BYD’nin 1 milyar dolarlık Manisa yatırımında takvim ilerlemezken, Chery cephesinde gündeme gelen üretim planı henüz somut bir fabrika kararına dönüşmedi. VW ise 2019’da rafa kaldırdığı Türkiye yatırımını bu kez Doğuş Otomotiv’le imzaladığı niyet mektubuyla yeniden gündeme taşıdı. MG, SWM ve diğer Çinli üreticilerin girişimleri de aynı durumda. Peki yıllardır konuşulanlar ne zaman fabrikalara dönüşecek?
Ali Yıldırım 02 Kasım 2026 00:00 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!Türkiye, otomotiv sanayisinde yıllardır yeni bir küresel markanın sıfırdan kuracağı büyük ölçekli fabrikayı bekliyor. Mevcut üreticiler yatırımlarını sürdürürken son yıllarda Chery, BYD ve Volkswagen üzerinden üç ayrı yatırım beklentisi oluştu. Chery'de somut üretim başlangıcı görülmedi, BYD'de imzalar atılmasına rağmen fabrika takvimi ilerlemedi, fabrika yeri belirlendi.
Öte yandan Çinli SAIC bünyesindeki MG'nin Türkiye'de üretim yapabileceğine yönelik geçmiş dönem açıklamaları, SWM gibi markaların montaj ve üretim girişimleri ve farklı Çinli üreticilerle yürütüldüğü bildirilen görüşmeler de bu gündemin parçaları arasında yer aldı. Volkswagen ise yıllar önce vazgeçtiği Türkiye'ye bu kez bir niyet mektubuyla geri döndü. Üstelik Avrupa Birliği'nin “Made in EU” yaklaşımının Türkiye’nin dışarda kalacağı beklentileri gittikçe artarken. Bu tablo Türkiye'nin otomotiv ihracatındaki konumunu yeniden tartışmaya açıyor.
Bu süreçte üretim hiç durmadı
Tabi bu süreçte Türkiye'de otomotiv üretimi durmadı. Aksine Ford Otosan, Tofaş, Oyak Renault, Toyota, Hyundai, Mercedes-Benz Türk ve TOGG gibi yerleşik üreticiler kapasite, model dönüşümü, teknoloji ve elektrifikasyon yatırımlarını sürdürdü. Özellikle Ford Otosan'ın ticari araç ve elektrikli araç yatırımları, Türkiye'nin üretim kabiliyetinin devam ettiğini gösterdi. Hatta Hyundai Avrupa pazarında satacağı yüzde 100 elektrikli Ioniq 3 modelinin üretimini de Türkiye’ye getirdi. Ama Made in EU dışında kalmamızla birlikte buradaki planlarda da değişiklik olabilir.
BYD Manisa’da 1 milyar dolarlık yatırım yapacaktı
Türkiye'nin son yıllarda duyurduğu en dikkat çekici otomotiv yatırımlarından biri, Çinli elektrikli otomobil üreticisi BYD ile Temmuz 2024'te imzalanan anlaşmaydı. Anlaşmaya göre BYD'nin Manisa'da yaklaşık 1 milyar dolarlık yatırımla yıllık 150 bin araç kapasiteli bir fabrika kurması, yaklaşık 5 bin kişiye doğrudan istihdam sağlaması ve bir Ar-Ge merkezi oluşturması öngörülüyordu. Üretimin 2026 sonunda başlaması hedeflenmişti. Bu anlaşma, Türkiye'nin yalnızca büyük bir otomobil pazarı değil, elektrikli araç üretiminde de önemli bir merkez olabileceği beklentisini doğurdu. Ancak aradan geçen sürede yatırımın beklenen hızda ilerlememesi, soru işaretlerini artırdı. Üstelik BYD'nin Türkiye'de üretim yatırımı taahhüdü çerçevesinde, Çin menşeli araçlara uygulanan ilave gümrük vergileri ve ithalat koşulları bakımından özel düzenlemelerden yararlanabilmesi de tartışma konusu oldu. Türkiye, bir anlamda gelecekte yapılması beklenen üretim yatırımını bugünkü pazar erişimiyle destekleyen bir model oluşturdu. Ne var ki fabrikanın hayata geçirilmesi konusunda beklenen ilerleme sağlanamadı.
“İleriye dönük çalışmalar sürüyor”
Nitekim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın 10 Haziran 2026'da kamuoyuna yansıyan açıklaması, durumun ciddiyetini ortaya koydu. Bakanlık, yatırımda öngörülen ilerleme kaydedilemediği için BYD'nin teşviklerden yararlanma sürecinin 2026 başında askıya alındığını doğruladı. Aynı açıklamada, yatırım anlaşmasının, şirketin yükümlülüklerinin ve devlete sunulan teminatların geçerliliğini koruduğu belirtildi. Yatırım tamamlanmazsa teşvikler ve teminatlar çerçevesinde hukuki sonuçların doğabileceği de vurgulandı. En son Paris Otomobil Fuarı’nda ayaküstü soru sorma fırsatı yakaladığım BYD Başkan Yardımcısı Stella Li, Türkiye yatırımıyla ilgili, yeni ülkelerde yatırım yapmak için ileriye dönük çalışmalarının sürdüğünü ifade etti. Ve hızla alandan uzaklaştı.
Chery, fizibilite çalışması yapıyordu
Çinli Chery de Türkiye'nin yeni otomotiv yatırımcısı olabilecek markalar arasında öne çıktı. 2023 yılında Türkiye pazarına güçlü bir dönüş yapan şirket, kısa sürede SUV modelleriyle önemli satış rakamlarına ulaştı. Türkiye, Chery açısından yalnızca yüksek satış potansiyeli taşıyan bir pazar değil, Avrupa'ya açılmak için de değerlendirilen bir üretim noktası haline geldi. Chery Türkiye Başkanı Si Fenghuo, Haziran 2024'te yaptığı açıklamada ilgili bakanlıklarla fabrika kurulması ve Türkiye'de üretim yapılması konusunda fizibilite çalışmalarının sürdüğünü doğrulamıştı. Daha sonra Samsun'da üretim yapılabileceği yönündeki açıklamalar ve yatırım haberleri gündeme geldi. Arazi, teşvik, altyapı ve yatırım ölçeği konusunda çeşitli senaryolar konuşuldu. Fakat bu tarafta da bu konu çok konuşulmadı. Son Türkiye buluşmasında Çin’de Chery’nin Türkiye yatırımına ilişkin haber akışı gerçekleşmedi.
VW, yeniden farklı modelle dönüş yaptı
Geçen hafta yatırım takvimine giren başka bir marka ise Volkswagen oldu. Tabi VW hikayesi Türkiye’de biraz daha farklı. Alman otomotiv devi daha önce de bir girişimde bulunmuş ama sonra bu kararı pandemi etkisiyle ertelemişti. Şimdi ilk kez fabrika kurmaya bir anlamda hazırlanıyor diyebiliriz. Ama şimdilik bu konu hakkında çok detay yok. Ortada sadece Doğuş Otomotiv’in üretim planlaması için iyi niyet mektubu var. 2019 yılında marka, Manisa'da yaklaşık 1 milyar euroluk yatırımla yeni bir otomobil fabrikası kurmayı planlıyordu. Fabrikada Volkswagen Passat ve Skoda Superb gibi modellerin üretilmesi, yıllık kapasitenin yaklaşık 300 bin araca ulaşması ve 4 bin kişiye doğrudan istihdam sağlanması hedefleniyordu. Hatta Ekim 2019'da yaklaşık 943,5 milyon TL sermayeyle Volkswagen Turkey Otomotiv Sanayi ve Ticaret AŞ kuruldu. Bu kararı ve girişimi tamamen VW kendisi gerçekleştirdi. Ancak yatırım hiçbir zaman fabrika inşaatına dönüşmedi. Volkswagen, 2020'de küresel talep koşulları ve pandemi kaynaklı belirsizlikleri gerekçe göstererek projeden vazgeçti. Yatırım için kurulan şirket de tasfiye sürecine girdi. Böylece Türkiye'nin uzun yıllardır beklediği büyük ölçekli yeni otomotiv yatırımlarından biri daha gerçekleşmeden sona erdi.
VW’e ilişkin birçok üretim senaryosu var
Altı yıl sonra Volkswagen, bu kez Doğuş Otomotiv üzerinden Türkiye'de üretim seçeneklerini yeniden gündeme taşıdı. Doğuş Otomotiv'in 30 Ekim 2026’da Kamuyu Aydınlatma Platformu'na yaptığı açıklamayla, Volkswagen Grubu şirketleriyle niyet mektubu imzalandığı duyuruldu. Açıklamada Volkswagen markalı binek otomobillerin Türkiye'de üretilebilmesine ilişkin seçeneklerin değerlendirileceği belirtildi. Yeni iş birliğiyle Türkiye pazarına yeni teknolojilere uygun, katma değerli ürünler sunulması hedefleniyor. Fakat gerçekleşecek yatırımın ya da niyet hakkında bir detay şimdilik normal olarak yok. Ama ortada oldukça fazla senaryo var. Bu kez sıfırdan büyük bir fabrika kurmak yerine, daha düşük yatırımla gerçekleştirilebilecek montaj seçeneklerini de masada. Hatta Alman basını, markanın Çin'deki ortağı FAW ile geliştirilen bazı modellerin Türkiye'de monte edilmesi seçeneğini değerlendirildiğini paylaştı. Ama bunların hiçbiri markanın resmi açıklaması değil. Avusturya merkezli Krone de önceki gün 31 Ekim tarihli haberinde bu senaryoyu gündeme taşıdı. Haberde Çin'den demonte kitler halinde getirilecek araçların Türkiye'de birleştirilebileceği belirtildi.
Türkiye’nin konumu avantaj oluşturabilir
Volkswagen, Avrupa'da maliyetleri azaltmaya ve üretim kapasitesini daha verimli kullanmaya çalışıyor. Şirketin model çeşitliliğini azaltma ve operasyonlarını sadeleştirme stratejisi, yeni yatırımlarda daha düşük sermaye gerektiren seçeneklerin değerlendirilmesini anlamlı kılıyor. İkinci olarak Çin, Volkswagen için artık yalnızca bir satış pazarı değil, yeni modellerin geliştirildiği ve üretim maliyetlerinin optimize edildiği bir merkez haline geldi. Çin'de geliştirilen modellerin Türkiye'de monte edilmesi, Volkswagen’e farklı pazarlara yönelik yeni bir üretim ve dağıtım organizasyonu kurma imkânı sağlayabilir. Üçüncü olarak Türkiye'nin Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Orta Asya arasındaki lojistik konumu, böyle bir operasyon için avantaj oluşturabilir. Alman basınında Afrika, Güney Amerika ve Güneydoğu Asya gibi bölgelerin olası ihracat pazarları arasında gösterilmesi de Volkswagen'ın Türkiye'yi yalnızca iç pazar için değerlendirmiyor olabileceğine işaret etti. Tabi en doğru ve net açıklama ilerleyen günlerde Doğuş Otomotiv tarafından gelecektir.
Made in EU riski sürüyor
Türkiye'nin yeni otomotiv yatırımları konusunda yaşadığı belirsizlik, Avrupa Birliği'nin sanayi politikalarındaki dönüşümle aynı döneme denk geliyor. Avrupa Komisyonu'nun 4 Mart 2026'da sunduğu Industrial Accelerator Act (Sanayi Hızlandırma Yasası) teklifi, Avrupa'da üretilen ürünlerin kamu alımlarında ve belirli devlet desteklerinde önceliklendirilmesini amaçlıyor. Türkiye, AB üyesi olmamasına rağmen Gümrük Birliği sayesinde Avrupa otomotiv üretim zincirinin önemli bir parçası. Türkiye'deki fabrikalarda üretilen araçların büyük bölümü Avrupa pazarına ihraç ediliyor. Üstelik Avrupa'daki otomobil fabrikaları da Türkiye'den önemli miktarda parça ve komponent tedarik ediyor. Bu nedenle Türkiye'nin Avrupa sanayi politikalarının dışında tutulması, yalnızca Türkiye'deki üreticileri değil, Avrupa'daki otomotiv şirketlerinin mevcut tedarik organizasyonlarını da etkileyebilir.
Çevre pazarlara tedarik kolaylaşacak
Volkswagen ile imzalanan niyet mektubunun taraflarından Doğuş Otomotiv, uzun yıllardır Alman grubunun Türkiye'deki en önemli iş ortaklarından biri. Volkswagen, Audi, SEAT, CUPRA, Skoda ve Porsche gibi markalar üzerinden geniş bir satış ve satış sonrası hizmet organizasyonuna sahip olan şirketin faaliyetleri Türkiye sınırlarını da aşıyor. Doğuş Otomotiv'in Irak'taki Volkswagen ve Audi distribütörlüğü 2013 yılına kadar uzanıyor. Şirket, 2025'te ise Irak, Azerbaycan ve Suriye'de Volkswagen binek araç satış ve satış sonrası hizmetlerine yönelik yeni niyet mektupları imzalamıştı. Bu gelişme, Volkswagen'ın Türkiye planı açısından yeni bir ihtimali gündeme getiriyor. Türkiye'de kurulabilecek bir operasyon, Doğuş Otomotiv'in faaliyet gösterdiği veya genişlemeyi hedeflediği çevre pazarlara araç tedarik edilmesini kolaylaştırabilir.
Türkiye üretimi elektrikliler de etkilenebilir
Ticaret Bakanı Ömer Bolat Ekim 2026'da yaptığı açıklamalarda, teklifin bazı hükümlerinin yeni yatırımları etkileyebileceğini ve entegre otomotiv tedarik zincirlerini bozabileceğini belirterek Türkiye'nin beklentilerinin Avrupa kurumlarına iletildiğini açıkladı. Özellikle elektrikli otomobiller için sağlanan kamu desteklerinin Avrupa menşeli içerik şartına bağlanması, Türkiye'de üretilen bazı modellerin rekabet gücünü zayıflatabilir. Avrupa pazarına yönelik üretim planlayan bir otomobil markası, gelecekteki teşvik ve menşe koşullarından emin olmak için fabrikasını Türkiye yerine bir AB ülkesinde kurmayı tercih edebilir. Avrupa'daki üreticilerin belirli oranlarda AB menşeli parça kullanmasının teşvik edilmesi, Türkiye'den yapılan bazı parça tedariklerini olumsuz etkileyebilir.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.