30 Ekim 2026, Cuma · 19:18 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Sırbistan: Zoru bitti, şimdi daha zoru başlıyor

14 yıllık bir iktidarı, ne bir lideri ne de bir partisi olan bir hareket devirdi. Ancak Sırbistan'da asıl sınav şimdi başlıyor: Ahlaki bir otoriteyi siyasi bir sorumluluğa dönüştürmek, bir rejimi devirmekten çok daha zor…

Devrimlerin tarihinde en tehlikeli an, zaferin kutlandığı gecenin sabahıdır. Sokaklar boşalır, pankartlar katlanır ve o güne dek "neyin değişmesi gerektiğini" söylemekle yetinen bir hareket, bir sabah kendini "nasıl değiştireceği" sorusuyla baş başa bulur. Bu 2 soru arasındaki mesafe, çoğu zaman bir devrimin kaderini belirler.

25 Ekim 2026'da Sırbistan bu eşiğe vardı. "Öğrenci Listesi – Öğrenciler Kazanıyor", oyların yüzde 52,7'sini aldı; Cumhuriyet Seçim Komisyonu'nun son verilerine göre 250 sandalyelik mecliste 140–141 sandalyeyle mutlak çoğunluğu elde etti. Vučić'in "Birleşik Sırbistan" listesi yüzde 39'da kaldı; uzun yıllar iktidar ortağı olan Sosyalist Parti ise meclis dışında kaldı.

Bu makale, Sırbistan'ın önündeki dönemi 3 düzlemde ele alıyor: hareketin neden kazandığı, iktidarda hangi yapısal paradokslarla karşılaşacağı ve bu paradoksların Sırbistan'ın AB, Rusya, Kosova, Bosna-Hersek ve Çin ile ilişkilerine nasıl yansıyacağı.

Tezim şu: Sırbistan'da yaşanan, derin bir demokratik kırılmadır; ama jeopolitik bir kırılma değildir. Yeni iktidarın en büyük sınavı dış dünyada değil, kendi içinde yaşanacak: Kendisini iktidara taşıyan 3 erdemin — lidersizliğin, ahlaki saflığın ve stratejik belirsizliğin — iktidarda birer zaafa dönüşmesini engelleyebilecek mi?


Bir saçağın sosyolojisi: Hareket neden kazandı?

Novi Sad tren istasyonunun beton saçağı, 1 Kasım 2024'te çöktüğünde 16 insanın hayatını aldı. Ama siyasal anlamı bundan çok daha büyüktü: O saçak, yeni yenilenmiş, büyük törenlerle açılmış bir istasyonun parçasıydı. İşte bu yüzden çöküş, bir kazadan çok bir metafora dönüştü: Parıltılı bir cephenin arkasında çürümüş bir devlet.

Hareketin başarısını 3 etkene bağlıyorum:

• Birincisi, kuşaksal bir kırılma. Liste başı Ilija Srdanović'in seçimden sonra söylediği gibi, değişimi talep eden, 2000'den sonra doğmuş bir gençlik. Bu kuşak Milošević'i, savaşları, yaptırımları yaşamadı. Onların siyasi bilinci 1990'ların travmalarıyla değil, 2010'ların yolsuzluk ve kayırmacılık deneyimiyle biçimlendi. Vučić'in uzun süre başarıyla kullandığı "ya ben ya kaos" anlatısı, bu kuşağa hiçbir şey söylemiyordu.

• İkincisi, partiler üstü bir ahlaki otorite. Sırp muhalefeti yıllarca dağınık, kırgın ve güvenilmez görüldü. Öğrenciler ise partilerin hiçbir zaman kuramadığı bir şeyi kurdular: ülke çapında, yatay ve disiplinli bir örgüt. Kendilerini aday göstermemeleri, iktidar hırsı iddiasını en baştan boşa çıkardı.

• Üçüncüsü, medya hegemonyasının sınırı. Kampanya boyunca ulusal yayıncılık büyük ölçüde iktidarın kontrolündeydi; buna rağmen öğrenciler 13 puan farkla kazandı. Bu seçim, medya ile seçmen davranışı arasındaki ilişkinin ne kadar abartıldığını gösterdi. Hükümet ile toplum, artık 2 paralel gerçeklikte yaşıyordu ve ekran, sokakta olanı görmez hâle gelmişti.

Katılımın yüzde 69'a yakın olması, son 30 yılın en yüksek oranlarından biri. Ancak harita homojen değil: Öğrenciler ülkenin büyük bölümünde kazanırken Güney Sırbistan, Vučić'in listesine sadık kaldı. Bu ayrıntı, ileride sık sık hatırlanacak bir fay hattına işaret ediyor.


Tarihin iki uyarısı: 1968 ve 2000

Sırp öğrencileri iktidarla ilk kez yüzleşmiyor. Yakın tarihte iki an, bugünün öğrencilerine iki ayrı ders bırakmış durumda: Biri kucaklanarak etkisizleştirilmenin, diğeri zaferi başkalarına devretmenin dersi.

• 1968: Tito'nun kucaklaması. Haziran 1968'de Belgrad Üniversitesi öğrencileri fakülteleri işgal etti; işsizliğe, büyüyen eşitsizliğe ve sosyalist düzenin içinde filizlenen "kızıl burjuvazi"ye karşı ses yükselttiler. Üniversiteye "Karl Marx Kızıl Üniversitesi" adını verdiler; rejimi kendi ideolojisinin diliyle eleştiriyorlardı. Rejim önce coplara başvurdu. Ama 9 Haziran'da Tito televizyona çıktı, öğrencilerin taleplerinin büyük bölümünde haklı olduğunu kabul etti ve bu sorunları çözemezse görevde kalmaması gerektiğini söyledi. Fakültelerde kolo oynandı, işgal sona erdi.

Bu geri adım bir teslimiyet değil, ustaca bir kucaklama ve etkisizleştirme stratejisiydi. Talepler zamanla unutuldu; hareketin entelektüel öncüleri birer birer tasfiye edildi, Praxis çevresinden 8 profesör 1975'te üniversiteden uzaklaştırıldı. Tito öğrencileri yenmedi; onları hafızasız bırakarak kazandı.

• 2000: Teslim edilen zafer. 32 yıl sonra, Otpor'un gençleri Milošević'in düşüşünde belirleyici rol oynadı. Ama zaferin meyvelerini 18 partiden oluşan muhalefet koalisyonu topladı. Koalisyon kısa sürede iç çekişmelere gömüldü, eski rejimin güvenlik ağları dokunulmadan kaldı ve reformcu Başbakan Zoran Đinđić 2003'te bu ağların içinden çıkan bir suikastle öldürüldü.

2026 öğrencileri bu 2 dersi de öğrenmiş görünüyor. Vučić, Tito gibi kucaklamayı değil, hareketi dışarıdan yönetilen bir "renkli devrim" olarak damgalamayı seçti; öğrenciler de bir liderin tek bir cümlesine güvenip dağılmadı. Partiler bu kez öğrencilerin arkasında durdu; listeyi öğrenciler kurdu, dizginleri de ellerinde tuttular. Ancak 2000'in asıl dersi hâlâ önümüzde duruyor: Bir rejimin yüzü gider, damarları kalır.


Erdemden zaafa: İktidarın 3 paradoksu

Hareketi iktidara taşıyan 3 özellik, iktidarda 3 ayrı paradoksa dönüşmek üzere. Bunları nasıl yöneteceği, yeni Sırbistan'ın karakterini belirleyecek.

Birinci paradoks: Lidersizlik

Muhalefette lidersizlik bir zırhtı: Hedef alınacak, karalanacak, satın alınacak bir yüz yoktu. Plenumların 85 kurum üzerinden oy kullandığı, her ismin veto edilebildiği sistem, bir "yeni Vučić"in doğmasını yapısal olarak engelledi. Belgrad Üniversitesi Rektörü Vladan Đokić'in, birçoklarının doğal lider gördüğü bir isimken 43'e 42 oyla listeden çıkarılması, bu sistemin hem kararlılığının hem de kırılganlığının sembolüydü.

Ama devlet anonim yönetilemez. Birinin başbakan olması, birinin dış dünyada ülkeyi temsil etmesi, birinin de popüler olmayan kararların sorumluluğunu üstlenmesi gerekir. Başbakanlık için eski Merkez Bankası Başkanı Dejan Šoškić'in, cumhurbaşkanlığı için akademisyen Radomir Saičić'in adı geçiyor; ama bunlar henüz birer öngörü, karar değil. Aralık sonuna kadar yapılması gereken cumhurbaşkanlığı seçimi, hareketi tam da kaçındığı şeye zorlayacak: gücü kişiselleştirmeye.


İkinci paradoks: Hesap sorma ile intikam arasındaki ince çizgi

Hareketin meşruiyeti, yolsuzluğa ve cezasızlığa karşı verdiği mücadeleden geliyor. Seçimden 4 gün sonra öğrenciler polis, istihbarat ve yargının tepe yöneticilerinin istifasını istedi; savcılıkların kamuoyunu meşgul eden dosyaları hızla ve tarafsızca ele alması çağrısında bulundu. Kamu yayıncısı RTS'nin genel müdürü istifa etti. Programında bir arındırma (lustrasyon) yasası da yer alıyor.

Ama aynı günlerde bir grup gösterici, Vučić'e en yakın yayın kuruluşlarından Informer TV'nin binasına girdi. Hareket olaydan hemen uzaklaştı ve "intikam için burada değiliz" mesajını tekrarladı. Bu eşik, bütün geçiş dönemlerinin en zor eşiğidir: Kurumları siyasi vesayetten kurtarmak başka, eski vesayetin yerine yenisini koymak başkadır. 1990'larda Orta Avrupa'daki arındırma yasalarının deneyimi gösteriyor ki bu yasalar dar ve yargı denetimine açık tutulduğunda meşruiyet üretir; geniş ve siyasi tutulduğunda ise toplumu yeniden kutuplaştırır. Yeni iktidar, kimi görevden aldığıyla değil, kendisinden sonrakiler için koyduğu kurallarla yargılanacak.


Üçüncü paradoks: Stratejik belirsizlik

Kampanya boyunca hareket, dış politikayı bilinçli olarak bulanık bıraktı. Bu bir zaaf değil, bir stratejiydi: Milliyetçisinden liberaline, solcusundan muhafazakârına uzanan geniş bir koalisyon, ancak bölücü sorular sorulmadıkça bir arada durabilirdi. Şimdi ise bu soruların her biri bir hükümet kararına dönüşmek zorunda.

Seçimden sonraki ilk günlerde bile hareketin önde gelen isimleri aynı sorulara farklı tonlarda yanıt verdi. Srdanović, Kosova diyaloğunun ve Brüksel Anlaşması'nın uygulanmasının süreceğini söyledi. Saičić ise Kosova'yı "geçici olarak işgal edilmiş bir toprak" olarak niteledi, Rusya'nın Sırbistan'ın toprak bütünlüğünü eski rejimden daha iyi savunduğunu ileri sürdü ve Brüksel ile Washington anlaşmalarını imzalayanların öğrenciler olmadığını hatırlattı. Šoškić ise AB üyeliğinin, AB'nin tam üyelik teklif edip etmemesine ve sürecin sonunda yapılacak bir referanduma bağlı olacağını söyledi.

Bu farklılıklar henüz bir çatlak değil, ama bir fay hattının ilk işaretleri. 1989'da Prag'daki Sivil Forum, ortak düşman sahneden çekildikten sonra 2 yıl dayanamadı. Öğrenci Listesi'nin 2028'e kadar süreli kurulmuş bir dernek çatısı altında olması, kurucuların bu riskin farkında olduğunu ve hareketi kalıcı bir parti değil, bir geçiş aracı olarak tasarladığını düşündürüyor.


Yüzü gider, damarları kalır: Devletin derin katmanları

Seçim bir hükümeti değiştirir; bir devleti değiştirmez. 14 yıl boyunca SNS, bakanlıklardan belediyelere, kamu şirketlerinden güvenlik kurumlarına kadar devletin her katmanına kendi kadrolarını yerleştirdi. Yeni iktidar, bu kadrolarla çalışmak, onları dönüştürmek ya da görevden almak arasında zor tercihler yapacak.

Kurumsal takvim de yeni iktidarın aleyhine işliyor. Kesin sonuçlar, yaklaşık 50 sandıkta tekrarlanan oylama nedeniyle henüz ilan edilmedi. Meclis, sonuçların ilanından sonraki 30 gün içinde toplanacak; hükümet kurmak için ise 90 günlük bir süre var. Bu ara dönemde devletin dizginleri hâlâ görevdeki hükümette ve cumhurbaşkanı vekili olan SNS'li Meclis Başkanı Ana Brnabić'te. Başbakan adayını Anayasa gereği cumhurbaşkanı öneriyor; Brnabić'in ayrıca en geç Kasım sonuna kadar cumhurbaşkanlığı seçimini ilan etmesi gerekiyor.

Muhalefetteki SNS ise küçümsenecek bir güç değil. Oyların yüzde 39'u, 103–104 sandalye ve ülkenin en güçlü parti örgütü ellerinde. Vučić, yeni meclisin ve hükümetin kurulmasını engellemeyeceklerini açıkladı; ama partinin asıl sorunu başka. Vučić 2 dönemlik sınır nedeniyle cumhurbaşkanlığına yeniden aday olamıyor ve 14 yıllık mutlak hâkimiyeti, partide ikinci bir güçlü ismin yetişmesine izin vermedi. Bu, SNS'yi hem tehlikeli hem kırılgan kılıyor: Tek bir adama bağlı bir parti, o adamın seçenekleri daraldıkça ya radikalleşir ya da dağılır.

Asıl risk, görünmeyen yerde yatıyor: güvenlik ve istihbarat ağlarında. Öğrencilerin ilk taleplerinden birinin istihbarat yönetiminin istifası olması tesadüf değil. 2003'te Đinđić'in ölümü, eski rejimin bu katmanlarına dokunmadan reform yapılamayacağını göstermişti. Yeni iktidarın bu alandaki adımları, bütün geçişin güvenliğini belirleyecek.


Hesap defteri: Kasa, gaz ve Expo

Devrimler genellikle ahlak üzerine kurulur, ama bütçe üzerine yıkılır. Yeni iktidar, ilk aylarını ideolojik tartışmalardan çok 3 somut sıkışıklıkla geçirecek.

• Seçim öncesi cömertliğin faturası. Giden hükümet, seçimden 2 ay önce yaptığı ek bütçeyle açık hedefini yüzde 3'ten 3,5'e, yani yaklaşık 3,4 milyar avroya çıkardı ve vatandaşlara tek seferlik yardımlar dağıttı. Bağımsız Mali Konsey bu artışı ekonomik açıdan haklı bulmadı. 1 Aralık'ta emekli aylıklarına yüzde 7,5, kamu maaşlarına yüzde 8 kalıcı zam yürürlüğe giriyor. Bu zamları geri almak siyasi bir intihar olur; sürdürmek ise yeni iktidarı ilk bütçesinde dar bir köşeye sıkıştırır. Bu yılki borçlanma ihtiyacı 8 milyar avroyu aşıyor ve bunun büyük bölümü eski borçların anaparası.

• Kısa vadeli gaz. Sırbistan'ın doğal gazı, Gazprom'la üçer aylık uzatılan bir anlaşmaya bağlı ve son uzatım 31 Aralık'ta bitiyor. Rusya'nın Sırbistan'daki petrol şirketi NIS'teki hissesinin bir Macar şirketine devri de hâlâ tamamlanmadı. Kışın ortasında gaz tedarikçisiyle açık bir çatışmaya giren bir hükümet, sokaktan devraldığı meşruiyeti ilk aylarında tüketebilir. Moskova bunu biliyor; gaz, yeni iktidarla ilişkide Rusya'nın en güçlü kozu olacak.

• Expo 2027 ve sözleşmeler. Belgrad'da 2027'de düzenlenecek Expo için hazırlanan "Sırbistan 2027" programı, toplam değeri 17,8 milyar avroyu bulan 323 projeyi kapsıyor. Aynı dönemde, son 13 yılda Çinli şirketlere verilen 12 milyar avroyu aşkın işin çoğu ihalesiz, doğrudan pazarlıkla verilmişti. Burada yeni iktidarın karşısında gerçek bir ikilem var: Yolsuzluğa karşı mücadele vaadi, bu sözleşmelerin açılmasını ve incelenmesini gerektiriyor; uluslararası bir etkinliğin takvimi ise beklemeye tahammül etmiyor.

Bu tablonun ortasında AB fonları bir can simidi gibi duruyor. Batı Balkanlar Büyüme Planı kapsamında Sırbistan'a 1,58 milyar avro ayrıldı, ancak bu para reform şartlarına bağlı ve Ocak 2026'daki değerlendirmede 7 şarttan yalnızca 3'ü karşılanmıştı. Hukukun üstünlüğü reformları, yeni hükümet için yalnızca bir ilke meselesi değil; aynı zamanda kasayı doldurmanın en kısa yolu.


Dış politika: Yön değil, yöntem değişiyor

Yeni iktidarın dış dünyaya bakışını 4 metinden okumak mümkün: Mayıs'ta yayımlanan Kosova Memorandumu, Eylül'deki Rusya yaptırımları bildirisi, "Öğrenci Planı" adı verilen 11 maddelik program ve seçimden sonraki ilk röportajlar. Bu metinler yan yana konulduğunda belirgin bir örüntü beliriyor: Hedefler büyük ölçüde yerinde duruyor, yöntem ise kökten değişiyor. Program, askerî tarafsızlığı koruyor ve NATO üyeliğini reddediyor; bu, Vučić döneminin temel ilkelerinden biriyle birebir örtüşüyor.


Avrupa Birliği: Şüpheci bir Avrupacılık

Srdanović, AB yolunun süreceğini, yargı ve temel haklarla ilgili 23. ve 24. fasıllarda tam uyum sağlanacağını ve vatandaşların AB konusunda ilk kez dürüstçe bilgilendirileceğini söyledi. Eski iktidarı, 15 yılda AB desteğini yaklaşık 20 puan eritmekle suçladı.

Ama bu Avrupacılık, klasik bir AB yanlılığı değil. Hareketin tabanında, Brüksel'in yıllarca "istikrar" uğruna Vučić'in otoriter eğilimlerine göz yummasına karşı derin bir kırgınlık var. Literatürde "istikrarokrasi" diye adlandırılan bu ilişki biçimi, öğrencilerin gözünde AB'nin kendi değerlerine ihanetiydi. Šoškić'in üyeliği sürecin sonunda yapılacak bir referanduma bağlaması, bu şüpheyi yansıtıyor.

Brüksel ise erken bir uyarıda bulundu. Genişlemeden Sorumlu Komiser Marta Kos, Srdanović ile görüşmesinin ardından, Rusya yaptırımları dâhil AB'nin dış ve güvenlik politikasına uyum sağlamayan bir ülkenin anlamlı bir ilerleme kaydetmesinin "çok, çok zor" olacağını söyledi.

Öngörüm: Yargı ve medya reformlarında hızlı adımlar ve dondurulmuş fonların açılması beklenebilir. Temmuz'da 8 üyenin engellediği yeni müzakere kümesinin 2027'de açılması da mümkün. Ama dış politika uyumu olmadan süreç bir tavana çarpacak. Sırbistan, demokratik standartlarda AB'ye en yakın, jeopolitik tercihlerde ise en uzak aday ülke olma gibi tuhaf bir konuma yerleşebilir.


Rusya: Yaptırımsız bir soğuma

Burada süreklilik neredeyse tam. Hareket, Eylül'de Rusya'ya yaptırım uygulamama ilkesini yazılı olarak taahhüt etti. Sosyolog Jovo Bakić, Rusya'yı Sırbistan'ın tarihsel ortağı olarak tanımladı; Saičić ise Rus ajansı RIA Novosti'ye Sırbistan'ın da bir zamanlar yaptırımlara maruz kaldığını, sorunların diyalogla çözülmesi gerektiğini söyledi. Srdanović ise bu konuda "vatandaşların karar vereceğini" belirterek kapıyı aralık bıraktı.

Ama süreklilik, aynılık anlamına gelmiyor. Vučić döneminde Rusya ile ilişki, kişisel bir sembolizm üzerine kuruluydu: madalyalar, Moskova ziyaretleri, seçim öncesi Putin desteği. Yeni iktidarın bu sembolizme ihtiyacı yok. Kremlin ise yeni liderlerin işbirliğinin Sırbistan'ın çıkarına olduğunu anlamasını umduğunu açıkladı. Bu cümlenin arkasında, 31 Aralık'ta süresi dolacak gaz anlaşmasının gölgesi var.

Öngörüm: 2027'de yaptırım kararı çıkmayacak. Buna karşılık üst düzey temaslar seyrelecek, enerji çeşitlendirmesi hızlanacak ve ilişki sembolizmden pragmatizme geçecek. Rusya ile ilk gerçek sınav, Ocak 2027'de yenilenmesi gereken gaz anlaşması olacak.


Kosova: Tanımasız bir yumuşama

Kosova konusunda eski ve yeni iktidar arasında öz bakımından bir fark bulmak zor. Mayıs Memorandumu, Kosova'yı Sırbistan'ın "vazgeçilmez ve ayrılmaz parçası" ve Sırp ulusal kimliğinin bir bileşeni olarak tanımlıyor; çözümün barışçıl yollarla ve uluslararası bir çerçevede aranmasını istiyor. Šoškić, Anayasa'ya ve BM Güvenlik Konseyi'nin 1244 sayılı kararına atıfta bulunuyor.

Fark, tonda ve araçlarda. Srdanović diyaloğun ve 2013 Brüksel Anlaşması'nın uygulanmasının süreceğini, ama önceki iktidarın imzaladığı protokollerin Anayasa'ya uygunluk açısından gözden geçirilebileceğini söyledi. Saičić'in daha sert çıkışı ise hareketin içinde bu konuda farklı sesler olduğunu gösteriyor.

Öngörüm: Tanıma gelmeyecek; diyalog sürecek ama 2023'te kabul edilen normalleşme çerçevesinin hukuki statüsü üzerine Brüksel ile yeni bir pazarlık açılacak. Asıl dönüşüm Kosova Sırpları arasında yaşanabilir: Belgrad'ın uzun yıllar tek muhatap kabul ettiği Sırp Listesi'nin tekeli çözülecek ve yerel Sırp siyaseti çoğullaşacak. Diyaloğun kaderi ise, en az Belgrad kadar, Priştine'nin yeni Belgrad'ı eskisinden ayırt edip etmeyeceğine bağlı.


Bosna-Hersek ve bölge: Patronajdan komşuluğa

Bölgesel politika, yeni iktidarın en hızlı hareket edebileceği alan olabilir. Republika Srpska'nın fiilî lideri Milorad Dodik, kampanya boyunca Vučić'in yanında durdu ve öğrencilerin RS'yi "ilk hedef" yapacağını iddia etti; seçim gecesi ise hızla tebrik mesajı yayımladı. Srdanović, RS ile işbirliğinin süreceğini ama sorunların Bosna-Hersek'in kurumları içinde, açık bir diyalogla çözülmesini isteyeceklerini söyledi. Šoškić ise Hırvatistan ile iyi komşuluk ilişkileri kurulması gerektiğini vurguladı.

Geçmişle hesaplaşma ise hareketin en hassas alanı. Srdanović, Srebrenitsa sorusuna mahkeme kararlarına ve meclisin 2010 bildirisine atıfta bulunarak yanıt verdi ve 1990'ların hesabının 2000'den sonra doğanlara yüklenemeyeceğini, son sözün tarihçilere bırakılması gerektiğini söyledi. Eylül'de Ratko Mladić'in cenazesine binlerce kişinin katılması, bu bellek siyasetinin toplumda hâlâ ne kadar canlı olduğunu hatırlattı.

Öngörüm: Belgrad, Dodik'in ayrılıkçı söylemine koşulsuz destek vermekten vazgeçecek ve Dayton çerçevesine daha kurumsal bir dille bağlı kalacak. Hırvatistan ve Karadağ ile ilişkilerde gerginlik azalacak. Ancak Srebrenitsa'yı resmen soykırım olarak tanıyan bir adım kısa vadede beklenmemeli; bu, hareketin kendi tabanını bölebilecek bir konu.


Çin: En sessiz, ama belki en derin dönüşüm

Rusya'da yön belli, Çin'de ise belirsizlik büyük. Vučić döneminde Çin, AB'den sonra Sırbistan'ın en önemli ekonomik ortağı hâline geldi: yaklaşık 7,8 milyar avroluk yatırım, 40 bine yakın çalışan, Çin Exim Bank'a dış borcun yaklaşık yüzde 11'ine karşılık gelen 2,8 milyar avroluk borç ve 2024'te yürürlüğe giren bir serbest ticaret anlaşması.

Ama hareketin doğuş sebebi bir altyapı felaketi olduğu için, Çin boyutu kritik bir sembolik ağırlık taşıyor. Srdanović, büyük altyapı projelerinde tam şeffaflık isteyeceklerini ve yabancı yatırım sözleşmelerinin ancak Sırp hukukuna ve uluslararası kurallara uygunsa korunacağını söyledi. Pekin ise seçimden hemen sonra, halkların tercihine saygı duyduğunu ve yeni hükümetle çalışmaya hazır olduğunu açıkladı.

Öngörüm: Bir kopuş olmayacak; Çin'in ekonomik ağırlığı buna izin vermiyor. Ama sözleşmelerin kamuoyuna açılması, madencilik tesislerinde çevre denetimlerinin sıkılaşması ve yeni projelerde rekabetçi ihaleye geçilmesi bekleniyor. "Çelik dostluk"tan "sözleşmeli dostluğa" bir geçiş göreceğiz: daha az siyaset, daha çok hukuk.


3 yol ayrımı ve sonuç

Önümüzdeki 2 yıl için 3 olası rota görüyorum. Olasılıklar benim değerlendirmemdir; kesin bir hesap değil, bir yön tahminidir.

• Reformcu konsolidasyon. Hareket hızla teknokrat bir hükümet kurar, yargı ve medya reformlarını başlatır, Aralık'ta cumhurbaşkanlığını da kazanır. AB fonları açılır, gaz anlaşması krizsiz yenilenir. Plenumlar meclisin dışında bir denetim mekanizmasına dönüşür. Bu rotada Sırbistan, Balkanlar'ın en dikkat çekici demokratik deneyine sahne olur.

• Plenum felci ve bölünme. Başbakan, cumhurbaşkanı adayı ve dış politika üzerine iç tartışmalar uzar. Milletvekilleri ile plenumlar arasında kimin karar verdiği sorusu bir yetki çatışmasına dönüşür. Hareket, Prag'daki Sivil Forum'un izinden giderek 2 ya da 3 ideolojik kanada ayrılır ve 2028'e doğru erken seçim baskısı oluşur.

Restorasyon. Kış ortasında bir gaz krizi, bütçe sıkışması ya da arındırma sürecinde yaşanacak bir aşırılık, SNS'nin yüzde 39'luk tabanını hızla harekete geçirir. Eski düzen, "kaos" anlatısıyla geri dönüşün kapısını aralar.

Hangi rotanın gerçekleşeceğini 6 gösterge belirleyecek:

1. Başbakanın kim olacağı ve nasıl seçileceği: milletvekili grubu mu, plenumlar mı?
2. Aralık sonuna kadar yapılması gereken cumhurbaşkanlığı seçimi ve hareketin adayı.
3. Ocak 2027'de yenilenmesi gereken gaz anlaşması ve NIS satışı.
4. Arındırma yasasının kapsamı: hesap sorma mı, intikam mı?
5. Çin ve Expo sözleşmelerinin kamuoyuna açılıp açılmayacağı.
6. Güvenlik ve istihbarat kurumlarındaki ilk atamalar.

Sonuç olarak Sırbistan'da yaşanan, bir yön değişikliğinden çok bir yöntem değişikliği. Belgrad AB'ye doğru yürümeye, Kosova'dan vazgeçmemeye, Moskova ve Pekin ile köprüleri ayakta tutmaya devam edecek. Fark şu ki bu kararları artık tek bir adam değil, tartışan bir toplum verecek. Bu, hem yeni Sırbistan'ın en büyük vaadi hem de en büyük riski.

Zor olan, bir rejimi devirmekti; bunu başardılar. Daha zor olan ise devirdikleri rejime benzemeden yönetmek. Bir Sırp atasözü bu anı iyi özetliyor: "Lako je tuđim rukama zmiju iz rupe vaditi", yani "Elin eliyle yılan tutmak kolaydır." 2 yıl boyunca dışarıdan eleştiren öğrenciler, şimdi yılanı kendi elleriyle tutmak zorunda.

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

Hakkında daha ayrıntılı: sırbistaneran hasip

DAHA FAZLA HABER OKU

TÜRKİYE'DEN SESLER

Gürsel Tokmakoğlu ABD-Çin stratejik rekabeti: Kazanan aramadan stratejik durum değişikliği

TÜRKİYE'DEN SESLER

Doç. Dr. Ali Oğuz Diriöz Netanyahu gerçekten gidiyor mu? İsrail'de değişimin kırılganlığı

TÜRKİYE'DEN SESLER

Hatice Keltek Sıra Dışı Bir Terapi: İnsan neden eşlik etmek yerine hükmetmek ister?

TÜRKİYE'DEN SESLER

Muhammet Hamza Parlak Krizler tarihi (1)

İlgili Haberler
Makroekonomi Elektrikte devlet desteği limiti düştü CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Borsa İstanbul'dan açıklama: Barikat İnternet Güvenliği ile sözleşme, süresinden önce sonlandırıldı CNN Türk Ekonomi · 4 dk önce Makroekonomi Çin ile İsviçre karşılıklı gümrük vergilerini sıfırlıyor Bloomberg HT · 23 dk önce Makroekonomi Ağıralioğlu: Çalışanın hakkını aldığı, emeklinin geçinebildiği bir sistem kuracağız Independent Türkçe · 23 dk önce Makroekonomi Binance Saldırısının Ardından Bitcoin İçin Gerçek Sınav Bu Gece Başlayacak! Haber.com Ekonomi · 25 dk önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.