YAYINLAMA 23 Ekim 2026 12:18
GÜNCELLEME 23 Ekim 2026 12:30
İstanbul Sanayi Odası (İSO) bünyesinde gerçekleşecek İSO Meslek Komiteleri ve Meclis Üyeleri Seçimi öncesinde, birlik, beraberlik ve demokratik katılım vurgusu yapan Ender Yılmaz, tüm İSO üyelerini sandığa davet etti. İSO’nun 26 Ekim Pazartesi günü Haliç Kongre Merkezi’nde yapılacak seçimler öncesinde ortak sorumluluk bilincine dikkat çeken Yılmaz, “Güçlü İSO, Güçlü Türkiye” vizyonunun ancak yüksek katılım ve bütünleştirici bir yönetim anlayışıyla hayat bulacağını vurguladı.
Adaylığının temelinde kapsayıcı ve adil bir yönetim anlayışı olduğuna dikkat çeken Ender Yılmaz, “Farklı düşüncelerimizle, farklı önceliklerimizle ama ortak bir sorumluluk bilinciyle 26 Ekim’de sandık başında bir araya geleceğiz. Adaylığımın merkezinde ayrıştırmak değil, bütünleştirmek var. Hiçbir üyemizi ötekileştirmeden; her sektörün sesini duyan, şeffaf, hesap verebilir, güvenilir ve liyakate dayalı bir yönetim anlayışını savunuyorum. İSO’nun köklü etik değerlerine sahip çıkan, adaletten, dürüstlükten ve üyeye saygıdan asla taviz vermeyen bir anlayışla sizlerin haklarını savunacağıma söz veriyorum.”
“Kazanan İSO ve Türkiye sanayisi olacak”
Seçim sürecinin demokratik bir olgunluk yarışı olduğunu ve sandık sonrasındaki birlikteliğe işaret eden Yılmaz, yaptığı çağrıda şu değerlendirmede bulundu:
“Seçim dönemi tatlı bir yarış, sandık kapandığında hepimiz aynı odanın, aynı üretim ailesinin fertleriyiz. Sonuçta kazanan İSO, kazanan Türkiye sanayisi olacak. 'Güçlü İSO, Güçlü Türkiye' vizyonu, sadece bazılarımızın değil, hepimizin katılımıyla anlam kazanacak. Bu nedenle, görüşlerimiz ne olursa olsun, demokratik olgunluğun güçlü bir göstergesi olarak hep birlikte sandığa gidelim ve temsil ettiğimiz bu köklü kurumun iradesine sahip çıkalım. 26 Ekim Pazartesi günü Haliç Kongre Merkezi’nde oy kullanmaya tüm üyelerimizi bekliyorum. Gelin hep birlikte; 'Sesimizi değil, sözümüzü yükseltelim!'”
İSO Başkan Adayı Ender Yılmaz’dan sanayinin dönüşümü için 12 öncelikli adım
1-Teknoloji odaklı sanayi hamlesi ivme kazanmalı
Teknoloji odaklı sanayi hamlesi ülkemizin küresel rekabet gücünü artıracaktır. Kritik yatırımlar daha güçlü bir şekilde teşvik edilmeli, teknoloji geliştirme faaliyetleri ivme kazanmalıdır.
2-HIT-30 High-Tech Türkiye programı sonuç odaklı hale gelmeli
HIT-30 High-Tech Türkiye Programı 2030 yılına kadar ülkemizi yüksek teknoloji üretiminde küresel bir merkez yapmayı hedefliyor. Bu hedefe ulaşmaya katkı yapacak sanayi sektörlerimizle gerekli koordinasyon ve iş birliği sağlanarak yüksek teknoloji üretme çabaları sonuç odaklı hale getirilmeli.
3- Sanayinin nitelikli finansmana erişimi sağlanmalı
Sanayimizin nitelikli, makul maliyetli, sürdürülebilir, uzun vadeli finansmana erişimi konusunda hala yeterli adımlar atılabilmiş değil. Üretim hayatı 21. yüzyılda çok köklü bir değişim yaşıyor. Özel sektörün bu değişimi tek başına, kendi kaynaklarıyla gerçekleştirmesi mümkün değil. Bu konuda gerekli finansal destek mutlaka sağlanmalı.
4-İhracatta güçlü bir ivme için yeni pazarlar teşvik edilmeli
Sadece üretmek değil üretileni özellikle yurtdışı pazarlarda satabilmek önemli. Geleneksel ihracat pazarlarımızda talep azalması dikkat çekici. Yeni pazarlar bulmak her geçen gün daha kritik hale geliyor. Ticaret Bakanlığımız, Dışişleri Bakanlığımız bu konuda daha aktif davranarak iş dünyamıza yardımcı olmalıdır.
5-Nitelikli işgücü için yeni nesil bir üniversite-sanayi iş birliği başlamalı
Sanayimizin nitelikli iş gücü sorunu hala devam ediyor. Üniversite-Sanayi İş birliği çabaları maalesef sorunu arzu edilen boyutta çözemiyor. Yeni nesil bir üniversite-sanayi iş birliği için YÖK ve iş dünyamız ortak çabalar sergileyerek bu konuda üretim hayatımızı destekleyecek başarılar ortaya koymalıdır.
6-Üretimde yerlileşme ertelenmemeli
Üretimde yerlileştirme daha fazla ertelenemez. Tasarımdan üretime, lojistik desteğinden tüm yaşam döngüsüne kadar fikri ve sınai mülkiyet hakları ülkemize ait bir yerli üretim ekosistemi hayata geçirilmelidir.
7-Yatırımlar plansızlık kurbanı olmamalı
Üretim hayatımızın bazı alanlarında kapasite eksikliği dikkat çekerken; diğer bazı alanlarda ise kapasite fazlalığı bulunmaktadır. Kaynakların giderek daha pahalı ve kıt olmaya başladığı bir dünyaya doğru yol alıyoruz. Türkiye’deki yatırımlar plansızlık kurbanı olmamalıdır. Bu konuda daha fazla geç kalınması maalesef kaynak israfına neden olmaktadır.
8-Emek yoğun sektörlerin rekabet gücü arttırılmalı
Geleneksel emek yoğun sektörlerin dönüşümü desteklenmeli, rekabet gücü artırılmalı. Anadolu’ya kendi isteğiyle taşınmak isteyen fabrikaların taşınma süreci Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim değişikliği Bakanlığı tarafından koordine edilmeli.
9-Ucuz ve sürdürülebilir enerji için atılan adımlar sonuçlandırılmalı
Üretim hayatı ve sanayimiz için en kritik kaynakların başında enerji geliyor. Avrupa Birliği'nin ucuz ve sürdürülebilir enerji kaynağının kesintiye uğramasıyla birlikte karşılaştığı ciddi sorunlar herkesin malumu. Türkiye ucuz ve sürdürülebilir enerji kaynağının temini konusunda attığı adımları ivmelendirerek daha etkili ve sonuç odaklı hale getirmelidir.
10-Kalıcı yabancı sermaye ülkemize çekilmeli
Sanayimizin gelişimi sadece yerli sermaye girişim ve yatırımlarıyla mümkün değil. Kalıcı yabancı sermaye yatırımı mutlaka ülkemize çekilmelidir. Bu konuda en kritik husus hukuktur. Türkiye hukuk alanındaki reformları yaparak yabancı sermaye için gerekli olan ortamı mutlaka yaratmalıdır.
11-Lojistik entegrasyon tamamlanmalı
Üretim merkezleriyle limanlar, karayolları, havalimanları arasındaki lojistik entegrasyon süreci hızlandırılmalıdır.
12-OSB’lerin modernizasyonu hızlandırılmalı
Mevcut OSB’ler 21. yüzyılın gerekleri doğrultusunda modernize edilmeli. Yeşil ve dijital altyapılarla donatılmış yeni nesil OSB'lerin inşası artırılmalı ve hızlandırılmalı.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.