29 Ekim 2026, Perşembe · 10:31 Piyasalar Açık
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Korku üzerine egemenlik kurulamaz

Korku üzerine egemenlik kurulamaz

Memleketimizde birçok milyoner ve milyarder olsun Fikirler zorla, top ve tüfekle asla öldürülemez ‘Mutlu edeceğim’ diyerek insanları birbirine boğazlatmak esef edilecek bir sistemdir

TÜRKİYE Tekstil Sanayi İşverenleri Sendikası’na uzun süre Başkanlık yapan Halit Narin, 2008 yılında Genel Kurmay Başkanlığı’na hazırlatıp, 15 bin adet bastırdıkları “Atatürk’ün Görüş ve Direktifleri” kitabının giriş bölümünde şu noktanın altını çizmişti:

  • Umutsuzluğa kapıldığımız, yaşanan koşullar ve dayatmalar karşısında çaresiz hissettiğimiz, birlik ve beraberliğe ihtiyacımızın olduğu zamanlarda, anlarda başucunda bulunduracağımız bu eser geçmişimize bakarak nelerin üstesinden geldiğimizi görmemiz açısından önemlidir.

Halit Narin’in 2008 yılında “Türkiye Tekstil İşverenleri Sendikası’nın hediyesi” olarak gönderdiği, Cumhuriyetimizin Kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün konuşmalarından derlenen “Atatürk’ün Görüş ve Direktifleri” kitabı, o günlerden itibaren “başucu kitabım” oldu.

Cumhuriyetimizin 103. yılını kutladığımız bugünkü yazı için “başucu kitabımı” açtım, hemen ilk sayfalardaki “Devlette Egemenlik ve Egemenliğin Kullanılması” bölümünü bir kez daha okudum:

  • Kuvvet birdir ve o milletindir. (1937)
  • Korku üzerine egemenlik kurulamaz. (1930)
  • Milletler egemenliklerini geçici olarak da olsa verecekleri meclislere dahi lüzumundan fazla güvenmemelidir. (1923)
  • Çünkü meclisler bile istibdad (keyfi hareket) edebilirler. Ve bu istibdad, şahsi istibdattan daha öldürücü olabilir. (1923)
  • Bunun için meclisler belirli zamanlarda yenilenir. Bu sayede milli egemenlik daha emniyetli esas ve şartlara bağlanmış olur. (1923)
  • Meclisler uygun görülenden fazla uzun süre devam ederse, bu takdirde vekillerle temsil edilenler arasındaki görüşler birbirinden ayrılmaya ve bağlar çözülmeye başlar. (1923)
  • Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar, yok olur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdur. (1924)
  • Artık bu devletin ve milletin başında hiçbir kuvvet yoktur, hiçbir makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır. O da milli egemenliktir. Yalnız bir makam vardır. O da milletin kalbi, vicdanı ve varlığıdır. (1923)
  • Milletin irade ve isteğine uymayanların sonu yok olmaktır. (1923)

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün 103 yıl önce “egemenlik” konusunda verdiği mesajlar, çizdiği çerçeve, halkın iradesine inancını, güvenini ortaya koyuyor…

29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun…

Memleketimizde birçok milyoner ve milyarder olsun

GENEL KURMAY Başkanlığının Türkiye Tekstil Sanayi İşverenleri Sendikası için hazırladığı “Atatürk’ün Görüş ve Direktifleri” kitabında, 29 Ekim 1933 tarihli “Onuncu Yıl Nutku”nu açtım, sanayicilerle ilgili bölüme baktım:

  • Sanayiciler halk için lazımdır. Sanayicileri desteklemek ve yükselmeye yöneltmek gerekir.
  • Bu memleket ve memleketin insanları daha çok zengin olmaya muhtaçtır ve bu hakkıdır.
  • Bundan dolayı onların servetine göz dikmeyeceğiz.
  • İsteriz ki memleketimizde birçok milyoner ve milyarder olsun.
  • O zengin insanlar bankalar, demiryolları, fabrikalar, şirketler, sanayi müesseseleri kursunlar.
  • Bizi yabancıların sermayesine muhtaç bırakmasınlar.
  • Bundan dolayı onlara düşman değil, onları daha çok zengin etmek bu memleketin gerçek çıkarları gereklerindendir.
  • Devlet ve özel teşebbüs birbirine karşı değil, birbirinin tamamlayıcısıdır.

Kitabın “Bilim ve Teknoloji” başlıklı bölümünde de Atatürk’ün sanayileşme üzerine şu mesajları dikkatimi çekti:

  • Sanayileşmek, en büyük milli davalarımız arasında yer almaktadır. (1937)
  • Çalışması ve yaşaması için ekonomik elemanları memleketimizde mevcut olan büyük, küçük her türlü sanayiyi kuracağız ve işleteceğiz. (1937)
  • En başta vatan savunması olmak üzere, ürünlerimizi değerlendirmek ve en kısa yoldan, en ileri ve mutlu Türkiye idealine ulaşabilmek için bu bir zorunluluktur. (1937)
  • Memleket için kaçınılmaz olan sanayinin kurulması bitmedikçe her yönden kalp huzuru duymamıza imkan yoktur. (1933)

Fikirler zorla, top ve tüfekle asla öldürülemez

“ATATÜRK’ün Görüş ve Direktifleri” kitabının “Fikir Hayatı” başlıklı bölümünde şu mesajların altını çizdim:

  • Fikirler zorla ve şiddetle, top ve tüfekle asla öldürülemez. (1922)
  • Bütün ilerlemeler, insan fikrinin eseridir.Millet benliğine hakim olsun ve düşünebilsin yeter. (1922)
  • Fikrin serbest hareketi ise ancak kişinin düşündüğünü serbest olarak söylemek, yazmak ve verdiği karara göre her türlü teşebbüse girebilmek serbestisine sahip olmasıyla mümkündür.(1922)

Kitabın “Bilim ve Teknoloji” bölümünde ise Ulu Önder Atatürk’ün şu sözü üzerinde durdum:

  • Hiçbir tutarlı kanıta dayanmayan bir takım geleneklerin, inanışların korunmasında ısrar eden milletlerin ilerlemesi çok güç olur, belki de hiç olmaz.

‘Mutlu edeceğim’ diyerek insanları birbirine boğazlatmak esef edilecek bir sistemdir

TEKFEN Vakfı’nın yeni yıl hediyesi olarak gönderdiği 365 Gün Atatürk” takviminin 26 Ekim 2026 tarihli yaprağında 29 Ekim 1937’deki Cumhuriyet Bayramı’nda Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Balkan ülkelerinin genelkurmay başkanlarıyla bir fotoğrafına yer verilmiş.

Takvim yaprağının arka sayfasındaki notların başlığı şöyle:

  • İnsanları birbirine boğazlatmak…

Lozan Konferansı’ndan sonra Balkan ülkeleriyle ilişkilerini canlandırmak isteyen Türkiye, sırasıyla Arnavutluk, Bulgaristan, Yugoslavya ve Yunanistan ile ikili dostluk anlaşmaları imzaladı.

Bu sırada hemen tüm Balkan devletleri arasındaki ilişkiler de düzelmiş ve işbirliği yapmaya uygun bir ortam oluşmuştu.

Bunun sonucu olarak, 1930 yılında Atina’da “Birinci Balkan Konferansı” düzenlendi. Konferansın ikincisinin ise 20-26 Ekim 1931 tarihleri arasında Türkiye’de toplanmasına karar verildi.

İkinci Balkan Konferansı esas olarak İstanbul’da yapılmakla birlikte, konferansın son günü olan 26 Ekim’deki oturum Ankara’da Büyük Millet Meclisi’nde gerçekleştirildi. Oturumdan önce Atatürk, delegelere hitaben Fransızca bir konuşma yaptı.

Atatürk, Balkan milletlerinin aynı kandan, yakın soylardan müşterek ataları olduğunu ve asırlarca bir arada yaşadıklarını hatırlatarak, Balkan Birliği’ni sağlamanın ancak karşılıklı siyasi bağımsızlıklara saygı ile ekonomik sahada, kültür ve medeniyette ortak çalışmaya bağlı olduğunu söyledi.

Atatürk, insanlığı ortak barışa götürecek yolu ise şöyle tarif etti:

  • İnsanları mutlu edeceğim diye onları birbirine boğazlatmak, insanlıktan uzak ve son derece esef edilecek bir sistemdir.
  • İnsanları mutlu edecek tek yol, onları birbirlerine yaklaştırarak, onlara birbirlerini sevdirerek, karşılıklı maddi ve manevi gereksinimlerini temine yarayan hareket ve enerjidir.
  • Dünya barışı içinde insanlığın gerçek mutluluğu, ancak bu yüksek ülkü yolcularının çoğalması ve başarılı olmasıyla mümkün olacaktır.

ABD, Irak’ta Saddam’ın, Libya’da Kaddafi’nin sonunu getiren müdahalelere girişirken, “Onlara demokrasi götüreceğiz” iddiasıyla yola çıktı…

İran’a saldırırken de, “Lider kadroyu yok eder, rejimi değiştiririz. İran halkı rejimin değişmesini istiyor” gibi üstüne vazife olmayan bir gerekçeye sarıldı…

Atatürk’ün 26 Ekim 1931’de Ankara’da gerçekleşen Balkan Konferansı’nda verdiği mesaj, o günlerde, sonrasında, bugünlerde ve daima önemini korudu, koruyacak:

  • İnsanları mutlu edeceğim diye onları birbirine boğazlatmak, insanlıktan uzak ve son derece esef edilecek bir sistemdir.
İlgili Haberler
Makroekonomi Altın 4 bin doların altına iner mi? İki senaryo masada Sözcü Ekonomi · 2 dk önce Makroekonomi Piyasalarda faiz mesaisi: Fed sonrası gözler ECB ve BoJ'da Sözcü Ekonomi · 8 dk önce Makroekonomi Erdoğan'dan Cumhuriyet Bayramı mesajı Ekonomi Gazetesi · 9 dk önce Makroekonomi Uraloğlu: Marmaray 13 yılda 1,6 milyar yolcuya hizmet verdi Ekonomi Gazetesi · 12 dk önce Makroekonomi Aixtron’un güç elektroniği siparişleri 3Ç’de toparlanmaya başladı Investing Ekonomi · 12 dk önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.