Beş toplantılık aranın ardından gelen faiz indirimi, piyasa beklentileriyle uyumlu gerçekleşirken uluslararası basında da dikkatle takip edildi.
Eylül ayında yıllık enflasyonun yüzde 29,73'e gerilemesi faiz indiriminin temel gerekçelerinden biri olarak değerlendirilirken, yabancı basının gündeminde yalnızca faiz oranları yoktu.
Türkiye'deki yatırım fonu krizi, finansal piyasalara duyulan güven ve önümüzdeki dönemde ekonomi politikalarının nasıl şekilleneceği de haberlerin önemli başlıkları arasında yer aldı.
FINANCIAL TIMES: FAİZ İNDİRİMİNİN GÖLGESİNDE FON KRİZİ
İngiliz ekonomi gazetesi Financial Times, Türkiye'nin faiz indirimini yaklaşık 18 milyar dolarlık yatırım fonu skandalıyla birlikte ele aldı.
Gazete, Merkez Bankası'nın İran savaşının başlamasından bu yana ilk kez faiz indirdiğine dikkat çekerken, yatırım fonlarında yaşanan krizin yüz binlerce yatırımcının birikimlerini riske attığını ve düzenleyici kurumların denetim kapasitesini tartışmaya açtığını aktardı.
Haberde, ekim ayında tüketici güven endeksinin yüzde 7,7 düşerek 84,8 seviyesine gerilemesi de dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendirildi.
ALMAN BASINI: PİYASALAR KARARI BEKLİYORDU
Alman basınında ise faiz indiriminin piyasa beklentileriyle uyumlu olduğu vurgulandı.
Reuters'ın Almanca servisinde yayımlanan haberde, Türk lirasının kararın ardından belirgin bir hareket göstermediği ve dolar kurunun 49,63 TL civarında seyrettiği belirtildi.
Haberde ayrıca ekonomistlerin aralık ayında politika faizinin yüzde 35'e, 2027 sonunda ise yüzde 28'e gerileyebileceği yönündeki beklentilerine yer verildi.
Bununla birlikte, Türkiye'nin enerji ithalatına bağımlılığı ve yüksek petrol fiyatlarının enflasyon üzerindeki etkileri risk unsurları arasında gösterildi.
REUTERS: ASIL SINAV EKONOMİ POLİTİKALARININ SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ
Uluslararası haber ajansı Reuters'ın 23 Ekim tarihli haberinde ise kredi derecelendirme kuruluşu S&P Global'in Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmeleri öne çıktı.
S&P analisti Karen Vartapetov, Türkiye'nin 2023 yılından itibaren geleneksel ekonomi politikalarına dönüşünde önemli ilerleme kaydettiğini ancak enflasyondaki düşüşün beklenenden yavaş gerçekleştiğini belirtti.
Vartapetov, seçim dönemine yaklaşılırken sıkı para ve maliye politikalarının ne ölçüde sürdürülebileceğinin önemli bir sınav olacağını ifade etti.
S&P, yatırım fonu krizini ise genel bir finansal sistem krizinden ziyade kurumsal yönetim ve denetim sorunu olarak değerlendirdi.
AYDOĞMUŞ: YABANCI YATIRIMCI SADECE FAİZ ORANINA BAKMIYOR
Faiz kararının dış basındaki yansımalarını değerlendiren Sözcü yazarı ve ekonomist Mahmut Aydoğmuş, faiz indiriminin tek başına olumlu ya da olumsuz değerlendirilmesinin doğru olmayacağını belirtti.
Aydoğmuş, şu değerlendirmede bulundu:
"Merkez Bankası'nın 100 baz puanlık faiz indirimi piyasalar açısından sürpriz değildi. Zaten beklentiler büyük ölçüde bu yöndeydi. Ancak burada önemli olan faiz oranının yüzde 37'den yüzde 36'ya düşmesi değil, bu indirimin hangi ekonomik koşullarda yapıldığıdır.
Türkiye'de yıllık enflasyon hâlâ yüzde 30'a yakın. Politika faiziyle yıllık enflasyon arasında yaklaşık 6 puanlık bir fark bulunuyor. Ancak bu farkı doğrudan reel faiz olarak değerlendirmek doğru olmaz. Yabancı yatırımcı açısından asıl belirleyici olan önümüzdeki dönemin enflasyon beklentisi, kurun seyri ve risk primidir.
Dolayısıyla yatırımcı yalnızca Türkiye'nin ne kadar faiz verdiğine değil, bu faizin karşılığında ne kadar risk üstlendiğine bakıyor."
FON KRİZİ VE FAİZ KARARI BİRBİRİNDEN BAĞIMSIZ DEĞİL
Uluslararası basının faiz kararını fon kriziyle birlikte değerlendirmesinin tesadüf olmadığını belirten Aydoğmuş, finansal piyasalarda güven unsurunun para politikasının etkinliği açısından kritik olduğunu vurguladı.
"Financial Times'ın faiz indirimini fon kriziyle aynı haber içerisinde değerlendirmesi oldukça anlamlı. Çünkü uluslararası yatırımcı Türkiye'yi değerlendirirken yalnızca Merkez Bankası'nın kararlarına bakmıyor. SPK'nın denetim kapasitesini, finansal kurumların şeffaflığını ve yatırımcı haklarının ne ölçüde korunduğunu da dikkate alıyor.
Merkez Bankası faiz indirirken finansal sistemin başka bir alanında güven sorunu yaşanıyorsa, para politikasının etkileri de bu gelişmelerden bağımsız düşünülemez.
Burada önemli olan fon krizinin bütün finansal sisteme yayılıp yayılmadığı kadar, böyle bir krizin neden ortaya çıktığı ve benzer sorunların tekrarını önlemek için hangi tedbirlerin alınacağıdır."
AYDOĞMUŞ: FAİZ İNDİRİMİ ENFLASYONLA MÜCADELENİN BİTTİĞİ ANLAMINA GELMİYOR
Faiz indirimlerinin devam edebilmesi için enflasyondaki gerilemenin kalıcı hâle gelmesi gerektiğini belirten Aydoğmuş, özellikle enerji fiyatlarına dikkat çekti.
"Türkiye'de enflasyonun yüzde 30'un altına gerilemesi elbette önemli. Ancak enflasyonun düşmesiyle fiyatların düşmesi aynı şey değil. Vatandaş açısından hayat pahalılığı devam ediyor.
Üstelik Türkiye enerji ithalatçısı bir ülke. Petrol fiyatlarının yüksek seyretmesi hem üretim maliyetleri hem de cari denge açısından risk oluşturuyor.
Bu nedenle faiz indirimlerinin devamı konusunda yalnızca geçmiş enflasyon verilerine değil, gelecekteki enflasyon risklerine de bakılması gerekiyor.
Merkez Bankası'nın faiz indirmesi tek başına ekonomik normalleşmenin tamamlandığını göstermiyor. Asıl başarı, enflasyonu kalıcı biçimde tek haneli seviyelere indirebilmek ve bunu yaparken finansal istikrarı koruyabilmektir."
DIŞ BASININ MESAJI: FAİZ KADAR GÜVEN DE ÖNEMLİ
Aydoğmuş, uluslararası basındaki haberlerin ortak noktasının Türkiye'nin ekonomi politikalarında kaydettiği ilerlemeyle birlikte devam eden risklere de dikkat çekilmesi olduğunu belirterek değerlendirmesini şöyle tamamladı:
"Bugün yabancı basının Türkiye'ye bakışında iki ayrı değerlendirme var. Bir tarafta enflasyondaki gerileme ve para politikasındaki normalleşme süreci, diğer tarafta ise finansal denetim, yatırımcı güveni ve ekonomik istikrarın sürdürülebilirliği konusundaki soru işaretleri.
Türkiye açısından mesele sadece faiz indirmek değil. Faiz indirirken Türk lirasına olan güveni koruyabilmek, enflasyonu yeniden yükseltmemek ve yatırımcıya öngörülebilir bir ekonomik ortam sunabilmek.
Çünkü uluslararası sermaye için yüksek faiz önemli olabilir. Ancak kalıcı yatırımın temel şartı yüksek faizden önce güvendir."
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.