28 Ekim 2026, Çarşamba · 09:28 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Fon tasfiyesinde yeni aşama: Şimdi sıra ödemelerde

Fon tasfiyesinde yeni aşama: Şimdi sıra ödemelerde

Ödemelerde öncelik para piyasası fonlarında Özel sektör borçlanma araçlarında önemli adım Serbest fonlarda yeni dönem Ödemelerin başlaması ve takvim önemli

Yatırım fonlarında 17 Eylül’de başlayan tasfiye sürecinde ödeme aşamasına geçilirken, SPK’nın açıkladığı esaslarla para piyasası fonlarına öncelik verilecek. Yaklaşık 40 gündür birikimlerine ulaşmayı bekleyen yatırımcılar için şimdi gözler ödeme takviminin açıklanmasına ve alacakları tutarların netleşmesine çevrildi. Özel sektör borçlanma araçları, serbest fonlar ve hisse piyasasına yönelik yeni adımlar da piyasalardaki güven kaybını sınırlamayı hedefliyor.

Yatırım fonlarında 17 Eylül'de başlayan tasfiye sürecinde önemli bir aşamaya geldik. 7596 sayılı Kanun'un Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmesi ve ardından SPK'nın tasfiye ve ödemelere ilişkin usul ve esasları açıklaması olumlu gelişmeler. Yaklaşık 40 gündür birikimlerine ulaşmayı bekleyen yatırımcılar açısından artık beklenti, belirlenen kuralların hızlı ve şeffaf biçimde uygulanması.

Yeni düzenlemeyle Tera, Pusula ve Atlas Portföy'ün 17 Eylül kararları kapsamında tasfiyesine hükmedilen fonları için süreç başlıyor. Atlas Portföy fonlarının olağan tasfiye kapsamına alınması bekleniyordu ama kanun kapsamında değerlendirilmesi bize sürecin olağanüstü tasfiye ile ilerleyeceğini gösteriyor. Bir diğer önemli konu da, Tera ve Pusula Portföy'ün faaliyetlerinin durdurulması sonrasında tasfiyesine karar verilen diğer fonlar ise 17 Eylül kararlarına dahil olmadıkları için bu kanunun ödeme mekanizmasının dışında kalıyor. Onlar için süreçte gelecek açıklamaları yatırımcı takip edecek.

Ödemelerde öncelik para piyasası fonlarında

SPK'nın açıkladığı esaslarda ilk dikkat çeken nokta, ödemelere para piyasası fonlarından başlanacak olması. Bir diğer önemli düzenleme ise yeterli nakdi bulunan fonlarda ara ödeme yerine doğrudan nihai ödeme yapılabilmesi. Fonun dağıtılabilir nakdi, 16 Eylül'deki fon fiyatıyla hesaplanan toplam tutarı karşılıyorsa tasfiye tamamlanabilecek. Bu duruma girebilecek fonlar sınırlı diye düşünüyorum, ancak bazı para piyasası fonları olabilir.

Ara ödemelerde ise fon bazında yatırımcı başına 1 milyon TL üst sınır bulunuyor. Ödeme, yatırımcının endeksleme uygulanmadan hesaplanan net yatırım tutarını da aşamayacak. Dağıtılabilir nakdin yetersiz olduğu fonlarda ise bu sınırlara ek olarak para piyasası fonlarında 16 Eylül'deki, diğer fonlarda ara ödemeden önceki gün hesaplanan fon değeri dikkate alınacak. Bu tutarlardan en düşük olanı ödeme sınırını belirleyecek.

Özellikle hisse ağırlıklı fonlarda son dönemde yaşanan sert değer kayıpları düşünüldüğünde, güncel fon değerinin dikkate alınması bazı yatırımcıların beklediğinden çok daha düşük ara ödeme almasına neden olabilir. Daha önce de dikkat çektiğim bu konu önemini koruyor. Ara ödeme nihai ödeme anlamına gelmiyor. Ancak yatırımcıların ne kadar ödeme alabileceklerini önceden öngörebilmeleri ve hesaplamanın nasıl yapıldığını anlayabilmeleri önemli.

Genel hisse iade hesabına aktarılacak kaynaklarda da para piyasası fonları öncelikli. Özellikle ara ödeme karşılama oranı düşük ve 1 milyon TL'nin altında net yatırımı bulunan yatırımcı sayısı fazla olan fonlara öncelik tanınacak. Kalan kaynak olması halinde diğer fonlara geçilecek.

Bütün bu düzenlemelerde temel yaklaşım açık: Öncelikle para piyasası fonlarında mümkün olan en fazla sayıda yatırımcıya ödeme yapabilmek. Bence doğru bir öncelik. Ancak artık yatırımcıların hangi tarihte, ne kadar ödeme alabileceklerini de öğrenmeleri gerekiyor.

Özel sektör borçlanma araçlarında önemli adım

Tasfiye süreciyle eş zamanlı olarak açıklanan üç düzenlemeyi de önemli buluyorum. Bunlardan ilki TCMB'nin özel sektör borçlanma araçlarına yönelik kararı.

Merkez Bankası, yılsonuna kadar vadesi dolacak, bankalar dışındaki şirketlerin yurt içinde TL cinsinden ihraç ettiği borçlanma araçlarının itfası için kullandırılacak kredileri, kredi büyüme sınırından istisna tuttu.

Bu kararın önemini anlamak için son haftalarda yaşanan döngüye bakmak gerekiyor. Para piyasası fonlarından çıkışlar arttıkça özel sektör borçlanma araçlarına talep azalıyor. İhraççı şirketlerin vadesi gelen borçlarını yeni ihraçlarla çevirmesi zorlaşıyor. Şirketlerin ödeme güçlüğü yaşama ihtimali ise bu araçları taşıyan fonlarda endişeyi artırarak yeni çıkışlara neden olabiliyor.

TCMB'nin adımı, kredi değerliliği güçlü şirketlerin vadesi gelen borçlarını banka finansmanıyla karşılamasını kolaylaştırarak bu döngünün kırılmasına yardımcı olabilir. Elbette düzenleme bankalara kredi verme zorunluluğu getirmiyor. Şirketlerin kredi değerliliği ve bankaların değerlendirmesi belirleyici olmaya devam edecek.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in geçen hafta televizyon yayınında yaptığı açıklama da bu açıdan önemliydi. Şimşek, yılsonuna kadar vadesi gelecek özel sektör borçlanma araçlarının toplamını 26,5 milyar TL olarak belirtmiş, Kredi Garanti Fonu'nun piyasa manipülasyonuna bulaşmamış şirketler için kendi öz kaynaklarıyla bir kredi mekanizması oluşturabileceğini söylemişti. Henüz kesinleşmiş bir KGF paketi bulunmuyor. Ancak böyle bir mekanizma hayata geçirilirse TCMB'nin kararıyla birlikte özel sektör borçlanma araçlarındaki likidite sorununu hafifletebilir. Bu da hem ihraççı şirketler hem de bu kıymetleri taşıyan fonlar açısından olumlu olacaktır.

Serbest fonlarda yeni dönem

İkinci önemli karar nitelikli yatırımcı tanımına ilişkin. Finansal varlık kriteri 10 milyon TL'den 50 milyon TL'ye yükseltildi. Asıl önemli değişiklik ise daha önce nitelikli yatırımcı statüsü kazanmış olanlar açısından yeni alımlarda güncel koşulların aranması. Önceden nitelikli yatırımcı olarak tanımlanmış olmak, yeni serbest fon alımlarında tek başına yeterli olmayacak. Güncel koşulları karşılamayan yatırımcılar mevcut serbest fonlarını tutabilecek veya satabilecek ancak yeniden alım yapabilmek için yeni şartları sağlamaları gerekecek.

Bu değişiklik özellikle kısa vadeli birikimlerini serbest para piyasası fonlarında değerlendiren, döviz ve arbitraj fonlarını kullanan yatırımcıları etkileyecek.

Düzenlemenin iki yönlü etkisi olabilir. Bir taraftan yeni yatırımcı girişleri sınırlanırken diğer taraftan mevcut yatırımcıların satış kararlarında daha temkinli davranmasına neden olabilir. Çünkü sattığı fonu yeniden alamama ihtimali, yatırımcıyı mevcut pozisyonunu korumaya yöneltebilir. Bu durum çıkışları bir ölçüde yavaşlatabilir. Ancak yeni para girişlerinin azalmasının fonların likiditesi üzerinde olumsuz etkileri olabileceğini de unutmamak gerekiyor.

Üçüncü karar ise yatırım fonlarının 28 Ağustos’ta açıklanan rehberdeki portföy sınırlamalarına uyum süresinin 31 Ocak 2027'ye uzatılması. Daha önce öngörülen kademeli uyum takvimi kaldırılarak nihai tarih ertelendi.

Bu karar özellikle serbest fonlarda yoğunlaşma sınırları nedeniyle satılması gerekebilecek hisseler açısından önemli. Likiditenin ve işlem hacminin zayıfladığı bir dönemde fonların aynı anda belirli hisselerde satışa yönelmesinin yaratabileceği baskı bir süre ertelenmiş oldu. Borsa İstanbul açısından kısa vadede rahatlatıcı bir gelişme olarak değerlendirilebilir.

Ödemelerin başlaması ve takvim önemli

Son iki gündeki kararları birlikte değerlendirdiğimizde ekonomi yönetiminin hem tasfiye kapsamındaki yatırımcıların mağduriyetini gidermeye hem de yaşananların diğer fonlara, özel sektör borçlanma araçlarına ve hisse senedi piyasasına etkisini sınırlamaya çalıştığını görüyoruz. Bu adımları olumlu buluyorum.

Bununla birlikte para piyasası fonlarında çıkışların tamamen durduğunu söylemek için erken. Serbest ve katılım para piyasası fonları dahil edildiğinde son bir haftada yaklaşık 50-60 milyar TL çıkış yaşandı. Yatırımcı güvenini yalnızca yeni düzenlemelerle geri kazanmak kolay değil. Somut sonuçların görülmesi gerekiyor.

Bu nedenle bundan sonraki öncelik, ara ve nihai ödemelerin başlaması, fon bazında ödeme takviminin açıklanması ve yatırımcıların alacakları tutarların öngörülebilir hale gelmesi olmalı. Tasfiye kapsamına girmeyen ancak halen alım-satıma kapalı bulunan fonların da gerekli kontrollerin ardından bir an önce işleme açılması gerekiyor.

Ayrıca para piyasası fonlarından çıkışları yavaşlatmak amacıyla geçici ve hedefli bir stopaj indiriminin değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu adım tek başına güveni geri getirmez ancak kısa vadeli TL birikimlerin mevduata ve diğer alternatiflere yöneldiği bir dönemde çıkış baskısını azaltabilecek tamamlayıcı bir araç olabilir.

İlgili Haberler
Makroekonomi Market ürünlerinde yeni zam ihtimali: Şirketler maliyet baskısını anlattı Sözcü Ekonomi · 30 dk önce Makroekonomi Gıdadan deterjana yeni zam sinyali: Dünya devleri 2027'yi işaret etti CNBC-e · 39 dk önce Makroekonomi Üst üste ikinci olacak! ABD'nin yıllık doğalgaz üretiminde rekor artış CNBC-e · 40 dk önce Makroekonomi Küresel piyasalar Fed kararına odaklandı Bloomberg HT · 42 dk önce Makroekonomi Brent petrol 115 doları aştı: Gözler İran geriliminde Sözcü Ekonomi · 42 dk önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.