22 Ekim 2026, Perşembe · 22:39 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

30. İstanbul Tiyatro Festivali'nde kaçırmamanız gereken 10 oyun

30. İstanbul Tiyatro Festivali, 22 Ekim-3 Aralık tarihleri arasında, Türkiye’den ve yurtdışından merakla beklenen yepyeni oyunlardan yenilikçi performanslara toplam 17 tiyatro, performans ve dans gösterisini Mehmet Birki…

Güncellenme: 22.10.2026 18:36:12

Haber Merkezi Takip Et:

30. İstanbul Tiyatro Festivali, 22 Ekim-3 Aralık tarihleri arasında, Türkiye’den ve yurtdışından merakla beklenen yepyeni oyunlardan yenilikçi performanslara toplam 17 tiyatro, performans ve dans gösterisini Mehmet Birkiye küratörlüğünde bir araya getiriyor. İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Koç Holding Enerji Grubu Şirketleri Aygaz, Entek Opet ve Tüpraş sponsorluğunda düzenlenen festivalin kaçırılmaması gereken 10 oyununu sizin için derledik.

Caroline Guiela Nguyen’in yazıp yönettiği Lacrima, Avignon Festivali’ndeki gösteriminden sonra Odeon Paris, Barbican, Schaubühne, BAM başta olmak üzere Kanada’dan Avustralya’ya dünyanın önde gelen sahneleri ve festivallerinin ardından festivalin 30’uncu edisyonunun açılışını yapmak üzere İstanbul’a geliyor.

Bir İngiliz prensesinin düğünü için sipariş edilen gelinlik, Paris’teki bir modaevinden Alençon’daki dantel atölyelerine, oradan Mumbai’deki nakış ustalarına uzanan bir üretim zincirinin merkezinde yer alıyor. Latince “gözyaşı” anlamına gelen Lacrima, bu süreç üzerinden görünmeyen emeği, üretimin beraberinde getirdiği vicdani sorumlulukları ve emeğin estetikle ilişkisini ele alıyor. Kültürlerarası ve eşzamanlı bir kurguya sahip yapımda Fransızca, Tamilce, İngilizce ve Fransız İşaret Dili kullanılıyor; oyun Türkçe üstyazıyla sahneleniyor.

Oyun 22 ve 23 Ekim tarihlerinde Zorlu PSM Turkcell Sahnesi'nde.

Fernando Melo’nun 2023’te Danish Dance Theatre için yarattığı "Rüzgâr Ağacı (Leaning Tree)", 30. İstanbul Tiyatro Festivali’nde İstanbul Devlet Opera ve Balesi ile festivalin ortak yapımı olarak MDTistanbul tarafından sahneleniyor.

Danimarkalı ressam Vilhelm Hammershøi’nin dünyasından esinlenen koreografide bedenler belirip kayboluyor, ağır çekim bir ritim içinde hareket ediyor ve yerçekimi algısıyla oynuyor. Signe Lykke’nin bestelediği ve Copenhagen Phil tarafından kaydedilen senfonik müzik, Raphael Frisenvænge Solholm ile Fernando Melo’nun tasarladığı, sürekli değişen sahne düzeniyle bir araya geliyor.

Oyun, 24 ve 25 Ekim tarihlerinde AKM Tiyatro Salonu'ndan tiyatroseverlerle buluşacak.

Murat Gülsoy’un aynı adlı romanından hareketle hazırlanan Ve Ateş Bizi Tüketiyor, Müge Oskay’ın serbest uyarlaması ve Mehmet Birkiye’nin yönetimiyle sahneye taşınıyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları yapımı, İstanbul sokaklarında gecenin içinde kaybolan yaşlı bir adamın aranmasıyla ilerliyor. Bir yandan radyo sesleri, eski şarkılar, rüyalar ve kayboluşlar anlatıya karışırken şehir ve hafıza arasındaki sınırlar da belirsizleşiyor. Gülsoy’un hafıza, kimlik ve gerçeklik üzerine kurduğu dünya, sahnede mask ve kukla tasarımı, müzik, koreografi ve ışık gibi farklı unsurlarla yeniden şekilleniyor.

Oyun, 31 Ekim Cumartesi ve 1 Kasım Pazar günü Bakırköy Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi'nde sanatseverlerle buluşacak.

J.M. Coetzee’nin Romancının Romanı adlı eserinden uyarlanan Elizabeth Costello, Saim Güveloğlu tarafından uyarlanıp yönetiliyor. Oyunun merkezinde yazar Elizabeth Costello ve onun üzerinden tartışmaya açılan yazarın sorumluluğu, entelektüelin işlevi, sanat, düşünce ve temsil gibi konular bulunuyor.

Yapım aynı zamanda tiyatronun kendisine de bakıyor; sahnenin ne anlatabileceği ve günümüzde yalnızca estetik kaygılarla bir oyun üretmenin mümkün olup olmadığı gibi soruların peşinden gidiyor. Tansu Biçer, Tülin Özen, Defne Koldaş ve Sezer Arıçay’ın rol aldığı oyun, edebiyat ile tiyatro, yazar ile karakter ve temsil ile sorumluluk arasındaki ilişkiye odaklanıyor.

Oyun, 4 ve 5 Kasım tarihlerinde Paribu Art'ta izlenebilir.

Ad Infinitum yapımı Veda Ritüeli, babasının cenazesini düzenlemek üzere Hindistan’a dönen sağır bir adamın hikâyesini anlatıyor. Arjun’un babası, oğluyla iletişim kurmasını sağlayacak işaret dilini hiçbir zaman öğrenmemiştir. Arjun, babasının ölümünün ardından iletişimsizlikle şekillenmiş bu ilişkinin geçmişiyle yüzleşirken kendi veda ritüelini oluşturmaya karar verir. George Mann ile Ramesh Meyyappan’ın birlikte yarattığı yapımda Arjun’u Ramesh Meyyappan canlandırıyor. Sözsüz ilerleyen fiziksel tiyatro yapımında işaret dili, mim, ritim ve beden kullanımının yanı sıra animasyon görüntüler ve yüksek bas frekansları kullanılıyor. Yaratıcı altyazılar da anlatının bir parçasını oluşturuyor.

Veda Ritüeli, 7-8 Kasım tarihlerinde Paribu Art'ta...

Klaipėda Drama Tiyatrosu’nun sahnelediği "Requiem", Dmitry Krymov tarafından yazılıp yönetiliyor. Yapım, Haruki Murakami’nin Sahilde Kafka’sından Shakespeare’in Hamlet ve Ofelya’sına ve günümüzün savaş ve kayıp deneyimlerine uzanan farklı anlatıları aynı sahnede bir araya getiriyor.

Öğretmenlerinin peşinden yürüyen çocuklar, birbirine bağlı genç bir çift ve daha iyi bir gelecek arayan karakterler üzerinden kayıp, umut, masumiyet ve şiddet gibi temalar ele alınıyor. Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından ülkesinden ayrılan Krymov, yapımı en karanlık dönemlerde bile umudunu kaybetmeyen çocuklara adıyor. Oyun Litvanca, Türkçe üstyazılı olarak sahneleniyor.

Requiem, 11 ve 12 Kasım tarihlerinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde...

Henrik Ibsen’in "Bir Bebek Evi", Yngvild Aspeli ve Paola Rizza’nın uyarlaması ve yönetimiyle kukla tiyatrosunun olanakları kullanılarak yeniden sahneleniyor. Plexus Polaire yapımında Nora’nın hikâyesi, hiper-gerçekçi insan kuklaları ile örümcek ve kuş imgeleri eşliğinde anlatılıyor.

Aile hayatının dayattığı rollerle karşılaşan Nora, kendi varoluşunu ve özgürlüğünü sorgularken kontrol, teslimiyet, tutunma ve vazgeçme arasında ilerliyor. Yapımda gerçek ile yapay, oyuncu ile kukla ve karakter ile nesne arasındaki sınırlar giderek belirsizleşiyor. Oyun İngilizce, Türkçe üstyazılı olarak sahneleniyor.

Bir Bebek Evi, 11 ve 12 Kasım tarihlerinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde...

2022’de festival küratörü Işıl Kasapoğlu’nun fikriyle başlayan İstanbul Mon Amour serisi, bu yıl BAM İstanbul ile Kadıköy’e taşınıyor. Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazıp yönettiği Aşk > Nefret < Aşk, Kadıköy’de üç farklı mekâna yayılan üç hikâyeden oluşuyor. Şehre uğrayan, ondan nefret eden ve ona âşık olan kadınların hikâyeleri üzerinden aşk, nefret, hafıza ve aidiyet gibi konular ele alınıyor. Damla Sönmez, Ceren Kaçar, Selen Öztürk, Sevda Deniz Karali ve Melis Öz’ün rol aldığı yapım, Saint-Joseph Fransız Lisesi’nden başlayarak Yeldeğirmeni Sanat’a ve Komünite’ye uzanan çok duraklı bir rota izliyor. İzleyiciler yapımı Rahat Tur veya Hızlı Tur seçeneklerinden biriyle deneyimleyebiliyor.

"İstanbul Mon Amour: Aşk > Nefret < Aşk", 21 ve 22 Kasım tarihlerinde İstanbul Özel Saint-Joseph Fransız Lisesi, Yeldeğirmeni Sanat ve Komünite'de.

Nederlands Dans Theater’ın genç topluluğu NDT 2, üç bölümlük bir programla İstanbul Tiyatro Festivali’ne konuk oluyor. Program, NDT’nin farklı kuşaklarından üç koreografı bir araya getiriyor. Marco Goecke’nin koreografisini üstlendiği The Big Crying ve Jiří Kylián’ın Sleepless yapımlarının yanında, Noé Soulier’nin koreografisini hazırladığı yeni bir çalışma da programda yer alıyor.

1978’de Jiří Kylián tarafından kurulan NDT 2, Nederlands Dans Theater’ın koreografik mirasını yeni kuşak dansçılarla sürdürüyor. Yaklaşık 120 dakika süren programda üç farklı koreografik yaklaşım art arda izlenebiliyor.

NDT 2, 27 ve 28 Kasım'da Zorlu PSM Turkcell Sahnesi'nde...

Marah Haj Hussein’in konseptini oluşturduğu ve performansını gerçekleştirdiği Dil broblem değil (Language: no broblem), sınırlar, yerinden edilme ve dil arasındaki ilişkiye odaklanıyor. Belçika’da geçen bir tren yolculuğu üzerinden ilerleyen kişisel hikâyeye, işgal altındaki Filistin’de yaşayan aile üyelerinin ses kayıtları eşlik ediyor. Bu kayıtlarda aile fertleri, günlük yaşamlarında kullandıkları Filistin Arapçası ile yaşadıkları devletin resmî dili İbranice arasındaki ilişkiyi ve iki dil arasında yaşama deneyimlerini anlatıyor.

Yapım, birden fazla dil arasında yaşamanın kimlik, sınırlar ve yerinden edilme algısı üzerindeki etkisini ele alırken dilin baskı altında nasıl değişebildiğine de odaklanıyor. Arapça, İbranice, İngilizce ve Hollandaca kullanılan oyun Türkçe üstyazıyla sahneleniyor.

"Dil broblem değil (Language: no broblem)", 28 ve 29 Kasım tarihlerinde Alan Kadıköy'de tiyatroseverlerle buluşacak.

İlgili Konular: #İKSV #30. İstanbul Tiyatro Festivali

En

İlgili Haberler
Borsa SPK'dan 48 kişi hakkında suç duyurusu kararı! Bu seferki hisseler Altınkılıç ve ANELE... Mynet Finans · 10 dk önce Borsa Etsy hissesi 90,34 dolarla 52 haftanın zirvesinde Investing Haberler · 16 dk önce Borsa ABD'de konut düzenlemesi: Kurumsal yatırımcılara sınırlama geliyor Dünya Gazetesi · 17 dk önce Borsa NIQ hissesi 19,72 dolarla 52 haftalık zirveye ulaştı Investing Haberler · 20 dk önce Borsa Manhattan Bridge Capital CEO’su Ran Assaf 34.692 dolar değerinde hisse aldı Investing Haberler · 22 dk önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.