YAYINLAMA 27 Ekim 2026 17:11
GÜNCELLEME 27 Ekim 2026 17:25
Deutsche Bank Araştırma Enstitüsü’nün Mapping the World’s Prices 2026 raporuna göre, Avrupa’da randevu maliyetinin en düşük olduğu şehir İstanbul.
Ancak harcamalar ortalama aylık net maaşa oranlandığında tablo değişiyor: İstanbul, randevu maliyetinin gelire kıyasla en yüksek olduğu ikinci şehir olarak öne çıkıyor.
Bir randevu sepetinde neler var?
Araştırmada kullanılan “Ucuz Randevu Endeksi”, flörtün maliyetini tek bir harcama kalemi üzerinden değerlendirmiyor.
Hesaplamaya bir şişe şarap, bir kot pantolon, bir elbise, iki kahve, orta fiyatlı bir restoranda iki kişilik yemek, iki sinema bileti, iki tek yön toplu taşıma bileti ve beş kilometrelik taksi yolculuğu dahil ediliyor.
Dolayısıyla endeks, yalnızca buluşma sırasında yapılan harcamaları değil, randevuya hazırlanmak için alınan kıyafetleri de kapsıyor.
Bu nedenle hesaplanan toplam, tek bir buluşmada mutlaka harcanacak tutarı değil, belirli harcama kalemlerinden oluşan karşılaştırmalı bir sepeti gösteriyor.
Fiyat verileri, kullanıcıların paylaştığı bilgilerden yararlanan Numbeo platformundan alınıyor. Numbeo resmi bir istatistik kurumu değil.
Oksijen'in derlediği araştırmadaki fiyatlar 2026 yılının ortasındaki verileri yansıtıyor.
Avrupa’da randevunun en pahalı ve en ucuz olduğu şehirler
İsviçre’nin Cenevre kentinde randevu sepetinin maliyeti 407 euroya ulaşırken Zürih’te 400 euroya çıkıyor. İki şehir listenin ilk sıralarında yer alıyor.
İstanbul ise 168 euroyla incelenen Avrupa şehirleri arasında en düşük maliyete sahip.
Listedeki şehirler arasında fiyat farkları belirgin.
Cenevre’deki randevu sepeti, İstanbul’dakinin iki katından fazla. İtalya’da da Milano’da 278 euro olan maliyet, Roma’da 195 euroya geriliyor. Birleşik Krallık’ta Londra 317 euroyla öne çıkarken Birmingham ve Edinburgh’da tutar 290 euro.
Almanya’daki üç şehir ise birbirine yakın fiyatlara sahip. Münih’te maliyet 260 euro, Berlin ve Frankfurt’ta 254 euro. İspanya’da Madrid’de 219 euro, Barselona’da 213 euro.
Araştırmaya dahil edilen 28 Avrupa şehrinin ortalama maliyeti 270 euro.
İstanbul’un 168 euroluk tutarı bu ortalamanın belirgin biçimde altında kalıyor.
Dünya genelinde en pahalı şehirlerin çoğu Avrupa’da
Araştırmanın küresel karşılaştırmasına göre, randevu maliyetinin en yüksek olduğu 10 şehrin sekizi Avrupa’da. Avrupa şehirleri ilk 20’de 14, ilk 30’da ise 20 sıraya sahip.
Avrupa dışındaki 41 şehirde randevu sepetinin ortalama maliyeti 195 euro.
Avrupa’daki 28 şehirde ise bu tutar 270 euroya çıkıyor.
Avrupa dışındaki şehirler arasında İsrail’in Tel Aviv-Yafa kenti, 365 euroyla dünya sıralamasında üçüncü sırada. Böylece en pahalı ilk beş şehir arasında Avrupa dışında bulunan tek kent oluyor.
ABD’de New York’ta randevu maliyeti 308 euro, Los Angeles’ta 288 euro, San Francisco’da 281 euro. Avustralya’nın Sydney kentinde 270 euro olan tutar, Amsterdam’daki 263 euroya yakın. Dubai’de maliyet 243 euro.
Asya’da ise daha düşük tutarlar görülüyor.
Singapur ve Madrid’de maliyet 219 euroyla aynı düzeyde. Hong Kong’da 196 euro olan toplam, Roma’daki 195 euroya yakın. Seul’de 163 euro, Tokyo’da 161 euro olan randevu sepeti, İstanbul’daki 168 euronun altında kalıyor.
Maaşlar hesaba katılınca sıralama değişiyor
Şehirler arasındaki fiyat farkları, randevu maliyetinin ne kadar ağır bir yük oluşturduğunu tek başına göstermiyor. Bunun için harcamaları gelirle karşılaştırmak gerekiyor.
İsviçre şehirleri, randevu sepetinin en pahalı olduğu yerler olmasına rağmen, bu harcamaların aylık net maaş içindeki payının en düşük olduğu şehirler arasında bulunuyor.
Zürih’te 400 euroluk maliyet, ortalama aylık net maaşın yüzde 5,6’sına denk geliyor. Cenevre’de 407 euroluk tutarın maaşa oranı yüzde 6,4. Lüksemburg’da bu oran yüzde 6,6, Amsterdam’da yüzde 6,7, Frankfurt’ta yüzde 7,2.
İstanbul’da ise tablo tersine dönüyor.
Randevu sepeti 168 euroyla Avrupa’nın en ucuzu olsa da bu tutar, ortalama aylık net maaşın yüzde 16,7’sine karşılık geliyor. Böylece İstanbul, gelirle karşılaştırıldığında randevunun en pahalı olduğu ikinci şehir oluyor.
Listenin ilk sırasında Atina bulunuyor. Yunanistan’ın başkentinde 222 euroluk randevu sepeti, ortalama 1.132 euroluk aylık net maaşın yüzde 19,6’sına denk geliyor.
İstanbul’u yüzde 16,7 ile izleyen Lizbon’da oran yüzde 16,3, Budapeşte’de ise yüzde 15,6.
Bu sonuçlar, fiyat düzeyinin tek başına yaşam maliyetini açıklamadığını gösteriyor. Bir şehirde restoran, ulaşım veya giyim harcamalarının daha düşük olması, bu giderlerin o şehirde yaşayanların gelirlerine kıyasla daha kolay karşılanabildiği anlamına gelmiyor.
Maaş verileri de sonuçları etkiliyor
Araştırmada kullanılan şehir bazlı maaş tahminleri Numbeo’dan alınıyor. Bu verilerle hesaplanan oranlar, Avrupa İstatistik Ofisi’nin (Eurostat) ortalama ücret alan, bekâr ve çocuksuz bir kişi için yayımladığı yıllık net kazanç verileriyle yapılan hesaplamalardan bazı noktalarda ayrılıyor.
Temel fark, Eurostat’ın bu karşılaştırmada şehirleri değil, ülke ortalamalarını esas alması. Bu nedenle şehir bazlı maaş tahminleriyle ulusal ücret istatistiklerinin bire bir örtüşmesi beklenmiyor.
Eurostat verileri kullanıldığında Atina’da randevu maliyetinin gelire oranı 7,2 yüzde puan düşerek yüzde 12,4’e geriliyor.
Lizbon’da ise Numbeo verileriyle yüzde 16,3 olarak hesaplanan oran, Eurostat’ın ülke düzeyindeki ücret verileriyle yüzde 12,6’ya iniyor.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.