31 Ekim 2026, Cumartesi · 05:27 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Bakırköy Belediye Tiyatroları’nın genel sanat yönetmeni Ragıp Savaş ile yeni sezonu konuştuk: ‘Büyük dönüşüm’

36 yıllık geçmişe sahip Bakırköy Belediye Tiyatroları, Genel Sanat Yönetmeni Ragıp Savaş yönetiminde yeni sezona yenilenen görsel kimliği ve geniş repertuvarıyla başladı. Savaş, yeni oyunlardan kurumsal dönüşüme ve Tarık…

36 yıllık geçmişe sahip Bakırköy Belediye Tiyatroları, Genel Sanat Yönetmeni Ragıp Savaş yönetiminde yeni sezona yenilenen görsel kimliği ve geniş repertuvarıyla başladı. Savaş, yeni oyunlardan kurumsal dönüşüme ve Tarık Akan’ı canlandırdığı “Anne Kafamda Bit Var” oyununa kadar tiyatronun gündemini anlattı.

Güncellenme: 31.10.2026 04:00:00

Öznur Oğraş Çolak Takip Et:

36 yıllık geçmişe sahip Bakırköy Belediye Tiyatroları, Genel Sanat Yönetmeni Ragıp Savaş yönetiminde yeni sezona yenilenen görsel kimliği ve geniş repertuvarıyla başladı. Savaş, yeni oyunlardan kurumsal dönüşüme ve Tarık Akan’ı canlandırdığı “Anne Kafamda Bit Var” oyununa kadar tiyatronun gündemini anlattı.

Bakırköy Belediye Tiyatroları (BBT) 36 yıllık köklü bir geçmişe sahip. Tiyatroya damga vuran onlarca oyunu ve ustayı BBT sahnesinde seyrettik. Uzun yıllar usta çırak ilişkisiyle yola devam etti tiyatro. Bugüne gelecek olursak yeni sezonda yenilenen görsel kimlik ve iddialı bir repertuvarla başladı.

Genel Sanat Yönetmeni Ragıp Savaş liderliğinde ve “büyük dönüşüm” mottosuyla yeni sezona başlayan tiyatro, sadece İstanbul’da değil ülkemizin dört bir yanındaki tiyatroseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.

Tüm bu süreci ve yeni sezonu Savaş ile konuştuk.

ZENGİN REPERTUVAR...

- BBT’de yeni sezonda tiyatroseverleri neler bekliyor?

Bu sezon seyircimizi farklı dünyalara açılan, farklı düşünceleri ve duyguları bir araya getiren zengin bir repertuvar bekliyor. Klasik eserlerle çağdaş metinleri buluştururken çocuk oyunlarımızı da çok önemsiyoruz. Çünkü tiyatronun her yaşta insanla ilişki kurabilmesi, hayatın farklı dönemlerine ve sorularına dokunabilmesi gerektiğine inanıyorum.

Ben repertuvarı yalnızca sahneye koyacağımız oyunların toplamı olarak görmüyorum. Repertuvar, bir tiyatronun dünyaya nasıl baktığını, hangi soruları sorduğunu ve seyircisiyle nasıl bir ilişki kurmak istediğini, yani duruşunu da gösterir. BBT’de seyircimizi yalnızca eğlendiren değil, düşündüren, duygulandıran ve zaman zaman alışkanlıklarını sorgulatan bir tiyatro anlayışını geliştirmek hedefledik hep. 36 yıllık köklü seyirci geleneğimizi korurken yeni kuşaklarla buluşmak, farklı anlatım biçimlerine alan açmak ve tiyatroyu kent yaşamının daha güçlü bir parçası haline getirmek temel hedeflerimiz arasında. Bu sezonun, BBT’nin sanatsal yönelimlerini daha görünür kılacağına inanıyorum. Kasım ayında En Mutlu Kim çocuk oyunumuz, aralık ayında da Çalıkuşu oyunumuzu sahneleyeceğiz. Geçen sene İBB ile birlikte açtığımız Baruthane sahnemizde de Parkta Güzel Bir Gün oyunumuz ocak-şubat gibi seyirciyle buluşacak. Nisan ayında da Kim Korkar Hain Kurttan oyunumuzun prömiyerini yapacağız. Ayrıca yurtdışı ve yurtiçi turnelerimiz olacak.

- Yenilendik diyorsunuz. Tanıtımlarınızda “Sanatsal Rönesans: Büyük Dönüşüm Başlıyor!” ifadeleri yer alıyor. Sanatsal Rönesans tam olarak nedir?

Sanatsal Rönesans kavramı başta biraz iddialı geliyor biliyorum ama bunu önemsiyoruz. Çünkü burada sözünü ettiğimiz şey, sadece yeni oyunlar sahnelemek ya da bir sezonun programını değiştirmek değil. Bir sanat kurumunun kendi birikimini yeniden değerlendirerek geleceğe ilişkin yeni bir iddia ortaya koymasıdır. Bakırköy Belediye Tiyatroları 36 yıllık geçmişiyle önemli bir kültürel birikime sahip. Bu birikimi korumak kadar, onu bugünün dünyasıyla buluşturmak da bizim sorumluluğumuzda elbette.

Geçmişimize sahip çıkarken geçmişin içinde de kalamayız. Tiyatro, doğası gereği sürekli yenilenmek, yeni sorular sormak ve yaşadığı ve gelecek zamanla ilişki kurmak zorundadır.

Biz bu dönüşümü repertuvar seçimlerinden kurumsal yapılanmaya, yerli yazarların desteklenmesinden genç sanatçılara alan açılmasına, uluslararası ilişkilerden seyircimizle kurduğumuz iletişime kadar geniş bir çerçevede ele alıyoruz. Dediğim gibi istediğimiz şey BBT’nin yalnızca oyunlar sahneleyen bir kurum değil, yeni fikirlerin ve sanatsal üretimin geliştiği bir merkezde olması.

GELENEKLER...

- BBT’de 36 yıldan bugüne neler değişti?

Bir tiyatronun 36 yıllık geçmişi, yalnızca takvimde biriken yıllardan ibaret değildir. O yılların içinde sanatçılarımız, oyunlarımız, seyircilerimiz, emeklerimiz ve kurum hafızamız var. BBT yıllar içinde kendi bünyesinde pek çok sanatçının yetişmesine, farklı tiyatro anlayışlarının seyirciyle buluşmasına vesile oldu ve İstanbul’un kültür yaşamına katkı sunan önemli sanat kurumlarından biri haline geldi.

- Peki önceliğiniz nedir?

Bugün bizim önceliğimiz, bu mirası geleceğe nasıl taşıyacağımız. Çünkü daha öncede söylediğim gibi, sanat kurumları sadece geçmişte yaptıkları başarılı işlerle yaşayamazlar; her dönemde yeniden üretmek, kendilerini sorgulamak ve değişen dünyayla ilişki kurmak zorundadırlar. Bu nedenle repertuvar anlayışımızı geliştiriyor, çağdaş tiyatronun imkânlarını değerlendiriyor, yerli yazarlara ve yeni metinlere daha fazla alan açmayı hedefliyoruz. Genç sanatçıların üretim süreçlerimize katılmasını, farklı kuşakların bir araya gelmesini ve tiyatromuzun uluslararası alanda daha görünür olmasını önemsiyoruz. Benim için değişim, yalnızca yönetim kadrolarının ya da çalışma biçimlerinin değişmesi değildir. Asıl değişim, bir kurumun düşünme ve üretme biçiminin gelişmesi ve değişmesidir.

‘TARIK AKAN, İZ BIRAKMIŞ BİR SANATÇI’

- “Anne Kafamda Bit Var” oyununda Tarık Akan’ı canlandırıyorsunuz. Bize karakterinizden ve role hazırlık sürecinizden bahseder misiniz?

Tarık Akan, benim için yalnızca çok önemli bir sinema oyuncusu değil; duruşuyla, mesleğine yaklaşımıyla ve hayat karşısındaki tavrıyla da iz bırakmış bir sanatçı. Onun hayatından bir dönemi ve yaşadıklarını sahneye taşımak, doğal olarak büyük bir sorumluluk getiriyor. “Anne Kafamda Bit Var”, yalnızca bir sanatçının anılarını anlatan bir eser değil. Aynı zamanda bir insanın yaşadığı dönemi, karşılaştığı zorlukları, inandığı değerleri ve bütün bunların kişiliğinde bıraktığı izleri anlamamıza imkân veren bir hikâye.

Bu nedenle Tarık Akan’ı sahnede canlandırırken yalnızca fiziksel benzerliğin ya da bilinen jestlerin peşinden gitmeyi doğru bulmuyorum. Benim için önemli olan, onun insani tarafını anlamak, yaşadıklarının onda yarattığı duyguları, düşünceleri ve iç çatışmaları sahne üzerinde doğru bir biçimde kurabilmek. Bunun için hayatını, söyleşilerini, yazdıklarını ve görüntülerini inceliyor, dönemin koşullarını ve anlatının arka planını anlamaya çalışıyorum.

Bir oyuncu olarak gerçek bir insanı sahneye taşırken onun taklidini yapmakla onu anlamak arasında önemli bir fark olduğunu düşünüyorum. Taklit, dışarıdan görüneni yeniden üretir; oyunculuk ise görünmeyenin peşine düşer. Benim arayışım da Tarık Akan’ın iç dünyasına, insan olarak taşıdığı değerlere ve yaşadıklarının onda bıraktığı izlere yaklaşabilmek.

Bu rolü üstlenmek benim için hem mesleki hem de insani açıdan özel bir deneyim. Tarık Akan’ın hatırasına saygı duyarak, onu bir kalıba hapsetmeden, seyircinin onunla yeniden ve sahici bir ilişki kurabileceği bir yorumla oynamaya çalışıyorum. İnanıyorum ki sahnede önemli olan, bir insanı yalnızca yeniden göstermek değil, onu bugün için yeniden anlaşılır kılabilmektir.

İlgili Konular: #Tiyatro #oyun #yönetmen #sahne #Bakırköy Belediyesi

En

İlgili Haberler
Makroekonomi Bakan Fidan, G20 Dışişleri Bakanları Toplantısı marjında temaslarda bulundu Independent Türkçe · 7 saat önce Borsa Bakırköy Belediyesi soruşturmasında 40 kişiye tutuklama talebi Ekonomim · 7 saat önce Makroekonomi Bakırköy Belediyesi soruşturmasında 40 kişi için tutuklama talebi Independent Türkçe · 8 saat önce Borsa Festival, 'Bir Çeyiz Sözleşmesi' ile devam ediyor! Cumhuriyet Finans · 16 saat önce Borsa Demir cevherinde Çin baskısı, bakırda arz sıkıntısı: Metallerde fiyatlar ayrıştı Dünya Gazetesi · 17 saat önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.