2 Kasım 2026, Pazartesi · 18:22 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Gezginlerin yüzde 85'inin tercihi sürdürülebilir tatil

İklim değişikliği ve çevresel hassasiyetler turizm sektöründe dengeleri değiştiriyor. Yerel üretimden doğa dostu uygulamalara, sezon dışı turizmden kültürel mirasın korunmasına uzanan bu dönüşüm, lüks turizmin yeni tanım…

EKONOMİST YAZARI Özlem Bay Yılmaz obay@ekonomist.com.tr Profil Yazılar → Gezginlerin yüzde 85'inin tercihi sürdürülebilir tatil

İklim değişikliği ve çevresel hassasiyetler turizm sektöründe dengeleri değiştiriyor. Yerel üretimden doğa dostu uygulamalara, sezon dışı turizmden kültürel mirasın korunmasına uzanan bu dönüşüm, lüks turizmin yeni tanımını da şekillendiriyor.

02 Kasım 2026 | 16:20

Turizm sektörü, iklim değişikliği, doğal kaynakların giderek azalması ve tüketici beklentilerindeki dönüşümle birlikte yeni bir döneme giriyor. Artık bir destinasyonun cazibesi yalnızca denizi, güneşi, konaklama olanakları veya gastronomisiyle ölçülmüyor. Doğal çevresini ne ölçüde koruduğu, yerel ekonomiye nasıl katkı sağladığı ve turizm faaliyetlerini yılın tamamına ne kadar yayabildiği de rekabetin önemli unsurları arasında yer alıyor. Bu nedenle sürdürülebilirlik, turizm işletmeleri açısından bir tercih olmaktan çıkarak uzun vadeli büyümenin temel koşullarından birine dönüşüyor.

Tüketici araştırmaları da bu değişimi doğruluyor. Booking.com'un 2026 yılında 35 ülkede 32 bin 500 gezginle gerçekleştirdiği ‘Sürdürülebilir Seyahat Araştırması'na göre katılımcıların yüzde 85'i daha sürdürülebilir seyahat etmenin kendileri için önemli veya çok önemli olduğunu belirtiyor. Araştırmaya katılan 61 yaş üstü Boomer kuşağının yarısından azı (yüzde 47) önümüzdeki 12 ay içinde daha sürdürülebilir bir şekilde seyahat etmek istediğini belirtirken, bu oran X kuşağı için yüzde 60, Y kuşağı için yüzde 71 ve Z kuşağı için yüzde 75 gibi yüksek oranlarda.

Öte yandan sürdürülebilirlik sertifikasına sahip tesislerde konaklamanın yanı sıra, atık azaltma, enerji tüketimini düşürme ve vahşi yaşama zarar vermekten kaçınma gibi bilinen davranışların yanı sıra, seyahatlerin zamanlaması ve varış noktası konusunda bilinçli kararlar almak, insanların daha sürdürülebilir bir şekilde seyahat etmeyi planlamalarının daha geniş bir anlayışının parçası.

Sürdürülebilir Turizm Programı

Türkiye'de de bu dönüşümü destekleyen adımlar atılıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) tarafından yürütülen Sürdürülebilir Turizm Programı, konaklama tesislerini çevresel, sosyoekonomik ve kültürel kriterler doğrultusunda değerlendiriyor. TGA'nın Temmuz 2025 verilerine göre program kapsamında 19 bin 507 konaklama tesisi belge veya sertifika aldı. Bu tablo, sürdürülebilirliğin Türkiye turizminde giderek daha sistematik bir yönetim başlığı haline geldiğini gösteriyor.

Ancak sürdürülebilir turizmi yalnızca enerji tasarrufu, su tüketiminin azaltılması veya atık yönetimi gibi teknik uygulamalara indirgemek doğru olmaz. Yerel üreticinin desteklenmesi, kültürel mirasın korunması, çalışanların sürece katılması ve destinasyonun sezon dışındaki ekonomik canlılığının güçlendirilmesi de bu yaklaşımın ayrılmaz parçaları. Bodrum gibi turizm hareketliliğinin belirli aylarda yoğunlaştığı destinasyonlarda bu başlıkların önemi daha da artıyor.

Otel bünyesinde organik tarım

The Norm Collection Door’a Genel Müdürü Hakan Şamhal'ın sürdürülebilirlik yaklaşımı da bu çok boyutlu dönüşüm üzerinden şekilleniyor. Sürdürülebilirliği yalnızca çevreyi korumaya yönelik uygulamalar olarak görmediklerini vurgulayan Şamhal; otelde organik bostan, yerel tedarik, atık malzemelerin yeniden değerlendirilmesi ve çalışanların katılımıyla geliştirilen projelerle, çevresel duyarlılığı günlük işletme faaliyetleriyle buluşturmayı amaçladıklarını söylüyor.

Bu anlayışın somut örneğinin otel bünyesinde oluşturulan organik bostan olduğunu dile getiren Şamhal, mevsimsel sebze ve bitkilerin yetiştirildiği bostanda elde edilen ürünlerin mutfakta belirli ölçüde değerlendirildiğini belirtiyor. Ancak henüz bu bostan, otelin bütün ürün ihtiyacını karşılayan bir üretim alanı değil. Projenin asıl amacı, üretim sürecini misafir deneyiminin bir parçası haline getirmek.

Doğa restoranı da açılacak

Otel misafiri çocuklara yönelik bostan turları ve etkinlikler bu yaklaşımın önemli bir ayağını oluşturuyor. Çocukların toprağa dokunması, sebzelerin nasıl yetiştiğini öğrenmesi ve üretim sürecini yakından tanıması hedefleniyor. Bazı misafirlerin tatil sonunda bostandan kendi elleriyle topladıkları ürünleri evlerine götürmesi de bu deneyimin farklı bir boyutunu oluşturuyor.

Bu çalışmanın 2027 yılında yeni bir aşamaya taşınması planlanıyor. Bostanın içinde bir doğa restoranı konsepti oluşturmayı planladıklarını söyleyen Şamhal, “Böylece ürünün yetiştiği ortam ile sofraya gelen yemek arasındaki bağı daha görünür kılmayı amaçlıyoruz. Bizim için bu yaklaşım, gastronomiyi yalnızca bir yeme - içme hizmeti olmaktan çıkararak doğayla bütünleşen bir deneyime dönüştürmek anlamına geliyor” diyor.

Önümüzdeki dönemde lüks turizmin başarısının yalnızca yeni yatırımların büyüklüğüyle veya sunulan fiziksel olanaklarla ölçülmeyeceğine inandığının da altını çizen Şamhal, “Organik bostanımızla, çocuklara yönelik doğa etkinliklerimizle, atık malzemeleri yeniden değerlendiren ekip çalışmalarımızla ve Sarı Yaz Festivali gibi projelerimizle bu anlayışı geliştirmeye çalışıyoruz” diye ekliyor.

Sarı Yaz ile turizm sezonunu uzatmak

Bodrum turizminin en önemli yapısal sorunlarından biri, talebin yaz aylarında yoğunlaşması. Oysa sonbahar; mandalina ve zeytin hasadı, mevsimsel gastronomi, doğa yürüyüşleri ve kültürel etkinliklerle bölgenin farklı yönlerini keşfetmek için önemli fırsatlar sunuyor. Turizm hareketliliğinin bu döneme yayılması ise yalnızca işletmelerin faaliyet süresini değil, bölge ekonomisinin devamlılığını da etkiliyor.

The Norm Collection Door’a'nın 2025 yılında başlattığı Sarı Yaz Festivali de bu potansiyeli değerlendirme amacı taşıyor. Otel yönetimi, sonbahar etkinliklerini farklı kültürlerden alınan konseptler yerine Bodrum'un kendi değerleri üzerine kurgulamayı tercih etmiş. Yerel gastronomiyi, doğayı ve kültürel mirası merkeze alan festivalin ikincisi, 27-29 Ekim 2026 tarihlerinde gerçekleştirildi.

Festival programında Mumcular ve Karaova ormanlarında mantar avı, Bodrum'un yerel ürünleriyle hazırlanan gastronomi gecesi, çocukların eserlerinin LÖSEV yararına açık artırmaya sunulması ve Cumhuriyet Bayramı kutlamaları yer aldı.

Festivalin çıkış noktasını Bodrum'un yerel değerlerini öne çıkarmak olarak açıklayan Şamhal'a göre amaç, yalnızca otelde yeni bir etkinlik düzenlemek değil, misafirlere Bodrum'un sonbaharını keşfetmeleri için yeni nedenler sunmak.

Bu yaklaşımın ekonomik ve sosyal açıdan da karşılığı var. Turizm sezonunun uzaması, çalışanlar için daha uzun istihdam olanakları, yerel üreticiler için daha geniş bir satış dönemi ve bölge ekonomisi için daha dengeli bir faaliyet yapısı oluşturabilir. Dolayısıyla sürdürülebilir turizmi yalnızca doğal kaynakların korunması üzerinden değerlendirmek yeterli değil. Ekonomik devamlılık, yerel kalkınma ve kültürel değerlerin yaşatılması da bu dönüşümün önemli parçaları arasında yer alıyor.

EKONOMİST YAZARI Özlem Bay Yılmaz obay@ekonomist.com.tr Profil Yazılar →
İlgili Haberler
Borsa Marmaris’e Kasım ayında 7 gemi gelecek Mynet Finans · 1 saat önce Makroekonomi 4 Ustanın Ortak Menüsü, Ege Tarımını Lüks Tüketim Markası Yapabilir mi? Fortune Türkiye · 7 saat önce Makroekonomi Borsa Haftaya Yükselişle Başladı: BIST 100 Endeksi Yönünü Yukarı Çevirdi Gerçek Gündem Ekonomi · 8 saat önce Borsa Borsa güne yükselişle başladı Dünya Gazetesi · 8 saat önce Borsa Şiddetli yağışlar hayatı durdurdu, Ekvador'da olağanüstü hal kararı alındı Ekonomim · 8 saat önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.