Adana’da pamuk ekim alanı 2018’deki 455 bin dekarlık seviyesinden 58 bin dekara geriledi. Yüksek üretim maliyetleri ve düşük kârlılık nedeniyle üreticinin pamuktan uzaklaştığına dikkat çeken sektör temsilcileri, desteklerin yeniden düzenlenmesini ve uzun vadeli üretim politikası oluşturulmasını istiyor.
02 Kasım 2026 00:00 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!ADANA-DÜNYA
Çukurova’nın beyaz altını pamuk, yüksek maliyetler, düşük kârlılık ve daralan ekim alanları nedeniyle eski günlerinden oldukça uzaklaştı. Adana’da bir dönem yüz binlerce dekar alanda ekilen pamuk, her geçen yıl gerilemeye devam ediyor. Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, üreticinin pamuktan tamamen uzaklaşmasını önlemek için destekleme politikalarının üretim maliyetleri ve bölgesel koşullar dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Bir dönem Çukurova’nın simgesi olan pamuğun Adana’da giderek daha dar bir alana sıkıştığına dikkat çeken Doğan, 2016’da yaklaşık 270 bin dekar olan ekim alanının 2018’de 455 bin dekara yükseldiğini, bugün ise yüzde 87 daralarak 58 bin dekara gerilediğini açıkladı. Tarım ve Orman Bakanlığı TEPGE’nin Temmuz 2026 raporuna göre de 2025/2026 sezonunda Türkiye genelinde pamuk ekim alanı yaklaşık yüzde 14 azalarak 402 bin hektara düştü.
Pamuk ekimindeki daralmanın yanında, bazı bölgelerde üreticinin pamuktan tamamen vazgeçmesinin de kolay olmadığını belirten Doğan, özellikle Karataş ve Ceyhan çevresindeki arazilerin koşullarına dikkat çekti. Doğan, “Bölgedeki üreticinin pamuk ekimini yalnızca ekonomik bir tercih olarak değerlendirmemek gerekiyor. Bugün çiftçi mecburiyetten pamuk ekiyor” dedi.
Pamukta destekleme fiyatlarının üreticinin ekim kararında belirleyici olduğunu ifade eden Doğan, mevcut desteklerin üretim maliyetleri karşısında yetersiz kaldığını söyledi. TEPGE raporuna göre 2025 yılından itibaren kilogram başına ödeme sisteminden havza bazlı ve alan esaslı destekleme modeline geçildi.
“400 kilogramın altında verim olursa çiftçi kazanamayacak”
Pamuk üretimindeki daralmanın temel nedenlerinden birinin maliyetler olduğunu belirten Doğan, bir dekar pamuk üretiminin maliyetinin yaklaşık 15 bin liraya ulaştığını kaydetti. Dekardan 400 kilogram ürün ve kilogram başına 40 lira fiyat üzerinden yaklaşık 16 bin lira gelir elde edilebildiğini belirten Doğan, maliyet ile gelir arasındaki farkın oldukça düşük kaldığını söyledi. Doğan, “Çiftçimiz 400 kilogram ürün bekliyor. Eğer bu verimin altında kalırsa para kazanamayacak” diye konuştu.
“Türkiye pamuk ithalatına 2,28 milyar dolar ödüyor”
Ziraat Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Ahencan Tayakısı da pamuk üretimindeki gerilemenin dışa bağımlılığı artırdığına dikkat çekti. Tayakısı, Türkiye’de 2022 yılında 5,7 milyon dekar alanda 2,75 milyon ton kütlü pamuk üretilirken, 2025 yılında ekim alanının yaklaşık 4 milyon dekara, üretimin ise 1,95 milyon tona gerilediğini söyledi. 2025-2026 sezonunda 3,6 milyon dekar alanda yaklaşık 1,6 milyon ton üretim beklendiğini belirten Tayakısı, Türkiye’nin pamuk ithalatına yaklaşık 2,28 milyar dolar ödediğini kaydetti.
Yüksek girdi maliyetleri, pamuk fiyatları, sulama imkanları ve alternatif ürünlerin daha fazla gelir sağlamasının üreticiyi pamuktan uzaklaştırdığını ifade eden Tayakısı, gübre, mazot, tohum, ilaç ve sulama maliyetlerinin desteklenmesini istedi. Taban fiyatın ekimden önce açıklanması ve desteklerin avans olarak ödenmesi gerektiğini belirten Tayakısı, “Pamuk stratejik bir üründür. Üreticinin önünü görebildiği, maliyetlerini karşılayabildiği ve sürdürülebilir üretim yapabildiği bir destekleme ve fiyat politikası oluşturulmalıdır. Aksi halde pamukta dışa bağımlılığımız daha da artacaktır” dedi.
Bilgiç: Pamukta eski günlere dönüş zor ama imkânsız değil
Adana Ticaret Borsası Başkanı Şahin Bilgiç, Çukurova’da pamuk üretiminin eski günlerine dönmesinin zor ancak imkânsız olmadığını belirterek, 7-10 yıllık stratejik bir plan ve kapsamlı kamu yatırımlarına ihtiyaç bulunduğunu söyledi. Yalnızca desteklerin artırılmasının yeterli olmayacağını vurgulayan Bilgiç, üretimden sanayiye kadar bütün zinciri kapsayan bir “Çukurova Pamuk Kurtarma Programı” uygulanmasını önerdi.
Pamukta destek katsayısının artırılması, maliyet ile satış fiyatı arasındaki farkın prim olarak karşılanması ve ekim öncesinde fiyat güvencesi sağlanması gerektiğini belirten Bilgiç, tekstil fabrikalarıyla üreticiler arasında sözleşmeli üretim modellerinin geliştirilmesini istedi. İplikten konfeksiyona uzanan değer zincirinin Adana’da tamamlanmasının önemine dikkat çeken Bilgiç, Çukurova pamuğunun markalaşması ve uluslararası pazarlarda tanıtılması gerektiğini kaydetti. Mevcut koşulların değişmemesi halinde Adana’da pamuk üretiminin yakın gelecekte tarih olabileceği uyarısında bulundu.
“Türk çiftçisi yabancı rakipleriyle eşit şartlarda yarışamıyor”
Türkiye’nin önemli pamuk üretim merkezlerinden Hatay’da uzun yıllardır üretim yapan çiftçi Bülent Mıstıkoğlu ise artan girdi maliyetleri, yetersiz destekler ve zararına satışlar nedeniyle pamuk ekimini bıraktığını söyledi. Bu yıl bir dönüm dahi pamuk ekmediğini belirten Mıstıkoğlu, “Zararına da kimse bir iş yapmak istemez. Para kazanamayınca pamuğu tamamen terk ettik. Çiftçi ayçiçeği ve mısır gibi alternatif ürünlere yöneliyor” dedi.
Mazot ve gübre başta olmak üzere girdi maliyetlerinin arttığını, desteklerin ise aynı seviyede kaldığını ifade eden Mıstıkoğlu, Türk çiftçisinin yabancı üreticilerle eşit şartlarda rekabet edemediğini savundu. ABD’de üreticilerin uzun vadeli desteklerle korunduğunu, Azerbaycan’da ise makine ve ekipman faturalarının yüzde 70’inin devlet tarafından karşılandığını belirten Mıstıkoğlu, yerli üreticinin benzer desteklerden yoksun olduğunu söyledi.
Pamuk üretimindeki gerilemenin sanayiyi de etkilediğini belirten Mıstıkoğlu, Hatay’daki çırçır fabrikalarının kârsızlık nedeniyle kapandığını veya çalışmadığını, Kahramanmaraş’taki tekstil sektörünün de ciddi sıkıntılar yaşadığını dile getirdi. Tarım Kanunu’nda yer alan milli gelirin en az yüzde 1’inin tarıma ayrılması hükmünün uygulanmasını, deprem bölgesine özel destekler verilmesini ve uzun vadeli bir tarım politikası oluşturulmasını isteyen Mıstıkoğlu, “Her bakan değişiminde politikalar sil baştan yenilenmemeli. Kararlılıkla uygulanacak uzun vadeli bir tarım programı şart” diye konuştu.
Raporlar düşük kârlılığa dikkat çekiyor
TEPGE’nin Temmuz 2026 tarihli raporuna göre, Türkiye’de 2026/2027 sezonunda kütlü pamuk üretiminin yüzde 32,5 azalarak 1,3 milyon tona gerilemesi bekleniyor. Bu miktarın son 35 yılın en düşük üretim seviyelerinden biri olabileceği belirtiliyor. Raporda düşüşün temel nedenleri arasında düşük pamuk fiyatları, yetersiz kârlılık ve daralan ekim alanları gösteriliyor. Türkiye’nin pamuk üretimi iç tüketimi karşılamakta da yetersiz kalıyor. 2024/2025 sezonunda 830 bin ton lif pamuk üretilirken, yurt içi tüketim 1,63 milyon tona, ithalat ise 971 bin tona ulaştı.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.