27 Ekim 2026, Salı · 09:45 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Besleyelim ama öldürmeyelim

Besleyelim ama öldürmeyelim

Demokrat Parti’nin son yılları idi. Milli gelir artış hızı yavaşlamış, enflasyon artmış, temel mallarda kısıtlamalar ve ülkede karaborsa başlamıştı. Hükümet tedbir olarak Milli Korunma Kanunu’nu yeniden yürürlüğe koymuştu ve cezalar artırılmıştı. Fiyat tespiti, stok denetimi ve kâr seviyeleri belirlemesi ile ekonomi kontrol edilmeye çalışılmıştı. Yasaya aykırı davrananlara para ve hapis cezaları uygulanıyordu. Ama ekonomi dikiş tutmuyordu. Karaborsa yaygınlaşmış, enflasyon 1958 yılında %15,8 ve 1959 yılında %24,4’e ulaşmıştı. (Enflasyon rakamlarına bakın; hem de o zaman günün TÜİK’i yoktu (!)). Halk, ekonomik zorluklar ve partizan davranışlar yüzünden bunalımda idi.

Ekonominin polisiye tedbirlerle düzeleceğini sananlardan zaman zaman şöyle sözler duyardım. “Bir kaç tanesini Sultanahmet Meydan’ında sallandıracaksın bak o zaman nasıl düşüyor fiyatlar“. O zamanki çocuk aklım henüz fiyatların düşmesi kısmına ermemişti, ama sallandırma sözü ilgimi çekmişti. Babama sormuştum: “Baba, sallandırma ne demek?“, “Oğlum, idam edilsin demek istiyorlar”.

Amerika Birleşik Devletleri’nde son günlerde yaşanan iki idam olayı bana bu anımı hatırlattı. Amerika’daki olaylara değinmeden önce bizim ülkedeki idam cezalarına değinmek istedim.

Türkiye’de idam cezaları

Konuya önce Sultanahmet Meydanı’ndan başlayayım dedim. Tarih boyunca burası sadece bir mesire ya da eğlence merkezi olmamış. Aynı zamanda siyasi toplantılara, mitinglere, güç gösterilerine sahne olmuş; burada infazlar yapılmış. Örneğin, daha Bizans zamanında 532 yılındaki Nika ayaklanması bastırılınca birçok kişinin bu meydanda idamı infaz edilmiş.

Osmanlılar zamanında da bu meydanda benzer olaylar olmuş. Örneğin, 1655 yılında yeniçeri ve sipahiler, ulufelerinin ödenmemesi üzerine isyan çıkarmışlar. Padişah IV. Mehmet’in sarayındaki 30 devlet adamını boğarak cesetlerini meydanda ki çınar ağacına asmışlar. Çınar bu haliyle halk tarafından, meyvesi insan ya da hayvan olan mitolojik ağaç, “Vakvak ağacı“na benzetilmiş. Bu olaya Vaka-i Vakvakiye demişler.

Cumhuriyet döneminde de meydan, halka açık infazlara sahne olmuş. Burada en son 1957 yılında bir infaz yapılmış. Daha sonra idamlar cezaevi avlularında gizli olarak gerçekleştirilmiş.

Türkiye’de idamlar denince siyasi hayatımızda bir leke olarak yer alan siyasi idamları anmadan olmaz. 27 Mayıs darbesi sonrası, Yassıda Mahkemeleri hükmüyle devrilen hükümetin Başbakanı Adnan Menderes, Dış İşleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan idam edildi. 12 Mart 1971 askeri muhtırası sonrası sıkıyönetim ilan edilmişti. 68 kuşağının gençlik liderlerinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan askeri mahkemede yargılanarak idam edildi. 12 Eylül darbesi sonrasında da idamlar yaşandı. Hatta yaşı mahkeme kararı ile büyütülüp asılan 17 yaşında bir genç asıldı. Kenan Evren’in idamları savunurken kullandığı "Asmayalım da besleyelim mi?“ sözü hala kulaklarda kötü kötü çınlar.

Avrupa Birliği’ne katılım müzakerelerine başlayabilmesi için, Türkiye’nin Kopenhag Kriterleri’ne uyması gerekiyordu. Bu hukuki çerçeve içinde idam cezası 2002 yılında önce barış zamanı işlenen suçlar için kaldırıldı. 2004 yılında da tüm suçları kapsayacak biçimde, savaş zamanı suçları dahil kaldırıldı

ABD’deki iki idam

ABD’de ölüm cezası konusunda tüm eyaletler için geçerli tek bir uygulama bulunmuyor. Bazı eyaletlerinde ölüm cezası yok, bazılarında var ama uygulanmıyor, bazılarında da ısrarla uygulanmakta. Verilere göre, 1 Nisan 2026 tarihi itibarı ile ABD’de ölüm sırasında bekleyen 1993 hükümlü varmış.

Bu hafta bu tatsız konuda yazmama, ABD’deki iki olay neden oldu demiştim.

Birinci olay Tennessee’de gerçekleşti. Bundan 30 yıl önce ölüme mahkûm edilmiş bir kadın mahkûm, bütün yasal süreçlerin sonunda 30 Eylül günü zehirli iğne ile idam edilmek istendi. Ancak iki teşebbüste de bu mümkün olmadı. Mahkûm hastaneye kaldırılarak hayata döndürüldü. Tennessee Valisi soruşturma emri verdi ve eyaletteki bütün idam uygulamalarını durdurdu.

İkinci olay, askeri bir vaka idi. Virginia’daki Fort Hood isimli askeri üste Nidal Hasan isimli bir psikiyatrist, Amerikan ordusunda yüzbaşı rütbesinde görev yapıyormuş. Hasan, 2009 yılında Afganistan’a gitmek üzere hazırlanan silahsız askerlere hastanede ateş açarak 13 kişiyi öldürmüş ve 32 kişiyi yaralamış. Çıkarıldığı askeri mahkemede olayın nedenini anlatırken Afganistan’daki Müslümanları ve Taliban’ı koruduğuna inandığını söylemiş. Ve yargılama sonucu ölüme mahkûm olmuş. Yasal süreçler bu yıl sonuçlanmış. İdam mangası önünde kurşuna dizilmeye mahkûm olmuş.

Bu ikinci olayda buraya kadar anlattığım, Amerikan yargı sistemine göre sıradan bir ölüm cezası idi. Ancak bu dönem Savunma Bakanlığı’nda Pete Hegseth isimli sıra-dışı bir bakan var. Hegseth, kurşuna dizilmenin internette canlı yayında yayınlanması için Başkan Trump’a başvurmuş. O da kabul etmiş. İdam, 3 Aralık günü için planlanmış. İşte bu, medeni dünyada büyük tepkilere yol açtı. Bakalım yasalar buna izin verecek mi?

Bir yorum

Ölüm cezası ilkel toplumlarda ve de teröristlerce kullanılan bir yöntemdir. Geri dönüşü olmayan bir eylem… Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri’nde DNA testleri sonucu 1989 yılından beri 644 mahkûmun masum olduğu ortaya çıkmış. Bunun 34 tanesi idam mahkûmu imiş.

Dünyamız, çelişkiler dünyası. Kadın mahkûm ölüm cezasına çarptırıldıktan sonra yıllarca ölümü beklemiş. Bir de bunun üstüne iki defa ölüme yatıp kalkmış. Bu da adeta başka tür bir işkence... İyi etmek için hastaneye kaldırmışlardı; şimdi hücresine dönmüş. Kadın mahkûm hayata döndürülüp, yine ölüm sırasına sokuldu.

Öldürmek bir vahşettir. Bu vahşetin meydanlarda halka açık yapılması ise vahşet ötesidir. Şimdi interneti kullanarak bunu bütün dünyaya göstermeye kalkmak ise ancak Hegseth ve Trump türünden kişilerin yapabileceği vahşi bir ilkelliktir.

Bu idamın internette gösterilip gösterilmemesi konusunda Amerikan kamuoyu ikiye ayrılmış durumda. Bu, bir kişinin ölümüyle ilgili… Öte yandan, açtıkları haksız savaşlar ile binlerce masum insanın ölümüne neden oluyorlar ve bunu canlı yayında bütün dünyaya gösteriyorlar. Gerçi dünya, bombalanan okullarında ölen 120’yi aşkın masum İlkokul öğrencisi çocuğun sadece tabutlarını gördü. Ama buna neden olan bombalanmalar ise canlı yayında idi.

Öldürmelerin son bulduğu bir dünya dileğiyle…

İlgili Haberler
Makroekonomi Medya devinde yeni çalışma dönemi: Ofise gelmek istemeyene tazminat CNBC-e · 15 dk önce Makroekonomi 2026'nın en iyi ikinci el otomobilleri: 5 model belli oldu, bir ilk yaşandı CNBC-e · 19 dk önce Makroekonomi Fon kanunu Resmi Gazete'de: 9 soruda düzenlemenin etkileri Haber.com Ekonomi · 20 dk önce Makroekonomi Türkiye'nin AB makine emniyeti mevzuatına uyum süreci tamamlandı AA Ekonomi · 21 dk önce Makroekonomi Fatih Birol'dan elektrik uyarısı: "Talep çok güçlü artıyor" CNBC-e · 22 dk önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.