28 Ekim 2026, Çarşamba · 09:28 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Küresel yatırımlarda yeni dönem: Teknoloji, korumacılık ve artan eşitsizlikler

Küresel yatırımlarda yeni dönem: Teknoloji, korumacılık ve artan eşitsizlikler

ABD ilk sırada, Çin ve Avrupa'nın ağırlığı devam ediyor Yatırımlar teknolojiye yönelirken enerjide çelişkiler artıyor Stratejik Sektörlerde Gelişmiş ve Gelişmekte Olan Ülkeler Arasındaki Fark Açılıyor Yıkıcı değişim ve sürdürülebilirlik

Küresel doğrudan yatırımlar 2025’te yüzde 6 artışla 1,6 trilyon dolara ulaşırken, sermayenin yönü teknoloji ve veri merkezlerine çevrildi. Ancak stratejik sektör yatırımlarının büyük ölçüde gelişmiş ülkelerde yoğunlaşması, ülkeler arasındaki farkı derinleştirirken fosil yakıtlara yönelen enerji talebi sürdürülebilirlik tartışmalarını da büyütüyor.

Küresel risk iştahının 2025 yılında Trump’ın göreve başlamasıyla birlikte çok sert gerilediğini ve bunun arkasındaki en önemli nedenlerden birisinin ticaret savaşları, ardından da artan jeopolitik riskler olduğunu biliyoruz. Artan belirsizliğe ve öngörü yapmanın giderek zorlaşmasına rağmen, bir taraftan da değişen dünyanın gelişmelerine ayak uydurma zorunluluğunu hisseden dev firmaların yatırım kararlarını vermeye devam ettiğini görüyoruz. Cesaretle korku arasındaki dar koridorda yatırımcıların onca belirsizliğe rağmen ilerlemeye devam etmesi ve hangi alanlara yöneldiklerini izlemek, günümüz dünyasına ve geleceğe de ışık tutuyor.

Bu çerçevede, 2025 yılında küresel doğrudan yatırımların %6 artışla 1,6 trilyon dolara ulaştığını izliyoruz. Önceki iki yılda yaşanan düşüşün ardından önemli denilebilecek bir artış olduğu görülüyor. Gelir düzeyine baktığımızda, yüksek gelirli ülkelerin 1,6 trilyon dolarlık yatırımın yaklaşık 1,1 trilyon dolardan fazlasını çektiğini, yüksek orta gelirli ülkelerin 345 milyar dolarlık, düşük orta gelir grubundaki ülkelerin ise 140 milyar dolarlık yatırım aldığını izliyoruz. En düşük gelir grubundaki ülkelerin aldığı yatırımlar 20 milyar dolarla zaten oldukça sınırlı bir düzeyde kalmaya devam ediyor.

ABD ilk sırada, Çin ve Avrupa'nın ağırlığı devam ediyor

Yatırımların en çok gittiği ülke 277 milyar dolarla ABD. Bu anlamda Trump'ın yatırım çekme istekliliğinin bir karşılığı olduğunu söyleyebiliriz. Fakat 2024 yılı, yani Trump öncesi dönemle karşılaştırdığımızda, Trump'ın onca çabasına rağmen fiilen bir azalış görüyoruz. Bir önceki yıl 284 milyar dolarlık yatırım çeken ABD, 2025 yılında 277 milyar dolarda kalmış görünüyor.

En güçlü artışın yaşandığı ülkelerden birisi Singapur. 151 milyar dolarlık yatırım çeken ülke, bir önceki yıl 136 milyar dolarlık yatırım çekmişti. Çin 105 milyar dolarla, Hong Kong ise 116 milyar dolarla üçüncü ve dördüncü sıralarda yer alıyor. İkisini birlikte Çin olarak değerlendirecek olursak, aslında Çin'in ABD'den sonra en çok yatırım çeken ikinci ülke olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Sıralamada bizim açımızdan da önemli olan bir başka gelişmenin Brezilya'nın 77 milyar dolarla altıncı sırada yer alması olduğunu söyleyebiliriz. Meksika da 41 milyar dolarla 11. sırada bulunuyor. Bu arada bize bul yılın ilk 9 ayında 6,5 milyar dolar, son 12 ayda ise 10 milyar dolar yatırım geldiğini, son yıllarda gerilediğini bu yıl az da olsa 12 aylık gelen – giden farkından hesaplanan net yatırımların negatife döndüğünü hatırlatalım.

Yatırımların kaynağına baktığımızda, en büyük kaynağın 263 milyar dolarla ABD olduğunu görüyoruz. Yani Trump'ın tüm korumacı çabalarına rağmen ABD'nin dış yatırımlarını artırdığı, buna karşılık ülkeye çektiği yatırımların azaldığı bir yıl olduğunu izliyoruz.

Yatırımlar teknolojiye yönelirken enerjide çelişkiler artıyor

Yatırımların sektörel dağılımına baktığımızda, yeşil alan yatırımlarında teknoloji ve veri merkezlerinin 235 milyar dolarla açık ara önde olduğunu görüyoruz. Petrol ve doğal gaz 38 milyar dolarla ikinci sırada yer alırken, yarı iletkenler 13 milyar dolarla üçüncü sırada bulunuyor. Yenilenebilir enerji yatırımlarında ise bir önceki yıla göre 37 milyar dolarlık gerileme olduğunu izliyoruz. Gayrimenkul yatırımlarında da 31 milyar dolarlık bir gerileme göze çarpıyor.

Yarı iletkenlerin de teknolojiyle bağlantılı olduğunu düşünecek olursak, yatırımların büyük oranda teknolojiye ve veri merkezlerine kaydığı görülüyor. Bu yatırımların yarattığı enerji talebinin ise maalesef daha çok fosil yakıtlara yönelmesi, buna karşılık yenilenebilir enerjinin payının düşmesi işin başka bir çelişkisini ortaya koyuyor.

Bir taraftan yatırımların büyük oranda gelişmiş ülkelere gitmesi ve bunların teknoloji ağırlıklı olması, diğer taraftan fosil yakıt üreten ülkelerin avantajlarını koruması; enerji sorunu yaşayan ve teknoloji yatırımları çekemeyen ülkelerin sıkıntılarının çok daha arttığını ve artma eğiliminde olduğunu gösteriyor.

Aslında günümüzde yatırımların hangi alanlara ve ülkelere yöneldiğine ilişkin önemli bir başka göstergeyi ülkelerin yatırım politikalarında da izlemek mümkün. Yatırıma yönelik politika kararlarının ve önlemlerin son yıllarda hızla arttığını, geçen yıl ise güçlü bir yükselişle 192'den 229'a çıktığını görüyoruz. Çarpıcı olan bir başka nokta da yatırımcıları teşvik eden önlemlerdeki artışın, yatırımları kısıtlayan araçlardaki artışın gerisinde kalması... Genel korumacı eğilimlerle tutarlı olarak kısıtlayıcı önlemlerin çok daha fazla arttığı görülüyor. Kısıtlayıcı önlemlere rağmen yatırımların artması ve kararlı biçimde teknolojiye yönelmesi, yatırımcıların bu alandaki beklentilerinin ne kadar yüksek olduğunu bize bir kere daha gösteriyor.

Stratejik Sektörlerde Gelişmiş ve Gelişmekte Olan Ülkeler Arasındaki Fark Açılıyor

Teknoloji ağırlıklı yeşil alan yatırımlarının stratejik sektörlerde yoğunlaştığını görüyoruz. Stratejik sektörler temelde yapay zekâ ve veri merkezleri gibi ilintili alanlar, bioteknoloji, robotlarr, quantunm ve uzay teknolojileri gibi yüksek teknolojiler, kritik mineralleri, yarı iletkenler ve yenilenebilir enerji sektörlerinden oluşuyor. Stratejik sektör yatırımlarının %72'sinin yüksek gelir grubundaki ülkelerde, %18,5'inin ise yüksek orta gelir grubundaki ülkelerde olduğunu izliyoruz. Diğer ülkelerin toplam payı ise %10'u bile bulmuyor. Özetle, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki stratejik sektör yatırımları farkının ciddi biçimde açılmaya devam ettiğini görüyoruz.

Gelişmiş ülkelerin sanayi teşviklerini çok yoğun kullandığını, gelişmekte olan ülkelerin ise bu anlamda geride kaldığını izliyoruz. Finansman imkânları, gelişmiş ülkelere sanayilerini desteklemekte çok daha büyük avantaj sağlarken, gelişmekte olan ülkelerin bu anlamda giderek daha fazla zorlandığını söylemek mümkün oluyor.

Yıkıcı değişim ve sürdürülebilirlik

Sonuç olarak, belirsizliklerin çok yüksek olduğu dünyamızda stratejik sektörlere yatırımlar gelişmiş ülke ağırlıklı olarak artıyor ve gelişmiş, gelişmekte olan ülke farkını gittikçe daha çok açan, iklim krizini derinleştirebilecek dinamiklerle, özellikle yapay zekânın insanlığın geleceği konusundaki potansiyel tehditleri ile sürdürülebilirliği birçok soruyu barındıracak şekilde de ilerliyor. Yaşadığımız yıkıcı değişimin nasıl ama aynı zamanda sürdürülebilir bir yapıya dönüştürülebileceği yakın geleceğin en temel sorularından birisi olacak görünüyor.

İlgili Haberler
Makroekonomi Market ürünlerinde yeni zam ihtimali: Şirketler maliyet baskısını anlattı Sözcü Ekonomi · 30 dk önce Makroekonomi Gıdadan deterjana yeni zam sinyali: Dünya devleri 2027'yi işaret etti CNBC-e · 39 dk önce Makroekonomi Üst üste ikinci olacak! ABD'nin yıllık doğalgaz üretiminde rekor artış CNBC-e · 40 dk önce Makroekonomi Küresel piyasalar Fed kararına odaklandı Bloomberg HT · 42 dk önce Makroekonomi Brent petrol 115 doları aştı: Gözler İran geriliminde Sözcü Ekonomi · 42 dk önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.