Kamuoyu araştırmaları Bolsonaro’yu az bir farkla önde gösteriyordu.
Ancak 23 Ekim’de yapılan son bir anket, Lula’nın yüzde 50,6’ya ulaştığını, Bolsonaro’nun ise yüzde 49,4’te kaldığını ortaya çıkardı ama yine de kesinleşmiş bir şey yok.
Yakın zamana kadar birkaç ülke hariç solcu başkanların görevde olduğu Latin Amerika’da dengeler değişti.
Şu an sadece Meksika, Guatemala, Nikaragua, Küba ve Uruguay’da solcu başkanlar var.
Latin Amerika’daki dengeleri değiştirmek için Trump ve Netanyahu el ele çalıştılar.
Bir dönem blok halinde İsrail’in karşısında olan Latin Amerika ülkelerinin büyük çoğunluğunda şimdi sağcı başkanlar işbaşında.
Uluslararası platformlarda yaşadığı izolasyonu aşmaya çalışan İsrail, Latin Amerika’daki değişimi hızlandırmak için her türlü faaliyeti yürütüyor.
Öyle ki İsrail’in bu faaliyetler için 450 milyon dolarlık bir bütçe ayırması, konuya verdiği önemi göstermesi bakımından önemli.
Trump da Amerika Birleşik Devletleri’nin arka bahçesi olarak tanımlanan Latin Amerika’daki solcu başkanları devirmek için her yola başvurmaktan çekinmiyor.
Seçimlerle değiştiremediği iktidarları, Venezuela’da Başkan Maduro örneğinde olduğu gibi önce uyuşturucu kartelleriyle iş birliği yapmakla suçluyor, uzun süre tehdit ediyor ve bir gece yatağından alıp ABD’de hapishaneye kapatıyor.
Ya da Mark Zuckerberg’in sahibi olduğu Instagram, Facebook, WhatsApp’ı kullanarak daha önce Honduras’ta, Kolombiya’da olduğu gibi seçimlere müdahale ediyor.
Honduras’taki seçmenlere bu sosyal medya platformları üzerinden günler boyu gönderilen mesajlarla solcu adaya oy vermenin ülkelerine ve kendilerine yaratacağı zararlar anlatıldı, bazen de açıkça tehdit edildiler.
Sonuçta pek şans verilmeyen sağcı aday kazandı.
Aynı yöntem şimdi Brezilya’da uygulanıyor.
Facebook ve Instagram solcu aday Lula’yı görünmez kılmaya çalışırken sağcı aday Bolsonaro’nun tüm seçim kampanyasına yer veriyor.
Bu durum, yapay zekânın kullanımıyla ilgili sorunlar yaşanması üzerine ortaya çıktı.
Lula’nın seçim ekibinin yapay zekâyla oluşturmaya çalıştığı tanıtımlar reddedildi.
Ama Flavio Bolsonaro’nun tanıtımlarının yapay zekâ ile oluşturulmasında herhangi bir sorunla karşılaşılmadı.
Facebook, Instagram, WhatsApp’ın bağlı olduğu Meta şirketiyse tüm bunları teknik arızalardan kaynaklanan sorunlar olarak tanımlıyor.
Brezilya’daki on milyonlarca Facebook ve Instagram kullanıcısını Bolsonaro lehine etkileyecek gönderilerin ardı arkası kesilmiyor.
Sosyal medya algoritmaları sürekli olarak Bolsonaro’yu Brezilyalı kullanıcıların önüne çıkaracak şekilde çalışıyor.
Brezilya’da Evanjelist kiliseler halk üzerinde çok etkili.
Brezilyalılar giderek daha fazla “Siyonist Hristiyanlar” olarak da bilinen Evanjelistlerin söylemlerinden ve politik tercihlerinden etkileniyorlar.
Ancak çoğu, Evanjelistlerin İsrail’i desteklediğinin farkında bile değil.
Latin Amerika’nın nüfus, ekonomi ve siyasi olarak en büyük ülkesindeki başkan değişikliği, Netanyahu ve Trump’a çok önemli bir kazanım sağlayacak.
Özellikle Netanyahu, Evanjelist aşırı sağcı Bolsonaro’nun kazanması için seferber olmuş durumda.
Kendisi 27 Ekim’deki seçimleri kaybetse bile İsrail’in Brezilya gibi bir müttefikinin olmasının sağlayacağı yararları bilerek hareket ediyor.
Öyle ki Brezilya’nın en çok takip edilen sosyal medya fenomenleri, Bolsonaro’yu desteklemek üzere ikna edildi.
İkna yöntemi de belli: Milyonlarca takipçisi olan yaklaşık 314 sosyal medya fenomenine para dağıtıldı.
Paranın Brezilya’daki Yahudi kökenli bazı iş adamları tarafından verildiği söylense de kaynağın İsrail olduğunu gösteren kanıtlar şu ana kadar yalanlanmış değil.
Brezilya için anlattıklarımız Arjantin ve Kolombiya için de geçerlidir.
Arjantin’de Kasım 2023’te kendini dünyanın en Siyonist Başkanı olarak tanımlayan Milei’nin, Bolivya’da Ekim 2025’te Rodrique Paz’ın, Kolombiya’da Haziran 2026’da sağcı, aynı zamanda ABD vatandaşı Espriella’nın başkan seçilme süreçlerinde Netanyahu’nun, Trump’ın ve de teknoloji şirketlerinin rolü büyüktür.
İsrail’i rahatsız eden uluslararası kuruluşların başında Lahey Grubu geliyor.
Hatırlayalım, Lahey Grubu Ocak 2025’te Filistin’le dayanışma içinde hukuki ve diplomatik eylemleri koordine etmek amacıyla 9 ülke tarafından kurulmuş, Kolombiya’daki toplantısına 30 ülke katılmıştı.
İsrail’i tecrit etmeyi amaçlayan bu grup uzun süredir Netanyahu’nun hedefindeydi.
Grupta bulunan Latin Amerika ülkelerinde başkanlar değiştikçe dengeler İsrail’den yana döndü.
Yeni başkanlar Arjantin’de, Honduras’ta, Bolivya’da ve Kolombiya’da önce eski başkanların İsrail’e ilişkin koyduğu yasakları kaldırıyorlar.
Ardından Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyarak büyükelçiliklerini bu kente taşıyorlar.
Sonraki adım, İsrail’in Suriye toprağı Golan Tepeleri’ni ilhakını tanımak oluyor.
Devamında İsrail’le ticareti yeniden başlatıyorlar.
Ve son olarak da Lahey Grubu’ndan çıkıyorlar.
Brezilya’da Bolsonaro’nun seçilmesi durumunda da aynı adımların atıldığını göreceğiz.
Trump’ın, Netanyahu’nun hatta Arjantin Devlet Başkanı Milei’nin birlikte hareket ederek Bolsonaro’yu açıkça desteklemesi üzerine Lula, bu seçimleri “ulusal egemenlik savaşı” olarak tanımladı.
Lula, “Ulusal egemenliğimiz kaybetmeyeceğiz” diyor.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish
Hakkında daha ayrıntılı: brezilyabinyamin netanyahuDONALD TRUMP
DAHA FAZLA HABER OKU
Prof. Dr. Levent Eraslan Çocuklarımızın dikkati kimin elinde?
Doç. Dr. Halim Gençoğlu Osmanlı-Portekiz mücadelelerinin duayen ismi: Salih Özbaran
Doç. Dr. Ali Oğuz Diriöz Hindistan'ın küresel yarı iletken endüstrisindeki yükselişi
röportaj
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.