Krizin patlamasının ardından bir köşe yazarı Borsa İstanbul’un SPK’yı 130 kez uyardığını yazmış, ancak ilgili kurumdan sayıyla ilgili jet yalanlama gelmişti. Bugün Ankara’da konuşulan sayı 130 değil, 164.
Borsa İstanbul yetkililerinin, “Çanak çömlek patladıktan” sonraki toplantılarda, “Sorumluluğumuzu yetkimiz çerçevesinde yerine getirdik” dediği belirtiliyor.
Borsacılar ve kurum yetkilileri de krizin “geliyorum” dediği konusunda hemfikir. Onlara göre kriz çok daha düşük hasarla atlatılabilirdi ama olmadı.
İddiaya göre Borsa İstanbul, SPK kararından önce fonların tasfiyesi için bir yıl süre verilmesini, yakın takip ve düzenlemelerle yol haritası oluşturulmasını önermiş. Fonlar ve borsacılar ise üç artı üç ay formülünü gündeme getirmiş. İlk üç ayın sonunda durum değerlendirilecek, gerekirse ikinci dönem başlayacaktı.
Kriz öncesinde bakanlar ve yardımcılarıyla SPK, BDDK, Borsa İstanbul ve MASAK yetkilileri aynı masaya oturup ortak çözüm aradı mı? Bilmiyoruz.
Ancak SPK düğmeye bastı. Üç ay içinde tasfiye kararı piyasalarda panik yarattı. İlk büyük sarsıntı Pusula Portföy’de yaşandı ve kriz büyüdü.
Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen’in savcılık sorgusunda Pusula Portföy ve Katılımevim’ini bir devlet büyüğünün tavsiyesi üzerine aldığını söylediği iddiası da tartışmanın siyasi boyutunu büyüttü.
Fonlara para yatıran, parasını çekebilen ya da çekemeyen siyasetçilerden bürokratlara, iş insanlarından kamu yöneticilerine kadar pek çok isimden söz ediliyor. İsimlerin kimler tarafından, hangi amaçla gündeme getirildiği ayrı mesele.
Ankara’da asıl soru şu: Amaç yatırımcıyı kurtarıp zararı sınırlamak mı, yoksa kriz üzerinden hesaplaşmak mı? Yanıtı, bundan sonra hangi bilgilerin kimlerle paylaşılacağında aramak gerekiyor.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.