belli oldu! İşte rakamlar… CNN Türk Ekonomi · 7 saat önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.